İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS X Y301a
Hazret-i şeyh İbrâhîm bunda sâkin olmağile yâ-yı nisbî ile İbrâhîm-i Dessûkî derler. Garbiyye hâkinde Nîl'den beş yüz adım ba‘îd Çerkes Kaytâs Ağa iltizâmında beş yüz hâneli ma‘mûr kasabadır. Dârışeddi ve mürşidi ve bin cürd atlıya mâlik şeyhü'l-Arab'ı Q 274a P 271a var, hükûmet eder. Ve âsitâne-i Dessûk'un evlâd-ı zevi'l-ihtirâmdan meşâyihleri var, fukarâlara hükûmet eder. Ve mahalle-i Ebû Alî nâhiyesidir.
EÇS X Y301a
Ve şehri Nîl'den beş yüz adım ba‘îd bir mürtefi‘ yerde ma‘mûr beleddir. Câ-be-câ bâğçeleri dahi vardır. Ve altı mihrâb ve bir câmi‘-i selâtîndir kim Mısır pâdişâhlarından Sultân Kayıtbay binâsıdır. Kıble kapusundan tâ mihrâba varınca bu câmi‘in tûlu yüz yigirmi ayakdır ve arzı yüz otuz ayakdır. Ve câmi‘ ve harem içinde cümle elli bir mermer ve sommâkî sütûnlar üzre kemerlerdir. Dahi üstü sâde tavandır. Minberi ağacdır. Mü’ezzinân mahfili dahi hemçünân haşebdir. Ve mihrâbı tarz-ı kadîm sâde mihrâbdır. Üstünde celî hat ile,
EÇS X Y301a
Emera bi-inşâi hâze'l-câmi‘i'ş-şerîf Sultân Kayıtbay azze nasruh.
EÇS X Y301a
tahrîr olunmuşdur.
EÇS X Y301a
Bu mihrâbın önündeki garâfede ulu sultânlar medfûndur, dâ’imâ nûr berk urur.
EÇS X Y301a
Ve bu câmi‘in dörd kapusu var, ikisi kıbleye nâzırdır, ikisi cânib-i garbda, biri imâret kapusu, biri âbdest havuzu kapusudur. Ammâ şâfi‘î havuzuna mekşûf olan bâb küçükdür, ancak tecdîd-i vuzû’ edenler girir çıkar.
EÇS X Y301a–Y301b
Ve bu câmi‘in nısfından Y 301b mihrâb tarafına altı kademe taş nerdübânlar ile iki yerden çıkılur, bâlâdır. Ve kıble kapularının solu cânibindeki kapu dibinde bir musanna‘ şeşhâne ve üstâdâne bir serâmed minâre-i mevzûnu var kim nazîri Mısır'da ve gayrı diyârda yokdur. Evc-i semâya münkalib olup üç tabaka ve yüz beş kademe bir minâre-i ibret-nümâdır.
EÇS X Y301b
Ve bu minâre dibinde haremin şimâlî köşesinden üç kat kapudan içeri,
EÇS X Y301b
Evsâf-ı ziyâretgâh-ı berûkî Hazret-i kutbü'l-aktâb İbrâhîm-i Dessûkîkuddise sırruhu'l-azîz
EÇS X Y301b
Sâhib-i nişân-ı bî-nişân, ârif-i billâh-ı bî-gümân, pîşvâ-yı mürşid-i ünâs ve sultân-ı müvelliyû'n-nuhâs hazretleri evce peyveste olmuş bir kubbe-i dürr-i beyz-âsâ kâse-i münevver içinde nûr-ı Hudâ'ya müstağrak olup âsûdedirler. Ammâ kubbeleri Seyyid Ahmed el-Bedevî gibi zîb ü zînet ile bezenmiş değildir, niçe kerre âvîze ve gûnâ-gûn maslûbâtlar ile tezyîn etmişler. Ale's-sabâh cümle zî-kıymetleri yerde bulmuşlar, anıniçün hâlâ tekellüflü değildir. Zamân-ı sa‘âdetlerinde dahi zînet ü dârâtdan haz etmezlermiş. Ancak bu kubbenin cânib-i erba‘asında birkaç kanâdîller ve niçe yüz şem‘-i kâfûrîler ve Burhânî alemleri ile müzeyyendir. Ve zemîni serâpâ mermerdir, hâlîçe döşeli değildir. Bâb-ı sa‘âdeti şimâle nâzırdır. Kubbe-i pür-envârına ehl-i züvvâr girüp mihrâbında iki rek‘at namâz kılup âdâb üzre giderler. Bu kubbe-i mehbıtın tâ ortasında bir ağacdan musanna‘ kafes içinde çâr-gûşe yeşil çuka ile mestûr sandûka içinde mestûrlardır. Ve ser-i sa‘âdetleri makâmında yeşil imâmeleri var.
