EÇS X Y386b
Ve gâr-ı İdrîs'in civârında gâr-ı Lokmân vardır. Hâlâ hukemâ edviyeleri râyihasından âdemin demâğı mu‘attar olur. Râyiha-i tayyibesi şemer ya‘nî râziyâne kokar. Aceb sırr-ı Hudâ'dır kim bu kadar bin yıldan berü dahi edviye râyihası münkatı‘ olmamış. Hakkâ ki kân-ı nebîdir, şek şübhemiz yokdur. Zennûn-ı Mısrî dahi ol nesilden olduğıyçün Hazret-i Risâlet'in hekîmi idi. Hükemâların silsileleri anlara müntehî olur.
EÇS X Y386b
Ve bu İsvân'ın cenûb cânibinde olan kûh-ı bâlâların verâsı,
EÇS X Y386b–Y387a
derler bir sevâd-ı azîm. Halkı ganî ve ankâ kimesneler imiş. Zîrâ ma‘âdîn-i zümürrüd Nûbe dağlarında hâsıl olur, kûhkenleri ka‘r-ı zemînden çıkarırlar, anıniçün halkı mün‘imdirler. Ammâ hakîr varup görmedim, Y 387a gören âdemleriyle ve vilâyeti halkiyle İsvân'da müşerref olduk.
EÇS X Y387a
Circe hâkimi Alî Beğ bu zümürrüd ma‘denin işledüp zümürrüdden kâse ve fenâcîn ve hancer kabzası ve yekpâre topuz ve eğerin önü ve ard kaşı iki pâre zümürrüdden inşâ etdirmiş. Ol mertebe zümürrüd çıkmış kim Alî Beğ mâl-ı Kârûn'a müstağrak olup sâhib-hurûc olması mukarrer idi, deyü Nûbe halkı nakl etdiler.
EÇS X Y387a
"Lâkin biz bir alay süfl-i yed âdemleriz, şimdi zümürrüd çıkarmağa iktidârımız yokdur, mülûk himmeti lâzımdır ve masârıfı çokdur" deyü cevâb etdiler. Hâlâ mu‘attal imiş.
EÇS X Y387a
Ve bundan mâ‘adâ Cebel-i İsvân'da kırk gûne ma‘âdin vardır, ammâ istihrâcın bilmezler. Ve bu mahalle Nîl dörd aylık yol amâristândan gelir ve iki aylık yol Nûbe diyârından gelir ve iki ay Berberistân ve Fûncistân'dan ve dörd ay cenûb tarafında harâbistândan gelir.
EÇS X Y387a
Ve bu İsvân kurbunda bir koyun yılda üç kerre kuzular, ekseriyyâ ikişer ikişer hâsıl olur. Âb [u] havâsının letâfeti cihetinden bi-emrillâh böyle hâsıl olur. Arapça
EÇS X Y387a
Bu İsvân'ın şimâlî kurbunda tâ Benî İsrâ’îl zamânından berü bir köhne dıraht-ı bî-misâl vardır kim rûy-ı arzda buna mânend şecere-i azîm-i bülend halk olunmamışdır. Şâhaları ve berg [ü] bârları hâlâ sayf ü şitâda dâ’imdir. Ve varakları yedi yılda bir köhne olup hazân olur, ba‘dehu tâze evrâkları zâhir olur. Şeceretü'l-hat deyü vilâyet-i İsne ve İsvân ve Sûdân ve Fûncistân ve Nûbe ve Dümbiyye ve Alevî ve Habeş diyârlarında meşhûr-ı âfâk şecerdir. Cüssesini on âdem ancak dirâgûş eder. Ve kırk aded şu‘beleri var, her haşebesini dahi beş âdem ancak kucaklar. Eflâke ser çekmiş şecer-i kebîrdir kim sâyesinde kırk bin ganem sâyelenmek mümkündür.
EÇS X Y387a
Bir gün bu şecerin sâyesinde bir melâhid zındîk yaturken nâgâh şecerden bir sebz berg düşer. Zındîk bu bergi eline alup ta‘accüb yüzünden,
EÇS X Y387a
"Men zâ ellezî enbete'l-varaka ale'ş-şecer" deyü aceblerken derhâl bi-emrillâhi ağacdan bir yaprak dahi düşüp üstünde böyle tahrîr olunmuş kim,
EÇS X Y387a
"Enbete'l-varaka ale'ş-şecer hüve ellezî şakka alâ vechi'l-beşer" yazılmış. Hemân zındîk şehâdet kelimesin getürüp bir âh-ı serd çeküp teslîm-i rûh eder. Hâlâ mezkûr dırahtın sâyesinde bir kubbe-i sagîre kârgîr binâ içinde medfûndur, kabr-i Şeyh Zındîk, derler. Bu kabr ve bu şecer ziyâretgâh-ı hâs u âmdır. Hâlâ berg [ü] bârları ve şâhları ter ü tâzedir. İlâ mâşaallâh böyledir. Lâkin varaklarında hatları yokdur.
EÇS X Y387a
İsvân'dan Nûbe vilâyeti râhına müteveccih olundukda İsvân'dan rub‘ sâ‘at ba‘îd bir fezâ-yı çemenzârda bir şecer-i azîmdir. Sultân Kayıtbay Mısır'dan gelüp ziyâret etdükde sâyesinde bir mastaba soffası ve bir mihrâb ve Şeyh Zındîk hazretleri üzre bu kubbeyi ta‘mîr ü termîm edüp atebesi üzre sene (---) (---) tahrîr olunmuşdur.
EÇS X Y387a–Y387b
Ve bu İsvân'da kırk gûne ma‘âdin hâsıl olduğundan Y 387b mâ‘adâ tuz ve natrûn ve şem‘-i asel ve sâbûn-ı arz hâsıl olur. Sâbûn zamk-ı Arabî gibi nebâtât [u] giyâhatda hâsıl olup cem‘ edüp kîseler içine koyup esbâb yaykarlar. İdlib sâbûnundan latîf esbâbı gül-pembe-misâl bayâz eder.
EÇS X Y387b
Şem‘-i asel ise şiddet-i hârdan yerler yarılup zenbûrlar anda bal yaparlar, bârân-ı rahmet yağdıkda zemînde olan arıların âşiyânı sed olup balı matardan mahv olup şem‘-i aseli yerden taşra çıkup re‘âyâ cem‘ edüp bey‘ ederler. Şem‘-i kâfûrdan beyâz ve amber-i hâm gibi bir râyihası vardır. Bu balmûmunun kırk hâssası vardır. Cümleden muşemmâsı bel ağrısına ve kulunca ve sudâ‘a gâyet nâfi‘dir.
EÇS X Y387b
Ve şem‘in bir âdem cevz-i bevvâ kadar ba‘de't-ta‘âm tenâvül etse cümle ta‘âmı hal edüp mi‘deyi tas[h]îh eder, ve cemî‘i ahlât-ı rîhi tahtânî sürer, ve gâyet mukavvî ve kuvvet-i basarı ziyâde eder. Kırk gün tenâvül eden kimesnenin vücûdunda aslâ safrâ ve sevdâdan bir ahlât kalmayup rûy-ı rengi ahmerü'l-levn olup ten-dürüst olur. Mısır'da sûk-ı Fahhâmîn'de şem‘-i İsvân çok bulunur, böyle hâssaları vardır.
EÇS X Y387b
İsvân'ın cânib-i şarkîsinde rub‘ sâ‘at ba‘îd bir vâdî-i Tîh-misâl bir kumluk içinde bir püşte-i âlî üzre bir cesîm sommâkî zenbûrî bir amûd-ı âlîdir kim Allâhu a‘lem kaddi yüz zirâ‘-ı Mekkî vardır. Tâ zirvesinde siyâh elvân seng-i hârâdan Hazret-i İdrîs Nebî'nin sûreti vardır. Görenler anı bir Habeşî âdem oturur zann eder. Gûyâ zî-rûhdur kim hande-künân tebessüm edüp şehâdet parmağın kaldırup gûyâ âsumânı gösterir şekilli tasvîr olunmuş. Hazret-i İdrîs bu İsvân şehrinde hâsıl olup bu diyâr halkına ba‘s olundu.
EÇS X Y387b
Âhirü'l-emr yine bu şehirde âsumâna Q 313a P 310a urûc etdükde ümmetleri iftirâk-ı İdrîs ile zâr ü sergerdân, vâlih ü hayrân, giryân u nâlân olup serserî gezerlerdi. Bir gün Şeytân aleyhi'l-la‘ne bunların girye eylemesinden su’âl eyledi. Bunlarsa bir alay bülh kavm idi, İblîs-i pür-telbîsin şeyh sûretinde sûret-i Hak'dan göründüğüne i‘timâd edüp,
EÇS X Y387b
"İftirâk-ı İdrîs içün girye vü nâle ederiz", deyü keşf-i râz etdiler. Derhâl Racîm bunlara bir amûd üzre olan timsâl-i İdrîs'i inşâ etdirüp secde etmeği ta‘lîm edüp feryâd [u] figânları teskîn oldu.
