EÇS X Y315a
Hikmet-i Hudâ Hazret-i Risâlet-penâh nübüvvetin sene 17 târîhinde Mekke-i mükerremeyi feth edüp Hâlid ibn Velîd hazretlerin yigirmi bin Sahâbe-i kirâm ile Şâm hâkimi Kayser Hırkîl üzre gönderüp bi-emrillâh kabza-i teshîre alup Risâlet-penâh'a müjdeler gitdi. Resûl-i Hudâ Muhammed Mustafâ dahi tekrâr on bin muhâfazacı asker gönderüp içlerinde Amr ibnü'l-Âs dahi cehâletde iken huddâm mesâbesinde asker ile Kudüs'e varup anda kaldı. Kudüs-i şerîf henüz Rûm elinde idi. Asker Şâm'a vâsıl olup Amr ibnü'l-Âs Kudüs'de ticâret ederken bir gün bir dıraht sâyesinde istirâhat ederken hemân bir yılan zâhir olup Amr'in yanında bir âdem hâb-âlûd iken su‘bân hemân herîfin üstüne hücûm edince Amr dal tîr [ü] kemân olup su‘bân ile ceng ederken nâ’im herîf hâbdan bîdâr olup gördü kim Amr bir hayye-i kebîri katl etdi, râkıd âdem,
EÇS X Y315a
"Gazân kutlu olsun, bu mârı sehm-i kazâ ile ey katl etdin, dest-i bâzûna kuvvet" deyü vâfir ahsend etdi. Mâr mürd olup mûrlara nafaka oldu. Ol hâb-âlûd olan âdem Amr'dan su’âl edüp,
EÇS X Y315a
"Bu hayye ile bâz-geştin nice oldu?" dedi. Amr ibnü'l-Âs eyitdi:
EÇS X Y315a
"Vallâhi, bu su‘bân seni helâk etmek isted, ben bîdâr dururdum, seni hâbdan bîdâr etmeyüp derhâl tîrkârlık edüp dest ber-kabza edüp mâra bir hadeng-i kazâ urup katl etdim, sen dahi henüz hâbdan bîdâr oldun" dedikde bu âdem Amr'ın elin ayağın bûs edüp hâl hâtır su’âl etdikden sonra herîf eyitdi:
EÇS X Y315a
"Yâ kişi, sen ne yerdensin?" dedi. Amr eyitdi:
EÇS X Y315a
"Ben Mekkâvîyim. Kudüs'e ticârete geldim. Cemî‘i evkâtımda bir deveciğim iki olamadı. Hâlim budur" dedi. Herîf eyitdi:
EÇS X Y315a
"Ben Mısır diyârında İskenderiyye şehrinde sâkin Hâce Şemmâs'ım kim Kudüs'e ziyâret geldim. Hamd-i Hudâ sen beni bu yılan belâsından halâs etdin. Sana nice ihsânlar edem kim benim halâsıma ivaz ola? Gel benimle İskenderiyye şehrine gidelim, sana iki bin sikke-i Kabâbıta altun ve niçe mâl [u] menâl ve hayme vü hargâh, kul ve karavaş verüp seni mâl-ı ganâyimle Mısır'a andan Mekke'ye gönderem" deyü va‘deler eyledi.
EÇS X Y315a–Y315b
Amr dahi cânıma minnet Kudüs'den on günde İskenderiyye'ye gelüp Hâce Şemmâs'ın hânesinde mihmân oldu. Hâce va‘dine hulf etmeyüp ahdinden ma‘a-ziyâde Amr'a ihsânlar edüp bir kat lipâçe-i fâhire ihsân eyleyüp Amr ile Hâce Şemmâs şehrin teferrücgâhı olan arsa-i Mel‘abe'ye çıkup seyr [ü] temâşâ ederken hikmet-i Hudâ cümle pîr ü civân çevgân topu oynarlardı. Y 315b
EÇS X Y315b
Bir top çevgândan çıkup gelüp Amr ibnü'l-Âs'ın başı üzre karâr eyledi. Cümle huzzâr-ı meclisler ta‘accüb edüp âlem-i hayretde kaldılar. Meğer bu İskenderiyye kavmi mâbeynlerinde de’b-i kadîmleri bu imiş kim her kimin başı üzre top ber-karâr olsa elbette o İskenderiyye pâdişâhı olurmuş.
