İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS X Y317b
Bozulur niçe bin işler düzülür niçe cümbüşler
EÇS X Y317b
Bu kâr-ı bü'l-acebdir buna olmaz kârger peydâ
EÇS X Y317b
mazmûnunca bâzâr-ı dünyâda bu gûne kâr olmadadır.
EÇS X Y317b
{Ba‘dehu sene 562 târîhinde âl-i Abbâsiyândan el-Muttakî Billâh Mısır halîfesi iken Âl-i Fâtımiyyîn'den Adudüddevle nâm Mağrib pâdişâhı tağallüben kal‘a-i İskenderiyye'yi zabt etdikde hemân Mısır halîfesi el-Muttakî Billâh Mısır'dan yüz bin askere Esedüddîn Şîrkûh'u serdâr edüp Gazze üzre gitmede. Ve Şâm-ı şerîfden Şîrkûh'un ammizâdesi Sînâ'yı ve Nûreddîn-i Şehîd'in birâderzâdesi Salâhaddîn Yûsuf bin Eyyûb'u Şâm'dan kırk bin askere İskenderiyye üzerine serdâr edüp Mısır ve Şâm askeri bir yere gelüp Askalân ve Yâfe ve Dimyât kal‘aların Freng elinden halâs edüp andan İskenderiyye'yi Adududdevle elinden bâ-sulh feth edüp Şâm'da Nûreddîn'e müjde gönderdiler.
EÇS X Y317b
Ba‘dehu Salâhaddîn ibn Eyyûb İskenderiyye'ye hâkim olup ol sene Adududdevle Freng kâfiriyle yek-dil olup Salâhaddîn'i İskenderiyye içre muhâsara edüp âhir Salâhaddîn sulh ile Adududdevle vezîri Şâver'e müşâvere ile verüp her sene anlar dahi Salâhaddîn'e ellişer bin altun verüp Salâhaddîn İskenderiyye (---) (---) (---) yine âl-i Fâtımiyyîn'den Adud'a verdi. Adud dahi kendüye imdâda gelen Freng'e İskenderiyye'nin nısfın verüp ol sene Freng Mısır'da istîlâ edüp Mısır içre Freng'in (---) (---) verdi bir hâkimi zabt ederdi. Tâ ki sene 564 târîhinde her tarafdan küffâr-ı dûzâh-karârın imdâd-ı küllîsi erüp mülkiyyet üzre iklîm-i Mısır'a mutasarrıf olup İskenderiyye'yi hod evlâ bi't-tarîk cây-i menâs edindiler.}
EÇS X Y317b–Y318a
Âhirü'l-emr sene 915 târîhinde bî-zer ü sîm ve bî-fıdda-i nîm vermeden Çerâkese pâdişâhlarından Sultân Gavrî-i bî-doğrı bâzâr-ı felekde Ümmü Dünyâ olan Mısır'ı Züleyhâ-veş Yûsuf ile Mısır'ı iştirâ edüp cemâl-i kemâl-i devletine mağrûr olup ekâlîm-i seb‘a şehinşâhlarına dest-dırâzlık etdüğinden mâ‘adâ hâdimü'l-haremeyni'ş-şerîfeyn iken Şâh İsmâ‘îl nâm Îrân [u] Tûrân şâhiyle mu‘âmele edüp on iki bin alaca ahrec atlı silâhşor cündî ve on iki bin piyâde tüfeng-endâz cündî imdâd gönderüp Çıldır sahrâsında Sultân Selîm Hân-ı Evvel askeriyle bizzât iki şâh birbirlerine mukâbil olup vehle-i ûlâda Acem askeri gâlib olup âl-i Osmân münhedim olmak sadedinde iken Yeniçeri Ağası Ayas Paşa tarafından üç yüz pâre balyemez toplar zencîr ile memlû iken cümlesine bir fitilden âteş edüp Kızılbaş-ı bed-ma‘âş bî-ayş-ı evbâş olup başların piyâde yeniçeriyân dendân-ı tîğ-ı âteş-tâbdan geçirmeğe bezl-i himmet edince yedi sâ‘at germ-â-germ ceng-i Îrân-zemîn ve harb-i cüyûş-ı Y 318a Kayser-zemîn olup bizzât Şâh İsmâ‘îl yedi âdem ile bâzâr-ı arsa-i Çıldır'dan bir mugaylân çaldırmadan vilâyet-i Kazvîn'e firâr edüp cümle ordu-yı bâzârın ve âlât-ı nakl-i tarab hazîne-i dînârın yağmâ ve târâc edüp cüyûş-i muvahhidîn ü müslimîn mâl-ı havâric ile gedâları bay oldu.
