İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS X Y439a
Ve âb [u] havâsı latîf ü mukavvî olduğundan halkı cemmâ‘ olup tenâsül bulur imiş. Bu Musova halkı dahi cemmâ‘dır.
EÇS X Y439a
Ve Habeş paşası bu Dumbiye sultânına elçi gönderdikde incü ve yemenî ve akîk taşlar ve ok yay ve kılıc ve harbe ve tüfeng ve kurşum ve bârût ve neft ü katrân ve yağlı çıra ağacı ve servi ağacı ve servi kozalağı ve fındık ve fısdık ve Rûm cevizi ve bakır sahan ve tancere âletleri ve boğası ve don ve gömlek ve kettân bezi iplik ve ibrîşim, bu zikr olunan eşyâlardan götürürler kim anda tahrîr olunan eşyâların herbiri iksîr-i a‘zam-misâl tûtiyâ-yı kâmyâbdır.
EÇS X Y439a
Elçi kâmil cenûb cânibine bizim geldiğimiz yollar ile bir ayda varırlar, hedâyâları sultâna teslîm edüp elçilere ve Bânyân'lara i‘zâz u ikrâm edüp ol dahi paşaya kırk elli Habeşî nevreste gulâmlar ve kırk elli Habeşe mahbûbe-i cihâne duhterler ve zebât ve fîl dişi ve gergerdân boynuzları ve zebât kedisi ve keler derisi ve âbinûş ve minkâr-ı koknos ve lâşe-i tuyûr-ı hümâ ve dehnec-i a‘mâ ve kakule-i kebîr ve amber-i hâm anîr [abîr?] ve pânzehr-i sagîr ve kalkan-ı fîl ve kırbac-ı pîl, el-hâsıl bu makûle hedâyâlar ile paşaya ve nısfı kadar hedâyâ ile gelen elçi ağaya verüp paşaya gönderir. Andan sonra vilâyetinde ne kadar bâzergân var ise cümlesin metâ‘ları ile paşaya gönderüp paşa dahi gümrüğün alup Habeş diyârı ganîmet olur.
EÇS X Y439a
Buğday ve arpa ve darı ve yağ ve bal ve balmûmu ve un ve zebât ve kakule ve âbinûş ağacı ve gayrı eşyâlar ve koyun ve kuzu ve deve ve sığır ve sığın ve ceyrân ve keçi ve'l-hâsıl cemî‘i me’kûlât [u] meşrûbât bu Dumbiye vilâyetinden gelir.
EÇS X Y439a
Hakîr sultânına gitmeğe kasd etdim idi. Lâkin bu mahalde Habeş diyârında azîm isyân [u] tuğyân olup cümle kul gulû-yı âm edüp Fortacı Ahmed Paşa havfından ve Kara Nâ’ib aşkıyâ zorba derdinden bir gece gemi ile karşu Yemen'de imâma varup dahil düşdü. Beri tarafda vilâyet hâkimsiz kalup hakîr dahi garîb kaldım ve gayrı diyâra dahi gidemedim. Bu mahalde karadan gönderdiğimiz huddâmlarımız atlarımız ile gelüp böyle cezîre yerde başımıza bir belâ-yı siyâh olup âhir herkese iltiyâm-ı medâr ederek bi'z-zarûrî bu Musova'dan bir kayığa binüp cenûb cânibine bir tüfeng menzili yer,
EÇS X Y439a
Evsâf-ı Cerrârbaşı
EÇS X Y439a–Y439b
Atlarımız ile gemilerden çıkdık. Bu Cerrârbaşı Musova cezîresinin geçit başında iskelesidir. Mukaddemâ deryâdan gelmeğile bu ma‘diyeyi görmemişdik. Kara cânibinden gelen metâ‘lar cümle bu iskeleden gemilere süvâr olup Musova'ya geçerler. Zamân-ı kadîmde şehir var imiş, hâlâ harâbdır. Câ-be-câ ağaclık ve bostânlık vardır. Musova halkının cümle hayvânâtları bu tarafda Y 439b otlayup gezerler. Ve âb-ı hayât kuyular vardır; Musova cezîresinde su yokdur.