EÇS X Y315b
Derhâl cümle halk hande edüp "Bu Mekkevî ve Ebtahî Arab melik mi olsa gerek?" deyü tebessüm etdiler.
EÇS X Y315b
Derhâl Hâce Şemmâs Amr ibnü'l-Âs'ı hânesine götürüp ilm-i usturlâb ile Amr'ın tâli‘in yoklayup gördü kim bu Amr Mısır sultânı oluyor. Tekrâr bî-nihâye mâl-ı firâvân ile on katar deve metâ‘ ile Mısır'a andan Hicâz'a gönderdi.
EÇS X Y315b
Amr kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek Mekke'ye varup cümle ahibbâ ile görüşüp İskenderiyye metâ‘larından Hazret-i Risâlet-penâh'a hedâyâlar götürüp ol ân ân-ı Resûlullâh'ı müşâhede edince el kaldırup cehâletden halâs olup İslâm ile müşerref olduğu dem Hazret-i Risâlet-penâh cümle Sahâbe-i kirâm huzûrunda,
EÇS X Y315b
"Yâ Amr, sana müjde olsun, fâtih-i İskenderiyye ve fâtih-i Mısır Amr-ı Amreyn olursuz" deyü İskenderiyye fethin Amr'a tebşîr etdi. Amr dahi İskenderiyye'nin âb [u] havâsın ve mâl-ı firâvânın ashâb-ı güzîne medh etmeğe başladı. Hazret-i Risâlet dahi cümle Sahâbe-i kirâma Kudüs-i şerîf ve İskenderiyye ve Mısır fethi içün ümmetlerin tergîb edüp niçe hadîs-i şerîfler buyurdular.
EÇS X Y315b
Âhir Hicret-i Nebeviyye'nin altıncı senesinde Hazret-i Risâlet-penâh Hudeybiyye gazâsı fethinden sonra serdâr-ı mu‘azzam olan Ebû Zer ve Belîka oğlu Hâtıb ile Mısır meliki olan Mukavkıs'a nâmeler gönderüp dîne da‘vet etdiler.
EÇS X Y315b
Bir kavilde Melik Mukavkıs Hazret'in mektûb-ı dürerbârların bağrına basup İslâm ile müşerref olup Hazret'e Düldül nâmında bir katır ve Zülfikâr nâmında bir kılıc ve Mâriye adlu bir câriye ve üç dahi Kabâbıta bintânları cevârîlerinden mefhar-ı mevcûdât hazretlerine Zennûn-ı Mısrî'yi elçi edüp mezkûr hedâyâlar ve nâmeler ile gönderdi. Zennûn Hazret'e hedâyâları verüp cemâl-i bâ-kemâl-i Resûlullâh'ı müşâhede edince İslâm ile müşerref olup Hazret-i Risâlet'e hekîmbaşı oldu.
EÇS X Y315b
Cümle müverrihînin kavl-i sahîhi üzre böyle tahrîr ü terkîm olunmuşdur kim Hazret-i Risâlet-penâh'ın intikâlinden on sekiz sene sonra Hazret-i Ömer radıyallâhu anh hilâfetinde bizzât kendüleri Kudüs-i şerîfi kefere-i Rûm ve Freng-i bed-reng elinden zor-bâzû ile feth edüp ba‘dehu dörd bin beş yüz fârisü'l-hayl ve dörd bin azeb piyâdesiyle Amr ibnü'l-Âs'ı Mısır fethine serdâr edüp kat‘-ı menâzil ve tayy-i merâhil ederek Arîş ile Refih mâbeynine asker-i İslâm vâsıl oldukda Hazret-i Ömer'den kâsıd gelüp nâme tilâvet olundukda mefhûm-ı kelâm,
EÇS X Y315b–Y316a
"Nâmem vusûlünde eğer Mısır Y 316a hâkine kadem basmışsan yürü, işin Allâh âsân ede. Ve illâ kadem basmamışsan avdet edüp Hâricîler üzre Ummân gazâsına gelesin" deyü nâme tilâvet olundu.