EÇS X Y318a
Hattâ şâhın Tâclı Hânım hâtûn-ı bî-şer‘i dest-i asker-i İslâma girüp Selîm Hân-ı İskender-zafere teslîm edüp anlar dahi ri‘âyeten, ne kadar ise harem-i şâhdır, deyü üç yüz re’s cevârîleriyle Nişâncı Paşa Tâczâde Ca‘fer Çelebi'ye emânet verdiler.
EÇS X Y318a
Ba‘de'lletî ve'lletâ Selîm Hân temâşâ içün ceng bâzârı sahrâsına varup gördü kim cünd-i münhezim-i maktûlün çoğu Mısır askeri. Hemân ol demde etek dermeyân edüp bismi-ilâh ile,
EÇS X Y318a
"Niyyetü'l-gazâ alâ Gavri'l-Mısır" deyüp Çıldır sahrâsından mansûr [u] muzaffer sâlimîn ü gânimîn avdet edüp Kayseriyye cânibine teveccüh etdükde şâha tâbi‘ olan Zülkadir evlâdlarından Mar‘ayş hâkimi Alâ’üddevle devletine mağrûr olup âyende vü revende askeri nehb ü gâretden hâlî olmaduğu Selîm Hân'ın mesmû‘-ı hümâyûnları olup yetmiş bin asker ile Ferhâd Paşa'yı Mar‘aş üzre irsâl etdükde Alâ’üddevle dahi yüz bin Türkmân-ı bî-dîn [ü] bî-kemân ile Göksun yaylasında iki asker kemâkân yedi sâ‘at ceng-i azîm edüp bi-emrillâh Alâ’üddevle münhedim olup bi-nefsihi yetmiş boybeğleri ile kelleleri ber-cıda mâl-ı ganâyimleri ile taht-ı Kayseriyye'de huzûr-ı Selîm Şâh'a getürüp serâperde önünde top-ı çevgân gibi kelleleri galtân olup Alâ’üddevle'nin dörd veled başı ve yetmiş aded bakıyyetü's-seyf olan mîrlivâları ile Alâ’üddevle ve gayrı beğlerin başların nâmeler ile Mısır'da Sultân Gavrî'ye gönderler üzre gönderilüp vâsıl oldukda nâme kırâ’at olunup mefhûm-ı nâme,
EÇS X Y318a
"Biz ki İslâm askerinden olup mücâhidün fî-sebîlillâh iken zîr-i hükmünde olan kuttâ‘u't-tarîk Mar‘aş hâkimi Alâ-yı bî-devle rehzenlik edüp vâcibü'l-izâle olmağın ol gûne eşirrânın haklarında âye[t]:
EÇS X Y318a
âyeti fermânına imtisâlen cümle eşirrâsiyle katl olunup şerlerinden ibâdullâh halâs oldu.
