EÇS X Y295b
tahrîr olunmuşdur. Ve niçe ceffâr ve ehl-i nücûm şehzâdeye hayâtında tebşîr ederler kim,
EÇS X Y295b
"Sen bir kerre ölürsün, yedi günden yine dünyâya gelüp, yedi sene halîfe olursun" derlermiş.
EÇS X Y295b
Bu istihrâcı edenler Cirid mastabasında Q 271b P 268b medfûnlardır. Anıniçün bu şehre Mahalle-i Sultân Merhûm derler.
EÇS X Y295b
Garbiyye cezîresinde Menûf hükmünde bir şîrîn kasabadır. Vilâyet ortasında vâki‘ olmağile Menûf kâşifi tahtıdır, dâ’imâ askeri ile bunda sâkin olur. Ammâ taht-ı kadîmi şehr-i Menûf'dur, ba‘zı zamân Menûf'da dahi sâkin olur.
EÇS X Y295b
Ve bu Mahalletü'l-Merhûm yüz elli akçe şerîf kazâdır ve nâhiyesi yetmiş pâre kurâdır. Seyyid Ahmed el-Bedevî Tanta'sı bu kazâya nâhiye olup nâ’ibi hükm eder. Mevlûd günleri Mahalletü'l-Merhûm kadısı kendü varup zabt eder. Hayli mahsûl hâsıl olur.
EÇS X Y295b
Ve bu Mahalle bir düz vâsi‘ sahrâda vâki‘ olmuş bâğlı ve hûrmâ bâğçeli bir müzeyyen şehirdir. Büyük Nîl'den iki sâ‘at ba‘[î]ddir. Lâkin bâğçeleri kenârında Nîl'den müteferrik bir halîc vardır, tâ Nehâriyye önünden cereyân eden halîc kenârındadır. Sayf [u] şitâ bu halîc dâ’imdir, gemiler işler, ammâ bu mahalde nihâyet bulur. Tuğyân-ı Nîl'de bu halîc tâ Dimyât'a giden Nîl'e munsab olur, azîm halîcdir.
EÇS X Y295b
Ve bu şehrin hâneleri cümle iki bin kârgîr-binâ kireç ve toprak örtülü ma‘mûr hânelerdir.
EÇS X Y295b–Y296a
Ve beş mahalle ve kırk mihrâbdır, ammâ ikisi cum‘adır. Cümleden kadîm câmi‘ Merhûm halîfe câmi‘idir, Bağdâdî câmi‘i ve Medrese câmi‘i derler: Fevkânî altı kademe nerdübân ile çıkılır iki kapulu ve bir minâre-i mevzûnu üç tabaka ve haremsiz bir câmi‘i zîbâdır. İçinde amûdları yokdur, ancak çârtâk üzre Y 296a münakkaş ve müzehheb silu ve lâcüverd ile müzeyyen bir küçük câmi‘dir. Ve dahi çârsû içinde,
EÇS X Y296a
Câmi‘ü'l-kebîr: Gâyet cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir. Tûlen ve arzan yüz yigirmişer ayakdır. Ve otuz sekiz beyâz mermer sütûn-ı mevzûnlar üzre kemerlerdir. Dahi sütûhu sâde tahta tavandır, münakkaş değildir. Ve minberi haşebdir, taş değildir. Ve mihrâbının sol cânibindeki dîvâr üzre bu târîh var:
EÇS X Y296a
Târîhu seb‘in in terüm(?) tahrîrenAn kadrihi fes’el bihi habîrenNazmuküm Ahmed el-Hatîb eş-şâmî.
EÇS X Y296a
Bu şehirde bu iki câmi‘den gayrı hutbe yokdur, mâ‘adâ zâviyelerdir.
EÇS X Y296a
Ve kâşifin sarâyı dibinde bir kesîf küçük hammâmı var, zamân-ı kadîmde Bağdâdî şehzâdenin sarâyı hammâmı imiş. Hâlâ sarâyda kâşif sâkindir. Hareminde olan müzehheb nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn bir diyârda yokdur, zîrâ Acem nakkâşları kârıdır.
EÇS X Y296a
Ve bu şehir içre cümle iki yüz dükkândır. Kâşif sarâyından tâ Ulu Câmi‘e varınca bin adım bir şâhrâhdır. İki tarafı ma‘mûr dükkânlardır.