EÇS X Y316a
Derhâl Amr ibnü'l-Âs ahâlî-i vilâyetden su’âl edüp bu Arîş arz-ı Mısır'dır dediler.
EÇS X Y316a
Derhâl Amr Hazret-i Ömer'e Mısır hâkindeyüz deyü kâsıd ile nâmeler gönderüp kendüsi Mısır üzre azîmet eyleyüp Mısır etrâfında birkaç pâre kal‘alar feth edüp andan İskenderiyye kal‘asın muhâsara edüp tokuz ay muhâsara edüp ceng-i azîm oldu.
EÇS X Y316a
Âhir hicretin on tokuzuncu sâlinde Kayseriyye'de Hırkîl nâm kral-ı la‘în mürd olduğu deryâdan İskenderiyye'de mahsûr olan küffâr-ı Rûm'a vâveylâ Q 280b P 277b düşüp ol ân kal‘anın mancınıkdan münhedim olan yerlerinden cüyûş-ı muvahhidîn yürüyüş edüp hicretin yigirminci senesinin mâh-ı Muharrem'inde yevm-i cum‘ada kal‘a-i Cennet-âbâd-ı İskenderiyye-i sengîn-bünyâd feth olup guzât-ı müslimîn mâl-ı ganâyimi deve yükiyle alup cümle Sahâbe-i kirâm bay olup her âdeme kırkar bin altun ganîmet düşüp sâyir emvâl erzâk üsârâ hisâbın Fettâh Allâh bilür. Bu feth-i fütûhun meserret haberin Medîne-i münevverede Hazret-i Ömer'e neccâb ile Amr nâmeler gönderüp anlar dahi yigirmi bin asker imdâd gönderüp Eski Mısır'ı muhâsara etdikleri bâlâda mufassalan mastûrdur. Ve İskenderiyye fethi hakkında bu ebyât denilmişdi, beyit:
EÇS X Y316a
Fe-âlû yeb‘asu nasran ileynâVe hattâ yeftahullâhu aleynâ
EÇS X Y316a
{Der beyân-ı sebeb-i harâbî-i menâr-ı Markab-ı İskenderiyye}
EÇS X Y316a
Bu İskenderiyye niçe mülûk-i selef destlerine girmişdir. Lâkin Hulefâ’ü'r-râşidîn ki emîrü'l-mü’minîn Çâryâr-ı Güzîn'dir, anlardan sonra âl-i Emeviyyûn tasarrufuna girüp gâyetü'l-gâye ma‘mûr [u] âbâdân oldu. Cümle millet-i Mesîhiyye kralları tama‘a düşdüler, ammâ debdebe-i Emeviyyûn'un mehâbet [ü] selâbeti ve cüyûş-i müslimîni kol kol velvele verüp taraf taraf feth-i fütûhlar edüp Kostantıniyye ve İşpanya'ya asker çeküp İslâmbol'da Galata'yı, İşpanya'da Roma'yı feth etdiler.
EÇS X Y316a
Âhir küffâr-ı hâksâr-ı dûzah-karâr-ı sâhib-firâr hîleye sâlik olup âl-i Emeviyyûn'dan Abdülmelik bin Mervân'a İşpanya kralı elçi gönderüp Şâm'da nâmeleri Abdülmelik'e verüp nâme kırâ’at olundukda elçi-i la‘în sûret-i Hak'dan görünüp Abdülmelik huzûrunda el götürüp şehâdet parmağın kaldırup İslâm ile müşerref oldu ve Abdülmelik'in makbûl [u] mergûbu olup bir ân melikin yanından münfek olmazdı. Bu üslûb üzre Abdülmelik'in urukûna girüp,
EÇS X Y316a–Y316b
"İskenderiyye'de azîm kenzler vardır kim diller ile ta‘bîr olunmaz. Hazret-i Âdem'den ve Âdem-i sânî Nûh Necî'den berü niçe yüz mülûk [ü] selâtînler ve niçe bin ulûm-ı şettâya mâlik keheneler mutalsam ile kenzler defn Y 316b etmişlerdir. Eğer benim ilmime amel edüp bana i‘timâd edersen ilmim kuvveti ile ol defîneleri çıkarayım, kabza-i tasarrufuna alup ol mâl-ı firâvân ile hayrât [u] hasenâtlar eyleyüp cemî‘i cihân pâdişâhları üzre çeri çeküp ibtidâ İşpanya'nın elin vilâyetin harâb, ba‘dehu şehr-i Kostantîn'i yebâb ve hânelerin türâb edüp andan dahi niçe bin defîneye mâlik olup cümle cihân şâhların gâşiye-berdûş eyle kim tâ ilâ-yevmi'l-kıyâme nâm-ı kâmın yâd olup tevârîhlerde dâsitân olasın", dedükde;
EÇS X Y316b
Abdülmelik gâyet tama‘kâr âdem idi, bilmezdi kim elçi-i la‘în İskenderiyye'yi harâb edüp dest-i küffârlara vere. Abdülmelik hîle fenninde sâfdil idi, elçinin İslâma geldüğine i‘timâd edüp Şâm-ı şerîfden İslâmı ca‘lî elçiye bu kadar bin asker verüp kat‘-ı menâzil ederek İskenderiyye'ye gelüp bî-pâk ü bî-pervâ Âyine-i İskender olan menârı ilim kuvveti ile münhedim edüp Âyine-i İskender'i aldı.
