İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS X Y292b
Der-akab pehlivân topu alup cilbendine kodu. Ve yerde olan ipler bir rakîk iplik imiş, cümlesin çantasına koyup bu meydân-ı ma‘rekede niçe ma‘rifetler dahi izhâr etdi.
EÇS X Y292b
Her ma‘rifetine aklım perîşân oldu. Lâkin akl-ı kâsırım ile eyle mülâhaza etdim ki mezkûr topun içi şeb-nem ile ya‘nî çiğ ile dolu ola, çiğ ise şiddet-i harâreti gördükde havâya münkalib olur. Ol mahalde havâya topu atdı kim şiddet-i hâr kemâlinde idi. Bu kadar kelimâtdan ve bu kadar tahsîl-i mâl edince top içinde çiğ kalmayup endi. Bundan gayra akl-ı cüz’îm ihâta etmedi, ilme'l-yakînim bunu kabûl etdi.
EÇS X Y292b
Kalın ipleri urkanlar görünmesi simyâdır. Ammâ yetmiş dörd târîhinde Uyvar kal‘ası fethinden sonra Alman diyârında (---) şehrinde yine böyle ber-havâ top ile bir pehlivân ma‘rifet göstermişdir kim hakkâ ki pehlivân-ı cihân idi, mufassal tahrîr olunmuşdur. Ammâ bu pehlivân dahi meydân-ı Bedevî'de ibret-nümâ ma‘rifetler gösterdi. Her temâşâ etdiğimiz tahrîr eylesek bir kitâb-ı kübrâ olur.
EÇS X Y292b–Y293a
Ve bu meydân-ı Tanta'da köşe köşe salıncaklar ve dollâb ve beşikler ve taht-ı revânlar ve çarh-ı felekler ve atlı karacalar ile müzeyyen olup tabıllar ve zurnalar ile sagîr ü kebîr salıncaklara binüp Y 293a âşıkân [u] ma‘şûkân salınırlar. Gûyâ mevlûd-ı Bedevî yevm-i ıyddir, leyle-i mübârekeleri Kadir olur. Bu şâdumânlardan gayrı köşe köşe âşıkân-ı sâdıkânlar haymelerinde deff ü kudüm ve tabl [ü] nakâre ile tevhîd ü tezkîr edüp şâdumânlar olduğundan mâ‘adâ her tarafda niçe bin kazgan ta‘âmlar ve ni‘met-i nefîseler tabh olup yenilüp içilmede. Ammâ hikmet-i Hudâ bu meydâna şarâb gelse bi-sırr-ı Bedevî sirke olur. Ammâ bozahâneler ve fış fış şerbetleri vardır. Lâkin ırka sûs ve dahi berberîs ve temirhindî ve inebü'd-dibs şerbetleri latîf meşrûbâtlardır. Aceb hikmetdir kim bu meydânda şarâb sirke olur.
EÇS X Y293a
Ve bu velvele-i cihân-ârâ meydânda cümle ehl-i turukun meşâyihleri fukarâları ile deff [ü] kudüm ve zîllerin ve tablların çalarak ve alemlerin kaldırarak na‘ralar haykırarak zikrullâh ederek fukarâları raks u semâ ederek alay alay fevc fevc gürûh gürûh Seyyid Ahmed el-Bedevî hazretlerinin ziyâretine gidüp Hudâ hakkıyçün tarîk-ı âmlar içre eyle izdihâmlar olur kim ba‘zı zamân der-sa‘âdetde avret ve oğlan pâyimâl olup merhûm olmuşdur. Değme âdem cür’et edüp ol mahalde ziyâret edemez. Ya‘nî Mekke ve Medîne ziyâretleri ve tavâflarında bu mertebe izdihâm olmak ihtimâli yokdur. Meğer beyt-i şerîf açılırsa, ol zamân izdihâm olur, lâkin bir sâ‘atden âsûde olur. Ammâ bu Bedevî ziyâreti kâmil on gün on gece mahşer cem‘iyyeti olup omuz omuzu sökmez, ism-i Hû ile ve semâ’-ı Hayyü'l-kayyûm ve tevhîd-i erre ile şehr-i Tanta içi na‘ra-i Hû ile pür olup sadâ-yı zikrullâh evc-i âsumâna peyveste olur.
