EÇS X Y412b
"Getirdiğiniz hedâyâlar tevâbi‘iniz ile önümüz sıra gitsinler", dedi.
EÇS X Y412b–Y413a
Hemân sâ‘at cânib-i erba‘adan köslere turralar urulup yine alaylarımız tertîb üzre sultân önü sıra gidüp benim atım yedek edüp biz sultân ile bir fîle bindik kim gûyâ dâbbetü'l-arzdır. Kasrında yedi kişi idik. Fîl-bândan mâ‘adâ yigirmi iki gılmân dahi var idi. Bu hâl üzre alay alay gürûh-ı enbûh-misâl asker çekilüp üç sâ‘atde Sennâre şehri karîb oldukda tarîk-ı âmmın Y 413a cânibeyninde kat-ender-kat âdem deryâsı sultânı gördüklerinde tâ secde mertebesin ederlerdi.
EÇS X Y413a
Bu hâl üzre Sennâre nümâyân olunca kal‘adan toplar atılup sadâ-yı Allâh Allâh evce peyveste oldu. Ve kal‘aya dâhil olunca kös ü kebürge ve makrafa ve kudüm [ü] deblekler çalınup dîvân-ı azîm olup cümle a‘yân-ı Fûnc hâzır olup sultân tahtında ber-karâr iken kânûn üzre varup ibtidâ nâme ve mektûbları verüp birrânî ya‘nî dîvân efendisi Arabî mektûblarımız kırâ’at edüp bizi hadden efzûn ta‘rîf ü tavsîf etdüğinden tahtından kalkup elim eline alup taht üzre teklîf etdi, hakîr "Haddim değildir" dedim, ve nâme ve mektûbları bûs edüp koynuna kodu.
EÇS X Y413a
Andan gayrı hedâyâları birer birer hakîr huzûruna koyup oklar ve yaylardan ve kâselerden ziyâde haz edüp safâsından her oka birer birer nazar edüp ta‘accüb ederdi. Buyurdular kim:
EÇS X Y413a
"Böyle zî-kıymet şey’i âdem düşmene atar mı?" dedi. Hakîr redd-i cevâb edüp,
EÇS X Y413a
"Pâdişâhların âlâtı dahi şâhâne gerekdir kim hîn-i gazâda baş halâs eder."
EÇS X Y413a
Ba‘dehu yelkendez atı getirdim, andan dahi cihân kadar haz etdi.
EÇS X Y413a
Andan pâk ü nazîf bisâtiyle koca hûrmâyî toru kebîşeyi getirdim. İki tarafından huddâmlar keşân-ber-keşân çeküp bu kadar zâğî askeri görüp bir vedâ‘ süheyli âvâz etdi kim görenler hayrân kaldı. Cânib-i erba‘asından kagan arslan gibi nigerân etdükde görenlerin zehreleri çâk oldu. Ammâ hakîr lisân-ı hâlin anlayup dilim dilim olup âhir işim hâk oldu. Bu atı sultân bu kadd [ü] kâmet ile bu kadar zî-kıymet bisât ile görünce kâmil iki sâ‘at bakdı ve kindi ezânları okundu.
EÇS X Y413a
Andan dîvândan çıkdı ve bize sarâyının bir köşesinde Nîl kenârında limon u turunclu bâğ-ı İrem-misâl bir konak verüp cümle huddâmlarımız ile anda bin seksen üç Şa‘bânü'l-mu‘azzamının yigirminci gün Sennâre'ye dâhil olduk.
EÇS X Y413a
Evsâf-ı vilâyet-i Sûdân ve taht-ı Fûncistân kal‘a-i Sennâre
EÇS X Y413a
Ertesi ale's-sabâh yine dîvân olup hakîr meliki [melike?] Kör Hüseyin Kan'ın gazâ mâlından gönderdüği hedâyâları cümle teslîm etdiler [etdik?]. Ba‘de'd-dîvân melik ile ülfet edüp ta‘âm tenâvül etdik.