EÇS X Y301b
Hasîbü'n-nesîb ırk-ı tâhirden ve sâdât-ı kirâmdandır. Ve Hazret-i Seyyid Ahmed el-Bedevî ile hem-asır olup ammizâdelerdir. Seyyid Ahmed el-Bedevî mecâzibûndan olup ümmî olup ulûm-ı evvelîn ü âhirînden haberdâr imiş. Ammâ İbrâhîm-i Dessûkî zâhir ü bâtın cem‘ etmiş mütebahhirînden musannif ü mü’ellif sultân imiş. Hâlâ niçe yüz mücelled te’lîfâtları var kim herbiri ilm-i ledünden haber verir kütüb-i mu‘teberelerdir. Ve âşıkâne fesâhat u belâgat üzre selîs ü belîğ eş‘ârları vardır, beyne'l-uşşâk ebyâtları tilâvet olunur.
EÇS X Y301b
Ve ba‘zı Menâkıb-ı Evliyâ'da ve Tabakât-ı şa‘râvî'de menâkıblarından niçe yüz keşf [ü] kerâmetleri tahrîr olunmuşdur kim hadd [ü] hasrı yokdur. Ve zamân-ı sabâvetlerinde hergiz sıbyân ile lu‘b [ü] lehve meşgûl olmamışlar. Eyyâm-ı sa‘âdetleri gece kâ’im ve gündüz sâ’im olup niçe bin meşâyihi sâhib-i seccâde edüp niçe bin âdemi irşâd etmişlerdir. Ve hâlâ mutasarrıfînden olduklarına delîlimiz oldur kim bir târikü's-salât ve şâribü'l-hamr ehl-i havâ azîzin ebyâtından birkaç ebyât istimâ‘ etse derhâl tâ’ib ü tâhir olup ehl-i sülûk olur.
EÇS X Y301b–Y302a
Ve sultânın kubbe-i pür-envârı beyâz kirec ile mestûrdur. Dahi zirve-i a‘lâsında yeşil bakırdan bir alem-i kebîri var. Cemî‘i dünyâda Y 302a bir hâdise-i kübrâ zuhûr edecek olsa yâ bir pâdişâh ölse ol yeşil alem kıbleden cânibine dönüp şarka yâhûd garba meyl eder. Andan bilirler kim alem meyl etdüği diyârlarda bir kaht [u] galâ veyâ bir azîm hâdisât zuhûr etmişdir, deyü cemî‘i Urbân tâ’ifesi bu alem döndüğiyçün "Yâ Dessûkî ve yâ Müvelliyü'n-Nuhâs" derler, ya‘nî bakır alemi döndürücü demek olur. Rûm'da Sultân İbrâhîm şehîd olduğu gün bu alem dönüp cânib-i garba meyilli durur. Hâlâ ki kubbe-i âlînin tâ zirve-i âlîsinde Habîb Neccâr mıhlamış gibi mıhlı durur. Bir ferd vaz‘-ı yed etmeğe kâdir değildir. Bir kerâmeti dahi bu alem dönmesidir.
EÇS X Y302a
Menâkıb-ı dîger
EÇS X Y302a
Bu hakîr ol sultânı ziyâret ederken kubbe içinde bir âdem feryâda başladı. Meğer Rûm huccâclarından bir oğuz cân hânesindeki huddâmlarından havf edüp harcırâh bin sikke-i hasene bundukanî koynuna koyup İbrâhîm-i Dessûkî'yi ziyâret ederken ol izdihâm-ı azîmde bir neşşâl ya‘nî yankesici herîfin koynundan bin mümessek filori öper. Herîf-i bî-çâre-i pür-yâre feryâd edüp,
EÇS X Y302a
"Yâ Dessûkî, lâyık mıdır kim seni ziyârete gelem ve Arapça diyem, benim hacc-ı şerîf niyyetine getirdiğim altunlarım senin direğinde zâyi‘ ola. Vallâhi senden Allâh['a] şikâyet ederim" deyü herîf sar‘ dutmuş gibi feryâd vâveylâ eder.
EÇS X Y302a
Derhâl âsitâne kapusu dibinde halk ürküp bizim yanımıza geldiler. Cümlemiz ileri vardık. Bir siyâh abâlı gözü sürmeli eli tesbîhli bir müşekkel nûrânî âdem, depesi üzre âsitâneye düşüp ağzı köpürüp, allâhümme âfinâ, ağzı kulağına ermiş, iki elleri kurumuş, nutka mecâli olmayup kalmış, lisân-ı hâl ile çakşırın gösterir. Derhâl türbedârın biri ve hakîrin bir fetâ memlûkü herîfin vücûdun kapudan taşra çıkarmağa cidd ü cehd etdükce herîfin esbâbları kopup herîfin vücûdu kapudan taşra çıkmak mümkin olmaduğı ecilden herîfi âsitâne içine çekince bilâ-usret girüp(?) Q 274b P 271b bin altunu hemyan kesici herîfin çakşırından çıkarup sâhibine verdiler. Altun sâhibi hemân hareme çıkup on hâfıza birer altun verüp İbrâhîm-i Dessûkî rûhiyçün hatm-i şerîf tilâvet etdirüp yüz altun dahi haremde fukarâya tasadduk etdi.
EÇS X Y302a
Ba‘dehu herîf-i sârık mecrûhan ol gece haremde kalup ba‘zı meşâyihler buna Hizbü'l-bahir ve ba‘zı azîmetler okuyup ağzı ve burnu ıslâh oldu. Ammâ elleri eyle çankal kalup gitdi. Bir ândan sonra sârik herîfi İskenderiyye'de gördük, yine elleri eğri idi.
EÇS X Y302a–Y302b
Netîce-i kelâm İbrâhîm-i Dessûkî böyle er sultân-ı gayyûrdur kim hâlâ tasarrufda. Ba‘zı münkirîn, evliyâlar intikâl etdüğinden sonra tasarruf sâhibi olamaz, deyü kerâmât-ı evliyâyı inkâr Y 302b ederler, ammâ efsânedir. Hâşâ kim anlar öleler. Hadîs-i sahîh mûcebince dünyâdan âhirete intikâl edüp hay gibi tasarruf sâhibleridir. Bâlâda zikr olunan kerâmeti bu abd-i ahkarn niçe bin âdem ile manzûru olmuşdur, kuddise sırruh.
EÇS X Y302b
Ve bu âsitâne mihrâbının sağ tarafındaki bucakda bir çâr-gûşe mermer üzre Hazret-i Risâlet-penâh'ın mübârek sol kadem-i şerîfi seng-i hârâya tâbaka'n-na‘l bi'n-na‘l te’sîr etmiş. Cümle züvvâr ehli gelüp pâ-yı şerîfin çukurundaki gülâbı yüzlerine sürünüp resm-i pâk-i Kademü'n-Nebî'yi bûs edüp şefâ‘at ricâ ederler. Ve Seyyid İbrâhîm hazretlerinin ser-i sa‘âdetleri ucunda bir levha üzre celî hattile kazılmış bu hat yazılmış
EÇS X Y302b
Emera bi-tecdîdi hâzihi'ş-şebeketi'l-mübâreketi Behrâm Ağa ibn şeyh Muhammed
EÇS X Y302b
tahrîr olunmuşdur.
EÇS X Y302b
Ve bu kubbe mihrâbının sol tarafında bir küçük kapudan içeri bir kubbe-i sagîre içinde Seyyid İbrâhîm-i Dessûkî hazretlerinin kiçi birâder-i azîzi eş-şeyh Seyyid Mûsâ hazretleri: ulu sultândır. Çâr-gûşe bir sandûka içinde medfûndur. Aslâ bir zî-kıymet eşyâ ile müzeyyen değildir.
EÇS X Y302b
Andan câmi‘in harem-i şerîfi içinde iki kubbe-i sagîreler vardır. İmâret kapusu tarafındaki kubbede İbrâhîm-i Dessûkî hazretlerinin kubbesin ve taşra soffa ve sutûhun ta‘mîr ü termîm eden Behrâm Ağa medfûndur. Ve bu kubbenin solunda kubbe içinde İbrâhîm-i Dessûkî hazretlerinin birâderi şeyh Mûsâ oğlu eş-şeyh Abdullâh Ebüttuyûr ibn şeyh Mûsâ hazretleri medfûndur. İbrâhîm-i Dessûk'un intikâlinden sonra seccâde-nişîn olup sır bunlara intikâl etdi, derler. Ve bu kubbeciklerin birer kapuları şimâle mekşûfdur ve ikişer üçer pençereleri hareme nâzır kubbecikdir.
EÇS X Y302b
Ve bu âsitânenin imâretinde azîm kazganları var kim yevm-i mevlûdda içine üçer dörder câmûs eti ve onar ganem eti koyup ve niçe kazgan buğday çorbası tabh olunup ve yigirmi bin hurde etmek pişüp cemî‘i fukarâ ve mesâkînlere sofra-i bî-imtinânı mebzûldür. On gün on gece bu hâl üzre ta‘âm bezl olur. Ammâ sâ’ir zamân bir kazgan ades ve hınta çorbası ve üç bin nân mücâvirîn ve zu‘afâ ve mesâkîn ve talebelere bezl olur. Zîrâ haremin cânib-i erba‘asında yüzden mütecâviz fukarâ ve talebe hücreleri vardır. şeb [ü] rûz ilme ve tâ‘at ü ibâdete meşgûl sulehâ-yı ümmetden kimesneler vardır.
EÇS X Y302b
Ve İbrâhîm-i Dessûkî hazretlerinin neslinden Seyyid Yahyâ evkâfın nâzırıdır, birâder-i kihteri eş-şeyh Seyyid şerefüddîn hazretleri fukarâlara şeyheyndir. Âyende vü revendeye ni‘metleri mebzûldür. Hâneleri yine câmi‘ haremi dâhilindedir.
EÇS X Y302b–Y303a
Ve bu kasaba içre ancak iki hân ve on dükkân var, hammâm ve medrese yokdur. Ammâ câmi‘ haremi içre bir azîm sebîli var, cümle ehl-i züvvâr andan nûş ederler bir âb-ı hayâtdır, bir katre eksilmez deryâ-misâl sahrîcdir, ve dükkânları bu sebîle vakıfdır. Ammâ mevlûd mahallinde bu kasaba hâricinde hûrmâlar Y 303a altında tâ sâhil-i Nîl'e varınca ol sahrâ niçe bin kamışdan ve saz ve hasır ve külbeden ve çadırdan dükkânlar ederler kim hisâbın Hudâ bilür.
EÇS X Y303a
Elhâsıl Hind ü Yemen'den akmişe-i fâhireler gelüp on gün on gece niçe yüz bin guruşluk metâ‘ bey‘ ü şirâ olur.
EÇS X Y303a
Ammâ cümle dekâkînlerden müzeyyen ulu yolun iki cânibinden kahvehâneler ve aşbâzlar ve habbâzlar çârsûsu müzeyyendir ve tertîb üzre inşâ olunup cümle dekâkînler hüsn vermişdir. Ve her kahvehânelere biner âdem sığar. Ve hânende ve mutrıbânlar ve gavâzî nisvânlar ile müzeyyen olup bir sâz söz ve bir hây hûdur kim ta‘bîr olunmaz. Ve zî-kıymet eşyâ tüccârları İbrâhîm-i Dessûkî câmi‘i hareminde ve taşra hareminde bey‘ ü şirâ ederler. Zîrâ şehir içi olmak ile mazbût yerde bey‘ ü şirâ ederler.
EÇS X Y303a
Ve bu Dessûkî mevlûdunun Bedevî mevlûdundan ziyâde müzeyyen olması Nîl kenârında vâki‘ olmağile İskenderiyye ve Abâhûr ve Reşîd ve Dimyât ve Burlos'dan ve sâ’ir Nîl kenârında olan şehirlerden tâ Sa‘îd-i âlî'ye varınca cümle züvvâr u tüccâr gemilerle gelmek âsân olup iki bin pâreden ziyâde akabe ve cerim ve kayasa ve firkate ve sandallar ile âdem deryâsı deryâdan cem‘iyyet-i kübrâ olur.
EÇS X Y303a
Ve her gemiler Nîl kenârında lenger endahte olup her bir gemide kırk elli ve yüz, ikişer yüz bayrağ u sancağ u filandıra ve niçe bin kanâdîller ile zeyn ederler.
EÇS X Y303a
Ve her cerim ve akabede gûnâ-gûn âlât-ı silâhlar ile ve cibinlik gibi zî-kıymet perdeler ile her gemiyi tezyîn edüp her gemide beşer onar soyulmuş boynuzlu semiz koyunları çarmıh iplerine salb edüp ârâyiş ederler.
EÇS X Y303a
Ve dîbâ ve şîb ü zerbâf ve zer-ender-zer zerdûz yasdık ve mak‘adlar ile bezek edüp gelen müsâfirlerine ziyâfet tertîb ederler.
EÇS X Y303a
Ve her şeb niçe kerre yüz bin kanâdîller ile her keştîyi çerâğân edüp tâ seher vaktine dek top ü tüfeng ü fişeng atup rû-yı Nîl âteş-i Nemrûd ile çerâğân olur.