EÇS X Y439b
Ba‘dehu hakîr bu Cerrârbaşı'ndan atlarımıza süvâr olup iki sâ‘atde düz vâsi‘ yerler içre cirid oynayarak,
EÇS X Y439b
Evsâf-ı kal‘a-i Harkova
EÇS X Y439b
Bu kal‘aya dâhil olunca Kara Nâ’ib beğe dahil düşüp, hoş geldiniz, deyü vâfir ta‘zîm edüp destine bir destmâl verüp dest-bûs edelim dedikde,
EÇS X Y439b
"Estağfirullâh, cânım karındaşımız, siz Fûncistân diyârından berü bizim kethudâmız Mehemmed Beğ ile refîk olup bizi ârzûlamışsız. Lâkin Dehlek'den gemi ile Musova'ya çıkup ol deli farfara Fortacı Paşa sizi alıkoyup bize göndermedi. Hele mel‘ûn, pâdişâha âsî olup yine âsî Zeydî-mezheb imâm yanına Yemen'e kaçdı. Cehenneme başı. Pâdişâhıma arz ederim" dedükde,
EÇS X Y439b
"Arzı hakîre verin, bu ahvâle vâkıf oldum, Mısır vezîrine götüreyim, andan efendimize i‘lâm Q 336b edeyim, P 333b andan murâdınız üzre Âsitâne'ye gideyim", dediğimizde,
EÇS X Y439b
"Vallâhi sen Hızır geldin. Hele birkaç gün istirâhat edüp müsâfirimiz olup ahvâle vâkıf olun" deyü hakîre bir mükellef oda döşeyüp yigirmi atlarımıza ve yigirmi nefer âdemlerimize belegân mâ-belağ müstevfâ ta‘yînâtlar verüp hakîr tâze cân buldum. Derhâl kendü âdemlerine firâr eden Ahmed Paşa'nın mâlın ve huddâmların ve cümle erzâkın ve kâyimmakâmlıklarında olan ağaları ihzâr edüp hükûmetlerin zabt [u] rabt etmeğe tâvûsî ve hecîn neccâblar ile âdemler gönderdi. Hakîr şehri seyr [ü] temâşâya başladık.
EÇS X Y439b
Evvelâ bu kal‘a-i Harkova mâ-tekaddemden bir sevâd-ı mu‘azzam kal‘a-i kadîm imiş. Sene (---) târîhinde bu dahi Özdemir Paşa fethidir. Süveys deryâsı sâhilinde bir hayli büyük Şeddâdî taş-binâ kal‘a-i atîkdir, ammâ ol kadar metîn ü ma‘mûr değildir. Dâ’iren-mâdâr cirmi dörd bin adımdır. Ve şekl-i murabba‘dır. Ve yedi kullesi var. Ve altı kapusu var: evvelâ Başkulle kapusu ve Hurde kapusu ve İskele kapusu ve Cebel-i Cıda kapusu ve Şeyh Mazlûm kapusu ve Su kapusu.
EÇS X Y439b
Ve leb-i deryâya karîb köşede iç kal‘a başka bir ma‘mûr bir kal‘adır. Cirmi altı yüz adımdır. Dervîş Ağa ta‘mîr ü termîm etmiş bir metîn ve cedîd iç kal‘adır. Ammâ taşra kal‘a dahi böyle ta‘mîr ü termîme muhtâcdır. Ve yalın kat kal‘alardır. Ve iç kal‘anın birkaç şâhî darbzen topları vardır.
EÇS X Y439b
Ve paşanın bu kal‘ada bir mükellef ağası iki yüz âdemiyle kâyimmakâmlık eder. Senevî paşaya yüz kîse muhâsebe verir. Kendüye dahi elli kîse fâ’iz kalır. Ve yüz elli akçe pâyesiyle bir kazâ-i mübrimdir. Paşa imâmları hükm eder. Ve kal‘a dizdârı var. Ve neferâtları paşa ağavâtlarıdır. Mâh-be-mâh vazîfe-i mu‘ayyenelerin paşadan alırlar, ey tedârikdir. Ve ekseriyyâ paşa ağaları bunda sâkin olurlar, zîrâ Musova bir pis ova ve cezîre yerdir, suyu gemilerle bu Harkova'dan gider.