EÇS X Y318a–Y318b
"Sen ki hâdimü'l-haremeyn olasın, Kızılbaş-ı evbaşa imdâd etmek lâyık-ı Muhammedî değildir. İmdi mezâhib-i erba‘adan destimizde hüccet burhânlar ve habl-i metîn fetvâlar vardır. Vaktine hâzır ol. Evvel bahâr-ı hüceste-âsârda seninle inşâallâhu'r-rahmân bâzâr-ı Mısır'da bir ceng bâzârı ederiz, vaktine hâzır ol" deyüp sene 921 târîhinde belde-i tayyibe ya‘nî Kostantıniyye'den deryâ-misâl asker ile Üsküdar'a çıkup kat‘-ı menâzil ve tayy-i merâhil ederek Haleb kurbunda Merc-i Dâbık nâm sahrâ ki Hazret-i Dâvûd aleyhisselâm ile Melik Câlût ceng edüp Y 318b Câlût'un münhedim olduğu Merc-i Dâbık sahrâ-yı bî-pâyândır kim bu ceng hakkında alâ-tarîku'l-kısas Cenâb-ı Bârî habîbine bu âyeti nâzil etmişdir:
EÇS X Y318b
nass-ı kâtı‘ı nüzûl etmişdir.
EÇS X Y318b
Selîm Hân dahi bu vâdîde seksen bin mükemmel asker-i cengâver ile Sultân Gavrî'yi iki kerre yüz bin askeriyle münhedim edüp Gavrî Sultân cengin gavrına erüp sultânlığı ol meydân-ı ma‘rekede bırağup Haleb'e andan Şâm'a andan Mısır'a firâr etdi.
EÇS X Y318b
Selîm Hân mansûr [u] muzaffer Şâm'a gelüp meştâ fermân edüp evvel bahârda Mısır üzre mütevekkilen alallâh Q 281b deyüp adâlet ederek Arz-ı Hâsân ki Katıyye ve Ümmü'l-Hasan çölüdür, ol hâmûnu Selîm Hân yüz bin asker ile ubûr edüp Bilbeys şehri fezâsına vardıkda Abbâs dağları P 278b kemîngâhından Sultân Gavrî yüz bin küheyl-süvâr ve yüz bin piyâde-i pâ-süvâr tüfeng-endâz yarar ile ale'l-gafle âl-i Osmân askeri üzre koyulup vakt-i seherden tâ vakt-i gurûba dek ceng-i sultânî ve neberd-i hâkânî olup âhir Gavrî askeri üzre ahşam olup dendân-ı tîğ ile kelleleri galtân olup Gavrî dahi gurûrundan bu ceng-i âşûb içre bir seccâde üzre bî-ser cesedi bulunup dâr-ı gurûrdan dârü'l-bevâra ubûr edüp Gavrî ecel gavrına erdi dediler. Netîce-i kelâm u merâm merâm kelâm bâlâda Selîm Hân'ın Mısır fethinde ale'l-ihtisâr tahrîr olunmuşdur.
EÇS X Y318b
Hulâsa-i kelâm Selîm Hân altmış aded mesâf cenginden sonra Mısır'ı feth edüp sâbıkan Gavrî vezîri olan Hayre Beğ Paşa'yı Mısır vezîri ve Kemâl Paşazâde Ahmed Efendi'yi kadıasker hâkim nasb edüp kendüleri yigirmi bin asker ile bin pâre gemiler ile Nîl-i mübârek ile cereyân ederek Reşîd'e varup andan berr ü bahrden asker ile İskenderiyye kal‘asın muhâsara edüp ol ân içinde mahsûr olan asâkir-i Çerâkesân hîzân, "el-amân ey güzîde-i âl-i Osmân" deyüp miftâhları Selîm Hân'a bâ-sulh verdiler.
EÇS X Y318b
Sene 923 târîhinde İskenderiyye kal‘ası dest-i Çerâkes-i nâkesden Selîm Hân fethidir. İnkırâzu'd-devrân dest-i âl-i Osmân'da mü’ebbed ola; âmîn, bi-hürmeti Seyyidü'l-mürselîn.
EÇS X Y318b–Y319a
Ba‘dehu Selîm Hân tahrîr edüp Mısır eyâletinde iki tuğlu sancak beği tahtı edüp deryâ kapudanlarından Kara Hüsâm Paşa'ya sancağı ihsân edüp rûy-ı deryâda dörd pâre kadırga ile Malta yolların ve eyâlet-i Mısır'da olan leb-i deryâ kal‘aların limanların muhâfaza etmeğe me’mûr edüp eyâletinde cümle kurâlar iltizâmda tahrîr olunup kurâları olmamağile taraf-ı pâdişâhîden hâss-ı hümâyûnu mâh-be-mâh birer Mısrî kîse Mısır dîvânından almak fermân olunup hâlâ kânûn-ı kadîm-i Selîm Hân üzre beher sene on iki kîse alup iki pâre kadırga ile kapudan paşa Y 319a ile sefer eşüp her sene İskenderiyye limanına lenger bırağup hükûmet eder.
EÇS X Y319a
Ve Ebûkîr limanı ve İskenderiyye limanı ve Eski İskenderiyye limanına lenger bırağan keştîlerden birer altın liman hakkı alur.
EÇS X Y319a
Ve bâc-ı bâzârı ve muhtesib ve tershâne neferâtları ve yuva(?) ve kaçkın köle ve balık dalyanları ve şehir subaşılığı ve cümle salb siyâset basmak, asmak ve urmak ve tutmak anın hükmündedir. İki yüz levendât ile dâ’imâ kâ’immakâmı hükûmet edüp senevî bâd-ı havâ ve cürm [ü] cinâyetden on Mısrî kîse dahi hâsıl eder.
EÇS X Y319a
Cümle yigirmi iki ve yigirmi beş ve cebr-i noksân otuz kîse hâsıl olur sancakdır. Zîr-i dest-i hükûmetindeki kurâlarda tîmâr ve ze‘âmet yokdur, cümle iltizâm belîdeleridir. Alaybeği ve çeribaşı ve kethudâyeri dahi yokdur, ammâ Âsitâne kapukulu serdârı ve yeniçeri-i Mısır serdârları vardır.
EÇS X Y319a
Ve Mısır vezîri tarafından bir ağa-yı zîşân iskele başında gümrük emânetinde müstakil hâkimdir. Ammâ salb siyâsete karışmaz, ancak kendüye müte‘allık olan eşyâlara hükûmet edüp âyende vü revende gemilerden öşr-i şer‘î gümrük alır. Beher sene paşasına yüz elli kîse muhâsebe verüp iki kîse dahi ehl-i vazâyife ve e’imme ve hutabâya ulûfe verüp iltizâmına mahsûb olur.
EÇS X Y319a
Ammâ ba‘zı vüzerâ iltizâm ile bu gümrüğü vermeyüp âdemlerinden mu‘temedün-aleyh âdemine emâneten verir. Hikmet-i Hudâ gümrük ziyâde işler ve ağaya hizmeti tahtında yevmiyye onar guruş vazîfe ihsân olunur. Ve paşa üzre bu gümrük mîrîden seksen kîseye hisâb olunup kula mevâcib verir. Zarar u nef‘ cümle paşanındır.
EÇS X Y319a
Ve ağanın konağı mahzenleri Sinân Paşa evkâfıdır. Beher yevm ikişer guruş kirâsı paşa üzerine mahsûbdur. Hakîr Mısır'da oldukda efendilermiz ağaların muhâsebesine bu abd-i kemteri gönderüp ücret-i kadem birer kîse aldığımızda vâkıf-ı esrâr olduğumuz üzre tahrîr olunmuşdur.
EÇS X Y319a
Ve gümrük huddâmları Yahûdî ve Rûm ve müslim hammâlîn cümle yetmiş neferdir, bunların dahi vazîfeleri gümrük hâsılındandır. Ammâ gâyet müstakîm âdem yeridir kim vezîrine nâfi‘ ola, zîrâ gâyet hîle götürür. Ve ağavâtına bir avâyid dahi kal‘anın hâricindeki varoşun arz-ı hâliye olan yerlerin paşa ağası temessükâtiyle bey‘ olunur, paşaya bundan â’id ü fâ’id yokdur.
EÇS X Y319a
Ve bu gümrükden İskenderiyye'nin beş aded kal‘ası ve Ebûhûr kal‘ası neferâtları ile cümle bin nefer kuldur. Senevî kırk kîse-i Mısrî gümrükden ulûfe alırlar. Bâkîsi paşanındır. Ba‘zı mevsimde Freng gemileri çok gelüp iki yüz kîse-i Mısrî hâsıl olur.
EÇS X Y319a–Y319b
Ve bir hâkimü'ş-şer‘ dahi üç yüz akçe şerîf kazâdır. Ulemâ mâbeynlerinde sitt-i evvelinde tahta başı mansıbıdır, Y 319b senevî ber-vech-i adâlet yigirmi beş kîse hâsıl olur. Ammâ ancak leb-i deryâda Ebûhûr nâmında bir kal‘a nâhiyesidir, andan gayrı bir yerde kurâ ve kasabâtda alâkası yokdur, meğer taraf-ı pâdişâhîden bir kazâ dahi ilhak edeler. Hemân bunun mahsûlü şehr-i azîm bender-i İskenderiyye'dendir. Beher sene üç yüz dörd yüz pâre Freng ve gayrı gemiler bâdbânın açup murg-ı deryâ gibi uçup liman-ı İskenderiyye'de lenger-endâz olup meks ederler. Dâ’imâ da‘vâ vü nizâ‘ eksik olmayup kadıya mahsûl hâsıl olur. Ve yedi kralın balyozları vardır, büyük kal‘ada Sinân Paşa hânlarında sâkin olurlar.
EÇS X Y319b
Evsâf-ı eşkâl-i cirm-i kal‘a-i İskender-i Kübrâ
EÇS X Y319b
Bu kal‘a-i İskenderiyye-i deyriyyenin lisân-ı Kıbtî üzre ismi Secencel idi. Ba‘dehu İskender-i Kübrâ ve İskender-i Yûnân bunda sâkin olup taht edindiğiyçün İskenderiyye dediler. Ammâ Rûm tâ’ifesi Makdonya-i İskender derler. Lisân-ı Efrenc'de Golonya derler. Akdeniz sâhilind[e] Mısır cezîresinin şimâlinde cezîre-vâr bir burunda vâki‘ olmuş iki cânibi biner pâre barça galyon alır liman-ı azîmlerin ortasında bir köşe ucunda vâki‘ olmuş şekl-i mu‘aşşer ya‘nî on köşeli Şeddâdî binâ-yı azîm ve sedd-i İskender-metîn kal‘a-i bâlâ-yı misl-i nigîn hısn-ı hasîndir. Şimâli ve yıldız cânibi ve garbî ve cenûb cânibleri cümle bahr-i Ebyaz'dır, ammâ cânib-i şarkî ve kıble tarafı ve inbât rûzgârı tarafı cümle karadır. Tur‘a-i Nâsırıyye kenârları serâpâ gül gülistân nahlistân bostân hadîka-i ravza-i Cinân misilli gaytânlardır. Q 282a P 279a
EÇS X Y319b
Kal‘a-i İskenderiyye'nin dâ’iren-mâdâr cirmin beyân eder
EÇS X Y319b
Evvelâ bâb-ı Reşîd kal‘anın cânib-i şarkîsinde bir rükne vâki‘ olmuş iki kat demir kapu-yı âlîdir kim gûyâ kûh-ı Demâvend bâbıdır. Bu kapudan içeri girirken iki adım iki âdem kaddi bâlâ kal‘anın sol cânibinde beyâz çâr köşe mermer-i hâm üzre celî hattile bu târîh makyûd olunmuşdur:
EÇS X Y319b
Bismillâhi'r-rahmâni'r-rahîm. Ve sallallâhu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihi ve sellem. Arapça Emera bi-te‘ammüli hâzihi'l-atebeti'l-mübâreketi vaza‘ahâ ve te‘allaka bâbe'r-Reşîd hıfzan ve imârete'l-mahrûse fî eyyâm mevlânâ es-sultân el-melikü'l-memâlik at-Tâhir Ebû Sa‘îd, halledellâhu mülkehu ve ce‘ale'l-arza mâserâhâ melikehu, fî eyyâmi el-Mu‘iz el-Eşrâf et-Takî fî âm hams ve sittimi’e [605].