EÇS X Y413a–Y413b
İbtidâ ta‘âmları sünnet üzre arpa ekmeği ile za‘ter-i Halîl'dir. Andan ni‘met-i celîldir kim evvel koyun kebâbı ve kuzu kebâbı ve ceyrân ve deve eti ve deve südü ile darı yerler, ve's-selâm. Gayrı ta‘âmları aslâ bilmezler. Pirinc ve ades fûl gelirse Mısır'dan ve Circe'den gelir. Ammâ Ramazân girince pirinç pilavı [ve] kabak ve kurkas ve karnebît pişirdiler. Yevmiyye Y 413b bin tekne ta‘âmı mebzûl idi. Huzûruna beş gûne ta‘âm ve iki yüz Sûdân tabakları ile ta‘âm gelir. Huddâmlarımıza elli ulbe ta‘âm ta‘yîn edüp dörd yüz darı ekmeği ve iki yüz rub‘ darı atlarımız içün beher yevm vâsıl idi.
EÇS X Y413b
Andan kendileri bir halûk hulüvvü'l-kelâm şeyh-i şâb şeklinde esmerü'l-levn ve bir vecîhü'l-manzar kaddi vasatî ve başında beyâz destâr, eyninde kezâlik Q 324b P 321b beyâz asdar geyüp dâ’imâ ibâdete meşgûldür. Ammâ dîvân günleri ağzın ve burnun bağlar.
EÇS X Y413b
Ve huzûruna gelen şakîler karnı üzre ya‘nî yüzü koyu yatup da‘vâ eder. Müdde‘in aleyh dahi yanına gelüp ol dahi yüzü üzre yatup melik yanında kadıları da‘vâ dinler. Ammâ gâyet fâzıl ulemâ-yı Mâlikî'dir, zîrâ Berberistân Sûdân diyârları cümle Mâlikiyyü'l-mezhebdir. Kadının ismi Şefî‘üddîn, sultânları Melik Kakan, vezîri Kanfin'dir, ve defterdârı Dâbir Kan'dır, kâtibi Birrânî Kan'dır, şehir hâkimi Sirdim'dir, bevvâbları Hâcib'dir. Askerî tâ’ifesi Sülâm'dır kim cümle üç kerre yüz bin kara zâğî Urbâna mâlikdir, ulûfeleri yokdur.
EÇS X Y413b
Ve re‘âyâ ve berâyâsının hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür. Zîrâ bu dünyâda ne kadar esbâb geyer âdem var ise bu Mısır cezîresinde bin kez o kadar uryân u biryân u cî‘ân mahlûk-ı Hudâ vardır. Emrâz-ı muhtelife nedir bilmeyüp mu‘ammer olurlar.
EÇS X Y413b
Ve şehrinde üç mezhebin şeyhü'l-islâmı vardır, Şâfi‘î ve Mâlikî ve Hanbelî müftîleridir, ammâ Hanefî müftîsi yokdur. Ve nakîbü'l-eşrâfları vardır, zîrâ sâdât-ı kirâmları câ-be-câ vardır. Bunlar dâ’imâ dîvân-ı melikde hâzırlardır, dârât [u] azametleri ve şevketleri yokdur.
EÇS X Y413b
Ve esbâb-ı ihtişâmdan harîr makûlesi geymezler. Cümle a‘yânı beyâz gömlek ve beyâz destâr ve pâylerinde cimcime. Vasatü'l-hâl olanları pây-bürehne ve ser-bürehne gezerler.
EÇS X Y413b
Ve bir âdeme katl îcâb etse, cümle a‘yân-ı eşrâf meşveretiyle yâ katl veyâhûd nefy-i beled ederler. Ve nisvân tâ’ifesi dîvâna gelse, melikin kâ‘asına muttasıl bir hücre vardır, anın kamış örülmüş kafesi ardından arzuhâl eder. Yohsa bu diyârda avret taşra nâ-mahrem huzûrunda gezmek memnû‘âtdandır. Ve yedi sekiz aylık yerden gelen şakîler içün başka müsâfirhâneleri vardır. Me’kûlât [u] meşrûbâtların melik tarafından verirler. Müsâfirîne gâyet ikrâm ederler.