EÇS X Y293a
Ve bu meydânda a‘yân-ı kibârdan ağniyâ kimseler hayemât ve çergelerin ibrîşim hâlîçeler ile döşeyüp dîbâ ve şîb ü zerbâf ve atlas u katîfe ve kâmhâ ve dârâ-yı vâlâ sûzenî Hindistân mak‘adları ile döşeyüp gûnâ-gûn münakkaş katîfe mahadde ve girdebâlînler ile ve perde-i zenbûrîler ile haymelerin zîver edüp gûnâ-gûn silâhlar ile ve zî-kıymet bisât âvânî ile ârâyiş-i hayme ederler. Ve her çadır önünde ucu bayraklı yüzer yüz ellişer kargı sırıklar ile bezenmişdir. Ve niçe bin kanâdîl ve meş‘al ile çerâğân olup filandıra ve alemler donadup her hayme nigârhâne-i Çîn gibi ile pür olup şeb [ü] rûz Q 270b sohbet-i P 267b hâs olunup devâm-ı devlet-i pâdişâhîye du‘â-i hayr ederler. Ve cümle meşâyihân dahi haymelerin niçe kerre yüz bin kanâdîller ve alem ve sancaklar ile zeyn edüp tâ‘at [u] ibâdet ederler.
EÇS X Y293a
Ve'l-hâsıl bu mevlûd-ı Bedevî'de ne gûne zevk ü şevk murâd edinsen bulunur. Ammâ beyit:
EÇS X Y293a
Âlem-i kesretde vahdet zevkin eyle yâra bak
EÇS X Y293a
Kalbini sâf eyleyüp âyîne-veş dîdâra bak
EÇS X Y293a–Y293b
ebyâtı mazmûnu üzre ârif-i billâh oldur kim bu âlâyiş ârâyiş-i dünyâya im‘ân-ı nazar ile nazar edüp aldanmaya, ve âlem ağyârdan bî-haber iken kesretde vahdet zevkin edüp kalb âyinesin mücellâ edüp zevk-i bâkîye nazar ede. Zîrâ bu zîb ü zîver ve hây Y 293b hû-yı dünyâ fânîdir. Âye[t]:
EÇS X Y293b
Cümle ehl-i zâhir bir semte sâlik olup hâb-ı gafletde iken ba‘zı ârif-i billâh ehl-i bâtınlar ile nısfu'l-leylde Hak katında bâkî olan tevhîd-i sultânî ve temcîd-i Rabbânî ederler.
EÇS X Y293b
Ve niçe bin yerde mevlûd-ı şerîfler tilâvet olunup na‘t-ı şerîfleri hoş-elhân ile zâkirân [u] şâkirânlar tilâvet etdükde sadâ-yı na‘t-ı Resûl-i mübîn evc-i semâda kerrûbiyânı ve yerde perîzâdı ve âdemîzâdları mest [ü] medhûş eder. Ve bu sahrâ bilâ-had ü ad niçe kerre yüz bin kanâdîller ve meş‘aller ile müzeyyen olduğundan her şebi meh-i çârdehden nişân verüp rûz-ı rûşen-misâl olur. Netîce-i merâm bu gecelerde herkes bir şey ile âlûdedir. Beyt:
EÇS X Y293b
Hallâk-ı ezel âleme kıldıkda tecellîHer kulu birer hâl ile kılmış mütesellî
EÇS X Y293b
Bu meydân-ı melâhatde bir gürûh-ı enbûh ricâlullâh dahi bu dârâtla âlûde olup on gün on gecede her hayme ve hargâh önünde niçe kerre yüz bin gûnâ-gûn tüfeng ü fişeng ve tarakı ve âsumânî ve badaluçka ve bahrî ve kelebek ve koçlar ve deliceler ve kestâneler ve tâvûs ve horoslar ve fişekden atlar ve kal‘alar ve papaslar ve Yahûdîler ve dîvler ve perîler ve cemâller ve şâzrevânlar ve havânlar ve tulumbalar ve şebpereler ve pervâneler ve bunun emsâli niçe sûret fişekleri ve bârûd u neft ile memlû’ fânûslar ve çarh-ı felekler ve âteşden çadırlar ve fişekli hımârlar ve kelbler ve câmûsların fişeklerine âteş edince ve bu hayvânlar havfından bu deryâ-misâl askerin içine düşüp bir hây hûy vâveylâ şâdumânı olur kim gûyâ gulgule-i Hind'dir.