EÇS X Y439b–Y440a
Bu kal‘anın Y 440a cânib-i erba‘ası eşme kuyulardır. Cümlesi âb-ı zülâlden nişân verir mâ-i tâhirlerdir. Mâ-tekaddem bu suları hıfz içün bu kal‘aları binâ edüp eli vilâyeti bu kal‘alar sebebiyle feth [ü] teshîre alup cânib-i erba‘asın nehb ü gâret edüp mâl-ı ganâyimler ile gelüp bu kal‘aya mutahassın olup âsudehâl olurlarmış. Gayet mahallinde inşâ olunmuş kal‘a-i cânkurtarandır, zîrâ etrâfında Kara Zengî âsîleri çokdur.
EÇS X Y440a
Ve bu kal‘a-i Harkova içinde cümle yedi yüz kârgîr ve kamışdan ve koçaşdan evler vardır, cümle toprak örtülüdür.
EÇS X Y440a
Ve yigirmi mikdârı esvâk-ı muhtasarı vardır. Ve yedi kahvehâne ve bozahânesi ve bir hânı vardır.
EÇS X Y440a
Ve bir Özdemir câmi‘i var ve yedi zâviyesi var. Gayrı imâretden nişân yokdur. Hammâm bu diyârda lâzım değildir, zîrâ şeb [ü] rûz halkı uryân gezüp arak-âlûd olup gûyâ hammâm içinde dururlar. Bir şehr-i garîb ü acîbdir.
EÇS X Y440a
Ve hânemiz sâhibi Kara Nâ’ib cümle Urbân u uryân kara Zengîler üzre mîrlivâdır. Cümlesinin akd [ü] halli ve zabt [u] rabtı anın destindedir. Hükm [ü] hükûmât sâhibi zorba bir âdemdir. Hîn-i ma‘rekede başına yüz bin asker cem‘ etmeğe kâdirdir. İhsân [u] in‘âmı ve it‘âmiyle cümle Habeş diyârının halkını bende edüp paşayı kayd-bende çekmişdir. Cümle söz bunundur. Fortacı Ahmed Paşa bunu tarh edüp kendüsi müstakil vezîr olayım, dedi, âhir edemeyüp cihân başına dar olup Yemen'de imâma firâr etdi. Bu Kara Nâ’ib dâ’imâ bu Harkova'da sâkin olur. Ahmerü'l-levn bir arık yüzlü iri gözlü ve kaba levend sözlü fasîh Türkce bilür. Âyende ve revendeye tavuklu ve kuzulu ve yoğurtlu buğday çorbası ve darı ekmeği mebzûldür.
EÇS X Y440a
Cümle Habeş kavmi ve Fûncistân ve Dumbistân ve Alevistân ve Abâbide kavmi ve sultânları bu Kara Nâ’ib'in emrine fermânberlerdir kim aceb istidrâcdır. Ha dese bu üç pâdişâhdan üç kerre yüz bin zâğî dagî asker gelir. Ammâ bu askerin cümlesine bir taş atsan zağar gibi perîşân olurlar. Zîrâ ac u zâc ve muhtâc bî-sebât derme çatma cüyûşdur. Cümlesi çekirge bacak ve ağac bıçak, belinde nacak, açlıkdan salıncak gibi salınır, ac, bir habbeye muhtâc kavmdirler. Bu Kara Nâ’ib'in derdinden paşalar hemân gümrük emîni pâyesinde hükm edüp taşra vilâyetlerin hükmü Kara Nâ’ib elindedir. Hâlâ beş bin Ceberti tüfeng-endâz askere ulûfe ve kisve verir.
EÇS X Y440a–Y440b
Bu Ceberti kavmi Rûm'dan ve gayrı Zengîlerden sekbân sarıca ve yeniçeri gibi tüfeng-endâz olanlara Ceberti kavmi derler. Çoğu Habeşe kızlarına mübtelâ olup kalmış Rûm oğlanlarıdır. Sırtında ve belinde birer fûta peştemâl ve elinde bir tüfeng ve bir destmâl arak-âlûd olup şiddet-i hârdan ölüp boş ite menzil yok şeklinde ayda üç guruşa ifnâ-yı vücûd Y 440b edüp seg-ber-sahrâ gezerler. Ve ba‘zı cerî olan paşa bu Ceberti kavminden asker cem‘ edüp eli vilâyeti gâret eden Zengîlerin vilâyetlerin nehb ü hasâret edüp mâl-ı firâvân tahsîl eder. Ve ol havfdan cemî‘i diyârlardan hedâyâlar gelir kim hadden bîrûn. Ve deryâdan incü-yi dürr-i yetîm çıkar kim kıyâsdan efzûn. Bu gûne incü Hürmüz deryâsında çıkmak ihtimâli yokdur.
