EÇS X Y329b
Lisân-ı Arabda Ebûkîr nâmında deryâ içre bir kaya üzre Q 286a P 283a binâ olunmak ile Ebûkîr derler. Ve bir rivâyetde bu kal‘a içinde Ebûkîr Hamdullâh nâmında bir kibâr-ı evliyâ medfûndur, bu kal‘a anın ismiyle yâd olunur. Ammâ efvâh-ı nâsda Ebûhûr kal‘ası derler. Zamân-ı kadîmde kal‘adan bir âsâr yok imiş, bir liman-ı azîm olmak ile küffârın ızbandıd gemileri bu limanı kemîngâh edüp âyende vü revende ümmet-i Muhammed keştîlerin dâ’imâ aldığından Rodos'dan Mısır'a gemiler gitmeden kalır. Âhirü'l-emr Mısır vâlîsi Tavâşî Macar Süleymân Paşa Sultân Süleymân Hân'a arz edüp fermân-ı şehriyârî ile bir Mısır hazînesi mâl masrûf olunup sene 934 târîhinde be-dest-i Hâdım Süleymân Paşa müceddeden bu kal‘a-i Ebûkîr'i inşâ etmişdir.
EÇS X Y329b
Ol Süleymân Paşa'dır kim Mısır'da iç kal‘ada Şeyh Sârî türbesinde İslâmbol tarzı câmi‘i vardır. Eyle bir vezîr-i müdebbir imiş kim Süveys'de üç yüz pâre kadırga binâ edüp yigirmi bin asker ile ve Mısır beği Özdemir Beğ'i atları ile kadırgaya koyup Süveys'den mütevekkilen alallâh deyüp Hindistân'da Ahmedâbâd'ı ve Dîvâbâd'ı ve bender-i Haydar-âbâd'ı kuvvet-i bâzû ile ceng [ü] cidâl ve harb [u] kıtâl ederek Portakal küffârı elinden feth edüp bu kadar mâl-ı ganâyimi ile kabza-i teshîre alup yedi aydan sonra mezkûr benderleri Hind pâdişâhına hîbe eyleyüp mukâbelesinde Hind pâdişâhından bu kadar lek mâl-ı hazâyin alup donanma-yı İslâm ile Hindistân'dan avdet edüp Yemen diyârına gelüp anda dahi Moha ve San‘â ve Aden nâmında birkaç bender feth edüp Cidde'ye gelir, andan Mekke-i mükerremeye gelüp hac edüp andan ılgar ile Medîne-i münevverede Hazret-i Risâlet'i ziyâret edince cümle donanması Cidde'den Yenbû‘'a geldüği mesmû‘ları olup Hazret-i Resûl'ü ziyâret-i vedâ‘ edüp yine ılgar ile Yenbû‘'dan gemilere süvâr olup Mısır'a gelmişler. Böyle bir re’y-i tedbîr sâhibi Âsaf-ı Berhıyâ-yı Süleymân Hân'dır. Macariyyü'l-asl bir şecî‘ nefsinde bahadır gürbüz er imiş. Niçe feth [ü] fütûhâtına ve hayrât [u] hasenâtına hadd-i hasr yokdur.
EÇS X Y329b–Y330a
Bundan sonra bu Ebûkîr kal‘asın binâ etmişdir. İskenderiyye'ye otuz mîl karîb bir taşlı sivri burun üzre cirmi altı yüz adım şekl-i müdevver bir küçük kal‘adır, ammâ sedd-i Ebûhûr'dur. Cânib-i erba‘asın Akdeniz döğer bir alçak ve yalçın kaya üzredir. Lodosa nâzır bir kat demir kapusu vardır. Önü kesme yalçın kaya handak üzre asma cisirdir, her gece cisri kaldırup kal‘a kapusuna siper edüp kapuyu sedd ederler. Ve bu kapu kemeri üzre beyâz mermerde hüsn-i hatt-ı celî Y 330a ile bu târîh tahrîr olunmuşdur:
EÇS X Y330a
Emera bi-inşâi hâze'l-kal‘ati'l-mübâreketi fî eyyâm mevlânâ es-sultân ibnü's-sultân Süleymân Hân ibn Selîm Hân ibn Bâyezîd Hân ibn Mehemmed Hân ibn Murâd Hân
EÇS X Y330a
deyü tâ âl-i Osmân'a varınca tahrîr etmiş, ba‘dehu sene (---) deyü tahrîr etmiş.