EÇS X Y413b–Y414a
Ve vilâyetleri vâsi‘atü'l-aktârdır. Altı yüz kırk beş şehir ve bin beş yüz kal‘a ve kırk tîg [tîh?] ve yetmiş cibâl-i kebîr ve üç yüz sahrâ ve kırk buhayre-i hulüv ve elli buhayre-i mâliha mâlikdir. Ve diyârında kırk elvân ma‘âdin-i hâslara mâlikdir kim bir pâdişâh mâlik olmamışdır. Cümleden ziyâde çöl ve çölistânında altun tibri pâyimâl-i rimâldir. Ammâ su‘bân-misâl mü’ekkilleri vardır, sem-i helâhili ile âdemi Y 414a helâk eder. Yine böyle iken vakt-i seherde cümle yılan u çıyanları bî-mecâl iken altun tibrin cem‘ edüp firâr ederler.
EÇS X Y414a
Ve gümüş ma‘deni ve bakır ve demir ve kurşum ve neft ü katrân ve gubâr-ı câm billûr ve alçı taşı ve sürh ve kilermeninin nazîfi ve kükürdün dâne dâne latîfi bir diyârda yokdur. Bunun emsâli niçe ma‘âdinler ve mutalsamâtlı defâyin künûzlar vardır kim cümle râyegândır. Ammâ bir alay oğuz ve uğursuz tâ’ife içinde olmak ile istihrâcına kâdir değillerdir.
EÇS X Y414a
Ve behâyim makûlesi bîkâr bekâr hovarda kavmi vardır. Ve bu tâ’ifenin ahvâlâtı ve evzâ‘ [u] etvârların tahrîr etsek tatvîl-i kelâm olur. Zâtları gibi ahvâlâtları çokdur ki tahrîr olunmaz.
EÇS X Y414a
Şimâl cânibi kırk merhale ba‘îd Habeş ile müşâdır. Ve şark cânibi on merhale yer Dumbiyye sultâniyle müşâdır. Ve cenûb tarafına iki aylık yol Kırmanka meliki ile müşâdır kim Nîl-i mübârekin re’si tulû‘u bu Kırmanka diyârında Cebelü'l-kamer'den çıkar. Ve garb tarafı üç aylık râh Bağanıskı meliki ile müşâdır. Yıldız tarafı altı merhale yer. Berberistân meliki ile hem-hudûd, ve cemî‘i re‘âyâları ile Berâbire re‘âyâsı mahlûtdur. Ve Nîl'in cânib-i şarkî tarafında yıldız rûzgârı üzre Alevî meliki ile hem-hudûddur.
EÇS X Y414a
Bu vâsi‘atü'l-aktâr diyârda olan acâyibât [u] garâyibâtdan temâşâgâhlar var kim diller ile ta‘bîr ve kilk-i cevâhir-nisârlar ile tahrîr olunmaz, ammâ mahallerinde alâ-kadri't-tâka terkîm ederiz.
EÇS X Y414a
Ve böyle sevâd-ı mu‘azzam diyârda Yahûdî ve Nasrânî ve Kıbtî ve Rûm ve Ermenî ve Freng ve Kızılbaş ve Hind ü Sind ve kavm-i Ervâm yokdur. Ammâ Banyân kavmi vardır, âteş-perestlerdir, Habeş'den ticâret ile gelüp giderler.
EÇS X Y414a
Ve vilâyet-i Firdân ki anın fethinde hâzır olduk, anda Mugân kavmi vardır kim bu Sûdân hükmündedir.
EÇS X Y414a
Ve cümle halkı esmerü'l-levn ve ahmerü'l-levn ve asferü'l-vech âdemlerdir.