EÇS X Y387b–Y388a
İbtidâ rûy-ı arzda puta tapmak Hazret-i İdrîs'in kavminden kalmışdır. Bu sütûn üzre olan amûda yılda bir kerre cemî‘i mahlûk-ı Hudâ gelüp secde ederlerdi. Ol mahalde Racîm ü la‘în bu sûrete temessül edüp sûretden halka mugayyebât-ı hamseden ve gayrı alâyimâtlardan haber verirdi. Tâ Hazret-i Risâlet'e gelince bu hâl üzre geçinirlerdi, andan sonra ameli bâtıl oldu. Hâlâ ol sûrete Rimâlu's-sanem derler bir temâşâgâh-ı azîmdir. Kıbtî tâ’ifeleri hâlâ cânib-i şarka müteveccih olup Y 388a mezkûr sûrete rükû‘-künân iltiyâm ederler.
EÇS X Y388a
Ve mine'l-iber-i garîbe: Ol sûret olan kumluk içinde cemî‘i ecnâs-ı mahlûkâtın kemiklerin defn eylesen yedi günden sonra bi-emrillâh taş olur, aceb sun‘-ı Hudâ-yı Lem-yezel'dir; âye[t]:
EÇS X Y388a
Arapça bi-kudretihî ve yahkümü mâ-yürîdü bi-izzetihî
EÇS X Y388a
Ve bu İsvân kal‘asının Nîl'i kenârında sûr dîvârı-misâl Şeddâdî binâlar var kim ana Hâyitu'l-acûzi's-sâhir derler. Her taşı kırkar ve ellişer zirâ‘ çâr-gûşe hammâm kubbesi kadar âlî seng-i hârâlardır kim cümle hadîd kinedler ve rusâs ile mebnî hacer-i azîmlerdir kim iki hacerin birbirine imtizâcları âşikâre değildir, gûyâ sedd-i İskender-vâr yek pâredir.
EÇS X Y388a
Bu binâlardan mâ‘adâ harâbistân-ı İsvân'da ol kadar ibret-nümâ âsâr-ı imâretler var kim âdemin aklı perîşân olur.
EÇS X Y388a
Bir sevâd-ı azîm imiş kim hakkında Hazret-i Alî'nin şehâdetiyle kelâm-ı Resûlullâh vardır.
EÇS X Y388a
Ve ilm-i cifrde Hazret-i Alî kelâmı vardır kim bu mahalle münâsib olmağile Muhtasar-ı Kitâb-ı Miftâhü'l-cifr'de eş-Şeyhü'l-allâme Kemâleddîn Ebû Sâlim Muhammed ibn Talha, gafirallâhu lehu, te’lîfi cifrinden tahrîr ü terkîm olundu. Eşrât-ı sâ‘ât âhir zamâna karîb olıcak bu İsvân şehri ke'l-evvel ma‘mûr ola, andan dünyâ harâb ola, buyurdukları kelâm-ı Alî budur:
EÇS X Y388a
İzâ ummirat İsvân, min kutri Mısr, fî âhiri'z-zamân, bi'l-yâ’ sümme'l-ayn yazharu bi-Mısr el-hısyân ve tahkümü'n-nisvân ve tefsüdu aliyyetü's-sultân ve teksürü'l-gırbân ve yahtellü nizâmü sâhibi'l-îvân ve takvâ şevketü‘l-cîm ve zâlike izâ hasale'l-kırân fî burci'l-hevâ
EÇS X Y388a
Ve sebebü hâzel-işârât mâ nukile fî târîhi Bin Mehdeviyye: İnne Amr İbne'l-Âs ve hüve âmilü Mısr ınde fütûhihâ ketebe ilâ Emîrü'l-mü’minîn Ömer İbni'l-Hattâb radıyallâhu anh yübeşşiruhu bi-fethi Mısr ve zekera lehu sıfatehâ ve ıddet husûnihâ el-meşhûra ve enne min cümleti husûnihâ bi'l-vechi'l-cenûbî kal‘aten tüsemmâ İsvân alâ kurbi Nîlihâ hasîneten mâni‘aten, ra’eynâ veche's-savâbi fî hedmihâ hattâ tenkatı‘a etmâ‘u'l-küffâri minhâ fe-hedemnâhâ haceran haceran. Felemmâ belaga'l-kitâbü ilâ Emîri'l-mü’minîne Ömer radıyallâhu anh, a‘razahu alâ seyyidinâ el-evliyâ ve habîbi'l-asfiyâ el-İmâm Alî radıyallâhu anh fe-karaahü ve'stevfâhü sümme kâle Hazreti Alî kerramallâhü vechehu sallallâhu aleyhi vesellem: Ve indî haberu hâzâ ve seta‘meru fî âhiri'z-zamâni imâre hasîneten alâ yedi yâ ve nekkerahu sümme ayn ve lem yusarrih bi'smi ehad gayra ennehu radiyyullâhi eşâra ilâ harfeyn sadîkayn lâ münâferate beynehümâ ve hümâ el-yâ’ ve'l-ayn fe'l-yâ’ harfün türâbî ve'l-ayn harfün mâ’î ve mine'l-ma‘lûm enne'l-mâ’ ve't-türâb sadîkân vehümâ a‘zamü âlâti'l-imâreti feinnehu yüfhemü min kavlihi bi'l-yâ’ sümme'l-ayni enne murâdehu ta‘rîf ism men yetevellâ emra imâratihâ. Sadaka Alî er-radî es-sahî.