EÇS X Y330a
Bu kal‘adan içeri Sultân Süleymân câmi‘i sekiz sütûn üzre bir kârgîr-binâ küçük câmi‘dir. Ve tahtânî ve bir alçak minâresi vardır. Ve yetmiş aded havlısız evleri ve buğday anbârları ve su sarnıcları ve bir iç kal‘a kullesinde mükellef cebehânesi ve iç kullede dizdârhânesi vardır. Ve dizdârı hâkimdir, gayrı ferdin alâkası yokdur. Cümle üç yüz neferâtı vardır. Vazîfe-i mu‘ayyenelerin İskenderiyye gümrüğünden sâ’ir İskenderiyye kullarıyle ma‘an alırlar.
EÇS X Y330a
Bu kal‘a içre beş dükkân var, gayrı hân u hammâm ve imâret yokdur. Ve Hazret-i eş-Şeyh Abdülkâdir el-Cîlânî halîfelerinden bir şeyh kal‘a içinde medfûndur. On kademe taş nerdübân ile nüzûl olunur bir gâr içinde medfûndur. İsm-i şerîfleri Ebûkîr Hamdullâh'dır. Anıniçün bu kal‘aya Ebûkîr kal‘ası derler.
EÇS X Y330a
Ve bu kal‘anın cümle yetmiş pâre şâhâne topları var. Yigirmisi yigirmişer karış balyemez Süleymân Hân toplarıdır. Aslâ küffâr kalyonları limana girmeğe kâdir değillerdir. Ve iç kal‘a kullesinin tâ zirve-i a‘lâsında her gece bir fânûs-ı azîm yanup yüz mîl yerden nümâyân olup gemiler limana girirler, aceb hayrâtdır.
EÇS X Y330a
Ve bu kal‘anın der-i dîvârı deryâdan elli arşın âlîdir. Kal‘a hâricinin lodos cânibinde iki yüz hâneli varoşu ve yigirmi dükkânı ve iki kahvehânesi ve üç at değirmeni ve bir hânı ve ba‘zı bekâr odaları vardır, ammâ hammâmı yokdur. Bu varoşun cânib-i erba‘asında kal‘a dîvârı yokdur, ammâ kesme yalçın kayalar üzre mebnî bir varoş-ı ma‘mûrdur. Ve suları cümle âb-ı hayât kuyulardır.
EÇS X Y330a
Ve kal‘anın kıble ve cenûbuna vâki‘ olmuş bir liman-ı azîmi var. Bin pâre gemi alur, latîf demir dutar limandır. Garbdan ve lodosdan ve kıbleden ve gündoğ(r)usundan emîn ârâmgâhdır, ammâ sehl poyraz ve yıldız ve karayel te’sîr eder. Ammâ yıldız rûzgârı üzre limandan bir mîl ba‘îd ufak ufak kayalar ve dökündüler vardır, rûzgâr te’sîr etmez. Sekiz rûzgârdan emîn bir liman-ı azîmdir. Ammâ gemiler lenger endaht olduğu zamân demiri yıldız rûzgârı üzre bırağup yatalar.
EÇS X Y330a–Y330b
Ammâ bu limanın şimâlinde bir mîl ba‘îd deryâda bir cezîre vardır, İbrâhîm Paşa fermâniyle hakîr varup ol cezîre üzre limanı muhâfaza içün bir mendirek kal‘ası inşâ olunmasıyçün ahâlî-i Reşîd ve a‘yân-ı İskenderiyye ve kadıları ile mezkûr cezîreye hakîr varup keşf etdik. Deryâdan yigirmi arşın mürtefi‘ bir yalçın kayadır. Cirmi altı yüz adımdır. Ve Ebûhûr kal‘asına Y 330b bir mîl karîb mâbeyne-hümâları dökündü ve sığlık yerlerdir. Mülûk murâd edinse bu cezîrede bir kal‘a binâ olunup Ebûhûr'a varınca deryânın sığ yerlerin doldurmak kâbildir. Eyle bir metîn kal‘a olup küffâr limana karîb gelmeğe kâdir olmazdı. Zîrâ liman-ı azîmdir. Ba‘zı zamân küffâr gelüp Ebûhûr topundan alarka gelüp yatır.
EÇS X Y330b
Bu minvâl üzre hakîr bu cezîreyi tahrîr edüp cümle a‘yân-ı vilâyetin arzıyla Mısır'da Kethudâ İbrâhîm Q 286b P 283b Paşa'ya gelüp kal‘a yapmak sadedinde iken azli haberi gelüp ferâgat olundu. Ammâ kal‘a inşâ olunsa bin pâre gemi bî-pâk bî-pervâ yatırlardı.
EÇS X Y330b
Hattâ bu hakîr İskenderiyye'den bu Ebûhûr'a gelüp üç gece mihmân olduğumuzda bir gün ale's-sabâh anı gördük kim kal‘anın top altından ba‘îd iki küffâr galyonu iki İslâm şaykasın kova kova kal‘aya yakın gelince bir şayka limana girüp cân kurtardı, birinin önün alup ceng ede ede sarup aldı. Meğer bu şayka sâbıkan Ebûhûr dizdârı Ömer Ağa'nın şaykası imiş. Ömer Ağa iki ellerin birbirine urup yanımızda feryâd edüp döğünür. Derhâl küffâr bu alduğı şaykayı yedekleyerek âdet-i sâbıkası üzre vere vermek içün beyâz bayraklar diküp kal‘aya yakın gelüp demir bırağup gemiyi ve esîrleri fürûht etmek içün deryâya bir filika bırağup beş on kâfirle beyâz bayrak kaldırup gelirken hemân hakîr,
EÇS X Y330b
"Vallâhi dizdâr seni paşaya arz edüp hakkından geldiririm, elbette bu kâfir gemilerin topla" deyince alınan şayka sâhibi Ömer Ağa,
EÇS X Y330b
"Amân sultânım, âdetimizdir ve kânûndur. Ko gelsin, ucuz bahâ ile gemim alup bu kadar ümmet-i Muhammed halâs olsun" deyü ricâ etdi. Ba‘zılar rızâ vermeyüp,
EÇS X Y330b
"Bundan her bâr küffâr bu mahalde yatup âyende vü revende gemileri alur. Bu ne işdir?" deyince hakîr dahi ziyâde cür’ete gelüp,
EÇS X Y330b
"Ben Mısır'a efendime giderim. Tîz atları çekin" deyince hemân dizdâr havfından kal‘a erlerine haber edüp tarfetü'l-ayn içre üç yüz neferât ve dörd beş yüz tüccârât pür-silâh olup kal‘anın burc [u] bârûları üzre yetmiş seksen yerden kırmızı orsa bayrakları ve sancağ u filandıralar alemleri nümâyân olunca küffâr gemilerinden beyâz bayraklı filika gelirken der-akab gerü döndü.
EÇS X Y330b–Y331a
Hemân kal‘adan topcıbaşı bir alarka topu atdı. Ardı sıra bir dahi Sultân Süleymân Hân'ın otuz beş karış kırk vukiyye gülle atar topuna âteş edince bi-emrillâh küffârın bir gemisine isâbet edüp direk kürek ve çanak ve çardak ve dülek ve külek havâya perrân olup bi-emri Hudâ geminin içinde bir âteş-i Nemrûd zâhir olup cümle küffâr gemi kıçından güverte ve palavrası ile havâya tayr-ı ebâbil gibi münkalib olup mel‘ûn gemi murg-ı semender-vâr Y 331a âteş-i Nemrûd içinde kaldı. Bakıyyetü'n-nârı fecc-i amîk-ı deryâya gavvâs-vâr dalup gark olup ka‘r-ı deryâda karâr etdi. La‘în gemi bu âyet-i şerîfe emrine mazhar oldu:
EÇS X Y331a
mazmûnu üzre gemi ihrâk bi'n-nâr olup cümle küffârı gark-ı âb olup yerleri dârü's-sa‘îr oldu.
EÇS X Y331a
Hamd-ı Hudâ öbür gemiye dahi bir top-ı kûp isâbet edüp rahnedâr olunca der-ân demirlerin kesüp bâdbânların küşâde kılup sağa sola tiramola edüp dâğ-ı derûnundan kal‘a cânibine bir kat alabanda toplar atup deryâya çıkup gitdükde derhâl beri kal‘a tarafında kayığ u firkate ve limanda yatan gemi sandallarına asker dolup küffârın alduğı Ömer Ağa şaykasına varup yetişüp sadâ-yı Allâh Allâh ile şâdumânîler ederek limana çeküp Ömer Ağa tâze cân buldu. Ve içinde yüz kırk beş ibâdullâhın pâ-bendlerin şikest edüp halâs edüp ol gün îd-i adhâ olup cümle ibâdullâh hakîre hayır du‘â etdiler kim,
EÇS X Y331a
"Bu fütûhâta sen sebeb olup top atdırdın" dediler.
EÇS X Y331a
Ve ol kâfirden firâr edüp limana giren şayka sehl rahnedâr olmuş, der-akab cümle keştîlerin sandalları ve kayıkları şaykaya cem‘ olup içinde olan ibâdullâhı taşraya çıkarup gemi hiffet bulup halâs oldu.
EÇS X Y331a
Der-akab küffârın gark olan gemisin dizdâr ile paşaya arz edüp altıncı günde paşa ağalarından bir ağa ulaklık ile gelüp dizdâra bir hil‘at-ı fâhire ve topçubaşıya ve kethudâ-yı kal‘aya kezâlik birer hil‘at ile mesrûr edüp dizdâra mukarrer ihsân olunup gark olan küffâr gemisinin âletlerin çıkarmağa dalgıclar ile mukayyed oldular. Dizdâr hakîre yüz guruş ve yüz hamle odun hizmet etdi.
EÇS X Y331a
El-hâsıl Ebûhûr limanı latîf liman-ı azîmdir. Kırk elli gûne nazîf mâhîleri olur. Bâ-husûs bir vukiyye gelir tekir balığı gûyâ la‘l-pâre bir sun‘-ı Hudâ mâ‘idedir. Bir diyâra mahsûs değildir. Zîrâ âb [u] havâsı latîfdir. Ve hûrmâsı memdûhdur. Ve bir gûne lâ‘lgûn nâbıkası olur, Rûm cevzi kadar vardır, gâyet lezîzdir, Mısır a‘yânına Ebûhûrludan dâ’imâ hedâyâ gelir.
EÇS X Y331a
Ve bu Ebûhûr kal‘ası İskenderiyye sancağı hükmünde voyvadalıkdır. Dizdâr hükm edüp beğ müsellimine muhâsebesin verir. Ve kazâsı İskenderiyye nâhiyesidir, nâ’ib zabt eder, beher şehr biner para hâsıl olur nâhiyedir. Bu kal‘ada,
EÇS X Y331a–Y331b
Bunda bir mecnûne şekil bir hâtûn vardır, müstecâbü'd-da‘ve bir hurmedir, altı ay kış günleri deryâ içinde yatup başın kenâra koyup cümle vücûdu deryâya müstağrak yatır. Deryâ böcekleri esbâbı içinde âşiyân yapup ba‘zı haşerâtlar etin yerler, vücûdun delik delik edüp kızıl kanlar cereyân Y 331b eder. Ba‘zı kimesneler anın hâtırıyçün leb-i deryâyı deverân [u] seyrân ederek ol hâtûnu bulup bir nân pâre verirler, alup def‘-i cû‘ eder. Ammâ yaz günleri deryâdan çıkup berde ısıcak rimâl içre yatup geysûların târmâr kılup fitîle fitîle saçların döküp bir ucbe-likâdır kim bir âdem bi'l-bedâhe görse câdû deyü aklı perîşân olur. Gâyet cüssedâr lahm [u] şahm sâhibi hâtûndur. Altmış senedir bu hâl üzredir, deyü nakl etdiler. Kimse ile kelimât etmeyüp dâ’imâ summun bükmün durur. Hamd-i Hudâ hakîr du‘âsına yâhûd bir hüsn-i nazarına mazhar olalım, deyü vardıkda hakîre kebesi içinden bir beyâz ekmek çıkarup içinden on hûrmâ ve üç altun çıkup hakîre nazar etdi. Aceb temâşâ hâtûndur.
EÇS X Y331b
Andan hakîr dizdârdan on tüfengli refîkler alup leb-i deryâ ile sayyâd-ı mâhîler temâşâların ederek kıble cânibine leb-i deryâda Kethudâ İbrâhîm Paşa'nın Buhayre vilâyetin acı deryâ gark etmesin içün telattum-ı deryâyı sed edüp iki bin adım leb-i deryâya bir sedd-i Q 287a P 284a İskender çekmiş, anı temâşâ edüp İskenderiyye ile Reşîd mâbeyninde Tayna nâm Urbânın kemîngâhı olan mahalli basîret üzre olup ubûr etdik. Ammâ sekiz re’s Urbân atlısı bizi görüp Buhayre çöllerine at bırağup firâr etdiler.
EÇS X Y331b
"Âyâ bunlar ne firâr etdiler ki?" deyü dahi ileriye vardık.
EÇS X Y331b
Bir âdem kâh kalkar ve kâh düşer. Ol hâlde yanına vardık. Bu âdemin yanında sekiz âdem ol ânda şehîd olmuşlar. Kanları cereyân edüp biri mızrak zahmından bir hoş urulmayup hayâtda yatırdı, gayrısının kelleleri tenlerinden cüdâ ve cesedleri uryân hâk-âlûd olup yatırlardı.
EÇS X Y331b
Hemân bu hakîr Ebûhûr kal‘asına âdem gönderüp nâ’ib ve ahâlî-i vilâyet gelüp keşf edüp mevtâları tarîk-ı âm üzre defn edüp mızrak zahmından hayâtda olan iki mecrûh âdemleri Ebûhûr'a götürdüler.
