EÇS X Y429b
Bu diyârda olan kulların nice perveriş eder, anı beyân ederHikmet-i Hudâ-yı Rabb-i İbâd Îzed
EÇS X Y429b
Mâh-ı Temmûz'dan evvel ol Fâ‘il-i Muhtâr kâmil bir ay âsumândan kırmızı elenmiş(?) amber-i hâm-misâl bu diyâra toprak yağdırup cemî‘i sahrâda olan mücellâ mermer kayaları ikişer üçer arşın toprak setr eder.
EÇS X Y429b–Y430a
Andan cemî‘i ibâdullâh bu toprak üzre her neye mâlik ise hâk-i amber-pâk üzre gece ve gündüz zirâ‘at ederler. Ekser zirâ‘atleri darıdır, zîrâ çok mahsûl verir. Andan Kârhâne sâhibi bu tohm üzre semâdan kifâyet mikdârı matar nâzil edüp ertesi cümle sahrâlar çemenzâr olur, Bâğbân Hudâ murâdı üzre bu diyârı saky edüp kırkıncı günde terekeleri hâsıl olup mahsûllerin alup mağârâları içine koyup herkes nafakaları ile bay olup balık yağların da hâzırlayup mağârâlarına cümle ibâdullâh kapanırlar. Ammâ bu Q 332a gârlarının P 329a bâbların eyle sed edüp yekpâre taşdan kapaklar etmişlerdir kim iki taşın imtizâcı mahallinden bir katra su girmeyüp bâbların Y 430a içerden sed edüp kapanınca vakt-i Temmûz dahi erişüp âsumândan üç ay eyle matarlar boşanup bu mücellâ taşlar üzre yağan toprakları bu vilâyetlerden seyl-i revân sürüp Nîl'e döker. Nîl dahi seylden cûş-ı hurûşa gelüp ol kırmızı toprak çamuriyle Temmûz'da cereyân ederek Mısır'a gelmesinin sebebi bu vilâyet-i Cersinka'ya yağan toprak sebebiyle Mısır'a Nîl kırmızı çamur gelüp üç ay diyâr-ı Mısır Cennet çamuruna gark olup Nîl çekildikçe bu çamur üzre fellâhîn zirâ‘at edüp ganîmet olurlar. İşte Temmûz'da cümle sular eksilüp Nîl-i mübârek ziyâde olup kırmızı çamur gelmesinin aslı bu bizim vardığımız vilâyet-i Cersinka'ya yağan yağmurlar ve türâblar sebebiyledir, ve's-selâm.
EÇS X Y430a
Ve bu Cersinka'dan Nîl'in başı cenûba otuz iki konak kaldı dediler. Ammâ varmak müyesser olmadı. Ammâ hamd şükür olsun kim Nîl'in iki cânibinde olan ma‘mûr u âbâdân vilâyetleri ve kal‘a ve şehr-i azîmleri ve âsâr-ı garîbe ve acîbeleri seyr [ü] temâşâ edüp itmâm-ı seyâhat etdik.
EÇS X Y430a
Ve Nîl'in başında şehr-i Kamer kavminden âdemler dâ’imâ bu Cersinkay şehrine gelüp aynü'l-hir ve tibr ve seng-i râsûk getürüp boğası ve gömleklik bez ve katrân ile değiş ederler. Anlar ile kelimât etdik, anlar nakl etdiler kim,
EÇS X Y430a
"Biz bu şehre Nîl başından gelince karadan gelemeziz. Zîrâ yolları gâyet mahûf u muhâtara yerlerdir kim semm-i helâhilli kepçe kuyruk gibi ve su‘bân ve evren gibi havfnâk canavarlar vardır. Ve yılan u çıyan ve akreb ve fîl ü gergerdân ve arslan u kaplan ve bebr ü peleng ve ukkâb ve gayrı yırtıcı canavarlar gâyetü'l-gâye çok olup dağıstân sengistân yerler olduğundan âbâdân değildir. Ol ecilden karadan gidilmez. Ve ol mahallerde Sencere derler bir kavm vardır, dîn diyânet nedir bilmezler, kendülerden gayrı bir mahlûk görseler elbette dutup kebâb edüp yerler", dedi.
