EÇS X Y310a
"Vallâhi bu âdem maymun oğludur. Vâlidesi dağda sindiyân ağacı keserken bir zeberdest maymun bunun vâlidesin tasarruf edüp bir yıldan bi-emrillâh bu âdem vücûda geldi" deyü nakl etdi.
EÇS X Y310a
"Yâ cânım tâ bu mertebe şedîd zor-bâzûya mâlik maymun mu olur?" dedim. Anlar eyitdi:
EÇS X Y310a
"Hımâr kadar maymunları var kim kâhîce bizim yolumuza enüp ceng ederler" dediler. Âye[t]:
EÇS X Y310a
Arapça bi-kudretihî ve yahkümü mâ-yürîdü bi-izzetihî
EÇS X Y310a
Ammâ bu kavmin cümlesi uryândır. Ancak merd [ü] zenânının avret yerlerinde birer pâre meşin vardır, ammâ yine hareket eylese her uzuvları âşikâre olur. Hayvân mesâbesinde bir alay mahlûk-ı Hudâ'dır. Müddet-i medîd-i ömürlerinde su içmemiş âdemleri vardır, cümle deve südü içüp darı ekmeği yerler.
EÇS X Y310a
Ammâ Behîce ve Hınâdî ve Zu‘afâ kabîlelerinin eyle mahbûb ve mahbûbe beyâz ve buğday enlü Yed-i Kudret ile mukahhal merâlî ve gazâlî Hoten âhûsu gözlü, şîrîn sözlü, münevver yüzlü sıbyân u nisvânları var kim âdemi zor ile isyâna korlar, Allâhümme âfinâ.
EÇS X Y310a
Bunlar dahi metâ‘ların bâzâr-ı mahabbete çıkarup her metâ‘ların fürûht edüp on gün on gece azîm bey‘ [ü] şirâ olur. Ba‘dehu kâşif cümle askeriyle kûs-ı hâkâniyânın çalarak rıhlet edince cümle ehl-i tüccâr ve züvvâr haymelerin bozup Ebürrîş hazretlerin ziyâret-i vedâ‘ edüp herkes kurâ ve kasabâtlarına giderler. Hakîr dahi vedâ‘ ziyâretin edüp kâşifden on tüfeng-endâz bahâdır iş erleri sekbânlar alup Demenhûr'dan cânib-i garba beş sâ‘at yer çölistân içre gidüp,
EÇS X Y310a–Y310b
Lisân-ı Arab'da lafz-ı hûş (---) derler. Kadîm-i evvelde bâğ-ı İrem-misâl bir sevâd-ı mu‘azzam şehir imiş. Lâkin elin vilâyetin İskenderiyye deryâsı gark etmek ile kurâları harâb ve şehri türâb olmuşdur. Hâlâ ol kadar ma‘mûr u müzeyyen değildir. Buhayre hâkinde Rumbiyye derler bir Y 310b kâşiflikdir. Buhayre kâşifinden hil‘at geyer. Beş yüz atlıya mâlik sâhib-i kös hâkimdir. Tâ Evcile ve Kibrit körfezine yetmiş konak yere varınca hükmü nâfizdir. Ve kâşifine on sekiz Mısrî kîse hâsıl olur. Ve yüz elli akçe kazâdır, lâkin bî-hâsıl olmağile hâlâ Buhayre kadısına nâhiye ilhâk olunmuşdur, senevî bin guruş olur.
EÇS X Y310b
Şehri bir çöl çölistânın tâ ortasında bir düz sahrâda vâki‘ olmuşdur. Sene 751 târîhinde Urbân beğlerinden İbn Îsâ hazretleri bu zemînin âb [u] havâsın beğenüp bu şehri amâr eder. On bin katar deveye ve niçe kerre yüz bin ganeme ve câmûs [u] sevre ve teyse mâlik olup dâ’imâ Evcile tibrin zabt edermiş. Eyle ankâ olur kim bin deve ile her sene hac edermiş ve cümle huccâca ni‘metin mebzûl edüp herkesin tatyîb-i hâtıriyle takayyüd edüp gider gelirmiş. Bu Emîr Îsâ'nın ihsân [u] in‘âmı sebebiyle bu şehr-i Hûş ol kadar amâr olur kim şehir içinde bir harâb hâne ve bir arz-ı hâlî virâne kalmayup cümle halkı mâl-ı Kârûn'a mâlik olurlar. Zîrâ koyun ve deve yeridir.
EÇS X Y310b
Bu İbn Îsâ asrında bir kerre şehr-i İskenderiyye'nin tur‘ası yolun İşpanya küffârı münhedim edüp Nîl suyu İskenderiyye'ye gelmedüğinden âhâlî-i şehir atşdan helâke yüz dutarlar.
