İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS X Y347a
Habbezâ (bu) bir sebîl-i âb-ı hayvânKi nemşîsidir [münşîsidir?] İsmâ‘îl RıdvânGerekdir böyle hayra ola târîhHezâr ahsente İsmâ‘îl tü iz‘ân. Sene 1081
EÇS X Y347a
Ve sebîlhâne içindeki kâşî-i Çîn üzre tahrîr olunan târîhdir:
EÇS X Y347a
Piyâde gördü itmâmın du‘â edüp dedi târîhZehî kasr-ı mu‘allâ ki mübârek ede Hak anıSene (---)
EÇS X Y347a
Bu sebîl mektebinden gayrı seksen altı mekteb dahi vardır.
EÇS X Y347a
Ve dörd hammâmı var. Cümleden çârsû içinde âb [u] havâsı ve binâsı latîf Rıdvân Çorbacı hammâmı ve Kadı hammâmı ve İbn Mismâr hammâmı ve Arnavud hammâmı.
EÇS X Y347a–Y347b
Ve cümle on sekiz hândır. Evvelâ Mustafâ Çorbacı ve Haremeyn hânı ve Mustafâ Çelebi hânı ve Huveyliyye hânı. Ve Pîrî Çorbacı hânı ikidir. Ve Arnavud hânı dahi ikidir. Ve İbn Râcih hânı ve Anberîzâde hânı. Ve Tekeli Çorbacı hânı ikidir. Ve eski Zülfikâr Kethudâ hânı ve Kebbârî hânı ve Ca‘dî hânı ve İbn Fâr hânı ya‘nî Sıçan oğlu hânı ve Taynâviyye hânı ve Kaffâsîn hânı ve Kadı hânı. Ve Abdurrahmân Paşa Mısır mütevellîsi iken anın izniyle Gürcî Zülfikâr Kethudâ leb-i Nîl'de kal‘a-misâl bir hân-ı azîm binâ etmişdir kim cümle taşı Mısır'dan gelmişdir. Dimyât'da bu hândan ve Câmi‘ü'l-Kebîr'den mâ‘adâ taş binâ yokdur. İki kapulu ve yüz hâneli bir nev-binâ-yı Y 347b metîndir.
EÇS X Y347b
Ve cümle otuz iki kahvehânesi var. Ammâ Uzun Çârşû içinde altı aded kahvehâneleri var, biner âdem alur kâ‘a-i azîmlerdir. Ortasında ruhâmlı havzlarında fevvâreleri kubbelerine müntehî olur. Ve iki cânibinde hânende vü sâzende ve meddâh u mutrıbân ve rakkâsân ve şebbâz ve kuklabâz sakalı(?) gümrâh kahvehânelerdir.
EÇS X Y347b
Ve bu şehir cümle iki yüz altmış sokakdır. Cümle pâk râh-ı şâhdır. On sokakda taraf taraf esvâk-ı sultânîler vardır, ammâ bezesteni hânlardır, cümle iki bin altmış dükkândır. Rûy-ı arzda olan mevcûdât bu şehirde mevcûddur.
EÇS X Y347b
Ve üç yüz at değirmeni ve yağ değirmenleri vardır.
EÇS X Y347b
Ve mahalleler içinde altı yüz Dimyât alacası dokunur kârhâne vardır, ammâ gayrı esnâf azdır.
EÇS X Y347b
Ve yedi kefere mahallesi ve bir mahalle Kıbtî ve bir mahalle Yahûdî vardır. Ermeni ve Freng gelir gider. Frengin balyozları yokdur. Ve yedi kenîse ve kırk meyhâne ve altı bozahâne vardır.
EÇS X Y347b
Yetmiş yerde pirinc dinkleri var, herbirinde ikişer dinkden yüz kırk pirinc kârhânesi vardır. Zîrâ şehr-i Dimyât pirinc kânıdır. Gayrı hubûbâtı yukaru Sa‘îd-i âlî'den gelmek ile bahâsı dahi âlîdir, ammâ yine ganîmetdir. Ve cümle üç bin mahzeni vardır, zîrâ halkı cümle ankâ tüccârlar, lâkin muhteşem değillerdir.