EÇS X Y296a
Ve suyu cümle kuyulardır. Ammâ Nîl karîb olmağile ba‘zı kimesneler develer ile Nîl suyu getürdürler. Ammâ yedi yerde ma‘mûr sebîlhânesi var.
EÇS X Y296a
Ve havâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbesi memdûhdur. Ve halkı gâyet garîb dostdur. Cümlenin ecdâdları Bağdâdîdir. Bir tevârîhde Mahalle-i Bağdâd-ı Menûf deyü tahrîr etmişler. Ve,
EÇS X Y296a
Seng-i garâyib: Bu şehir içinde kâşif sarâyının ardında bir seng-i sommâkî-i müdevver vardır, yine bir havuz-misâl bir sommâkî havz-ı azîmin tâ ortasında durur, yüz çift câmûs çekemez bir müdevver değirmen taşıdır. Ortasında mîl deliği var. Zamân-ı kadîmde şehzâde Merhûm'un sükkerhâne değirmeni imiş. Hâlâ anı iki yüz çift câmûs çevirmeğe kâdir değildir. Ammâ hâlâ sükker değirmenleri eyle taş ile değildir, bir san‘at ile çerh etmişlerdir. Bir sığır çarhı çevirdikce bir âdem durup hem sığıra hay der, hem şeker kamışın çarhın ağzına koyup çarh deverân etdikçe sükker şerbeti cereyân edüp andan alup azîm kazganlarda kaynadup amel-i kesîr ile sükker ederler, tafsîle muhtâcdır.
EÇS X Y296a
Evvelâ hazret-i Sultân Ahmed el-Bedevî'nin halîfelerinden,
EÇS X Y296a
eş-şeyh Hazret-i Abdülvahhâb-ı Cevherî: Ziyâretgâh-ı azîm, ulu sultândır. şehrin kıblesi hâricinde bir kubbe-i âlîde medfûndur. Atebesine altı kademe taş nerdübân ile çıkılır bir âsitândır. Ammâ rûhâniyyet vardır. Yanında bir zâviyesi var. Tabakât-ı şa‘râvî'de menâkıbı mufassaldır, tahrîrimize hâcet yokdur. Ve buna karîb,
EÇS X Y296a
eş-şeyh Abdullâh-ı Vâsıtî: Bağdâd şehirlerindendir. Ve kâşif sarâyı önünde Cirid mastabası kurbunda,
EÇS X Y296a–Y296b
eş-şeyh Alî-i Acemî ve eş-şeyh Mansûr-ı Endelûsî: Bunların ikisi bir kubbede medfûnlardır. Bunlardır kim şehzâdeye "Merhûm olup yedi günden hay olup yedi sene Y 296b dahi mu‘ammer olursun" deyü tebşîr edüp Bağdâdî halîfenin hayâtından sonra bunların ikisi bir ânda merhûm olup şehzâde-i âzâde bunları bir yere defn edüp üzerlerine azîm âsitâne inşâ etmiş. Mürûr-ı eyyâm ile münhedim olup hâlâ kubbesi zâhirdir. Ziyâretgâh-ı ünâsdır, kuddise ervâhuhu. Ve Abdülvehhâb-ı Cevherî'nin cenûbî mukâbelesinde,
EÇS X Y296b
eş-şeyh Seyyid Osmân es-Sayyâdî: Bir beyâz kubbede medfûndur. Ve şehir içinde,
EÇS X Y296b
Kabr-i selâs ahavât, eş-şeyh Allâme ve eş-şeyh Deyyân ve eş-şeyh Ömer: Bu üç azîz bürâderler birbirlerine karîb birer kubbede yatırlar. Bu Mahalle'ye aslâ hırsız giremez, kapuları dâ’imâ mekşûfdur. Ve rûz-ı rûşende beyne'l-halk hırsız olan kimse dahi bunların âsitânesi önünden geçmek ihtimâli yokdur, der-akab ayakları dutulup bir hatve atmağa kâdir olamaz, aceb tasarrufdur. Ve çârsû içinde Ebû Hamza zâviyesi içinde bir kubbe-i âlîde,
EÇS X Y296b
eş-şeyh Seyyid Muhammed-i Acemî: şehzâde ile Acem'den bile gelmişlerdir, bu Mahalle'de medfûnlardır. Sâdât-ı kirâmdan ulu sultân olup niçe keşf ü kerâmâtları zâhir ü bâhir olduğu Menâkıb-ı Evliyâ'da mastûrdur. Ve yine şehir içinde,
EÇS X Y296b
eş-şeyh Seydî Yûsuf: Askerî tâ’ifesindendir. Yine zâviyesi sâhasında medfûndur. Ve yine çârsû içinde,
EÇS X Y296b
Seyyid Abdurrahmân. Ve Câmi‘ü'l-Kebîr'e kârib,
EÇS X Y296b
eş-şeyh Seyyid Abdurrahmân-ı Süveydî: şehzâde ile bile gelüp Kürdistân'da Süveyd vilâyetinden ulu sultândır.