EÇS X Y440b
Netîce-i merâm paşa ârif [ü] dânâ ise halk ile ülfet edüp senede bin kîse mâl alması mukarrer. Bin kîse dahi hedâyâ olur. Beş yüz kîsesin de eyâletinde olan (---) pâre kal‘anın ağavât u neferâtlarına ulûfe verir. Zîrâ bu kal‘alara Âsitâne tarafından bir habbe gelmez, cümle mevâcibâtları paşadan matlûbdur. Ve kendü ağavâtlarına dahi ulûfe verir. Zîrâ Habeş Q 337a P 334a eyâletinde sâyir diyârlar gibi hizmetler yokdur, ancak yigirmi kâyimmakâmlığı vardır, anlara dahi ulûfe verir. Ol ağaların hizmetkârları dahi ulûfeli kal‘a kulları yazılır.
EÇS X Y440b
Evvelâ nâ’ibe ve şehir müsellimine ve serdâra ve paşa kethudâsına ve kapucular kethudâsına ve imâma ve emîne mâh-be-mâh otuz üçer guruş ulûfe verir. Ve kapucular bölükbaşısına ve mehterbaşılara ve gayrı bölükbaşılara ve çâşnigîrbaşıya ve emîrâhûra beşer guruşdur. İç ağalarına on beşer guruşdur. Ve sâyir karakullukculara ale's-seviyye beşer guruşdur. Kal‘a ulûfelerinden gayrı mâh-be-mâh elbetde bu ulûfeleri alırlar. Ammâ iskeleler emâneti cümle hizmetlerden huzûrlu ve avâyid [ü] fevâyidleri ziyâde ağalıklardır. Eğer ticâret dahi ederse nûrun alâ-nûrdur.
EÇS X Y440b
Ve Harkova'dan atlarımıza süvâr olup cânib-i cenûba rub‘ sâ‘at bir boğaz içre,
EÇS X Y440b
Ziyâret-i şem‘-i âlem ve çırâğ-ı hurrem eş-Şeyh Hazret-i Mazlûm-ı âdem
EÇS X Y440b
A‘izze-i kirâmdan ulu sultândır. Niçe kerre kerâmâtları zâhir ü bâhir olmuş. Hâlâ mutasarrıfîndendir. Menâkıbları hadden bîrûn ve kıyâsdan efzûndur. Üzerinde tekye ve kubbe kabûl etmemişlerdir, hemân rahmet-i Hudâ'ya yüz tutmuşlar. Ve paşa ve a‘yân-ı vilâyet gâhîce hayme-i hargâhların ve matbah-ı Keykâvusların bir gün mukaddem göndürüp alâ-tarîki's-seyr varup ceyrân ve hargûş sayd [u] şikâr edüp anda tenâvül ederler, gâyet avgâh yerdir.
EÇS X Y440b
Ve ba‘zı levendât makûlesi kırk elli pür-silâh nâmdâr fellâh yiğitler bir yere cem‘ olup beş on günde dağlarda yatup fîl ü gergerdân ve bebr ü peleng katl edüp fîlin dişleri ve postun ve gergerdânın boynuzun ve hotas içün kuyruğun götürüp ticâret ederler. Acâyib vilâyet-i şikârgâhdır.
EÇS X Y440b–Y441a
Bu şehr-i Harkova'yı tamâmen seyr [ü] temâşâ edüp bin seksen üç îd-i adhâsın edüp bir gûne seyr [ü] temâşâlar etdik. Ba‘dehu ıydin beşinci gün Kara Nâ’ib'in müsellimleri vilâyet vilâyet zabt etmeğe gitdiklerinde hakîr kendüden me’zûn olup yine refîkımız Y 441a olan Mehemmed Ağa ile Harkova'dan çıkup cânib-i şarka gâh çölistân ve gâh sengistân, gâh leb-i deryâ-yı Süveys, gâh cebel-i Kara Kudeysleri iki günde ubûr edüp,
EÇS X Y441a
Menzil-i cebel-i Vule
EÇS X Y441a
Habeş Urbânları kara obalar ile sâkin olurlar bir mahsûldâr fezâdır. Bu kavme Kudeysî derler. Yedi bin Zengî ve ankâ kavmdir, ammâ yine Urbândırlar. Ammâ bunlarda olan siyâh-çerde mahbûb u mahbûbe meğer Berberistân'da ola. Zîrâ âb-ı hayât kuyu suları vardır. Andan kalkup yine cânib-i şarka bir konak gidüp,
EÇS X Y441a
Evsâf-ı kal‘a-i Hindiye
EÇS X Y441a
Zamân-ı kadîm Hind rayları bu iklîme kadem basup bu kal‘ayı ihdâs eylemişler, ammâ ol kadar metânet üzre binâ etmemişler. Taşdan kârgîr-binâ ve şekl-i murabba‘dır. Ve dâyiren-mâdâr cirmi yedi yüz adımdır. Süveys deryâsı kenârında olmağile telattum-ı deryâ esâs-ı dîvâra câ-be-câ rahne vermişdir. Bir ağac kapusu iskele başında hurde'ye nâzır, bir kapusu cenûba kara tarafına mekşûfdur. Habeş eyâletinde sancak beği pâyesiyle paşanın bir ağası iki yüz âdemiyle hükm [ü] hükûmât edüp paşaya senevî kırk kîse verir.
EÇS X Y441a
Ve yüz elli akçe kazâdır, lâkin paşa imâmının nâ’ibi kadıdır. Bu kal‘a dahi Özdemir Paşa'nın fethidir. Zîrâ bir müfîd [ü] muhtasar minâresiz câmi‘i ve iki mescidi var. Cümle evleri koçaşdan binâ olunmuşdur. Dizdârı ve neferâtları cümle paşa tevâbi‘leridir. Ve cebehânesi ve on aded topları var.
EÇS X Y441a
Ve kal‘adan taşra Zengî Urbânları kara obalar ile meks etmişler. Ve bu kavmin kârları dağlarda kakule-i kebîr ve ba‘zı mümessek râyihalı nebâtât u giyâhât cem‘ ederler. Ve her haymelerinden beşer onar kalyemisk kedisi besleyüp kâr ederler.
EÇS X Y441a
Ve bu Hindiye kal‘asından hareket edüp yine şark cânibine sengistânlar içre üç konak gidüp vakt-i zuhrda,
EÇS X Y441a
Menzil-i kulle-i Tuzla
EÇS X Y441a
Leb-i deryâda Özdemir Paşa bir kulle-i azîm binâ etmiş. Hâlâ içinde kırk elli âdem ile bir paşa ağası kâyimmakâmdır. Bunda çârsû-yı bâzâr, imâret ve câmi‘den bir şey yokdur. Ammâ cümle diyâr-ı Habeş'e tuz bundan gider. Senevî kırk kîse iltizâmdır. Gâyet a‘lâ emânetdir. Senede niçe kerre yüz bin deve yükü lezîz tuz hâsıl olur. Çatal yüke üç dîvânî para ve hâviye yüke beşer maksûs para alınır. Ve bu Süveys deryâsı medd [ü] cezmdir, taşdığı mahalde bu sahrâya deryâ yayılur, çekildikde bi-emrillâhi ta‘âlâ kalan su beyâz tuz olup kalır. Bu mahalde on bin mikdârı Runçiye derler bir kabîle Zengîlerdir, fi'l-hâl anlar tuzu cem‘ edüp kulle dibine dağlar gibi yığarlar. İlâmaşaallâh böyle tuz hâsıl olur.
EÇS X Y441a–Y441b
Bu mahalden yine tay edüp taraf-ı şarka gâh leb-i deryâ ile gâhîce kumsal beriyye içre şiddet-i harâret çekerek kâmil altı günde sun‘-ı Y 441b Hudâları ve mehîb kûh-ı siyâhları temâşâ ederek,