EÇS X Y310b
Küffâr bu mahalde İskenderiyye'ye zafer bulup muhâsara eder.
EÇS X Y310b
Bu Hûş-ı Îsâ niçe kerre yüz bin Urbân askeriyle İskenderiyye kal‘asına imdâd yetişüp küffârı taht-ı kal‘adan kam‘ edüp rûy-ı deryâya döküp bakıyyetü's-seyfi keştîlerine süvâr olup firâr ederler. Ba‘dehu Nîl tur‘asın ta‘mîr ü termîm edince İbn Îsâ ahâlî-i İskenderiyye'yi saky etmeğiçün beher yevm üç bin deve yükü Nîl suyu ile İskenderiyye halkın atşândan halâs edermiş.
EÇS X Y310b
Tâ bu mertebe kuvvet-i kâhire sâhibi Emîr Îsâ imiş kim Hûş şehrin âbâdân etmişdir. Ammâ mürûr-ı eyyâm ile kâşiflerin zulmünden ve Urbân eşkıyâsı şerrinden harâba yüz tutmuşdur. Hâlâ manzûrumuz olduğu asırda bir nahlistân içre iki bin toprak ve kireç örtülü ma‘mûr hâneler ve büyût-ı fellâhîn ve kavm-i Megâribeler sâkindir. Ba‘zı kabâ’il-i Behîce ve Hınâdî ve Hazarî'den sâkin kimesneler vardır.
EÇS X Y310b–Y311a
Mukaddemâ bin beş yüz mihrâb imiş, hâlâ on bir mihrâb kalmışdır. Ammâ şehrin ortasında İbn Îsâ'nın bir câmi‘i vardır kim misli Mısır iklîminde ve Mısır'da yokdur. Gâyetü'l-gâye musanna‘ ve rûşen câmi‘-i dilküşâdır. Enderûn [u] birûnunda eyle musaykal u mücellâ sun‘-ı Hudâ gûnâ-gûn iri [ebrî?] taşlar var kim gûyâ henüz üstâd hakkâk elinden çıkmışdır. Bundan gayrı câmi‘ yokdur. Ve bir minâre-i serâmedi var, kehkeşân-âsâ semâya ser çekmiş üç tabaka minâre-i âlîdir. Ve hammâm dahi Emîr Îsâ'nındır. Bu hammâmın dahi nazîri yokdur, meğer Menfalût şehrinde Osmân Beğ hammâmı ola. Ve elli Y 311a mikdârı dükkânları vardır, ammâ herkesin hânesinde P 275b ihrâm dokurlar ve üç yüz altmış dükkândır.
EÇS X Y311a
Hulâsa-i kelâm cümle imâretleri İbn Îsâ hayrâtıdır. Lâkin hûrmâlığından gayrı bâğ u bâğçesi yokdur. Suları cümle lezîz kuyu sularıdır. Halkının kâr [u] kisbleri ihrâm ve nâzik zî-kıymet cecim kilimler işlerler, Q 278b meşhûrdur. Zîrâ koyunlarının cümlesi beyâz koyunlardır.
EÇS X Y311a
Ve bu şehrin cenûb ile keşişleme rûzgârı mâbeynindeki hûrmâ ormanı içinde üç bin mikdârı hayme ve kilimden ve türâb ve kamışdan evleri vardır. Cümle halkı tüfeng-endâzdırlar. Bunlara Behîce ve Hınâdî Urbânlarının aşkıyâları aslâ zafer bulamazlar. Gâyet bahâdır kavimdir. Bunların dahi develeri ve koyunları bî-hisâb olduğundan bunların dahi kârları nâzik nazîf beyâz cacım ve ihrâmlar işlerler.
EÇS X Y311a
Bu şehrin zirâ‘at olunacak yerlerin İskenderiyye buhayresi gark etmeğile gılâlleri gayrı kurâlardan gelüp halkı ihrâm tüccârıdır. Ve bu şehrin garb ve cenûb tarafında aslâ ma‘mûr [u] âbâdân yokdur, tâ Fes ü Merânkeş'e ve Mağrib Tarabulusu'na varınca çöl çölistân ve berr ü beyâbândır. Ammâ cebel-i Ahzar'da dırahtistân ve hıyâbân vardır ve âb [u] havâsı latîf yerler var kim diller ile ta‘bîr olunmaz kim bu mahallerde niçe bin kabâ’il-i Urbân konup göçer.