EÇS X Y296b
Bu sultânları cümle ziyâret edüp ervâh-ı şerîfleriyçün birer Yâsîn veyâhûd birer Fâtiha-i şerîf tilâvet edüp âşinâlık kesb edüp rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb etdik. Ba‘dehu Menûf kâşifi Mîrzâ Ağa'dan bir at ve beş bin para hâliye hizmetimiz alup ve beş hayyâl refîkler ile Mahalle'den şimâl cânibine bir malaka ya‘nî üç bin adım gidüp Nîl tur‘ası kenârına gelüp gemi ile ubûr edüp,
EÇS X Y296b
Sebeb-i tesmiyesi oldur kim Delûke zamânında susuz bir mahalle olmağile niçe bin kuyular kazup ol ecilden Âbyâr derler. Ba‘dehu Delûke Nîl'in bu halîci cereyân etdirüp şehir âbâdân olup olur olan Menûf hâki hükmündedir. Başka mültezimi vardır. Ve yüz elli akçe şerîf kazâdır. Yüz elli pâre kurâları vardır. Kadıya Q 272a P 269a senevî on Mısrî kîse hâsıl olur.
EÇS X Y296b
Ve şehri sâhil-i tur‘a-i Nîl'de bir düz yerde bâğ u bâğçeli ve nahlistân gülistânlı günden güne ma‘mûr u âbâdân olmada bir şîrîn kasabadır. Mürûr-ı eyyâm ile sehl harâb olmuş, ammâ seksen üç târîhinde hakîr gördükde kırk elli yerde binâlar amâr etmede idiler, ammerekellâh ilâ inkırâzı'd-devrân.
EÇS X Y296b
Cânib-i erba‘asın Nîl-i mübârek ihâta etmiş hoş-havâ ve dilküşâ şehirdir. Cümle üç bin kireç ile pûşîde kârgîr-binâ ve gayrı muhtasar binâ büyûtlar vardır.
EÇS X Y296b–Y297a
Cümle tokuz mahalle ve kırk mihrâbdır, ancak üçü cum‘adır, mâ‘adâsı zâviyelerdir. Garâfe-i kübrâ'da Y 297a Nîl'e karîb,
EÇS X Y297a
Câmi‘ü'l-kebîr: şehrin cânib-i şarkîsinde yine şehre muttasıldır, ammâ cemâ‘ati azdır. Tûlen ve arzan ikişer yüz ayak câmi‘-i kebîrdir. Ve cümle elli sütûn-ı müntehâlar üzre tâk-ı Kisrâ'dan nişân verir kemerler üzre tavandır. Ve sütûhu kireç ile sıvalıdır. Ve üç tabaka bir minâre-i serâmedi. Ve üç kapusu. Ve minberinin sağ tarafındaki bucakda çâr-gûşe bir beyâz mermer üzre celî hat ile böyle terkîm olunmuş:
EÇS X Y297a
Resmü eyyâmı's-Sultân el-Melikü'l-Eşref halledallâhu mülkehu
EÇS X Y297a
Ve yine minberin sağ cânibinde yine beyâz mermer üzre celî hat ile bu târîh kitâbet olunmuş:
EÇS X Y297a
Bismillâhirrahmânirrahîm ve sallallâhu alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihi ecma‘în. Hâze'l-câmi‘u inşâu el-fakîr ilallâhi ta‘âlâ ve ilâ rahmih ve gufire leh Ebü'l-Hasan bin Alî bin Ahmed el-Hasenî el-hâfız. Ceddede hâze'l-câmi‘e'l-mübâreke'l-imâret fî şehri şa‘bâni'l-mübâreki'l-mükerrem, sene tis‘în ve tis‘imi’e [990].