EÇS X Y430a–Y430b
"Ve Nîl Cebelü'l-Kamer'den çıkup bu mahalle geldüği gibidir, tâ Bahr-i Ebyaz'a mahlût olunca böyle nehr-i azîmler Nîl'e karışmaz ve gayrı sular dahi yokdur, cümle nehirler Nîl'den tur‘a tur‘a ayrılup vilâyet vilâyet cereyân edüp rey eder. Ve Cebelü'l-Kamer'den çıkınca şimâle bir gün akup andan bir deryâ-misâl buhayreye dökülür, ol buhayreyi leb-ber-leb edüp ba‘dehu taşup yine şimâle cereyân etdikde iki fırka olup bir fırkası âsî olan Sencere kavmi içre gider, bir fırkası garb cânibinde Portakal hükm etdüği Laçna diyârları içinden cereyân eder. İşte biz Laçna kavmindeniz, ol diyârda sâkiniz. Hâlâ yetmiş yıldır Portakal Frengi topile tüfengile gelüp vilâyetlerimiz Y 430b zabt edüp bizden harâc ve öşür alur" deyü melik huzûrunda nakl etdi.
EÇS X Y430b
"Ve ol diyârdan biz kabakdan binâ olunmuş gemilere binüp sümûmlu canavarlar havfından Nîl ile cereyân ederken bizim Laçna şehrine uğrayan Nîl'in bir kolu yine bir buhayre-i azîme uğrar. Bu dahi Nîl'den cem‘ olma bir âb-ı hayât buhayredir kim cânib-i erba‘asında yedi gûne kavm sâkinlerdir. Başka meliklerdir, Portakal bunlara mâlik olmadı", dedi.
EÇS X Y430b
"Biz ol halîc ile cereyân ederek geliriz. Ba‘dehu yine Nîl'in mezkûr iki fırkası yine bir yere mahlût olup bu diyâra geliriz" dedi. Hakîr eyitdim:
EÇS X Y430b
"Sen Nîl'in başına varup gördün mü?" deyü su’âl etdim.
EÇS X Y430b
"Belî üç kerre gördüm. Bizim Laçna şehrine onar günlük yoldur. Mezkûr buhayre içre gemilerle Kamer şehrine varırız. Geçen sene ammim oğlu Portakal küffârına esîr olup anın ıtlâkıyçün fîl dişleri ve boya kökleri götürüp vardım. Kamer şehri bir azîm şehirdir. Hazret-i Süleymân Cebelü'l-Kamer üzre Nîl'in başında iki kubbe ve iki kasr-ı Süleymânî yapup zeyl-i cebelde Kamer şehrin yapmış. Hâlâ âsâr-ı binâları cümle dîvler binâsıdır. Hâlâ Nîl'in başı Portakal hükmündedir. Ve Nîl'in tulû‘ etdüği Cebelü'l-Kamer'in cenûb tarafı eflâke ser çekmiş ulu mahûf dağlardır. Yedinci konakda ol dağların ardı cenûba gidüp Bahr-i Muhît'dir. Deryâ yakın olmak ile Portakal yetmiş yıldan berü gemilerle gelüp bizim diyârlarımıza ve Nîl başında şehr-i Kamer'e istîlâ eyledi. Ve ammizâdemi Portakal elinden halâs eyleyüp işte bu sene ticâret ile vilâyetimiz Laçna şehrinden bir ayda bu Cersinka vilâyetinde sultân-ı Fûnc'u ve cenâb-ı şerîfinizi gördüm" deyü kalkup melik huzûrunda zemîn-bûs etdükde sultânın musâhibleri eyitdiler:
EÇS X Y430b
"Biliriz, bu âdem ol diyârlıdır. Ve bir sâdıku'l-kavl müselmân âdemdir. Ve ol diyârlar kendülere karîb olmağile çok seyâhat etmişdir. Ve her sene ticâret ile Fûncistân'a gelüp gitmişdir. Mu‘temed âdemdir" dediler.
EÇS X Y430b
Hakîkatü'l-hâl bu Mısır cezîresinin garb cânibinde Sebte boğazından tâ Nîl'in başı ardından Habeş diyârında Zeyla‘ boğazına varınca Mısır cezîresinin ol sâhilleri cümle Portakal Frengi destinde olduğundan gayrı Hindistân cezîrelerinden altı bin cezîreye istîlâ etmiş Portakal'dır.
EÇS X Y430b
Ve hakîr herîf-i mezbûrdan Nîl-i mübârek menba‘ı hakkında böyle mahûf u muhâtara ve kâfiristân ve âbâdân olmaduğının sıhhat haberin istimâ‘ edince Nîl'in başına gitmek ârzûları derûndan kat‘ olup tesellî bulduk. Ammâ {bu} vardığımız Cersinka vilâyetinde kıblemiz şimâl tarafına idi. Zîrâ iklîm-i evvelden cenûba yigirmi tokuz derece ileri gidilmişdi.