EÇS X Y311a
{Menâkıb-ı mecâzibûn: Şehr-i Hûş'da mazınne-i kerâme eş-Şeyh Alî Bişbîşî ve dahi eş-Şeyha Mübâreke Hâtûn ile Şeyh Bişbîşî birbirlerine hasm-ı kâvîlerdir. Hattâ bir kerre Mübâreke Hâtûn Bişbîş'in başın yarup altı sâ‘at tâ Demenhûr şehrine varınca kovdu. Ammâ ikisi de mazınne-i kerâme kimesnelerdir. Hattâ birkaç kerre Mübâreke Hâtûn'u Cezâyir'de ve Tûnus'da görmüşlerdir. Ve gitdiği yere eyle gider kim at yetişmez, ekseriyyâ askerî tâ’ifesiyle sefere bile gider.
EÇS X Y311a
Bu şehr-i kadîm-i Hûş-ı Îsâ'nın cânib-i garbında beş gün beş gece Behîce ve Hınâdî Urbânı'n tecride askeriyle kovarken bir harâbistân şehire râst geldik. Bir sahrâ-yı lâlezârda sulu ve otlu Tâk-ı Kisrâ'dan nişân verir kemerli kubâbların ve gayrı âsârların hisâbın Üstâd-ı Ezel bilir. Meğer şehr-i Ukâb imiş. Hakkâ kim bûm ve gurâb u ukâb âşiyânı olmuş bir harâb-âbâddır. Şiddet-i şitâda içinde kavm-i mecâzib ve kavm-i zu‘afâ ve Megâribe kavmi sâkinlerdir. Ba‘de't-tûfân Hartiya Melik binâsıdır. Sene 347 târîhinde âl-i Fâtımiyyûndan Mu‘izzüddîn-i Mağribî harâb etmişdir. Hâlâ harâbistânında niçe bin zî-kıymet taşlar bulunur. Hattâ altun tibri çıkan Evcile şehri bu harâb Ukâb şehrine beş konak ba‘îddir. Ammâ hakîr varmadım, zîrâ Hınâdî Urbânı'n münhezim edüp sâlimîn ü gânimîn yine Mısır'a dâhil olduk.}
EÇS X Y311a–Y311b
Hakîr bu şehri dahi seyr [ü] temâşâ edüp yetmiş Y 311b seksen refîkler ile yine gerü Demenhûr şehrine dörd sâ‘atde gelüp dârışedde mukîm olduk. Ertesi gün Buhayre kâşifi Celeb Mehemmed Ağa ile İskenderiyye'ye cereyân eden Nâsırıyye tur‘ası münhedim olup cümle a‘yân-ı şehir ve cümle yedi bölük askeriyle Demenhûr'dan şimâl cânibine bir malaka gidüp,
EÇS X Y311b
Beled-i Bastıra: Demenhûrlu Deli Mustafâ Ağa'nındır. Andan,
EÇS X Y311b
Beled-i Zâviyetü'l-Gazâl. Andan iki sâ‘atde bu zikr olunan kurâları ubûr edüp,
EÇS X Y311b
Beled-i Nâsırıyye'ye vâsıl olduk. Yüz elli hâneli ve bir câmi‘li Nâsır Sultân evkâfı ma‘mûr kurâdır.
EÇS X Y311b
Bu mahalde cümle asker haymeleri ile meks edüp tur‘ayı ta‘mîre mübâşeret edüp niçe kerre yüz bin âdem kellesi kadar samanlı balçık toplar yapdılar, ve hûrmâ dallarından kırk elli dâne şûhalar yapup içlerin mezkûr kelle kadar balçıklar ile leb-ber-leb edüp her bir şûha gemi kadar bir mefret azîm şey olup niçe bin âdem bu şûha ta‘bîr etdikleri kaziyyeyi cereyân eden Nîl'in içine bırağup Nîl sed olup bu hâl üzre Nîl ke'l-evvel İskenderiyye'ye cereyân etmeğe başlayup bu renc-i anâya kâmil bir hafta bu kadar bin re‘âyâ vü berâyâ ve mültezimîn ve keşşâflar çalışup hâh-nâ-hâh Nîl tur‘asın ihyâ edüp İskenderiyye'ye Nîl cereyân etmeğe başlayup kâşif kırk koyun ve beş deve kurbân edüp azîm sürûr [u] şâdumânlar etdiler. Zîrâ İskenderiyye'ye Nîl varmasa İskenderiyye benderi harâb olup senevî üç yüz Mısrî kîse hâsıl olur gümrük harâb olunca Buhayre kâşifi katl olunur.
EÇS X Y311b
Bu tur‘a ta‘mîrine Buhayre kâşifi me’mûr olup masârıfıyçün senevî kırk kîse masrûf yazup muhâsebe görür. Bu tur‘a cerfine tâ Circe'ye varınca cümle kâşifler ve mültezimler havlıları ile ve curâfa sığırları ile ve curâfa sıbyânları ile beher sene gelmeğe me’mûr oldukları Füvve kasabasındaki mahkeme sicillâtlarında mastûrdur.
EÇS X Y311b–Y312a
Ve Nâsırıyye tur‘asın ibtidâ Hazret-i İbrâhîm asrında Filbatır nâm Kıbtî meliki binâ etmişdir. Ol melikdir kim Sâre Ana'ya iki kerre dest-dırâzlık edüp elleri kuruyup tevbe istiğfâr edüp Hazret-i İbrâhîm'e îmân getürmüşdür. Bu tur‘a anın inşâsıdır. Büyük Nîl kenârında Füvve kasabası kurbunda yine Buhayre hâkinde Dârûd karyesinden kesüp iki konak yer İskenderiyye'ye kesüp getürmişdir. Makdûr-ı beşer değil bir himmet-i âlîdir. Hâlâ içinde altı ay gemiler cereyân eder. Ba‘de zamân mürûr-ı eyyâm ile mu‘attal olup Sultân Nâsır cerf edüp cereyân etdirmişdir. Anıniçün Nâsırıyye tur‘ası derler. İki cânibi Buhayre deryâsıdır kim zehr-i mârdır, ortasından Nîl-i mübârek zülâl cereyân eder, aceb himmet-i merdândır. Ba‘zı mahalde telattum-ı bahr ziyâde olup cisirleri bozup böyle cem‘iyyet-i kübrâ ile ta‘mîr ü termîme Y 312a muhtâcdır.
EÇS X Y312a
Zamân-ı kadîmde bu tur‘ayı Filbatır Melik inşâ etdükde ferşin iki konak yer serâpâ mermer-i hâm ile döşemiş. Hâlâ ba‘zı zamân ba‘zı yerleri zâhir olur. Hakkâ ki Himmetü'r-ricâl takla‘u'l-cibâl mertebesi hayrâtdır. Hâlâ halîc-i İskenderiyye derler meşhûr-ı âfâkdır. Eğer bu halîc her sene hafr olunmasa iki cânibde olan acı buhayreler mevci cisirleri kat‘ edüp Buhayre vilâyetinde niçe yüz pâre kurâları dahi gark ederdi. Tathîr olunması dahi kâşife bir kârdır, muhâsebesi âsân olur. Ve İskenderiyye bu tur‘a ile ray olduğu inşâallâh mahallinde tahrîr olunur.
EÇS X Y312a
Bu tur‘anın ta‘mîr ü termîminden sonra kâşifden hâliye hizmetimiz içün on bin para ve bir at alup atı bir âdeme emânet koyup Kâşif Mehemmed Ağa bize on tüfengli refîkler verüp bir gemi âmâde edüp cümle levâzımâtımız ile bizi tur‘a içre yollayup cereyân ederek,
EÇS X Y312a
İskenderiyye şehrine azîmet etdiğimiz menâzilleri ve kurâları beyân eder
EÇS X Y312a
İbtidâ mezkûr tur‘a ile seyl-i revân-vâr revâne olup,
EÇS X Y312a
Beled-i Sintâv: Merkûm tur‘a kenârında iki yüz evli ve bir câmi‘li ma‘mûr kurâdır. Yine Buhayre hâkinde mültezimi vardır. eş-Şeyh Ebûbekir Sintâvî hazretleri tur‘a kenârındaki câmi‘in sâhasında bir kubbe-i sagîre içinde medfûndur, meşhûr-ı âfâk kibârdandır. Bu karyeden aşağı cereyân edüp,
EÇS X Y312a
Beled-i Bersîk: Yüz hâneli ve nahlistânlı ma‘mûr kurâdır. Bir câmi‘i var. Andan aşağı,
EÇS X Y312a
Beled-i Nahl: İki yüz büyûtlu âbâdân câmi‘li kurâdır. Andan aşağı,
EÇS X Y312a
Beled-i Ebû Hızır: Bir câmi‘li ve üç zâviyeli ve altı yüz hâneli âbâdân kurâdır. Bu mahalde Eşrefiyye tur‘ası ki büyük Nîl kenârında Rahmâniyye kurâsından ayrılmış bir azîm tur‘adır. Mısır pâdişâhlarından Sultân Eşref hayrâtıdır. Buhayre hâkinde niçe yüz pâre kurâları rey edüp Demenhûr şehrine dahi uğrayup andan ubûr ederek bu beled-i Ebû Hızır kurbunda bu Nâsırıyye tur‘asına mahlût olup İskenderiyye'ye gider. Bu dahi büyük hayrât-ı azîmdir. Bu belede karîb,