EÇS X Y380a
Ve yedi tekye ve iki medrese ve on mekteb-i ferzend ve yedi aded mükellef ü ma‘mûr vekâleler ve yedi kahvehâne ve yüz elli dükkân ve bir hammâm-ı râhat-ı cân.
EÇS X Y380a
Ve gılâl bâzârı başka meydândır. Bu şehir içre haftada bir kerre bâzâr-ı azîm olur. Zîrâ nâhiye kurâları yetmiş pâre âbâdân kurâdan re‘âyâ ve berâyâ gelüp bey‘ [ü] şirâ ederler.
EÇS X Y380a
şehrin âb [u] havâsının hoşluğundan siyâh-çerde buğday enlü mahbûbesi olur. Zîrâ diyâr-ı Habeş karîb olmağile Habeşe câriyelerden müştak olan sehl esmerü'l-levn olup bu gûne mahbûbesi olur. Yed-i Kudret ile mükahhal gazlî gözlü zenâneleri olur. Ve cümle siyâh izâr-ı harîr bürünürler. Cümlesinin gûşları menkûşlu ve gerdenleri tavklı ve kolları ve pâyları halhâllı al u ala ve harîr gömlekli bintân-ı sâhib-isyânları vardır. Ba‘zıları kahvehânelerde rakkâslık edüp gavâzîlik ederler, ayıb değildir. Ammâ ehl-i perde havâtînleri başkadır, anlar cum‘a gün mezâristândan gayrı yere gitmezler. Ve cümle halkı alaca kereke abâ geyerler.
EÇS X Y380a–Y380b
Bu şehrin memdûhâtından sekiz yüz ma‘dûd bâğlarının âbdâr üzümü memdûhdur. Ve bir gûne mümessek üzümü olur, asla cermi yokdur, hemân şırası damlar âbdâr engûrdur. Mısır'ın ve Feyyûm'un üzümünden bu Kınâ üzümü elli gün mukaddem olması mukarrerdir. Zîrâ iklîm-i sânîde bulunmuş Y 380b bir şiddet-i hârlı rimâlistân yerdir. Ve âbdâr şeftâlûsi yüz dirhem gelir. Ve kaysısı hoş-hor, sıkleti ve cermi yok bir âlûdur.
EÇS X Y380b
Ve hamâm-ı tayyârı gâyet meşhûrdur. Tüccârlar dâ’imâ Mekke'den güvercinin bir eşin Kınâ şehrine getirüp hîn-i mahallinde kafesinden çıkarup kanatlarına mektûb bağlayup uçururlar. Bir sâ‘atde ve beş sâ‘atde deryâ üzre pervâz urup Mekke'ye varır. Andan dahi birin koyverirler, Kınâ şehrine gelir. Tüccârlarının dâ’imâ kârları böyle olduğundan beyne'l-halk darb-ı mesel olmuşdur kim bir âdem bir yere tarfetü'l-ayn içre varup gelse,
EÇS X Y380b
"Hamâm-ı Kınâ mısın?" derler. Mahbûb güvercini olur.
EÇS X Y380b
Ve menbûtâtından lezîz âbdâr abdüllâvî derler iki tarafı akreb kuyruğu gibi bir kavundur. Kabz-ı bevli olan kimesne tohmun ve cismin tenâvül etse gâyet müdrirdir. Ve lezîz kavunu ve karpuzu ve hıyârı ve acûru gâyet latîf olur.
EÇS X Y380b
Bu şehrin enderûn [u] bîrûnunda olan merâkıd-ı velîleri beyân eder
EÇS X Y380b
Evvelâ şehrin kıblesi tarafında bâğlar içindeki cebbâne-i mübârekede imâm-ı sâhib-sadr ve hümâm-ı âlî-kadr müftî-i esrâr-ı ilâhî ve mücâhid-i envâr-ı nâ-mütenâhî eş-şeyh Hazret-i Abdurrahmân el-Kınâvî eş-şefî‘ü Melâyik: Beyne'l-evliyâ’i ve's-sulehâ şefî‘ü Melâyik lakabiyle mülakkab oldukları Tezkire-i Evliyâ'da ve Tabakât-ı şa‘râvî'de menâkıbları ile mufassalan tahrîr olunmuşdur. Kutbü'l-aktâb velî-i ale'l-ıtlâk ulu sultândır. Kabr-i şerîfinin cânib-i erba‘ası çâr köşe beden beden divârdır kim cümle yigirmi sekiz kemer kemer-binâ olunmuşdur. Ve her kemer mâbeyni tula ile bir tarz-ı acîb şebeke-misâl pençerelerdir.
EÇS X Y380b
Ve garba nâzır bir kapusu ve sandûka-i şerîfi üzre rakîk çam direkleri üzre örtülü münakkaş tavandır; mâ‘adâ yerleri açıkdır, bârân-ı rahmet gelir. Bu kabr-i münîrin etrâfı haşeb parmaklıkdır. Ve sandûka-i şerîfi üzre kırmızı Diyârbekir bezi ile mestûrdur. Ve mübârek ser-i sa‘âdeti ucundaki mermer amûd üzre celî hat ile târîhi budur:
EÇS X Y380b
İntekale'l-abd el-fakîr ilâ afvi rabbihi'l-Kadîr, eş-şeyh el-İmâm el-Hüseynî en-nesîb, âlimü'l-ullâm bi-bereketi'l-islâm, gıyâsü'l-enâm, merkadü'l-mezîd, minhâcü's-sâlikîn, kutbü'd-dîn, Abdurrahîm el-Hüseynî, tüvüffiye yevme'l-cum‘ati ba‘de salâti's-subh tâsi‘ şehri's-Safer sene isneyn ve tis‘în ve hamsimi’e li'l-hicreti'n-nebeviyye, kaddesenellâhu bi-sirrihi'l-azîz [S. 592]
EÇS X Y380b
Ve mübârek pây-i sa‘âdetleri ucunda eş-şeyh Ebü'l-Hasan.
EÇS X Y380b
Ve bunun cenbinde eş-şeyh Seyyid Muhammed-i İskenderânî.
EÇS X Y380b–Y381a
Ve bir çâr-gûşe divâr içinde dahi şeyh Abdurrahîm hazretlerinin halîfelerinden eş-şeyh İbrâhîm-i Ebüddünyâ: Ebüddünyâ künyesinin sebebi oldur kim bir cîger-gûşesi Y 381a âhirete intikâl etdükde techîz ü tekfînine bir dirhem bulmada âciz olur. Derhâl zemîne bir püşt-i pâ urunca zemîn çöküp bir kenz-i azîm zâhir olur kim cenâzeye hâzır olanlar ve ahâlî-i beledler bu mâl-ı firâvânı üç gün taşıyup ihtiyâcdan berî olurlar. Bu ahvâl karîbü'l-ahddir. Q 310a P 307a Anıniçün bu azîze Ebüddünyâ deyü lakab dediler. Ve bu şehr-i Kınâ ol kenz-i azîmin mâliyle ma‘mûr olmuşdur, derler.
EÇS X Y381a
Ve bu azîzin cenbinde eş-şeyh Alî es-Sâbirî ibn eş-şeyh İbrâhîm-i Ebüddünyâ: Bu dahi pederleri merâtibinde ulu sultândır. Mezkûr kenz mâlından bir habbeye vaz‘-ı yed etmemiş perhîzkâr kimesne imiş.
EÇS X Y381a
Bunlara karîb eş-şeyh Seyyid Muhammed-i Zübeyrî: Hîn-i fetihde merhûm olup bunda medfûndur ve Ashâb-ı güzîndendir.
EÇS X Y381a
eş-şeyh Abdünnebî. Ve eş-şeyh Seyyid Muhammed el-Hüseynî. Ve eş-şeyh Seyyid Yûnus.
EÇS X Y381a
Ve şehir içinde eş-şeyh Hazret-i Ömer en-Nesîm: Kutbiyyete kadem basmış ârifün billâhdır. Menâkıbına hadd [ü] hasr yokdur.
EÇS X Y381a
Ve câmi‘-i Ömer'in ardında sol köşe dibinde câmi‘ dîvârına muttasıl bir küçücük kubbecik içinde âsûde olan eş-şeyh Muhammed el-Esâsî: Kırk sene bu köşede münzevî olup ferd-i âferîdeden bir kimesne bu azîzin ekl [ü] şürb ve teşelşül ü tegayyut etdiğin ve bir ân istirâhat-i nevm etdiğin ve bu köşeden kalkup hareket etdiğin ebeden görmemişlerdir. Hemân müddet-i ömürlerin summun bükmün ile geçirüp tâ‘ât [u] ibâdete meşgûl bir kimesne imiş. Karîbü'l-ahd olmağile bî-hisâb bilir âdemler ile görüşdük, anlar nakl etdiler. Dâ’imâ şikeste-hâtır olanlar ziyâret edüp bi-emrillâh şifâ bulurlar. Ve bu şehirde binden mütecâviz Sahâbe-i kirâmdan medfûn sultânlar vardır, ammâ ziyâret edüp yüz sürdüğümüz dergâhlar bunlardır, rahmetullâhi aleyhim ecma‘în.
EÇS X Y381a
Ve bu Kınâ şehri hâkinde Abâbide Urbânı derler bir kabîle sâkindir. Cümle altı bin mün‘im ve şecî‘ kavmdir. Dâ’imâ Mekke ve Medîne gılâlin bunlar Kusayre iskelesine taşırlar.
EÇS X Y381a
Bu kabîlenin şeyhi ile Kınâ'dan kıbleye dağlar ve sa‘b yollar aşup bir kumsal sahrâ ile vakt-i zuhur olunca bir kurâda tahte'l-futûr tenâvül edüp Kınâ şehrinden onuncu sâ‘atde,
EÇS X Y381a
Bahr-i Kulzüm ya‘nî Süveys deryâsı kenârında şekl-i murabba‘ bir şeddâdî-binâ kal‘acıkdır. Dâ’iren-mâdâr beş yüz adımdır. İbtidâ bânîsi Hazret-i Ebâ Bekir oğlu Muhammed el-Kübrâ binâsıdır. Ba‘dehu Tâhir Baybars ve Sultân Kayıtbay ba‘zı binâlar ihdâs edüp termîm etmişler. Bir kaya üzre handaksız garba nâzır bir kapulu kal‘adır. Dizdârı ve iki yüz neferâtları ve cebehânesi vardır. On yedi top-ı sagîri vardır. Bir câmi‘ ve yigirmi hücreleri ve bir buğday anbârı vardır.
EÇS X Y381a–Y381b
Ve kal‘a hâricinde niçe gılâl mahzenleri ve mihmânhâneleri vardır. Ammâ gayrı hân u hammâm ve çârsû-yı Y 381b bâzârdan bir alâmet yokdur.
EÇS X Y381b
Ve bâğ u bâğçeden nâm nişân yok bir cezîre yerdir. Ammâ gâyet elzem levâzımından bir cây-ı selâmetdir.
EÇS X Y381b
Ve bir latîf liman-ı azîmi var. Cümle rûzgârdan emîndir. Karşu tarafı kıbleye kâmil üç yüz mîl Yenbû‘'dur kim andan Medîne'ye iki günde varılır. Ve Mekke iskelesi Cidde'ye üç yüz altmış mîldir, Cidde'den Mekke sekiz tokuz sâ‘atlık yerdir. Dâ’imâ Hicâz tarafından gemiler bu Kusayre'ye gelüp gılâl alırlar.
EÇS X Y381b
Bu benderin mukaddemâ suyu bir günlük yoldan gelirdi. Abâbide şütürbânları suyu katra ile satarlardı. Hakîr bu kal‘aya geldikde ahâlî-i kal‘a atşândan şikâyet edüp, "Kal‘amıza karîb bir derede su alâmeti vardır, bir sâhibü'l-hayr olsa, sehl bahâne ile bir hayrât-ı azîm olurdu", deyü nakl etdiklerinde der-akab rızâ’en lillâh atlarımıza süvâr olup çeyrek sâ‘atde varup keşfetdik. Hakîkatü'l-hâl elbette bu mahal su kânıdır, deyü a‘yân-ı kal‘a ile Mısır vezîri İbrâhîm Paşa efendimize arz edüp arz mektûblarımız vusûl buldukda, "ale'r-re’s" deyüp mâlından on kîse ifrâz edüp mu‘temedün-aleyh bir ağasiyle bu kadar bennâ ve kûhken âdemler gelüp biz seyâhat-i Fûncistân'dan gelince bir çâh-ı mâ kazmışlar. Ve yanına bir neşîmen mastaba ve bir kasr-ı zîbâ inşâ etmişler. Görenlerin dillerinde dâsitân bir âb-ı hoş-güvâr imiş. Hamd-i Hudâ bu kemterin sa‘yi ile vücûda gelüp ehl-i kal‘a ve cümle âyende vü revende huccâc u züvvâr u tüccâr ihtiyâc-ı atşândan halâs oldular. İnşâallâhu te‘âlâ
EÇS X Y381b
hadîs-i şerîfi mazmûnu üzre sevâb-ı cezîle nâ’il oluruz. {Târîh li-nâmıkıh, bi’r-u kasr-ı Kusayr:
EÇS X Y381b
Çâh-ı Zemzem üzre oldu kasr-ı İbrâhîm binâ.
EÇS X Y381b
Bu târîhimiz şikeste-beste böyle vâki‘ olmuşdur.}
EÇS X Y381b
Andan avdet edüp ol gece mâhitâbda Abâbide kavmi delâleti ile tokuzuncu sâ‘atde cânib-i garb üzre giderek Nîl kenârında salât-ı subhu edâ edüp,
EÇS X Y381b
Beled-i Enbût'da tahte'l-kahve tenâvül edüp üç sâ‘at istirâhat etdik. Kınâ'ya sekiz sâ‘at karîb yine Kınâ nâhiyesinde elli hâneli belîdedir.
EÇS X Y381b
Andan kalkup üç sâ‘at yine cenûba Nîl kenârınca ba‘zı kamışdan mebnî harâb şekilli kurâları ubûr ederek ve Abâbide haymelerinde şîr-i şütür nûş ederek üç sâ‘atde dahi,
EÇS X Y381b–Y382a
İbtidâ şeddâd bin Edîm bin Elyûd Elnûd Elmûd şîrîn {Kaftarîm zamânında binâ olunmuşdur kim Kıft oğlanlarından Kûs adlu bir melik binâ eylemişdir. Lisân-ı Kıbtîde kûs binâ temeline derler. Ba‘de zamân bu şehr-i Kûs sene 414 târîhinde gâyet amâr idi. Yine ol asırda şehr-i Kûs kurbunda çöle bir konak karîb şehr-i Kıbt harâb olup tâ‘ûndan halkı Kûs'a firâr Y 382a etdiler. Anda dahi ecelden rehâ bulmayup anlar ile Kûs halkı bile helâk olup ol asırdan berü şehr-i Kûs amâr olamadı.}