EÇS X Y450b
Altı aded amelî tula sütûnlar üzre haremsiz bir küçücük câmi‘dir. İki yan kapuları var. Ve sol cânibindeki yan kapunun iki tarafdan sekizer kademe taş nerdübân ile çıkıldığıyçün bu câmi‘e Câmi‘-i Mu‘allâk derler. Bir alçacık minâresi var. Ve bir,
EÇS X Y450b
dahi Emîr Süleymân'ındır. Karîbü'l-ahd binâ olunmuş bir câmi‘-i münevverdir. İki cânibinden tokuzar kademe taş nerdübân ile çıkıldığıyçün buna dahi Câmi‘-i Mu‘allak derler. On altı sütûn kemerleri üzre müzehheb nakş-ı bûkalemûn tavandır. Sol cânibindeki kapusu etrâfında,
EÇS X Y450b
âyeti ve mihrâb üzre müzehheb celî hatt-ı Karahisârî ile iki satır hatt-ı latîf ile,
EÇS X Y450b
Emera bi-inşâi hâze'l-mekâni'l-mübârek el-abdü'l-fakîr ilallâhi te‘âlâ Süleymân el-emîr el-kâşif ıklîm el-Behnîsâ sene sittin ve seb‘imi’e [760].
EÇS X Y450b
Ve bu câmi‘ sûk-ı Zarbûn cânibindedir. Altı serâpâ dükkânlardır. Bir musanna‘ u müferrah dilküşâ câmi‘-i rûşendir. Ve yine bahr-i Yûsuf kenârında,
EÇS X Y450b
On sekiz sütûn-ı hamrâ üzre kaddi bâlâ tâklar üzre halkârî ve müzehheb ve gûnâ-gûn silu ve lâjüverd ile nakş olmuş tavandır. Ve iki cânibinde yan kapuları var. Sol tarafı yan kapusundan on sekiz kademe taş nerdübân ile çıkılup enilüp bahr-i Yûsuf'dan âbdest alınur. Ve kıble kapusu bahr-i Yûsuf üzre vâki‘ olan cisr üzre kıble kapusudur. Ve hareminde iki hûrmâ dırahtı vardır. Ve bir alçak minâresi var. Sûk-ı kantara-i Kınâvî civârında,
EÇS X Y450b
On sütûn üzre haremsiz ve bir kapulu ve bir alçak minâreli bahr kenârında bir câmi‘dir. Ve bu câmi‘in mukâbelesinde,
EÇS X Y450b
Bu dahi haremsizdir ve on amûd üzre bir küçük câmi‘dir. Ve mihrâbı içinde,
EÇS X Y450b
âyeti merkûmdur. İki yan kapusu ve minâresi var. Haremsiz bir küçük câmi‘dir.
EÇS X Y450b
Ve sûk-ı Gaytân'dan Yûsuf bahrı içindeki câmi‘ on altı sütûn üzre iki yan kapu ve bir kıble kapu ve bir alçak minâreli haremsiz bir câmi‘-i sagîrdir.
EÇS X Y450b
Bu câmi‘lerden mâ‘adâ elli mihrâba varınca zevâvî-i ma‘mûrelerdir. Ve yedi medrese. Ve kırk mekteb-i sıbyân. Ve iki hammâm, [biri] Mısır'da Şeyh Bekrîler evkâfıdır ve biri eş-Şeyh Âlim evkâfıdır.
EÇS X Y450b
Ve cümle on altı âyende vü revende mihmânhânesi ma‘mûr hânlardır. Çârsû içinde Şeyh Bekrîlerin Beyâz Hân'ı cümleden âbâdândır.
EÇS X Y450b
Ve Muhyiddîn vekâlesi. Ve Bektaş vekâlesi. Ve Mağribî vekâlesi. Ve Hartu'l-gaytânda iki vekâle. Ve Menkûre sûkunda iki vekâle. Ve Arnabut hânesi kurbunda iki vekâle. Ve Nevayin mahallesinde iki vekâle. Ve Şugl-i kebîrde bir mu‘azzam vekâle.
EÇS X Y450b
Ve kırk sekiz sebîl. Ve üç sarnıc kuyusu var, mâh-ı Temmûz'da buz pâresi olup âb-ı hayât olur.
EÇS X Y450b
Ve altı yerde esvâk-ı sultânîsi var. Biri sûk-ı Kantaratü'l-milh ve sûk-ı Hartu'l-gaytân ve sûk-ı Hartu'l-magâribe ve Sûku'l-kebîr ve Sûku'l-mansûre ve Sûku'l-amûd. Ve cümle esvâklarda tokuz yüz dükkândır. Ve cümle çârsû-yı bâzâr üzerleri hûrmâ ağacı direkleri üzre mestûr tavandır. Şiddet-i hârda cümle ehl-i hıref bürûdet üzre otururlar ve her bâr tathîr edüp sulayup pâk [ü] pâkîze esvâk-ı sultânî ve tâhir şâhrâhlardır. Zîrâ suları firâvân olup halkı sâhib-i tab‘ olmaları sebebiyle sakkâlar dâ’imâ tarîk-ı âmları reş edüp hâr [u] hâşâkların hammâmlara yakarlar. Böyle bir pâk ü latîf şehirdir. Lâkin bu şehrin kârgîr-binâ bezzâzistânı yokdur, ammâ yine cemî‘i hânlarda zî-kıymet harîr kâlâ-yı metâ‘ bî-kıymet firâvândır.
