İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS X Y343a
Andan dahi ziyâde halk mu‘tekid olup ol kadar ehl-i züvvâr giderler kim şeb [ü] rûz âdemden hâlî değildir. Ve yevm-i Şa‘bân'da yılda bir kerre buyurdı ile bir mevlûd-ı azîm olup yüz bin âdem cem‘ olur. Hamd-i Hudâ ziyâreti müyesser olup rûh-ı şerîfiyçün bir Yâsîn-i şerîf tilâvet eyledik, rahmetullâhi aleyh.
EÇS X Y343a
Bunların hakkında penç beyit bir eş‘âr etmiş idik, ammâ evrâk-ı perîşân mâbeyninde zâyi‘ olmuş.
EÇS X Y343a
Andan kal‘a dizdârından kal‘a yoklamasıyçün iki yüz guruş ve bir at alup ve huddâmlarımıza berrânî elli guruş dahi alup ve kırk tüfeng-endâz refîkler alup me’kûlât [u] meşrûbâtlarımız ile Burlos'dan buhayre kenârınca cânib-i şarka hûrmâ ormanları içre bayırlar üzre kırk pâre ma‘mûr u âbâdân kurâlar ubûr ederek iki sâ‘atde,
EÇS X Y343a
Evsâf-ı kasaba-i Beltîm
EÇS X Y343a
Buhayre kenârında bin hâne-i ma‘mûrlu kumsal içinde bir mahalledir. Burlos hâkinde iltizâmdır. Sâhib-i belede el-Hacı Bülbül derler bir kerîmü'ş-şân sâhib-i îmân kimesnedir. Ve Burlos nâhiyesidir.
EÇS X Y343a
Üç câmi‘i var, ammâ buhayre kenârındaki bir Ulu Câmi‘'dir, Sultân Mansûr binâsıdır. Kendiler dahi câmi‘in haremi köşesinde medfûndur. Bu câmi‘ tûlen ve arzan yüz ellişer ayakdır. Ve bir minâreli tahtanî ve cümle elli amûd-ı müntehâ üzre mebnî bir câmi‘-i kebîrdir.
EÇS X Y343a
On dükkânı ve bir kahvehânesi var. Hammâmı ve medreseleri yokdur.
EÇS X Y343a
Ziyâret-i kasaba-i Beltîm
EÇS X Y343a
Evvelâ câmi‘-i eş-Şeyh Ebü'l-feth: İçinde bizzât kendüleri bir kubbede medfûndur.
EÇS X Y343a
Ve yine câmi‘in haremi köşesinde bir kubbe-i âlîde eş-Şeyh Feth ibn Abdülazîz ibn eş-Şeyh Îsâ ibn Becm. Bâlâda zikri sebkat eden Burlos'da medfûn Şeyh Îsâ hazretleridir. Ammâ bu Şeyh Feth hazretleri nebîre-i Şeyh Îsâ'dır kim menâkıbı bî-nihâye ulu sultândır. Tarîk-ı Burhânî'de keşf [ü] kerâmet sâhibidir.
EÇS X Y343a
Ve Beltîm'in cânib-i şarkîsinde eş-Şeyh Hasan er-Rufâ‘î: Tarîk-ı Rufâ‘î'de kerâmâtı zâhir olmuş erdir. Bir küçük kubbede âsûdedir.
EÇS X Y343a
Derûn-ı şehirde bir mürtefi‘ yerde kabr-i eş-Şeyh Muhammed el-Acemî.
EÇS X Y343a
Ve buhayre cenbinde bir kubbede Muhammed el-Behlûl.
EÇS X Y343a
Ve ana karîb eş-Şeyh Gulâmullâh.
EÇS X Y343a
Ve yine şehir içinde eş-Şeyh Sâlim Ebû Râh Tavîl: Bir cânibe azîmet edüp yürürken cümle halkdan âlî gitdiklerinden Ebû Râh Tavîl derler, tarîk-ı Mutâvi‘î'de ulu sultândır, ammâ hilkatı gâyetü'l-gâye kasîrü'l-kâme imişler.
EÇS X Y343a
Ve bunlara karîb eş-Şeyh Muhammed el-Huşû‘î: Bir alçak kubbede yatırlar, ammâ ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır.
EÇS X Y343a
Ve kabr-i eş-Şeyh Mübârek.
EÇS X Y343a–Y343b
Ve sâhil-i bahre karîb eş-Şeyh Mehemmed Efendi: Karîbü'l-ahd imiş. Cümle ehl-i beled menâkıbların nakl ederler kim Serîr-i Sakatî mertebesinde ulu sultân imiş. Hâlâ kabr-i şerîfinin hâk-i amber-pâkinden zâtülcenbe mübtelâ bir kimse gülâb ile ezüp içirseler Y 343b bi-emrillâh şifâ bulur. Rahmetullâhi aleyhim ecma‘în.
EÇS X Y343b
Andan bu şehri seyr [ü] temâşâ edüp yine şark cânibine buhayre kenârınca üç sâ‘at gidüp ba‘dehu Akdeniz ile bu buhayre mâbeyninde Evvelü'n-Nahl ta‘bîr etdikleri hûrmâlık ormanı içre girüp azamet-i Hudâ meğer Mısır'ın hûrmâsı cümle bu Burlos vilâyetinde imiş, eyle dıraht-ı hûrmâlar var kim her biri eflâke ser çekmişdir ve her nahlde yigirmişer salkım hûrmâ olup ikişer yüz vukiyye hûrmâsı gelir. Altı sâ‘at dahi bu orman içre ılgar ile ubûr edüp Âhirü't-temr ya‘nî hûrmâ ormanı tamâm olduğu mahaldir, anı ubûr edüp Akdeniz kenârına varup sağ tarafımız kıble cânibidir. Ve Garbiyye hâkinde bir çöl çölistân ve bir tîh-i bî-emân bî-pâyân yerdir. Yaz günleri Hudbiyye kabîlesi sâkin olup şitâda mezkûr hûrmâ ormanlarında sâkin olurlar. Mutî‘ [ü] munkâd âdemlerdir. Eğer bunlar tâyi‘ olmasalar bu çölden bir âdem geçmek ihtimâli yok idi.
EÇS X Y343b
Sergüzeşt: Bu çöl içre ılgar ile sâhil-i bahrda pâk kumsal üzre giderken deryâda iki gemi nümâyân olup top u tüfeng atup ceng-i âşûb ederler. Biz dahi atlarımıza sıklet edüp ileri varınca küffâr gemisi müselmân keştîsin kovarak müslim şaykası karaya düşdü, biz varınca küffâr deryâda lenger bırakup filika döküp karaya düşen ibâdullâhları Q 293a P 290a kovmağa başladı.
EÇS X Y343b
Hakîr dahi elli beş atlı ve katırlı ile varup imdâd edelim, derken filika küffârları alarka olup bize hayli kurşum atdı. Hamd-i Yezdân aslâ isâbet etmeyüp cümle ibâdullâh kenâr-ı bahrda tâze cân bulup gemiden zî-kıymet eşyâların çıkarup taşrada dağlar gibi yığup metrislendiler. Biz dahi bâr-ı sakîllerini taşırken la‘în küffâr tonos elleyerek bir top menzili karîb geldikde yaylım topa âteş edince cümlemizi târmâr edüp bizden Burlos dizdârının bir atına ve bir Arab kölesine top güllesi isâbet edüp merhûm oldular.
EÇS X Y343b
Biz cümlemiz bir kumluk ardında pinhân olup yine birer birer imdâd edüp ibâdullâhın esbâbların taşırdık. Ba‘dehu küffâr gemisinden kumbaralar atup der-kenâr olan gemiyi ihrâk etmeğe kasd etdiler, ammâ olmadı. Ba‘dehu çöl tarafından yedi sekiz yüz Urbân-ı uryân karaya düşen gemiyi nehb [ü] gâret etmeğe at boynuna düşüp geldiler, gördüler kim hakîr ile bu kadar paşalı ve gayrı yolcular var, âhir anlar dahi sûret-i Hak'dan görünüp hizmet edüp gemiden taşra hayli metâ‘ çıkarup kenâr-ı bahre dağlar gibi yığdılar.
EÇS X Y343b–Y344a
Netîce-i kelâm bu hâl üzre tâ vakt-i gurûba dek ceng edüp ibâdullâha hizmet eyledik. Ba‘de'l-mağrib küffâr-ı bed-girdâr-ı murdâr gemisin fânûslar ile çerâğân edüp tâ nısfu'l-leyle Y 344a varınca top u tüfeng atmadan hâlî olmadılar. Âhir vakt nısfu'l-leyl olunca kâfirin filikası âheste-reviş gelüp gemiyi ihrâk edecek mahalde gemiden ve karadan bu kadar cândan bîzâr olmuş ümmet-i Muhammed bir yaylım kurşum urunca filika döne döne kenâra geldi. İçinde bir kefere-i fecere kalmış. On ikisi mürd olup yedisi mecrûh kenâra gelince filikayı zabt edüp mecrûhların kellelerin kesüp hakîr bir gülbâng-i Muhammedî çeküp cümle Urbân ve keştîbân pîr [ü] civân derûn-ı dilden üç nevbet sadâ-yı Allâh Allâh'a rehâ buldurunca küffâr gördü kim eli ayağı olan filikası ahz olundu. Tâ sabâha dek aslâ durmayup bize âteş-i Nemrûdî saçup âteşbâzlık gösterdi, ammâ bir kimseye aslâ zarar isâbet etmeyüp ba‘de salâti'l-fecr yıldız rûzgârı şedîd olup küffâr kenâra düşme havfından bâdbânların açup ve turompete boruların çalup hâyib ü hâsir bu kadar bârûd [u] gülleden ve bu kadar kelleden çıkup gitdi. Biz dahi ibâdullâhdan me’zûn olup gidelim, dedükde re’îsi ve sâyir tüccâr ü züvvâr [u] huccâc üç yüz âdem,
EÇS X Y344a
"Lutf edüp gitmen, siz gidince bu Urbân bizi bu çölde nehb ü gâret ederler" deyince derhâl bir âdemim ılgar ile Dimyât'a gönderüp imdâd taleb eyledik.
EÇS X Y344a
Ol gün karadan üç yüz âdem deryâdan yetmiş beş pâre küçük gemi ve sandallar pür-silâh âdemleri ile gelüp vâsıl olunca karaya düşen geminin dahi yüklerin gayrı gemilere tahmîl edüp karadaki gemi hıffet buldukca deryâya kalkup kumdan halâs oldu. Hamd-i Hudâ bir yerine aslâ rahne gelmemiş. Tarfetü'l-ayn içre deryâya alarka olup karada olan bâr-ı sakîllerin dahi alup cümle imdâda gelen gemilerle şenlik ve şâdumânlıklar ederek top u tüfenglerin atarak bâdbânların açup muvâfık eyyâm ile bender-i Dimyât'a gitdiler ve kâfirin filikasın başaşağı bayrağıyle yedeğe alup bile götürdüler.
EÇS X Y344a
Hakîr Dimyât'dan gelen kara askeriyle bir yere cem‘ olup kâfirin filikasından aldığımız kelleleri mızraklar üzre hakîrin huddâmları diküp yine Akdeniz kenârınca vakt-ı zuhurda Yemenî nehri ma‘diyesine gelüp bir mavuna gemi ile ol gün bu kadar asker gücile karşu Dimyât tarafına ubûr etdik.
EÇS X Y344a
Nehr-i Yemenî oldur kim Mahalle-i Kebîr içinden cereyân eden tur‘a ve Sâbûniyye tur‘ası bir yere cem‘ olup büyük Nîl kadar nehr-i azîm olup niçe yüz pâre beledleri rey edüp bu mahalde Akdeniz'e munsab olup gemi ile geçilir. Aslı yine Semennût kurbunda Nîl'den müteferrikdir. Nîl'in nısfı kadar vardır. Burlos ile Dimyât mâbeyninde mahlût olur.
EÇS X Y344a–Y344b
Andan yine çöl ile ubûr ederken niçe kerre yüz bin bıldırcın duzakları içre sayd olunmuş bıldırcınları alup kâmil beş sâ‘atde Y 344b Dimyât mukâbelesinde kasaba-i Sinâniyye yedi sâ‘atde dahi ma‘diyeden Burlos'dur. Cümle on iki sâ‘atde Burlos'dan bender-i Dimyât karşısında,
EÇS X Y344b
Kasaba-i Sinâniyye
EÇS X Y344b
Nîl kenârında üç yüz hâneli bir ma‘mûr beleddir. Üç câmi‘i ve iki vekâlesi ve bir kahvesi var. Küffâr zamânında bir kal‘ası var imiş, hâlâ âsâr-ı binâları âşikâredir. Mu‘âf u müsellem Sinân Paşa evkâfıdır. Anda Dimyât emîni olan Mısır beği Abaza Dilâver Beğ bir kasır inşâ etmişdir, cümle ehl-i Dimyât anda kesb-i havâ ederler.
EÇS X Y344b
Andan bir gemiye süvâr olup gayrı imdâda gelen askerler dahi gemilere süvâr olup alay-ı azîm ile küffâr-ı hâksâr kelleleri ile bir hây hû ile tüfengler atup şâdumânlar ederek alay-ı azîm ile gümrük önüne vâsıl olup Dimyât'a dâhil olup paşa ağasının konağında meks eylediğimiz sâ‘atde küffârdan halâs olan şayka dahi top u tüfenglerin atup şikârı olan küffâr filikası ile limana lenger bırağup cümle halkı îd-i adhâ edüp gemi re’îsi filika ile bizden kelleleri alup arz-ı mahzarlarla ve hakîrden mektûblarla Mısır'da İbrâhîm Paşa'ya gitdiler.
EÇS X Y344b
Evsâf-ı şehr-i azîm bender-i Dimyât-ı kadîm
EÇS X Y344b
Bu şehr-i müzeyyen hakkında niçe müverrihler evsâfın tahrîr etmişlerdir, ammâ kavl-i esah oldur kim Tûfân-ı Nûh'dan sonra İşma‘ûn bin Mısrâyim oğlanlarından Dimyât nâmında bir ulu pâdişâh binâ etmişdir, anıniçün Dimyât tesmiye olunmuşdur. Lafz-ı dimyât lisân-ı Süryânîde kuvvete ve kudrete derler; kuvvetli, cihân-ârâ melik idi. Ammâ Kitâb-ı Tevrât'da şehr-i Dimyât'ın ismi beled-i Âlüş'dür. Kitâb-ı Zebûr'da ed-Derdemiyye ve el-Beytâvefrâğa'dır. Ve Kitâb-ı İncîl'de el-Hazra'dır. Ve lisân-ı Arab'da yine ed-Derdemiyye'dir. Lisân-ı Kıbtî'de Dimyât'dır.
EÇS X Y344b–Y345a
Ba‘dehu hicret-i Risâlet'den otuz sene sonra Amr ibnü'l-Âs Mısır halîfesi iken otuz bin askere Esved ibn Mikdâd'ı serdâr edüp Dimyât kal‘ası içinde Melik Hâmûk'ü muhâsara edüp kâmil yedi ay ceng-i azîmler olup fethinden me’yûs olup ferâgat sadedinde iken Melik Hâmûk'ün Şatâ nâmında bir oğlu ol gece Hazret-i Risâlet-penâh'ı rü'yâsında görüp derhâl hâbdân bîdâr olup nısfu'l-leylde âlem ağyârdan bî-haber iken kal‘adan ip ile nüzûl edüp Esved ibn Q 293b Mikdâd P 290b hazretleri huzûrunda İslâm ile müşerref olup kal‘anın fethi mümkin olan yerlerin gösterüp asker-i İslâm ol tarafdan hücûm edüp bi-emrillâh kal‘a feth olup ol arbede içre Hâmûk Melik giriftâr-ı bend-i esîr olup oğlun göricek ol dahi derûn-ı dilden bende-i Sübhân oldu. Ba‘dehu guzât-ı müslimîn bî-hisâb zî-kıymet mâl-ı hazâyin almışlardır kim hâlâ dillerde dâsitândır. Zîrâ Tûfân-ı Nûh'dan bir merd eline girmeyüp dâ’imâ nâmerd elinde bikr-i pâkîze bir şehr-i Y 345a müzeyyen idi, hamd-i Hudâ dest-i merde girüp bekâreti izâle olup üç bin sandûk mâl-ı hazâyin Medîne'ye Hazret-i Ömer'e gönderdiler.
EÇS X Y345a
Ba‘dehu sene (---) târîhinde Şâm'da Nûreddîn eş-şehîd halîfe iken İşpanya küffârı Dimyât'a bin pâre gemi ile gelüp istîlâ eyleyüp yedi ay zabt eyledi. Ba‘dehu Nûreddînü'ş-şehîd vezîri Yûsuf Salâhaddîn'i yüz bin asker ile Dimyât üzre gönderüp geldükde küffâra emân vermeyüp kal‘ayı feth edüp cümle küffârı dendân-ı tîğden geçirdi. Bu kadar mâl-ı ganâyimle mansûr [u] muzaffer Şâm'a geldi.
EÇS X Y345a
Yine sene 621 târîhinde Freng-i bed-reng müstevlî olup Tâhir Baybars Mısır halîfesi iken Hızır gibi yetişüp kal‘ayı feth edüp cümle küffârı seyf-i miczemden geçirdi. Ba‘dehu sene (---) târîhinde Sultân Selîm Hân-ı Evvel fethidir, be-dest-i Ayas Paşa. Hâlâ dest-i İslâmda Nîl kenârında cânib-i şarkîsinde bir bender şehr-i azîmdir kim vasfında lisân-ı kûteh bî-nutukdur.
EÇS X Y345a
Mısır eyâletinde deryâ beği hükmünde latîf sancakdır. Paşası taraf-ı pâdişâhîden Mısır dîvânında senevî on iki kîse hâs akçesi alur ve on iki kîse dahi cürm [ü] cinâyetden ve bâc-ı bâzâr ve bâd-ı havâdan hâsıl olup bu hâs tahtında iki pâre yarar kadırga ile kapudan kaşa ile sefer eşer. Ba‘zı zamân bu sancağı Reşîd sancağına ilhak edüp bir nâmdâr iki tuğlu paşaya ihsân olunur. Paşası deryâda sefer eşüp kâ’immakâmı iki yüz âdem ile hükm [ü] hükûmât edüp kendüye dahi on kîse hâsıl eder.
EÇS X Y345a
Ve bir hâkim dahi Mısır paşası tarafından bir mükellef ağa gümrük üzre havâle hâkimdir. Yevmiyye onar guruş gümrükden ulûfesi vardır. Âyende vü revende gemilerden birer guruş temkîn akçesi alır ve odun gemilerinden onar kantâr hatab alır ve niçe gûne işlere karışır, arz sâhibi ağadır. Ekseriyyâ gümrüğü Mısır beğlerinden yüz ellişer kîse iltizâm ile alup yılda iki yüz ve iki yüz elli kîse hâsıl eder. Zîrâ her senede cebr-i noksân beş yüz pâre gemi gelür.
EÇS X Y345a
Ve bir hâkim dahi hâkim-i şer‘-i Muhammedî'dir. Üç yüz akçe pâyesi ile sitte-i evvelin tahtabaşı mansıblarındandır. Bir müddeti yigirmi otuz kîse hâsıl alur mansıb-ı âlîdir, birkaç kerre beş yüz akçe mollâlara ihsân olunmuşdur. Şehir içre iki nâ’ibi hükm eder, bir dahi taşra nevâhî nâ’ibi, biri dahi kazâ-i Fereskûr buna ilhâk olup nâ’ib hükm eder. Kazâ-i Dimyât'ın taht-ı hükûmetinde cümle on altı kurâdır, zîrâ cânib-i erba‘ası deryâdır. Ammâ kazâ-i Fereskûr'da (---) pâre nâhiye kurâları vardır, senevî bu dahi yedi kîse hâsıl olur.
EÇS X Y345a–Y345b
Dimyât'da ve mezâhib-i erba‘a şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve kapukulu serdârı ve Mısır Y 345b yeniçerisi ve azebler serdârları ve dörd bölük çorbacıları ve a‘yân-ı eşrâfı ve ulemâ ve sulehâsı ve e’imme ve hutebâsı ve meşâyih ü sâdâtı ve ehl-i tüccârı gâyet çokdur. Ve ulemâsının hâfız-ı Kelâmullâh'ı bî-hisâbdır. Ammâ âsitâne sipâh kethudâyeri yokdur. Ve bu şehri her gece kâ’immakâm-ı sancak tarafından üç yüz pâsbân gafîrlik ederler. Gâyet emîn şehr-i benderdir.