EÇS X Y293b
Ve niçe bin elvân âteşbâzlık ma‘rifetleri icrâ olup ve niçe yüz bin tüfengler atılup ve havâ’î fişengler kehkeşân-âsâ semâya ser çeküp bu sahrâ-yı Tanta murg-ı semender-vâr âteş-i musanna‘ içinde kalup şeb-i zulmetleri rûz-ı rûşen-misâl olur. Ammâ bu âteşbâzlık şâdumânları ibtidâ Garbiyye ve Menûfiyye kâşiflerinden zuhûr eder. Üç gün üç gece birbirlerine hasmâne ol kadar âteş-feşânlıklar ederler kim her biri ikişer bin guruş hemân mezkûr fişeklere sarf edüp niçe çadırlar ihrâk olur. Bu âteş-feşânlık kânûn-ı kadîmdir kim Sultân Kayıtbay bizzât mevlûd-ı Bedevî'ye gelüp niçe mâl-ı firâvânlar sarf edüp şâdumânlar edermiş.
EÇS X Y293b
Hulâsa-i kelâm hakîr seyyâh-ı âlem Evliyâ kırk bir senedir on sekiz pâdişâhlık yeri geşt ü güzâr etdim, görmedim; illâ Mısır sultânlığında görmek müyesser oldu.
EÇS X Y293b–Y294a
Bu Bedevî şâdumânı Mısır'ın Nîl-i mübârek kesiminde ve İslâmbol'da sûr-ı hümâyûnda ve deryâ üzre Sarâyburnu'nda kapudan paşa donanması şâdumânında ve kılâ‘lar fethi donanmalarında ve şehzâdegân vücûda gelmesi donanmalarında ve pâdişâh-ı heft-kişver gazâdan geldüği donanmalarda ve mâh-ı Receb ve mâh-ı şa‘bân'da İslâmbol'un Kâğızhâne şeb-bükü şâdumânında ve Göksu Y 294a erguvânı faslında ve Hisâr kirazı faslında ve Akbaba Sultân faslında ve Budin eyâletinde Peçuy-ı Sirem mânend-i bâğ-ı İrem'in bârûdhânesi faslında ve Konya'nın Merâm'ı faslında ve Malatıyye'nin Aspuzu'su mevsiminde ve Adalya diyârının yaylağı Istanaz behiştinde ve Rûmeli'nde Ârnâbûdıstân'ın Elbasan şehri içre mesîregâh-ı Büzürg Seng'inde ve Dolyan panayırında ve Maşkolor panayırında ve Alasonya panayırında ve Ösek panayırında ve vilâyet-i Alaman'da Lonçat fûlunda(?) ve Kefe'nin Sudak bâğında ve Dağıstân'ın Irâk-ı Dâdyân kurbunda Penç Hasan'da ve Acem'de Gîlân bâzârında ve Meşhed'de İmâm Rızâ cem‘iyyetinde ve Tebrîz'in yevm-i Âşûrâ'da maktelü'l-Hüseyn'inde ve Bağdâd'ın senede bir kerre Selmân-ı Pâk'inde ve İmâm Hüseyn'de ve İmâm Alî'de.
EÇS X Y294a
Bu bâlâda ale't-tertîb tahrîr olunan cihân-ârâ deryâ-misâl asker ile cem‘iyyet-i kübrâ olan vâcibü's-seyr hasretü'l-mülûk teferrücgâhlar ve mesîregâhlar ve ziyâretgâhların cümlesin görmek müyesser olmuşdur. Ammâ bu zikr olunan cem‘iyyet-i kübrâların cümlesi bir olsa mevlûd-ı Bedevî şâdumânından bir cüz’ olmayup bir gün yâhûd bir gecesi şâdumânlığı kadar olmaya. Zîrâ Koca Bedevî hâlâ mutasarrıfîndendir ve hayâtındaki gibi tasarrufdadırlar. Anlar ölmemişlerdir, zîrâ bu hadîs-i şerîf kibâr-ı evliyâ ve mü’minûn hakkındadır:
EÇS X Y294a
hadîsi vârid olmuşdur, sadaka Resûlullâh. Bu hadîs-i şerîfe îmân [u] i‘tikâdımız vardır kim anlar haydır.