EÇS X Y430b–Y431a
Ve bu Cersinka vilâyetinde Y 431a temâşâ eylediğimiz acâyibât [u] garâyibâtdan olan sahrânın cenûbî nihâyetinde Sûdân pâdişâhının hudûdu tamâm olup cenûb tarafında Laçna vilâyeti ile müşâdır. Şark tarafı Donkade vilâyetiyle müşâdır. Şimâlinde Dumbiye sultâniyle hem-hudûddur. Ve yine şimâl ile yıldız tarafı Habeş hâki ile sınırdaşdır. Yıldız cânibinde Berberistân ile hem-civârdır. Garb tarafı âteş-perest Firdân vilâyeti ile müşâdır, ve's-selâm.
EÇS X Y431a
Ve hakîr bu Cersinka şehrinde yine Fûncistân'a avdet mahallinde esnâ-yı kelâmda derûnîce melike Q 332b ricâ edüp dedim ki,
EÇS X Y431a
"Ceddin P 329b rûhiyçün olsun şu diyârlara gelmişken Nîl'in başına varup seyr [ü] temâşâ edemedik, hele andan me’yûs olduk. Ammâ Hazret-i Allâh aşkına olsun, fırsat ganîmetdir, bize birkaç yüz âdemler koşup bir iki ayda müşânızda olan Fes pâdişâhına ve Merânkûş pâdişâhına ve Kurtuba şehri ve Tanca şehrine, andan Cezâyir ve Tûnus ve Tarabulus vilâyetlerine ve andan Mısır'a çıkup hedâyâlarımız cümle vâsıl edüp cezîre-i Mısır'ı dâ’iren-mâdâr seyâhat etmiş olam" deyü Fûnc pâdişâhından izin taleb edüp cihân cihân ricâ eyledim. Hemân-dem melik kalkup alnım bûs edüp,
EÇS X Y431a
"Vallâhi senin bize getirdiğin Mısır sultânı nâmelerinde eyle tahrîr etmiş kim, ‘Cümle vilâyetin seyr [ü] temâşâ etsin ve ibret-nümâ âsârları görsün, ba‘dehu bu karındaşımız Evliyâ Efendi'yi mu‘azzez ü mükerrem ve sâlimîn ü gânimîn Mısır'a gönderesiz’, buyurmuşlar.
EÇS X Y431a
Biz sizi Fes ü Merânkûş vilâyetlerinin çöl çölistânı ve berr [ü] beyâbânına sizi koyvermeziz. Ve ol taraflara hükmümüz nâfiz değildir. Ve gâyetü'l-gâye bî-emân susuz ve mahûf u muhâtara yerlerdir. Ve sizcileyin beyâz âdemleri esîr edüp pişirüp yerler. Ve her giz bu bizim diyârımıza sizin gibi âdemler gelmemişdir. Görmez misiz, bizim diyârın halkı sizi gördükce ta‘accüb edüp bize her gün bin gûne su’âller ederler. Ne ol diyâra bir takrîb ile gitmeğe sened yok. Ve gidilmek mümkin değildir. Kanı Fes ü Merânkûş, bu Mısır cezîresinin nihâyetidir ve yolları mesdûddur. Ol diyâr ile mâbeynimiz cânib-i garba beş aylık yol çölistândır. Vallâhi biz sizi koyveremeziz" dedükde cümle musâhibleri ve kan vezîrleri ale'l-ittifâk rızâ vermediler. Ve cümle refîk ü huddâmlarımız,
EÇS X Y431a
"Bu şiddet-i hâr diyârda bîzâr olduk" dediler.
EÇS X Y431a–Y431b
Hakîr gâyet müte’ellim olup ol gece istihâre du‘âsın tilâvet edüp hâb-ı nâza vardım. Menâmımda görürüm ki bir deve köçeği üzre berr ü beyâbânda süvâr olup yemîn ü yesârâ serserî olup pîl ü gergerdânlar içinde seyrân u devrân Y 431b ederim.
EÇS X Y431b
Anı gördüm, bir azîm orman içinden bir cemel-i kebîr zâhir olup hakîri kova kova derhâl yetişüp bindiğim küçük deve ile bu büyük deve üzerimize bindi. Altımdan küçük deve firâr edüp ben deve altında muztaribü'l-hâl pür-melâl kaldım. Vâfir feza‘ u çeza‘ etdim. Hemân hâtırıma,
EÇS X Y431b
âyeti gelüp tilâvet etdim. Üstümden deve kalkup firâr etdi.
EÇS X Y431b
Ve hakîr tâze cân bulup bu deveyi kova kova yetişüp dutdum. Ve bir kılıc kaytaniyle boynun bağlayup bir münhedim olmuş minâre üzre çıkup deveye süvâr oldum. Ve refîklerimiz ile Habeş vilâyetine revâne olduk. Ba‘dehu hâbdan bîdâr olup ilhâm ile bu vâkı‘ayı ta‘bîr etdim, bildim ki bize Mısır'a gitmek hayırlıdır, deyü ta‘bîr edüp Fes ü Merânkûş'a gitmeden dahi fâriğ olduk.
EÇS X Y431b
Andan melik ile ale's-sabâh tahte'l-futûr edüp şedd-i rahl kösleri çalınup şehr-i Cersinka'dan kalkup yine şimâle Nîl'den ba‘îd altı sâ‘at gidüp,
EÇS X Y431b
Andan ale's-seher kalkup yine şimâle on üç sâ‘atde,
EÇS X Y431b
Süleymân Nebî asrında ma‘mûr imiş, âsâr-ı binâları pâymâl yebâbdır. Ancak iki bin kamışdan ve tûbdan evleri ve üç câmi‘i ve birkaç dükkânları var. Hâkimi Sedan'dır, on bin askere mâlikdir. Andan kalkup ertesi gün onuncu sâ‘atde,
EÇS X Y431b
Bunda bir gün meks edüp andan yine Nîl kenârınca şimâl cânibine kal‘adan kal‘aya ve şehirden şehre mukaddemâ uğradığımız diyârlarda meks ederek ve kal‘a hâkimlerinden ve kanlardan ve a‘yân-ı vilâyetden sultân hedâyâlar alup sayd [u] şikârlar ederek kâmil kırk beş günde,
EÇS X Y431b
ye yine sıhhat ile dâhil olup ahâlî-i vilâyet istikbâle çıkup kal‘adan toplar atılup şâdumânlar oldu.
EÇS X Y431b
Ve hakîr yine konağımızda kâmil bir hafta tekâ‘üd edüp ba‘dehu Mısır'a gitmeğe izin taleb etdiğimizde melik hazretleri cân [u] gönülden "ale'r-re’si ve'l-ayn" deyüp hakîre beş Fûncistân atı ve on tâvûsî hecîn üzre on gulâm ve iki duhter-i siyâh ve on deve yükü zahâyir ve on kutu mercân ve akîk ve seylân ve aynü'l-hir ve misk ü anber ve zebât ve bir incü tesbîh ve bir sahâbe kılıcı ve bir sûzenî çadır ve iki yüz aded Sennâr tabakları ve kâseler verdi ve hayır du‘âlar etdi. Ve kan Seyfî vezîrin bin âdem ile bizi tâ Arbacı kal‘asında sultânın karındaşına götürmeğe me’mûr edüp elimize kâğızlar verdi.
EÇS X Y431b–Y432a
Ertesi ale's-sabâh Sennâre'den çıkup melik bizimle kâmil bir menzil yer gelüp andan melik ile öpüşüp görüşüp ağlaşarak vedâ‘ Y 432a edüp birbirimizden mufârakat etdik. Anlar Fûnc'a, bizler şimâle azîmet edüp bismi-ilâh ile Fâtiha tilâvet edüp azm-i rah eyledik.
EÇS X Y432a
Sekiz sâ‘atde şehr-i Bakîs, mukaddemâ mevsûfdur. Andan kal‘a-i Itşân, andan şehr-i azîm kal‘a-i Arbacı, bâlâda mevsûflardır.
EÇS X Y432a
Bu şehirde Fûncistân meliki karındaşı ki bize "Ne çiğ âdemler olursuz, yüzünüzün derisin kim yüzdü" diyen oğuz cânda mihmân olup melikin bize refîk verdiği kan hakîrden, edâ-yı hizmet etdi, deyü kâğızlar alup avdet etdi.
EÇS X Y432a
Hikmet-i Hudâ izâ erâde'llâhu şey’en heyye’e esbâbehu mazmûnu üzre kaçan Cenâb-ı İzzet bir şey murâd etdükde ibtidâ anın esbâbını halk eder. Zîrâ her şeye sebeb lâzımdır. Bir âyet-i kerîmede âye[t]:
EÇS X Y432a
nassı vardır. Meğer Hakîm-i Mutlak bizi bir diyâra dahi göndermeği takdîr etmiş.