EÇS X Y388a–Y388b
İsvân hakkında bu gûne nice rümûzât [u] künûzâtlar vardır kim bir mücelled kitâbdır. Y 388b Zîrâ rûy-ı arzda binâ olunan bilâd-ı seb‘anın biri dahi bu İsvân'dır.
EÇS X Y388b
Bu şehr-i İsvân'ın ibret-nümâların temâşâ etmeden ârâm bulmayup hâk-i amber-pâkinde medfûn olan niçe yüz bin kibâr-ı evliyâ ve şehîd şühedâlar ve hîn-i fetihde kalan Sahâbe-i kirâmlar var kim hadden bîrûn ve kıyâsdan efzûn kubbeler vardır. Cümlenin rûhiyçün bir Yâsîn-i şerîf tilâvet edüp İsvân'ın kıble cânibine Nîl kenârınca Haytü'l-acûz sedlerin temâşâ ederek ve Şellâlât'ın cezîrelerinde timsâhları görerek, dörd sâ‘atde,
EÇS X Y388b
Bu Şellâl boğazların Kolombo kal‘asından beri üç merhale yer temâşâ etmedeyiz. Lâkin bu şellâl-i azîmdir kim nihâyet-i Şellâl'dir, Rûm Arab u Acem'de meşhûrdur. Şellâl-i evvelde bir hayli evsâfı tahrîr olunmuşdur. Bu mahalde dahi Nîl'in iki cânibi semâya münkalib olmuş boz kayalardır. Şâhîn ve zağanos ve kartal ve ukkâb yuvaları vardır. Gâyet mahûf u mehîb cebellerdir.
EÇS X Y388b
Bu mahalde gemiler ra‘d gibi Nîl ile dağlardan uçar. Urbân gemicilerinden gayrı bir âdem bu cür’ete tahammül etmeyüp cümle tüccârı taşra çıkup boğazı ubûr edince karadan giderler. Bu mahallin kayaları birbirine karîb dar boğazdır kim bir tüvânâ zorâver fetâ el kayası atsa bir tarafdan bir tarafa taş yetişir, tâ bu mertebe dar boğazdır.
EÇS X Y388b
Telattum-ı Nîl'den ve feryâd [ü] figânından âdemin kulağı asam olur. Ve dâ’imâ Nîl'in hiddet ile cereyân etmesinden bu mahalde dâ’imâ havâdan gûyâ yağmur yağup âdemi nemnâk eder.
EÇS X Y388b
Ve bu mahalde Nîl kaçan tenezzül üzre cereyân etse Nîl içre hammâm kubbesi gibi taşlar zâhir olur. Bir çâpük âdem kayalardan kayalara pertâb ederek Q 313b P 310b karşu cânibe güzer etmek mümkündür.
EÇS X Y388b
Ve zamân-ı kadîmde bu zıyk boğaz mesdûd iken Nîl-i mübârekin iki tur‘a fırkası biri Habeş iklîmine biri Alevî vilâyeti içinden Habeş Sevâkini'nde Bahr-i Kulzüm'e mahlût olurmuş. Yerleri hâlâ nümâyândır. Ba‘dehu Tûfân'dan (---) (---) Seyf-i Zülyezen ulûm-ı hendesede ve gayrı ulûmda fünûn-ı şettâya mâlik idi, kehenelerinden Safvâyim ve Mihrâyim nâm keheneler ile irtifâ‘ alup onların re’y-i tedbîriyle bu kûhları kûhkenlere kat‘ etdirüp hâlâ Nîl'in Mısır'a cereyânına sebeb Seyf-i Zülyezen'dir. Ferhâdî tîşe ve külünk zahmleri zâhir ü bâhirdir.