EÇS X Y294a
Ve bu cem‘iyyet-i kübrâ anların da‘veti iledir. Dünyâ halîfelerinin niçe kerre yüz bin ulûfeli kulları vardır. Hîn-i mahalde başına asker cem‘ etmek murâd edinse cümle askerin zor-bâzû ile ve asker sürücüleri ile kıra kıra gücile bir yere cem‘ ederler. Ammâ bu kadar mahlûk-ı Hudâ Hind ü Sind'den Arab u Acem ve Rûm'dan "Yâ Bedevî" deyüp mülk [ü] emlâkin ve evlâd [u] iyâlin terk edüp şedd-i rahl ederek bu kadar mâl sarf ederek mevlûd-ı Bedevî'ye gelüp âsitânesine yüz sürüp şâdumânlar ederler. Ve Hudâ-yı Müte‘âl hakkıyçün ol atebe-i aliyyeye bir kerre yüz süren cümle emrâz-ı muhtelifeden ve memkûr ve meshûr olmuşlukdan ve cümle elem ü ıztırâbdan ve havf [u] hatardan halâs olup masûn u mahfûz olur, mücerrebdir.
EÇS X Y294a–Y294b
Ammâ bu cem‘iyyet-i kübrâya mu‘âdil Mekke-i mükerremede cebel-i Arafât'dan avdet edüp üç gün üç gece yetmiş bin huccâcın Mîne bâzârı şâdumânı mevlûd-ı Bedevî'den savâb cihetinde ve âdem deryâsı ve devâbât cem‘iyyet cihetinde Mîne bâzârı cem‘iyyeti âlîdir. Ve ol meydân-ı melâhatda başka inşirâh-ı sadr zevk-ı derûn vardır kim cemî‘i mâsivâ hâtırdan dûr olup herkese Rabb'i ile mâbeyninde bir hicâb perdesi kalır. Zîrâ herkes rahm-ı mâderden müştak olmuş gibi Y 294b ma‘sûmdur. Zîrâ bu hadîs-i şerîf delîldir:
EÇS X Y294b
buyurmuşlardır. Bir kerre derûn-ı dilden ve cân [u] gönülden tevbe eden günâh etmemiş gibi olur. Bir kul her kande tâ’ib ü tâhir olsa ana rahminden doğmuşa döner. Hemân i‘tikâd ile tâlib olmak gerek. Beyt:
EÇS X Y294b
Tâlib olsam bu eyyâmı sen gül-i ra‘nâyı bir
EÇS X Y294b
Bu meseldir Tanrı'sın bulur nigârâ isteyen
EÇS X Y294b
mazmûnu üzre Mekke ve Medîne'de ve Bedevî'de murâd edinen kesretde vahdet zevkin edüp Rabb'isin bulur. Ammâ kutbü'l-aktâb her sene mevlûd-ı Bedevî'de hâzır olur, derler, niçe kerre müşâhede olunmuşdur.
EÇS X Y294b
Eğer su’âl olunur ise bu mevlûd-ı Bedevî'de bu kadar Q 271a P 268a cân bir yere cem‘ oldukdan sonra elbette niçe dürlü fezâhat olur, dersen kâr-ı dünyâ böyledir. Ve anlar bir bahr-i amîkdir ve gavs-ı a‘zamdır. Hâr u hâşâk makûlesinden bahr-i ummâna zarar isâbet etmez. Ol makâm-ı kübrâda fitne ve fesâda karışan nâ-ehil elbette anda ıslâh-ı nefs eder. Eyle bir cem‘iyyet-i kübrâ sâhibi sultân-ı Ebü'l-yetâmîndir, himmetleri hâzır ola.
EÇS X Y294b
Ve bu mevlûd-ı Bedevî'nin sekizinci günü münâdîler cümle ehl-i züvvâr mâbeyninde nidâ edüp,
EÇS X Y294b
"Nehâriyye şehrinde cum‘a gün eş-şeyh Muhammed ibn Zeyn hazretlerinin mevlûd-ı şerîfi vardır" deyü tenbîh ü te’kîd ederler.
EÇS X Y294b
Hemân ki cümle züvvâr bu nidâyı istimâ‘ etdükleri sâ‘at pençşenbe gün ba‘zı züvvâr ve ehl-i tüccâr hayme dükkânların bozup Nehâriyye şehrine intikâl ederler.
EÇS X Y294b
Ol günler mevlûd-ı Bedevî bâzârında bin deve yükü leblebi bey‘ olunup niçe bin kantâr helvâ fürûht olunur. Mübâlağa değildir, zîrâ cemî‘i İslâm diyârından gelen ehl-i züvvâr vilâyetlerine müteveccih olduklarında teberrüken leblebi götürmeleri mukarrerdir. Zîrâ gâyet lezîzdir. Nohud üzre şırluğan yağı serpüp kızgın kum içinde bişirirler. Bir diyâra mahsûs değildir, anıniçün lezîz olur. Bu leblebi meşhûr-ı âlemdir. Ve huccâc lokumu gibi bir hurdece yağlı lokumu vardır, anı dahi vilâyet vilâyet teberrüken götürüp hedâyâ verirler.
EÇS X Y294b
Ve ertesi cum‘a gün cümle keşşâflar ve askerî tâ’ifesi pür-silâh olup Garbiyye kâşifi otağına cem‘ olup bir azîm summât-ı Muhammedî tenâvül olunup cümle Garbiyye muhâfazasında olan çorbacılara birer at birer deve hâliyelerini verüp Garbiyye askeri du‘â ve senâ ile vedâ‘ edüp herkes altı ay edâ-yı hizmet etmiş olup vatanlarına giderler.
EÇS X Y294b
Andan vakt-i zuhura karîb summât-ı Muhammedî Menûfiyye kâşifinindir, anda dahi ziyâfet-i azîm olup Menûfiyye çorbacıları dahi birer at ve birer deve hâliyelerin alup edâ-yı hizmet etdiklerine hüccet-i şer‘iyye alup cümle vedâ‘ edüp vatanlarına giderler.
EÇS X Y294b–Y295a
Andan Garbiyye ve Menûfiyye kâşifleri kendü askerleri ile âsitâne-i Bedevî'ye gelüp hırka hücresin açup şeyhin birine Hazret-i Bedevî hırkasın ve destârın geydirüp alay-ı azîm ile şeyhi şehir içinden Y 295a ubûr etdirerek şeyh İbrâhîm-i Metbûlî câmi‘inde salât-ı cum‘ayı edâ edüp halîfeyi yine âsitâne-i sa‘âdete getürürken cümle benî âdem istikbâline çıkup seyr [ü] temâşâ ederler. Ba‘dehu şeyhi âsitânede soyup hırka ve destârı yine hücresinde pinhân edüp keşşâflar dahi edâ-yı hizmet etdüklerine hüccet-i şer‘iyye alup anlar dahi vedâ‘ ziyâretin edüp Mısır'a giderler.
EÇS X Y295a
Zîrâ mevlûd-ı Bedevî infidâdı, hudûddur. İklîm-i Mısır'ı Nîl gark edüp keşşâfların hükmü kalmaz, müsellimler ve kâ’immakâmlar zabt eder. Aşkıyâ-yı Urbân-ı uryân dahi şakâvet etmeğe başlar.
EÇS X Y295a
Andan bu meydân-ı Bedevîde hayme vü hargâhlar bozulmağa başlayup bir ibret-nümâ-yı vâveylâ temâşâ-yı azîm dahi budur. Niçe kerre yüz bin at ve katır ve deve ve hımâr ile yükler taşınup bu sahrâda benî âdem ile bir varma ve gelme ve bir gulguledir kim ehl-i züvvârdan bir ferd kalmaz. Zîrâ hâkim keşşâflar me’zûn olup gitmek ile haşerât-ı Urbândan züvvâr u tüccâr havf ederler. Bir azîm dehşet günü dahi bugündür. Gûyâ ki dünyâ bir hayâl-i zıldır. Ortalık bir perîşânlık olup ol vâdîde bir sinek kalmaz. Kanı ol cem‘iyyet-i kübrâ ve hây hûy? Bir günde târmâr, yerleri mûr [u] mâr olup giden gidenin olur. Hakkâ ki âlâyiş-i dünyâ bir hayâl-i hâbdır. Bunda dahi ibret alacak yerdir.
EÇS X Y295a
Ve cümle ser-çeşme halîfeler bu fezâdan göçüp şehr-i Tanta içine nakl ederler. Zîrâ leyle-i sebtde âsitâne-i Bedevî'yi pâk [ü] pâkîze edüp ol gece der-sa‘âdetde ihyâ edüp bir mevlûd-ı şerîf olur kim cümle ervâh-ı evliyâ anda hâzırdır, derler. Ve ol gece cümle meşâyihân ve fukarâ binden mütecâviz hatm-i şerîf tilâvet olunur. Ertesi cümle meşâyihler ve fukarâlar dahi vedâ‘ ziyâreti edüp herkes meskenlerine azîmet ederler.
EÇS X Y295a
Ba‘dehu cümle âsitâne meşâyihleri ve fukarâları ve câmi‘ huddâmları ve türbedârân âsitâneyi mâ-i gülâb ile gasl edüp harem-i şerîfin cümle taşların dahi pâk edüp ibrîşim hâlîçelerle döşeyüp âsûde-hâl olurlar. Ertesi gün Menûf hâkinde Karneyn halîci nâm bir tur‘anın makta‘ın ehl-i beledler açup azametullâh Nîl-i mübârek deryâ gibi temevvüc ederek gelüp bu mevlûd-ı Bedevî olan sahrâyı gark edüp cemî‘i hâr [u] hâşâki götürüp ol fezâ bir deryâ olur. Gûyâ ki bu arsagâha bir âdem ayak basmamışdır. Bu dahi bir ibret-nümâdır.
EÇS X Y295a–Y295b
Hakîr bu Tanta şehrinin niçe bin dürlü seyr [ü] temâşâların im‘ân-ı nazar ile teferrüc edüp cümle ahibbâ ile ve şeyh Selâme ile ve şeyh Ahmed halîfe ile ve şeyh Çelebi ile cümle e’imme ve hutebâ ile vedâ‘laşup âsitâne-i Bedevî'de bir hatm-i şerîfi dahi itmâm edüp rûh-ı şerîflerinden istimdâd taleb edüp vedâ‘ ziyâret[i] etdikden sonra âdâb üzre atebesin bûs edüp azm-i şehr-i Nehâriyye etdik. Evvelâ Tanta şehrinden çıkup dahi deryâ gelmeden şimâl cânibine piyâde-reviş Y 295b ile dörd bin beş yüz adım bir malaka yer yürüyüp,
EÇS X Y295b
Evsâf-ı kasaba-i Mahalletü'l-Merhûm
EÇS X Y295b
Sebeb-i tesmiyesi oldur kim ibtidâ bu şehre Bağdâd-ı behişt-âbâddan bir şehzâde-i cüvân-baht-ı âl-i Abbâsiyân Hulâgû hurûcundan firâr edüp Mısır pâdişâhlarından Sultân (---) gelüp dahil düşer, ol dahi bu mahalleyi mezkûr şehzâdeye ihsân edüp eyle ma‘mûr [u] âbâdân eder kim bir şehr-i mu‘azzam olur. Hikmet-i Hudâ bu şehzâde merhûm olup câmi‘i sâhasında defn edüp mevti haberin halîfe-i Mısır'a arz ederler. Üçüncü günde cemâ‘at salât-ı cum‘ayı edâ ederken kabr-i şehzâdeden bir feza‘ [u] çeza‘ istimâ‘ ederler. Âyâ bu ne ola, deyü kabre varırlar, istimâ‘ ederler kim şehzâde lahdi içinde feryâd ediyor. Derhâl kabri keşf edüp şehzâdenin kefeni yanında bir cins hayvân şehzâdenin bâzûsundan yeyüp mürd olmuş ve şehzâdeden hayli kan cereyân edüp hayât bulmuş. Derhâl şehzâdeyi kabirden çıkarup ta‘zîm ü tekrîm ile sarâyına götürüp yedi sene dahi hayâtda olup ba‘dehu intikâl etdikde na‘şın Mısır'a götürüp Sitti Nefîse civârında medfûndur. Târîhi,