EÇS X Y450b
Ve halîc-i Yûsuf'a nâzır fevkânî ve tahtânî kahvehâne-i bî-minnetler var kim şeb [ü] rûz âyende vü revende ehl-i dilânın ârâmgâhı ve cemî‘i seyyâhân dervîşânın karârgâhı cemî‘i zurefâ ve yârân-ı bâ-safâ ve ihvân-ı bâ-vefâ görüşecek bir cây-ı cilvegâh bezmgâh kahvelerdir. Her köşesinde mutrıbân ve hânendegân u sâzendegân meddâhân gazelhân ebyât eş‘ârların ve âheng-i mizmerâtların düzüp bülend-âvâz ile Hüseyin Baykara faslı edüp şâ‘irân-ı mâhirân fesâhat [u] belâgat üzre müfredât ve dübeyt ve müselles ve murabba‘ ve muhammes ve müseddes tercî‘-i bend ve kasâyid-i bahr-i tavîllerin tilâvet ederek birbirlerine hasmâne çâr-ender-çârlar ve mu‘aşşerât ve müstezât ve penc-beytler okurlar kim âdem hayrân kalur.
EÇS X Y450b
Ve mutrıbân-ı kaşmerân gûnâ-gûn mudhik şakalar ederler kim mürde dili şâd [u] handân ederler. Bir tarafda dahi mahbûb pençe-i âfitâb rakkâs civânân çerh urup raks etdükde perîşân kâküller gibi dil-i âşık dilşâd u handân eder ve dahi perîşân hâl olur.
EÇS X Y450b
Ve ba‘zı cânlar elinde fincânların nehre bırağup fincân cereyân ederek kahve (---) yanına gelür. Ba‘zı âşık elinde şebeke sâhil-i bahrda kahve nûş ederek mâhîleri sayd eder. (---) (---) (---) sular üzre binâ olunmuş kimi fevkânî ve tahtânî kimi de havz u fıskıyye ve havz u şâzrevân (---) (---) (---) temâşâgâh-ı ibret-nümâ kahâvîlerdir. Ba‘zısında muganniye mahbûbeler var kim âşûb-ı Q 348a P 342a fitne-engîzler var kim her bir işveleri sihr-i hilâldir.
EÇS X Y450b
Ve bu şehrin ekseriyyâ câmi‘lerinin ve zevâvîlerinin ve câ-be-câ hâne-i fukarâların ve sarây-ı âlîlerin revzen-i şahnişînleri Yûsuf bahrına nâzırdır. Hattâ ba‘zı hânelerden havâtîn tâ’ifeleri şebekeler ile sudan mâhîler sayd ederler. Ve ba‘zı mahalde suya girüp şinâverlik ederler. Ve ricâl makûlesi ve sıbyân-ı dilberânlar hod evlâ bi't-tarîk mâ-i mâhî-vâr kâküllerin târmâr edüp bahr-i Yûsuf mâliki gibi şinâverlik edüp uşşâkları ile alâ-mele’i'n-nâs birbirlerin bilâ-vâsıta ve bî-fûta dirâgûş ederler, bir temâşâgâh-ı bahr-i Yûsuf'dur.
EÇS X Y450b
Ve ba‘zı erbâb-ı devlet kayıklara süvâr olup sâz u söz fasılları ederek halîcin tarafeyninde ola[n] bâğ u bâğçeli sarâyları temâşâ ederek murâd edindiği hânelere uğrayarak kayıklar ile şehr içinde seyrân ederler.
EÇS X Y450b
Ve bu şehr içre mezkûr halîc üzre beş yerde kantaralar var kim herbiri beşer ve altışar gözdür. Nehrin iki cânibindeki mahallelere ve esvâklara (---) ubûr olunur. Ve ba‘zı cisrler üzre iki câniblerinde kırkar ellişer dükkânlar vardır. Her berber dükkânlarının ve kahvehânelerinin pençereleri suya nâzırdır. Bu gûne metîn ve âlî cisrlerdir. Ve cümle hânelerde sâkıyeler ile sular çekilüp hammâmları ve bâğ u bâğçeleri rey ederler. Ve havz u fıskıyye ve selsebîllere ve şâzrevânlara sular revân olup taraf taraf sakâlar(?) olunur gûnâ-gûn maksûreler vardır.
EÇS X Y450b
Ve bu tur‘a-i Yûsuf halîc halîc niçe bin bâğ u bâğçeleri ve besâtîn-i müşebbekleri rey etdükden sonra iki yüz yigirmi pâre kurâların mezra‘alarına ve gaytânlarına taksîm olup cümle Feyyûm diyârı saky olundukdan sonra mâ-bâkî tur‘a-i Yûsufu Feyyûm şehrinin cânib-i garbîsinde bir sâ‘at ba‘îd bahr-i Hazret-i Yûsuf'a mahlût olur. Hikmet bu kim bu tur‘a-i Yûsuf şehr içinden cereyân ederken âb-ı zülâldir; kaçan kim bahr-i Yûsuf'a munsab olur zehr-i mâr olur, gâyetü'l-gâye mâlih bir buhayre-i azîmdir. Dâ’iren-mâdâr üç günde devr olunur bir buhayredir. Ba‘zı tevârîhlerde bu buhayreye Birketü'l-karn derler. Cânib-i erba‘asında bâğ-ı İrem'den nişân verir yüz pâre ma‘mûr u âbâdân kurâlar vardır. Yedi sekiz ay Mısır'ı meyve ile ganîmet eden bu kurâlardır. Ve bu bahr içre altmış pâre kayasa nâmında balıkcı kayıkları vardır, kurâlara âdem ve metâ‘ götürüp getirmekdedirler ve me’kûlât meşrûbât müsmirât taşımadadırlar.
EÇS X Y450b
Ve bu bahr içre yetmiş gûne mâhî olduğu sicilde mastûrdur. Âdem kadar cüssedâr ve sazan ve sindiye(?) ve şilbe balıkları memdûhdur. Gerçi bu buhayre eyle bir bahr-i ummân değildir, ammâ bu bahr içre cemî‘i zî-rûh kısmı mevcûddur. Husûsâ deniz atı vardır. Nîl ile timsâh gelüp mürd olur, mu‘cize-i Yûsuf'dur. Ve bir mu‘cize dahi budur kim mâh u sâl bi'l-gudüvvi ve'l-âsâl Nîl'in nısfı bu tur‘a-i Yûsuf'dan deryâ-misâl cereyân edüp bu buhayreye girüp içinde mahv olur. Ve bir yere bu buhayrenin ittisâli yokdur, hemân telattum temevvüc edüp durur bir Bahr-i Sefîd'dir.
EÇS X Y450b
Ve bu buhayre kenârında karîbü'l-ahd üç yüz altmış pâre bâğ-ı behişt ma‘mûr u âbâdân kurâlar var imiş. Bir kerre bu buhayre tuğyâna gelüp ba‘zı kurâları gark eder. Ancak küşûfiyye beledlerinden yüz beş pâre kurâ kalmışdır. Ve yüz pâre dahi evkâf u iltizâm kurâlarıdır. Ve bu bahri bizzât Hazret-i Yûsuf-ı Sıddîk sıdk ile mübârek ve yed-i beyzâları ile hafr ederken emr-i Hakk'ile Cenâb-ı İzzet tarafından Cibrîl-i Emîn'e vahy gelüp mübârek kanadiyle işâret etdükde bu halîc-i azîm ve bir âb-ı hayât-ı cân-perver zemînde zâhir olup bu buhayre hâsıl olur. Ammâ şimdiki hâlde zehr-i mârdan ve semm-i helâhil-i mâr(?)dan nişân verir.
EÇS X Y450b
Ammâ bi-kavli müverrih ve âlim ü âmîl Hıtat-ı Makrîsî eydir:
EÇS X Y450b
Bu bahrin sâhilinde sâkin olan kavm Hazret-i Yûsuf'a âk u âsî ve gümrâh olan usât-ı ümeme Hazret-i Yûsuf bed-du‘â etüp cemî‘i hayvânâtları bu buhayreye gark olup kendüler dahi müstağrak olup bahrları dahi zehr-i mâr olmuşdur. Ve hâlâ bu bahr içre gark olan kavmin âdem sıfatında ve gark olan hayvânları sıfatında at ve katır ve deve ve sığır ve câmûs ve hımâr ve kelb ve koyun ve keçi ve horos sıfatında balıklar vardır. Ve ba‘zısı mürd olup kenâra çıkup temâşâ ederler. Ve deryâ atları ba‘zı zamân karaya çıkup tarlalarda buğdayı ve şa‘îr tenâvül eder. Eğer kenârda kısrak-ı berrî bulursa aşup kısrakdan kulun hâsıl olur. Sene 1083 târîhinde Kethudâ İbrâhîm Paşa'ya bir buhayre atı yavrusu getürdiler, cildi balık hey’etinde ve yelesi balık yelesi ve kuyruğu balık gibi ve sâ’ir a‘zâsı at gibi idi.
EÇS X Y450b
Ve Elvâhât vilâyetinin cemî‘i uyûnları tahte'l-arzdan bu buhayreye gelüp mahlût olur derler. Hattâ Sultân Muhammed-i Ekrâd bu Elvâhât uyûnları buhayre-i Yûsuf'a munsab olduğun istimâ‘ edüp Elvâh'da gâyib olan nehre saman ve kömür döküp Q 348b P 342b altı sâ‘atde saman ve kömür bahr-i Yûsuf'a gelüp mahlût olduğu Usûlü'l-bihâr nâmında bir tevârîhde merkûmdur. Böyle âb-ı zülâller mahlût olurken bahr-i Yûsuf zakkûm-vâr acıdır. Ammâ mâhîleri gâyetü'l-gâye lezîzdir ve aslâ balık râyihası yok bir mukavvî semekelerdir.