EÇS X Y316b
Eyle âyine idi kim deryâdan İskenderiyye üzre bir düşmen gelse cümle gemiler âyinenin âteş-i tâbından ihrâk olurdu, ve cümle deryâda şinâverlik eden keştîler nümâyân olurdu; böyle tılısm-ı a‘zam idi. Hâlâ temeli âşikâre durur. Maymûncuk kayası derler, kalyon limanının ağzındadır, bir muhâlif yere vâki‘ olmağın ba‘zı gemiler limana girirken ol Maymuncuğ'a gemi isâbet edüp pâre pâre olur. Kal‘adan alarka gitmek gerek, gâyet ihtirâz lâzımdır. Ba‘dehu ol Markab menârdan kırk milyon mâl çıkardı.
EÇS X Y316b
Hulâsa-i kelâm kırk günde niçe yüz defîneler feth edüp cümle mâl-ı hazâyini gemilere doldurup şehr-i İskenderiyye'yi câ-be-câ harâb edüp kendüye tâbi‘ olan asker ile keştîlere süvâr olup azm-i cânib-i diyâr-ı İşpanya deyüp gitmede.
EÇS X Y316b
Beri tarafda Şâm'da Abdülmelik'e bu haber mün‘akis olup halîfe vâfir te’essüf çeküp kendüyi levm etdi ve beyne'l-halk şermsâr olup sürûr [u] şâdumândan berî oldu, ammâ çi fâ’ide. Âhirü'l-emr İskenderiyye'nin münhedim olan yerlerin ta‘mîr ü termîmine fermân eyledi. Ve niçe mâl-ı firâvân masrûf edüp alâ rağmi'l-a‘dâ evvelkiden dahi âbâdân ve dürr-i beyz-âsâ münevver kıldılar. Ammâ dahme-i İskender yok ve mutalsamât-ı Delûke ve alâyimât-ı Sûrîd Kehene ve kenz-i Mısrâyim yok, ve Âyine-i İskender'de nûrdan eser yok.
EÇS X Y316b–Y317a
Bu hâl üzre üç sene mürûr edüp dördüncü senede İşpanya'ya mâl-ı defâyin ile firâr eden elçi-i la‘în cümle küffârın i‘ânetiyle ol mâl-ı defâyin ile İşpanya'da üç kerre yüz bin asker cem‘ edüp bilâ-hisâb keştîler ile bir gün liman-ı İskenderiyye'de lenger-endaht edüp derhâl taşra cünûd-ı cünübün döküp ale'l-gafle kal‘a-i İskenderiyye'ye istîlâ edüp kabza-i tasarrufa alup kâmil bir sene ikâmet edüp mukaddemâ bâkî kalan künûzları feth edüp bilâ-hisâb mâl-ı Y 317a Kârûn'a mâlik oldu.