EÇS X Y331b
Hân-ı Ma‘diye-i Lestûn nâm mahalle gelüp gemiye süvâr olup karşı cânibe ubûr edüp hân-ı azîmde meks eyledik. Bu geçit başında Buhayre hâkimi tarafından bir zâbit oturur, gelen tüccâr ve sâ’ir âyende vü revendeyi teftîş ü tefahhus edüp mîrî mâl ve gümrükden esbâb kaçıran ve kaçgın köleler ve harâmî makûlesi kimesneleri bu geçit başında kayd [u] bend eder. Şeb [ü] rûz elli altmış mikdârı neferâtları ile bu hizmete me’mûrdur. Hakîr Tayna nâm mahalde râst geldiğimiz sekiz şühedânın ahvâllerin geçit ağasına takrîr edince kırk elli atlı ile Ma‘diye'yi karşı geçüp Arab aşkıyâların kovmağa gitdi. Biz ol gece hânda mihmân olduk.
EÇS X Y331b–Y332a
Bu hân Reşîd'de Mehemmed Paşa evkâfıdır. Kal‘a-misâl geçit başında yetmiş Y 332a ocaklı bir hân-ı azîmdir. Civârında aslâ ma‘mûr bir şey yokdur, ammâ hân içinde âb-ı hayât bir su sarnıcı vardır. Geçit ağası cümle neferâtiyle bunda sâkin olur. Âyende vü revende dahi bir cânibinde olurlar. Ve geçit ağası gemi ile geçen yolcu develeri ve atları ve katır ve hımârlarından birer para alır. Senevî Buhayre hâkimine üç kîse verir. Reşîd ve İskenderiyye mâbeyne-hümâsında(n) bu geçitden gayrı yol yokdur, elbette bundan ubûr etmeğe muhtâcdır, meğer üç gün Buhayre vilâyetinden dolaşup İskenderiyye'ye vara, ta‘b-i azîmdir. Geçit gemisi Buhayre kâşifinin mâlıdır, dâ’imâ ta‘mîr ü termîm eder.
EÇS X Y332a
Bu geçit nehri acı deryâdan girme bir boğazdır, tâ Buhayre vilâyetinin ortasına varır. Nihâyeti bir göldür, cânib-i erba‘ası dörd konak ihâta eder gâyet acı göldür. Bunun içün Buhayre vilâyeti derler. Yüz yetmiş pâre kurâyı seksen senedir gark edüp buhayre olmuşdur. Hâlâ yine Buhayre kâşifine bu gölden on Mısrî kîse hâsıl olur bin pâre balıkçı kayıkları vardır, gûnâ-gûn mâhîleri çıkar. İskenderiyye'ye gelen Nîl suyu bu acı buhayrenin tâ ortasından gelir. İki cânibine dağlar gibi sedd etmişlerdir. Andan cereyân edüp İskenderiyye'yi rey eden Nâsırıyye tur‘asıdır kim İskenderiyye'den bu tur‘a içre niçe bin pâre gemiler gidüp Füvve kasabasında büyük Nîl'e çıkarlar, kâmil iki merhale yerdir.
EÇS X Y332a
Hikmet-i Hudâ geçit hâkimi mezkûr aşkıyâ Urbânların ardına düşüp nısfu'l-leylde Buhayre kenârında bir kurâda şühedâların esvâbların taksîm ederken basup sekizin dahi biz sâkin olduğumuz hâna getürüp birin ale's-sabâh hân kapusu önünde kazığa çaldı, yedisin kayd-bend ile Buhayre hâkimi Celeb Mehemmed Ağa'ya gönderdi. Hakîr yine geçit ağasından refîkler alup şark cânibine leb-i deryâ ile dörd sâ‘at kumsal yerler ile giderken leb-i deryâdan sağ cânibinde hûrmâ bâğları içre yine kumlu yerler ile bir sâ‘at dahi gidüp,
EÇS X Y332a
Lisân-ı Arabda (---) (---) demekdir. Bender-i Reşîd hâkinde emînlikdir ve Reşîd nâhiyesidir. Yüz elli akçe ile ihsân olunur başka kazâdır. Senevî üç kîse pîştahta mahsûlü olur. Buhayre deryâsı kenârında bir mürtefi‘ yerde dörd bin ma‘mûr u müzeyyen kat-ender-kat havâdâr kirec sütûhlu kârgîr binâlı hâneleri vardır. Başka köy sâhibi mültezimi vardır.
EÇS X Y332a
Cümle on yedi mahalle ve yigirmi mihrâbdır ve altısı hutbedir, mâ‘adâ mesâcidlerdir.