EÇS X Y319b
Târîh budur.
EÇS X Y319b–Y320a
Ve bu bâb-ı Reşîd'den içeri girmeyüp handakın kenârınca kıble cânibine şeşhâne burca varınca beş yüz germe adımdır. Şarka nâzır bir musanna‘ mevzûn kulle-i azîmdir. İki menzilden berü Nâsırıyye tur‘asından gelen Nîl-i mübârek şehr-i İskenderiyye içre bu burcun dibinden handak altındaki şebbâkden içeri girüp şehrin içinde zîr-i zemînde sokak sokak cereyân edüp cümle şehri rey Y 320a eder.
EÇS X Y320a
Ba‘dehu bu şeşhâne kulleden yine handak kenârınca inbât rûzgârı üzre burcu'l-Gavriyye'ye varınca kâmil iki bin iki yüz adımdır. Ve bu taraf kal‘anın sehl sûru cânibidir. Ya‘nî taşra çıkmış iki cânibin muhâfaza eder bir şekildir.
EÇS X Y320a
Andan yine inbât rûzgârı üzre yine handak kenârınca gidüp kâmil altı yüz adımda bâb-ı Sidre'ye varılır. Lodosa nâzır iki kat âlî demir kapudur. Ammâ iç kat demir kapunun iç yüzünde kapucular soffası üzre birkaç kıt‘a çâr köşe beyâz mermerler üzre ba‘zı kirişmeli mahlût hatt-ı kadîmler vardır, gâyet âlî olup kırâ’atinde su‘ûbet olunmağile tahrîr olunmadı. Ammâ bir çâr-gûşe mermer-i beyâz üzre,
EÇS X Y320a
a varınca tahrîr olunmuşdur.
EÇS X Y320a
Bu nass-ı kâtı‘dan aşağıda sene hamsîn ve hamsimi’e [550] tahrîr olunmuşdur.
EÇS X Y320a
Ve bâb-ı Sidre'den taşra yine handak kenârınca kal‘anın metânet üzre binâsın seyr [ü] temâşâ ederek yine inbât rûzgârı cânibine bin beş yüz adım gidüp Burc-ı Kebîr demekle ma‘rûf bir sedd-i Kahkahâ-misâl bir sedd-i İskender kulle-i bî-hemtâdır. Bir köşede vâki‘ olmuşdur.
EÇS X Y320a
Anı ubûr edince artık handak kenârınca cânib-i garba azîmet olunur, tâ leb-i deryâya varınca iç kal‘a burnudur. Yedi yüz adımda varılır bir iç kal‘a köşesidir. Leb-i deryâda bir burc-ı azîm kal‘adır kim cümle İskenderiyye kal‘asının rûhudur. Şeşhâne-binâ vâki‘ olmuşdur. Üstâd mühendis var kuvveti bâzûya getürüp eyle icrâ-yı ma‘rifet etmiş kim hâlâ benî âdem eyle bir seng-i hârâya tîşe urmağa âcizdirler. Ve deryâya bir mîl mikdârı bir burun gibi girüp cânib-i erba‘asın muhâfaza edüp kurudur. Cümle esâsı deryâ içre kırmızı sommâkî sütunlar üzre mebnîdir. Ve kadırga limanın muhâfaza etsün içün cümle kolumburuna ve şayka ve balyemez toplar bu iç kal‘adadır.