EÇS X Y347b
Bu şehirde cümle üç bin sayyâd-ı semek vardır. Rûm ve Frengistân'a tuzlu balık salamurası ve balmûmuna banmış kehrübâ-misâl balık yumurtası bu diyârdan cânib-i erba‘a diyârlarına gider. Zîrâ bu şehrin cânib-i erba‘ası cümle buhayrelerdir kim niçe bin gûnâ-gûn mâhîleri olur.
EÇS X Y347b
Ve bu şehirde şeyhü'l-beled defteriyle üç kerre yüz bin âdem vardır. Hamd-ı Hudâ bu kadar ecnâs-ı mahlûkât olup bâbullûk nâmında fâhişehâne bi'l-ittifâk yokdur. Gâyet ehl-i ırz vilâyetdir. Bu şehrin dahi nisvân-ı sâhib-isyânları çârsû-yı bâzâra çıkmak ayıbdır, gece fânûslarla gezerler.
EÇS X Y347b
Ve bunda askerî tâ’ifesi azdır, çoğu fellâhîndir.
EÇS X Y347b
Ve gâyet dîvdest kâr [u] kisbe kâdir rencber halkı vardır. Her kâr ellerinden gelir. Ol ecilden ganîmet şehirdir.
EÇS X Y347b
Ve a‘yânı çuka ve atlas semmûr kürk geyerler. Vasatü'l-hâl olanlar alaca buşt ve mâvî bediyye ve Dimyât alacası geyerler. Her sokağı âdem deryâsıdır. Ve zenânesi sivri altun ve gümüş tâs takye geyüp eyinlerine siyâh ve beyâz izâr bürünüp yüzlerine siyâh nikâb ve ayaklarına âsumânî babuc ve âsumânî iç edik geyüp mü’eddebâne reftâr ederler. Rûz-ı rûşende sokağa çıkan avreti ol ân her kim olursa katl ederler, meğer meyyitleri ardınca karîb akrabâ avretleri çıkar, destûrdur.
EÇS X Y347b–Y348a
Ve bu şehir halkı gâyet ehl-i zevkdir. Üç yüz altmış altı günde elbette birer düğün ve her gece birer mevlûd ve üç aylarda yevmiyye Y 348a birer mevlûd-ı âlî edüp bir hây hû ederler. Elbette bu cem‘iyyet-i kübrâlar mukarrerdir.
EÇS X Y348a
Ve bu şehrin kıblesi ve şarkı ve şimâli ve yıldız cânibi cümle üç yüz altmış altı bâğ u bâğçe ve bostândır. Limon ve turunc şükûfesi mahallinde gaytânlar içre bir âdem ubûr etse gûnâ-gûn ezh[â]r râyihasından âdemin demâğı mu‘attar olur. Her bâğçede gûnâ-gûn kasırlar ve havz u şâzrevânlar ile ârâste ravza-i Rıdvânlardır. Hakîkatü'l-hâl yine cümle bâğdan Rıdvân Çorbacı ve Zülfikâr Q 295a P 292a Kethudâ hadîkaları bâğ-ı İremlerdir.
EÇS X Y348a
Bu şehrin âb [u] havâsı gâyet latîf olduğundan mahbûb u mahbûbesi firâvândır.
EÇS X Y348a
Ve halkı gâyet garîb-dostlardır. Kâr [u] kisbleri balık ve pirinc ve sükker ve gayrı eşyâ-yı bisyâr ile ticâret ederler.
EÇS X Y348a
Ve bu şehrin tâ ortasından Nîl'den bir halîc-i azîm girüp şehrin iki cânibinde şâhâne hânelerin revzenleri ve şâhnişînleri bu halîce nâzır olup ba‘zı âdemler pençerelerinde oturdukları yerden mâhîleri sayd edüp ehl [ü] iyâliyle kifâflanırlar. Bu şehrin cümle mahbûb sıbyânları uryân u büryân mâhîveş bu tur‘ada Nîl mâliki gibi şinâverlik edüp birbirlerin bilâ-vâsıta ve bilâ-tekellüf dirâgûş ederler. Ba‘zı mahbûb dost cânlara aceb temâşâgâhdır.
EÇS X Y348a
Bu cânibde olan hâne-i zîbâlardan gayrı dahi güzîde sarây-ı âlî-i ma‘mûru Büyük Nîl kenârında beşer altışar kat-ender-kat müzeyyen şâhâne sarâylardır. Reşîd gibi evleri karada değildir, Nîl kenârındadır. Ba‘zı mahal Nîl tuğyân etdükce bu hânelerden içeri girir. Revzenleri cümle Nîl'e nâzırdır. Ba‘zı hânenin kayıkhânesi evi içindedir. Ehl-i beled birbirlerine kayıklar ile gidüp gelirler.
EÇS X Y348a
Bu şehrin iskelesi azdır. Ancak gümrük önü ve paşa ağası sarâyı önü bir meydân-ı azîmdir, cümle gemiler ol mahalle yanaşup metâ‘ların dağlar gibi yığup gemileri Nîl'in karşusunda Sinâniyye cânibine geçüp anda yatırlar.
EÇS X Y348a
Ve bu şehrin yıldız cânibindeki mezâristânda bir mürtefi‘ yerde Markab nâmında bir çâr-gûşe bir kulle vardır, eflâke ser çekmişdir. Küffâr zamânında dahi âlî imiş. Hâlâ ol menâr-ı Markab'da mu‘tedil havâda üç yüz mîl cezîre-i Kıbrıs dağları nümâyândır. Lâkin gâyet kuvvet-i basara muhtâcdır.
EÇS X Y348a–Y348b
Bu Dimyât'ın me’kûlât [u] meşrûbâtının memdûhâtından ibtidâ pirinci Revân ve Gîlân ve Hind pirincinden şâhdâne ve lezîz pirinci olur. Âl-i Osmân pâdişâhının Dimyât kilârıdır, cümle pirinc bundan gider. Bu beledde Menzilâvî ve Fereskûr pirinci rub‘-ı meskûnda yokdur. Ve balığı ve balık yumurtası ve cümmeyzi ve beyâz ekmeği ve sanâyi‘âtdan Dimyât'ın bî-nazîr gûnâ-gûn harîr alacaları ve mevzi meşhûrdur. İklîm-i sâlisin evvelinde olmak ile arz-ı Y 348b beledi (---) (---) ve tûl-i nehârı (---) (---).
EÇS X Y348b
Ve Dimyât içinde olan eski kal‘adan on mîl aşağı yine Dimyât cânibinde ve Nîl kenârında Kulkıran Mehemmed Paşa kal‘ası nâ-tamâmdır. Cümle boğazı bekleyen gemiler anda bir ay iki ay yatırlar. Anda bir zâviye vardır. Havâ latîf olup boğaz açıldıkda gemiler yüklerinin nısfın cerimlere tahmîl edüp boğazdan taşra çıkarlar. Tafsîl-i kelâm etmeyelim, bu boğaz dahi tâbaka'n-na‘l bi'n-na‘l Reşîd boğazı gibi kudret kal‘asıdır. Mezkûr Kulkıran Paşa kal‘ası(n) nâ-tamâm olmak ile dizdârı ve neferâtı yokdur.
EÇS X Y348b
Andan üç mîl aşağı yine Dimyât tarafında Nîl-i mübârek Akdeniz'e mahlût olduğu mahalde,
EÇS X Y348b
Evsâf-ı kal‘a-i atîk Dimyât sedd-i Nîl-i rabât
EÇS X Y348b
Sene (---) târîhinde bizzât fâtih-i Mısır Selîm Hân-ı Evvel'in binâsıdır, be-dest-i Hayra Beğ vâlî-i ibtidâ feth-i Mısır. Mâ-tekaddem Amr ibnü'l-Âs asrında Esved ibn Mikdâd'ın feth etdüği kal‘adan aslâ eser kalmamışdır, Ammâ hâlâ bu kal‘a Akdeniz ile nehr-i Nîl mahlût olduğu burunda bir kumsal yerde şekl-i murabba‘ bir binâ-yı metîndir. Dâyiren-mâdâr cirmi beş yüz adımdır. Ve çâr köşesinde çâr burcu var. Ve cenûba nâzır bir kapusu var. İçinde havlısız seksen neferât hânecikleri vardır. Selîm Hân câmi‘i var. Ve Mısır müteferrikalarından kânûn üzre dizdârı ve seksen neferâtı vardır.
EÇS X Y348b
Ve cebehânesi ve şâhâne topları kırk dânedir. Ammâ kal‘anın sağ tarafı hâricinde iki serâmed topu var kim Hudâ alîmdir bir serhadde misilleri yokdur. Birisi kâmil otuz iki karış cüssedâr topdur, kırk vukiyye gülle atar, târîhi Süleymân Hân'dır. Bu toplar leb-i deryâya karîb yerde yatır, zîrâ böyle küçük kal‘a götüremez. Kal‘anın cânib-i erba‘ası alçak kumsal yer olmak ile handakı yokdur ve der-i dîvârında münhedim olmuş yerleri çokdur.
EÇS X Y348b–Y349a
Dizdâr ile kayıklara binüp bir mîl Nîl ile cereyân ederek Nîl ile Bahr-i Ebyaz'ın mahlût olduğu mahalle varup iki rek‘at salât-ı hâcet kılup du‘â etdik. Ulemâ-yı Dimyât'ın kavl-i sahîhleri Hazret-i Mûsâ ile Hazret-i Hızır'ın buluşduğu bu Merecü'l-Bahreyn'dir derler. Reşîd ulemâsiyle mâbeynlerinde bir cedeldir kim ta‘bîr olunmaz. Ammâ İmâm Süyûtî rahmetullâh tefsîrinde Merecü'l-Bahreyn'den murâd Bahr-i Rûm ki Karadeniz'dir ve Bahr-i Harez ki Gîlân deryâsı derler, ba‘zılar Bâbü'l-ebvâb bahrıdır derler, bir bahre munsab olmaz üç Karadeniz kadar bir bahr-i azîmdir, Merecü'l-Bahreyn'den murâd ol mezkûr iki deryâdır, demişler. Ba‘zılar Akdeniz Bahr-i Rûm'dur ki Nîl ana mahlût olduğıyçün Dimyât boğazına Merecü'l-Bahreyn derler. Ba‘zılar ale'l-ıtlâk bir nehr-i azîm bir bahr-i kebîre mahlût olsa ana Merecü'l-Bahreyn derler. Y 349a
EÇS X Y349a
Ammâ Hazret-i Hızır ile Hazret-i Mûsâ bu Nîl kenârında buluşup seyâhat edüp Hazret-i Hızır bir gemiyi delüp Nîl'e gark etdüği ve bir dîvârı yıkduğı cümle tefsîrlerde musarrahdır, cümle bu Nîl kenârında vâki‘ olmuşdur. Zîrâ Hızır İskender-i Zülkarneyn'in askerî tâ’ifesinden idi. Ekseriyyâ İskender İskenderiyye'de sâkin olmağile Hazret-i Mûsâ Hızır ile bu mahallerde müşerref olmuşlardır ve mufârakatları dahi Nîl'in deryâya mahlût olduğu mahalde vâki‘ olmuşdur. Nazargâh-ı mürselîn olduğundan efdalü'l-ulemâ ve meşâyihînler i‘tibâr edüp Merecü'l-Bahreyn derler. Reşîd [ü] Dimyât ulemâsı beyninde bir kîl [ü] kâldir, ammâ Dimyât ulemâsının Merecü'l-Bahreyn bizim cânibimizdeki Nîl'dedir, dedikleri kavl-i sahîh ola, ve's-selâm.