EÇS X Y414a
Ve cümlesi kadîd-i mahzdır, bir lahm [u] şahm sâhibi âdem görmedim. Çâpük ve zinde ve cemmâ‘ ve şiddet-i hâra mütehammil âdemlerdir. Kanâ‘at edüp cümle uryân u büryân gezerler.
EÇS X Y414a
Ve bu diyârda aslâ çuka ve kumâş ve katîfe ve kemhâ ve hârâ ve gayrı harîr makûlesi yokdur.
EÇS X Y414a–Y414b
Ve altun guruş yokdur, ve muhtâc değillerdir. Âbâ ve ecdâdlarından böyle görmüşlerdir. Tüccârların getirdikleri metâ‘ı deve ve koyun ve sığır ve câmûs ve dendân-ı fîl ve şâha-i gergerdân ve keler derisi ve fîl kalkanları ve zebât ve kakule-i kebîr ve sâdec-i Fûncî ve sakankûr-ı berrî ve tûtî ve âbinûş ve palasanta ve sac ağacları makûlesi tahrîr olunan mâl [ü] menâl ile tüccârların metâ‘ın değiş dokuş ederler, aslâ bey‘ [ü] şirâlarında altun ve guruş yokdur. Ve tibrleri gâyet çokdur, ammâ kal edüp altun sikkeli etmeğe bilmediklerinden sikkeleri yokdur. Y 414b
EÇS X Y414b
Ammâ hutbeleri çokdur. Arabî lisân üzre cum‘a gün hatîbleri minberde va‘az ederken ba‘de't-tarzıye ve tasliye,
EÇS X Y414b
Sâhibu'l-bilâdi's-Sûdân, vâsi‘ü'l-büldân, es-sultân ibnü's-sultân, Kakan ibn Gulâm Muhammed Kakan ibn İdrîs Kakan
EÇS X Y414b
el-mevlânâ sâhibü'l-haremeyn Muhammed, eyyedellâhu saltanetehümâ ila'nkırâzı'd-devrân
EÇS X Y414b
deyüp Arapça âyetin tilâvet edüp mü’ezzinler kâmet edüp ikişer rek‘at salât-ı cum‘ayı edâ edüp câmi‘den çıkarlar. Zühr-i âhiri ve sünnetleri aslâ kılmazlar, de’b-i kadîmleri budur.
EÇS X Y414b
Ve bir avreti menkûhalığa aldıkda tâ melik huzûrunda bi'l-muvâcehe nikâh olmayınca olmaz. Cemî‘i bilâdlarda melikden izin gider. Meliklerine peygamber kadar i‘tibâr ederler. Câmi‘e ve sayd [u] şikâre giderken melikin yolunda selâma durup Q 325a P 322a secdeye yakın ta‘zîm ederler. Böyle iken melikleri câmi‘e piyâde giderler ve na‘leynin kendi eliyle alır, ol kadar tevâzu‘ sâhibi âdemlerdir.
EÇS X Y414b
Evsâf-ı kal‘a-i taht-ı Sûdân şehr-i Sennâre
EÇS X Y414b
Nîl'in cânib-i garbında vilâyet-i Sûdân hâkinde bir vâsi‘ fezâda kal‘a-i azîm ve şehr-i kadîmdir. İbtidâ bânîsi Halha Kan melik binâsıdır. Cümle tûb ile mebnî şekl-i murabba‘dan tûlânî kal‘a-i metîndir, ammâ handakı yokdur. Ve taşradan bir kat dahi haşebden mebnî azîm sütûn-ı dırahtlar ile çetâçet birbirlerine bağlayup içi rıhtım dolma haşeb kal‘adır. Bu mertebe ta‘rîf ü tavsîf olunmadan murâd oldur ki İbrîm vilâyetinden berü Nîl kenârında (---) pâre sagîr ü kebîr kal‘a temâşâ etdik, bu cümleden büyükdür ve ma‘mûr u müzeyyendir. Zîrâ taht-ı Fûncistân'dır.