EÇS X Y317a
Berî tarafda Abdülmelik Şâm'dan deryâ-misâl asker-i bî-pâyân ile hurûc etdüğin mel‘ûn elçi kral-ı la‘în tantana-i Muhammedî geldiğin istimâ‘ edüp cümle mâl-ı defâyini keştîlere leb-ber-leb edüp erebildüği yerlere dek cüyûş-ı müşrikîn ile Mısır'ı ve etrâf kurâ ve kasabâtları nehb ü gâret edüp İskenderiyye içre ibret-nümâ mutalsamâtları ve acîbe ve garîbe âsârları hedm edüp gemilerle İşpanya'ya firâr etdi.
EÇS X Y317a
Hâlâ İşpanya ol mâl-ı firâvân ile ma‘mûr olmuşdur kim bir şehr-i azîmine Medîne-i kübrâ ve cânib-i garbda bir şehrine Kurtuba ve bir şehrine Tanca derler, hasretü'l-mülûk şehirlerdir, bu şehirler ma‘mûr olup İskenderiyye ol rahneden harâb oldu. Ammâ yine hâlâ niçe bin ibret-nümâ vâcibü's-seyr alâyimât [u] âsârları zâhir ü bâhirdir ki bir sevâd-ı mu‘azzam kal‘a-i dürr-i beyz-âsâdır.
EÇS X Y317a
Ba‘dehu Abdülmelik bî-hadd [ü] bî-pâyân asker-i İslâm ile İskenderiyye'ye dâhil olunca gördüler kim telattum-ı deryâdan kenâra düşmüş keştî gibi târmâr, mekân-ı mûr u mâr, hâne harâb, dam u bâmları türâb, ahâlîsi nâr-ı firâk ile kebâb olup hâk-i mezelletde bî-tâb yatırlar. Hemân Abdülmelik fermân edüp,
EÇS X Y317a
"Yedi sene İskenderiyye tahtımdır. Düşmenden intikâm almağa azîmet eyledim" deyüp bir senede deryâ-misâl asker cem‘ edüp iki bin pâre yelken keştîler ile İşpanya diyârında Medîne-i kübrâyı ve Mağrîb-zemîn'de Kurtuba ve Tanca ve niçe yüz pâre şehirleri feth edüp içine asker koyup kabza-i teshîre aldı. Ve mâl-ı ganâyimden üç bin sandûk altun sarf edüp İskenderiyye'yi ve Şâm-ı şerîfde câmi‘-i Ümeyye'yi Cennet-âbâd eyledi. Q 281a P 278a
EÇS X Y317a
Hâlâ İşpanya diyârında ümmet-i Muhammed'den Mübtecel tâ’ifesi Abdülmelik askerinden kalan ricâlullâhdır.
EÇS X Y317a
Andan yine ol asker ile Kostantıniyye'yi feth edüp sulh ile beher sene beşer kerre yüz bin altun harâca kesüp cümle asker-i İslâm sâlimîn ü gânimîn İskenderiyye'ye dâhil olup kâmil yedi sene Abdülmelik küffâr-ı hâksâra göz açdırmayup elin vilâyetin ve sâ’ir küffâr krallarının diyârların harâb [u] yebâb müşrikînin ciğerlerin kebâb eyleyüp cümle İslâm asker[i] ve sâ’ir ümmet-i Muhammed mâl-ı ganâyim ile bây oldular. Hâlâ diyâr-ı Arab'da darb-ı mesel olmuşdur kim,
EÇS X Y317a
"Sana bir iş ederim ki Emeviyyûn'dan Abdülmelik kâfire etmemiş ola" deyü efvâh-ı nâsda güftügûdur.
EÇS X Y317a
Ba‘dehu bu İskenderiyye niçe mülûkler destine girüp ve Tâhir Baybars hilâfetinde küffâr yine istîlâ edüp yine Baybars istihlâs edüp niçe kerre âye[t]:
EÇS X Y317a–Y317b
Allâh bu eski tahte'l-kal‘a kârhânesin niçe mülûklere hîbe edüp bir alma ve bir verme ve bir kırmadır kim akl-ı kâsır bu kâra hayrândır. Arapça Fâ‘il-i muhtâr Allâh'ın Y 317b irâdet-i ezeliyyesi bunun üstüne cârîdir kim te‘âlâ şe’nüh ve amme nevâlüh ve lâ ilâhe gayreh'dir. Beyt: