EÇS X Y427b
Bu şehirin âb [u] havâ-yı ferah-fezâsın Âsaf-ı Berhıyâ beğenüp iki yüz yılda bu şehri binâ edüp amâr eder. Ba‘dehu Nîl-i mübârekin tulû‘ etdüği Cebelü'l-Kamer'e varup Nîl'in menba‘ı üzre bir kubbe-i nühtâk edüp mîl minâreler ve acâyibât [u] garâyibâtdan tılısmâtlar ihdâs eder.
EÇS X Y427b
Ve ol diyârda Rümeyle nâm bir hâtûn alup binâ etdiği Rümeyl şehrine gelir, niçe sene sâkin olur. Meğer hâtûnu hâmile olmaz imiş. Hikmet-i Hudâ bu Rümeyl şehrinde hâtûn hâmile olup vakt-i sâ‘ati geldikde bir oğlu vücûda gelüp ismini Semcan kor. Bu evlâdı rahm-ı mâderden müştak olduğıyçün hâtûnuna rahm edüp bu şehri ehline hibe eyler. Hâtûnun ismi Rümeyle olup bunda hâmile kaldığıyçün bu şehre Rümeyleti'l-Himâl deyü ol avret ismiyle müsemmâ bir şehr-i temâşâdır.
EÇS X Y427b
Ammâ evvelki ismi şehr-i P 328a Berhıyâ'dır. Eyle şehr-i mu‘azzam imiş kim hâlâ Tâk-ı Kisrâ'dan ve binâ-yı Haleb'den ve san‘at-ı şehr-i Atine ve Kaş'dan nişân verir. Q 331a Mîl minâreler ve amûd-ı müntehâ ve kubbe-i âlîler var kim herbirinin kadleri kehkeşân-âsâ ayyûka kad çekmişdir. Ve hâlâ bunda olan mutalsamâtlar ve künûz [u] defâyinler ve vâcibü's-seyr ibret-nümâ âsârlar var kim im‘ân-ı nazar ile nigerân olunsa âdem vâlih [ü] hayrân olur. Ammâ hâlâ bu imâretden şehirde bin mikdârı kârgîr-binâ hâneler ve yedi câmi‘ minâresiz ve yüz dükkân ve bir hân ve yigirmi bozahâne var, gayrı hammâm u medrese yokdur.
EÇS X Y427b
Bu şehir kanı Reca‘ü's-selâm hedâyâların verüp on bin asker ile sultân askerine talî‘a olup şehr-i Rümeyl'den yine cenûba Nîl kenârınca gidüp beşinci sâ‘atde,
EÇS X Y427b
Bir sahrânın nihâyetinde bu cebel dâmenine varup meks etdik. Bir çemenzâr yerdir. Aslâ şâdumândan alâmet yokdur. Ancak yalçın kaya-yı ebyaz vardır.
EÇS X Y427b–Y428a
Mezkûr kaya üzre bir fîl-i azîm cüssesi kadar dörd ayak üzre durur beyâz mermerden bir sûretdir. Gerdeni sürâhî servi gibi bir serâmed gerden-i dırâzdır. Kellesi âdem gibidir ve gâyet mahbûb-sıfatdır. Lâkin alnında bir sivri boynuzu vardır ve geysûları perîşândır ve kulakları fîl kulağı gibi yassı ve sarkmış durur. Ve gerdânında yelisi yokdur. Ve vücûdunda postu kaplan alacası gibidir. Ve kuyruğu salkım saçakdır. Ve dörd ayakları gûyâ deve ayağı gibi çataldır, uclarında tırnakları vardır. Ve omuz başlarında iki kanadlarına üstâd eyle Ferhâdî tîşe urmuş kim gûyâ per açup tayerân etmek üzre. Bu şekilde bir hayvândır. Y 428a Bu sûretin şimâlinde yine bir püşte-i âlî üzre,
EÇS X Y428a
Çârpâ bir hımâr-ı azîmdir kim kaddi beş cıda kadar vardır. Siyâh taşdan bir kara hımârdır, aslâ gayrı gûne değildir. Ammâ üstünde dağ-pâre bir cesîm ü semîn âdem oturmuş. Bir gözü yok. Cümle vücûdu beyâz mermerden ve başında destârı sarı taşdandır. Bir elinde zekeri, bir eli uyluğu üzre hımâra süvâr durur. Ve cânib-i erba‘asında avret ve oğlan ve dahi şapka takyeli Yahûdîler ve gûnâ-gûn kavmlerin herbirinin ellerinde deff ü nakâre ve dübelek ve çeng ü rebâb ve ıklığ ve barbût ve'l-hâsıl bu rûy-i arzda ne kadar sâz makûlesi mezâmirâtlar var ise her ecnâsın ellerinde birer âletleri ile çalar şeklinde taşdan binâ olunup Deccâl-i la‘înin başına üşmüşler. Bu dahi ve mine'l-acâyibâtdandır. Bunu dahi seyr [ü] temâşâ edüp yine melik ile bu sahrânın cenûbî tarafına bir sâ‘at gidüp,
EÇS X Y428a
Evc-i âsumâna ser çekmiş bir beyâz mermer kayayı üstâd kat‘ ede ede yine arkası ve omuzları kayaya muttasıl bir Ûc tasvîri edüp iki ayak üzre durur. Yine âdem sıfatında, ammâ seher vaktinde başı bulutlar içindedir. Geysûların târmâr kılmış bir kadd-i bâlâ âdemdir. Ve ayakları mermer amûdlara benzer. Boynunu elli âdem kucaklayamaz. Başı Süleymâniyye câmi‘i kubbesi kadar vardır. Ve bâzûları hem-çünân sütûnlar kadar vardır. Ve bir eli zekerinde ve bir elinde bir neheng balık omzuna almış durur bir eşkâl-i acîbedir.
EÇS X Y428a
Anı dahi temâşâ edüp cümle askerle göçüp bu sahrânın cânib-i lodos rûzgârı üzre gidüp bir çemenzâr yerde sayd [u] şikâr ederek meks eyledik. Andan yine melik ile atlara süvâr olup iki yüz mikdârı asker ile meks etdiğimize karîb,
EÇS X Y428a
El-azametullâh evce müntehî olmuş bir yalçın dağın tâ zirve-i a‘lâsına bir sâ‘atde gücile çıkup yine ol kırmızı kayadan kesilme,
EÇS X Y428a–Y428b
Sübhâne sâni‘i'l-kudre, hemân kullarına sun‘un izhâr etmek içün kuvvet kudret verüp yâ vahy ile yâ ilhâm-ı Rabbânî ile ol asrın kulları me’mûr olup böyle san‘at izhâr ederlermiş. Kâmil üç bin Ayasofya amûdları gibi amûd-ı ahmerler üzre dünyâyı götüren sığırın vücûdunda bu amûdlar ayakları olmak üzre dizleri ile çatal tırnakları ile niçe bin yılda binâ etmişler. Şikemi yine bir kûh-ı azîm kadar vardır. Ve başı evce berâber, gözlerinin bebekleri Ayasofya kubbesi kadar ve boynuzlarına hadd [ü] hasr yokdur. Üstâd buna bir gûne tarama [turfe?] kıllar göstermiş kim gûyâ dühâvî katîfedir. Gördükde aklımız Y 428b perîşân olup cânib-i erba‘asın iki sâ‘atde atlar ile gücile devr edüp vakt-i gurûb haymelerimize geldik. Akıl irmez temâşâlardır.
EÇS X Y428b
Andan ale's-sabâh bu kadar asker ile kalkup bu sahrânın cânib-i garbına üç sâ‘at gidüp bir çemenzâr yerde meks etdik. Anda,
EÇS X Y428b
Bu dahi bir çemenzâr sahrâ içre bir tûlânîce vâki‘ olmuş bir cebel-i azîmi tîşeler ile kese kese bir balık tasvîri etmişler kim gûyâ neheng-i Bahr-i Muhît'dir. Tûlü kâmil bin altmış adımdır. Bunun dahi başı kûh-ı Demâvend-misâldir. Vücûdu pul pul zeyn olmuşdur. Ve hikmeten başı bir buhayre kenârına vâki‘ olmuşdur. Anı üstâd-ı sihr-âsâr emek sarf edüp bir mâhî tasvîri etmiş kim felekde nazîri yokdur. Anı ubûr edüp yine cânib-i garbda bir sâ‘at ba‘îd,
EÇS X Y428b
Hikmet-i Hudâ bu sahrânın nihâyetinde iki dere ağzında dörd aded evce münkalib olmuş yalçın mermer kaya üzre yine kayalardan oyulmuş bir cebel üzre bilâ-teşbîh Cebrâ’îl, bir kaya üzre Mîkâ’îl ve beride İsrâfîl ve beride Hazret-i Azrâ’îl timsâlleri var. Elsiz ve ayaksız ve başsız bir vücûddur, ammâ a‘zâ-yı cevârihden bir şey yokdur, illâ bir münevver yüz var. Cânib-i erba‘asında dörd çatal kanatdır ve iki çatal kuyruk mesâbesinde yine kayaya muttasıl perr [ü] bâllerin açup dururlar. Dördü dahi bir eşkâldedir, kanatları kûh-ı bâlânın tâ zirvesinden tâ süflîsine dek bir nakş-ı bûkalemûnlardır kim sihr-i i‘câzdır. Anları temâşâ edüp bunlara karîb,
EÇS X Y428b
İki cânibi Q 331b P 328b evce ser çekmiş kayalar içre yine taşdan inşâ olunmuş yılan ve çıyan ve akreb ve zebânîler ucbe-likâ bir ayaklı ve bir elli gûnâ-gûn ecnâs-ı mahlûkâtlar ve zişt(ü)rû câdûlar timsâli var kim âdem bakmağa havf eder. Cehennem deresi derler, bu vâdîde hakîkatü'l-hâl yine Cehennem deresidir. İki kaya mâbeyninde helâk olayazdık. Ve hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür ankerek yılanları ve katır yılanı ve akrebler var kim şiddet-i hârda bu askerin hengâmelerin görünce herbiri birer su‘bâna dönüp bir Berberî za‘îfi ve bir hımâr-ı nahîfi sokup der-ân cân verüp cânsız kaldılar. Anı ubûr edüp dereden taşra çıkınca tâze cân bulup ana karîb yine bir vâdî-i ferahşâd içre,
EÇS X Y428b–Y429a
Ya‘nî Cennet deresi ola. Hakkâ ki bâğ-ı İremezâtdır. Âb-ı hayâtlar ve kendi biter kendi yiter şecer-i müsmirâtlar ile zeyn olmuş bir fezâdır kim cereyân eden nehrin tarafeyninde gûnâ-gûn maksûreler içre yine taşdan mahbûb gulâmlar ve mahbûbe kızlar oturmuşlar. Bir hâli harâb yerdir, benî âdemden kimesne yokdur. Ancak Y 429a Temmûz'da [Rü]meyle şehrin Nîl gark etdükde ahâlî-i Rümeyle bu Vâdî-i Me’vâ'da üç ay sâkin olup zevk [u] safâ ederlermiş.
EÇS X Y429a
Sultân ile bunda bu hûrî kasrı içre tahte'l-kahve tenâvül edince bülbüllerin hezâr hezârân nağmesâzlıkları câna safâlar verdi. Andan ba‘de't-ta‘âm Vâdî-i Me’vâ'dan çıkup sahrânın garbına bir sâ‘at gidüp bir kûh-ı bâlâ dibinde,
EÇS X Y429a
Yedi başlı bir ejderhâdır kim her seri eflâke serçekmişdir, ammâ yine birbirlerine muttasıldır. Ve cümle vücûdu kırmızı sommâkî taşdandır. Ve altı ayağının herbirin onar âdem kucaklar kalın pâyelerdir. Ve çatal tırnakları vardır, herbiri nâhünleri rumh-ı sinândan nişân verir. En aşağı ağzı gâr-ı yetîmân kadar vâsi‘dir. Ve vücûdu kûh-ı yekpâredir. Ve kuyruğun kec kılup ucu zahrına muttasıl durur. Ön ayaklarından kıç ayaklarına varınca tûlü yedi yüz adımdır. Hakîrin bir gulâmı aşağı ağzından içeri girüp temâşâ edüp gâr-ı cahîm gibi cevf bir temâşâdır, deyü nakl etdi. Ammâ melik hazretleri buyurdular kim,
EÇS X Y429a
"Hazret-i Mûsâ ile Fir‘avn kıssaları cemî‘i tevârîh kütüblerinde mastûrdur. Ol asırda bu Rümeyle'de bir sehere var imiş. Fir‘avn buna haber gönderüp ‘Sen dahi bir ma‘rifet izhâr edüp imdâdıma gelesin’ deyü haber geldikde bu dahi yed-i tûlâsını ayân u beyân etmeğiçün bu yedi başlı su‘bânı sihr ile kırmızı somâkîden edüp kuyruğun kavs-i kuzah-vâr devr edüp harekete başlar, tâ binâ olunduğu dağdan gıjgırup yürüyerek bu çemenzâr mahalle gelince bi-emrillâh taş olup kalmışdır" deyü melik ve ulemâları nakl etdiler.