EÇS X Y349a
Ba‘dehu yine dizdâr ile bir kayığa binüp bu kal‘a-i Şarkıyye'nin mukâbelesinde kenâr-ı Nîl'de,
EÇS X Y349a
Evsâf-ı kal‘a-i Garbiyye mukâbele-i kal‘a-i Şarkıyye
EÇS X Y349a
Sene (---) târîhinde Sultân Ahmed Hân asrında Tavâşî Müteferrika Ca‘fer Ağa öz mâliyle hasbeten lillâh binâ edüp dizdâr-ı mü’ebbed olmuşdur. Ammâ kal‘a-i Abdüssamed nâmiyle şöhre-i şehr olmuşdur. Q 295b Nîl kenârında şekl-i P 292b müdevver bir küçük kal‘adır. Cirmi yüz adımdır ve kaddi elli arşın taş-binâ bir kulle-i kavîdir. Ba‘dehu taşrasına bir tabya-i azîm zamm edüp kal‘a dahi metîn olmuş. Cümle elli pâre topları var, ammâ iri toplar bu tabya üstünde boğaz ağzına nâzırdır. Dizdârı ve elli neferâtları var. Kârları balık ve bıldırcın kuşu sayd ederler. Bir kumsal yerde vâki‘ olmuşdur. Bir kapusu kıbleye nâzırdır. İçinde kırk elli hücrecikleri var. Müte’ehhil kimse yokdur, cümle halkı mücerredlerdir. Bir zâviyesi var. Bu kulle dörd tabakadır. Ve cânib-i erba‘asında handakı yokdur.
EÇS X Y349a
Hakîr bunu dahi yoklama edüp yedi neferâtın nâ-mevcûd bulup isimlerin zabt edüp paşaya arz etdüm. Ba‘dehu karşu Şarkıyye'den ve bu Garbiyye kal‘ası dizdârlarından ücret-i kadem dörd yüz guruş hakk-ı tarîk alup andan yine kayıklara Nîl ile baş yukaru ve muvâfık eyyâm poyraz ile iki sâ‘atde yine bender-i Dimyât'a gelüp,
EÇS X Y349a
Ziyâret eylediğimiz sükkân-ı karâfe-i Dimyât'da âsûde olan kibâr-ı evliyâullâhları beyân eder
EÇS X Y349a–Y349b
Evvelâ Dimyât kal‘asının fethine bâ‘is olan Hâmûk Melik'in oğlu Şeyh Şatâ hazretleri Esved ibn Mikdâd huzûrunda İslâm ile müşerref olup ba‘de'l-feth-i Dimyât Esved ibn Mikdâd Şeyh Şatâ'ya on bin asker verüp Sâh vilâyetin ve Eşmûm kal‘asın ve Burullûs kal‘ası ve Dümeyre kal‘aların feth edüp yine sene-i mezbûrda Tîne kal‘asın feth etdikde hîn-i cengde mecrûh olup Y 349b şatâ şatâ ya‘nî pâre pâre olduğıyçün Şeyh Şatâ derler.
EÇS X Y349b
Bir rivâyetde lisân-ı Kıbtîde şatâ kumluğa derler, zîrâ Şeyh Şatâ kumluk içinde medfûndur kim cengde hür şehîd olup civâr-ı rahmete rûh-ı şerîfi urûc edüp na‘şın Esved ibn Mikdâd Dimyât'a getirdüp Dimyât'ın cânib-i şarkîsinde nîm sâ‘at ba‘îd buhayre-i Dimyât kenârında bir âsitâne-i âlî içinde bir kubbe-i pür-envârda münevver olup yatır. Mâh-ı Şa‘bân'ın on beşinde şehîd olduklarıyçün ol gün mevlûd-ı şerîfine mübâşeret edüp üç gün üç gecede Dimyât ve gayrı kurâ ve kasabâtlardan kırk elli bin âdem haymeleri ile gelüp meks edüp ziyâret ederler. Ve Dimyât kâyimmakâmı bu mevlûda Dimyât a‘yân-ı eşrâfı ve askeri ile bu ziyârete kerr ü ferr ü dârât ile gelüp haymesinde meks edüp summât-ı azîm çeküp üç gün üç gece ni‘meti mebzûl olup bir Mısrî kîse masrûf edüp paşasının muhâsebesine mahsûb olur, kânûn-ı kadîmdir.