EÇS X Y303a
Ve taraf taraf tabllar ve köslere turralar ile darb olunup her şeb[i] Kadir ve her rûzları rûz-ı ıyd-i adhâ olur. Zîrâ bu günlerde niçe bin yüz müsâfir-yâb olur. Ve Nîl kenârı olmak ile herkes dükkânları ve haymeleri önün sakkâlar ile sulayup zerre kadar P 272a gubârdan eser kalmayup cümle uşşâkan tarâvet hâsıl Q 275a ederler.
EÇS X Y303a–Y303b
Ve cümle gemilerden çıkan yârân-ı bâ-safâ sâhil-i Nîl'de ve nahlistân sâyesinde tınâb tınâba çadırların kurup matbah-ı Keykâvuslarında et‘ime-i nefîse tabh olup şeb [ü] rûz ayş u işret edüp mutrıbân ve hânendegânlar ile Hüseyin Baykara meclisi olunup taraf taraf kûşe-be-kûşe cevk cevk sohbet-i hâs edüp Perverdigâr'a hamd [ü] senâ ederler. Lâkin Seyyid Ahmed el-Bedevî kadar çadırlar cem‘iyyeti olmaz. Zîrâ kırk elli bin cemapur askeri-misâl keştîbân ve fellâhân gemilerde yatırlar. Ammâ âdem deryâsı olup Y 303b omuz omuzu sökmez. Ve her diyârdan gemilerle me’kûlât u meşrûbât gelüp gâyet ganîmet olur.
EÇS X Y303b
Ve bu sahrânın bir tarafın niçe yüz haymeler ile tarîk meşâyihleri meks edüp bu fezâ-yı arzı lâlezâr edüp her şeb tâ sabâha dek tevhîd-i erre çekilüp sadâ-yı tevhîd evce peyveste olur. Bir fırka kavim dahi gece gemilere süvâr olup muvâfık eyyâm ile tâ Mahalle-i Ebû Alî'ye varınca top u tüfeng ü fişenglerin atarak sancağ u bayrağ u filandıraların açarak,
EÇS X Y303b
"Bire kocalime, bire gemi, bire elâ gözlü, Sultân Mehemmed Hânî" deyü haykırarak ve tablların çalarak yine Nîl ile cereyân edüp sâde nağara ve cura zurna faslı ederek yine merkezlerine gelüp karâr ederler. Urbân tâ’ifesi ise haymeler ve çârsû-yı bâzâr içre "İllâ yensuru's-sultân" deyü dakkü'l-kef ya‘nî el çarpup leylü'n-nehâr bir hây hûdur kim gûyâ gulgule-i Hind'dir.
EÇS X Y303b
Her cerim ve akabe ve keştî içinde birer ikişer bin âdemler dahi gûnâ-gûn şakalar edüp devlet-i pâdişâhîye hayr du‘âlar ederler. Ve cümle meşâyih gemileri Bedevî gemileri gibi dörder tabaka âdem ile mâl-â-mâldir.
EÇS X Y303b
Ve bu mevlûdun sekizinci çehârşenbe günü Buhayre vilâyetinde Demenhûr kasabasında mevlûd-ı şerîf olmak içün dellâllar nidâ etdükde İbrâhîm-i Dessûkî hazretlerinin karındaşı eş-şeyh Mûsâ hazretlerinin kisve-i şerîfin bir sandûkaya geydirüp alay-ı azîm ile yedi yüz meşâyihân-ı Burhâniyân ve yigirmi bin fukarâ-yı dervîşân-ı dilrîşân-ı zîşân-ı pür-nişân-ı bî-nişân uşşâklar pây-bürehne ve ser-bürehne olup tevhîd-i sultânî ile cümle tabılların ve zillerin ve kudümlerin döğerek kisve-i şerîfi Nîl kenârında sâhibü'l-hayrât makâmından götürüp kubbe-i İbrâhîm-i Dessûkî cenbindeki şeyh Mûsâ kubbesinde sandûka-i şeyh Mûsâ'yı setr ederler. Ba‘dehu yevm-i cum‘ada dahi azîm alay ile İbrâhîm-i Dessûk'un kisvesin tecdîd edüp Nîl kenârında sâhib-i makâmdan yedi yüz meşâyihler ve kırk elli bin Burhânî ve Gîlânî ve Rufâ‘î fukarâları ile tevhîd ü tezkîr ederek cem‘iyyet-i kübrâ ile kisve-i şerîfi kubbe-i âliyeye getürüp sandûka-i İbrâhîm'i örtüp sâhibü'l-hayrâtlara ve selef pâdişâhlarına ve âl-i Osmân'a du‘â ve senâlar edüp cümle meşâyihân mesrûr [u] handân şâdân olurlar.