EÇS X Y429a
Bu dahi sihr-âsâr-ı sahîh ibret-nümâ temâşâdır. Ve bu sahrânın cânib-i erba‘ası böyle temâşâgâhlardır kim Âd ibn Şeddâd ve kavm-i Semûd ve Cân bin Cân kavminin alâyimât u garâyibâtları var kim ilme'l-yakîn ve ayne'l-yakîn ve hakka'l-yakîn hâsıl etdiğimiz üzre cümle temâşâ etdiklerimiz tahrîr eylesek bir müdevven olur. Ammâ ol asırların kavmine hezâr ahsend kim kırmızı sommâkî sengîn taşı kendülere musahhar edüp peynir gibi oyup münakkaş edüp bu mertebe san‘atlar icrâ ederlermiş. Zehî san‘at-ı kâmil. Sad kez ve lek bârekellâh.
EÇS X Y429a
Andan yine bu sahrâ içre sayd [u] şikâr ederek on birinci sâ‘atde,
EÇS X Y429a
Bu cebel dibinden bir âb-ı nâb cereyân eder.
EÇS X Y429a–Y429b
Andan kalkup bismi-ilâh ile cânib-i şimâl ki cânib-i Mısır'dır azîmet eylediğimizde bu cebel-i Şevâm'da irtifa‘ aldım, tûl-i nehârı (---) ve arz-ı beledi (---). Ve hatt-ı istivâ'dan bu mahalle gelince yetmiş merhale yer Nîl başına doğru gitmişiz. Bu mahalde kıble-nümâmız amel etmeyüp serserî döner oldu. Zîrâ (---) (---) dahi ubûr etmişiz. Y 429b
EÇS X Y429b
Ve Mısır'dan bu cebel-i Şevâm'a gelince yüz seksen konakda gelüp Nîl kenârında (---) pâre şehir ve kılâ‘ ve kasabâtları temâşâ ederek iki ay Fir[d]âniye cenginde ve bir buçuk ay Sûdân şehr-i Sennâresi'nde böyle ba‘zı yerlerde tekâ‘üd ederek kâmil sekiz ayda bu Şevâm dağına varup bin seksen üç Zi'l-ka‘de'sinin gurresinde hamd-i Hudâ sıhhat ile yine vilâyet-i Sûdân'a avdet eyledik. Ammâ bu diyâra eyle yağmurlar yağar kim fîli seyl götürür. Altı ay güz eyyâmlarında gûyâ Rûm havâsıdır.
EÇS X Y429b
Cebel-i Şevâm'dan kalkup şimâle beş sâ‘at gidüp,
EÇS X Y429b
Evsâf-ı vilâyet-i şehr-i Cersinka ve Nîl-i mübârekin matla‘ın beyân eder
EÇS X Y429b
Azîm vilâyetdir. Berberistân gibi başka meliki vardır. Zamân-ı kadîmde ulu sultân imişler, devletleri bergeşte olup Fûncistân'a tâbi‘lerdir. Cümle mü’min ü muvahhid müslim Mâlikîlerdir. Hâlâ meliki Şânullâh Kan yüz bin asker ile Fûnc sultânına kırk fîl yükü ve yüz hecîn yükü hedâyâ ile istikbâle çıkdı ve meliki üç gün alıkoyup ziyâfetler edüp kanlarına ve hakîre hedâyâlar verdi.
EÇS X Y429b
Üç gün bu deryâ-misâl askerimiz bu Cersinka diyârında gâyib oldular. Zîrâ cümle evleri beyâz mermer dağlar içre mağârâlarda sâkinlerdir. Ve sahrâları dahi cümle mücellâ beyâz mermerdir. Bu diyâr halkına Cenâb-ı Allâh eyle mermerbürlük san‘atı vermiş kim sihr-âsâr mağârâları sahrâlarda ve dağlarda inşâ ederler. Aslâ zirâ‘at edecek ve nebâtât [u] giyâhat bitecek yerleri yokdur, hemân mücellâ dağlar ve sahrâlardır. Âye[t]: