EÇS X Y450b
Ve bu şehr içre olan fukarâ ve gurebâlara ni‘metleri mebzûl hânedân sâhiblerinden evvelâ Boşnak Mahmûd Ağa ve mukâbelesinde Hüseyin Çorbacı ve Mehemmed Çelebi ibn Şu‘ayb ve Mehemmed Çorbacı ve Yûsuf Çorbacı.
EÇS X Y450b
Bunlar ile vedâlaşup andan yine şimâl cânibine niçe ma‘mûr u müzeyyen kurâlar ubûr edüp ve Beled-i Rîf'i geçüp düz sahrâlar içre Bilbeys'den beş sâ‘atde,
EÇS X Y450b
Sene 864 târîhinde bu kal‘a Sultân Kayıtbay binâsıdır. Şarkıyye hâkimi hükmünde subaşılıkdır ve Bilbeys niyâbetidir. Kal‘ası bir düz sahrâda şekl-i murabba‘ bir tula-binâ kal‘a-i zîbâdır. Ve dâyiren-mâdâr cirmi dörd yüz hatvedir.
EÇS X Y450b
Ve şimâle nâzır bir hadîd kapusu vardır, tâk-i pâki beyâz taşdan binâ olunmuşdur. Dizdârı Mısır müteferrikası ocağındandır.
EÇS X Y450b
Ve yüz elli neferâtı ve on beş topu ve gayrı cebehânesi ve kal‘a içre yigirmi hânesi vardır. Ve kal‘anın vasatında bir meydân-ı hâlîsinin(?) etrâfında hânelerdir.
EÇS X Y450b
Sultân Kayıtbay câmi‘i: Kapusunun iki yanında mermer taşlar üzre celî hat ile yazmışlar ve kazmışlar, âyet-i şerîfe:
EÇS X Y450b
Ve bu câmi‘in bir alçak minâresi ve iki kapusu var, haremi yokdur. Ve mihrâbı önünde bir cümmeyz-i müntehâ dırahtı var, sâyesinde bin âdem istirâhat edüp serhoş olur. Zîrâ âb [u] havâsı gâyet latîf kal‘adır.
EÇS X Y450b
Ve taşra varoşu hûrmâ bâğlı ve bostânlı üç yüz hânedir.
EÇS X Y450b
Ve âb-ı hayât kuyu suları vardır. Ve nehr-i Nîl bu şehre bir konak yer ba‘îddir, ammâ Temmûz'da Nîl gelüp bu Kureyn bağların rey eder. Ve kırk dükkânı var; hammâmı ve gayrı imâreti yokdur.
EÇS X Y450b
Ve bu kal‘anın cânib-i şarkında tâ iki sâ‘at yere varınca serâpâ hûrmâ bâğlarıdır kim cihânı dutmuşdur, ve her bâğda benî âdem sâkinlerdir. Ve Benî Sakar Urbânı aşkıyâsı havfından bu Kureyn kavmi dâ’imâ pür-silâh âmâde dururlar. Ve cümle bâğları tûbdan dîvâr-ı âlîlerdir, her tarafında kurşum atacak mazgal delikleri vardır.
EÇS X Y450b
Ve cümle hânelerden birbirlerine hemcivâr kapuları vardır ki hîn-i ma‘rekede birbirlerine imdâda varırlar.
EÇS X Y450b
Ve bu Kureyn'in karpuzu ve hûrmâsı memdûhdur.
EÇS X Y450b
Ziyâret-i eş-Şeyh Abdurrahmân-ı Filistînî: bâğlar kenârında bir kubbe-i sagîrede medfûndur.
EÇS X Y450b
Bu kal‘adan kalkup hûrmâ bâğları içre yine cânib-i şimâle Beled-i Settâre'yi ubûr edüp altı sâ‘atde,
EÇS X Y450b
Şarkıyye kâşifi hükmünde subaşılıkdır. Şehri bir vâsi‘ sahrâda iki sâ‘atlık hûrmâ bâğları içinde fellâhîn şehridir. Bin mikdârı hânedir, ammâ cümlesi nahlistân hıyâbânı içre başka başka evlerdir ve cümle birbirlerine muttasıldır ve cümle komşu kapuları vardır. Ve her hânenin yine etrâfında mazgal delikleri vardır. Zîrâ şeb [ü] rûz çöl Urbânı bunlardan at ve koyun ve yem ve ta‘âm ister, bunlar vermeyüp dâ’imâ ceng ederler. Anıniçün her hâneden birbirlerine kapular ve tüfeng mazgalları var.
EÇS X Y450b
On bin mikdârı Benî Sâlihî derler kavm-i şecî‘dir. Bunlar dahi iki fırkadır, bir sınıfı Benî Cüzâm'dır ve bir fırkası Benî Harâm'dır. Bunlar dahi dâ’imâ birbirleri ile ceng ederler. Gâyet mel‘ûn kavmleri vardır kim cümle âyende vü revende bu âsî kavmden âcizlerdir.
EÇS X Y450b
Bu kavmi ıslâh içün ve ârâmgâh-ı tüccâr [u] huccâc olsun içün bu mahalde bu şehri sene (---) târîhinde Sultân Sâlih binâ etdiğiyçün Sâlihiyye derler. Evâyil-i a‘sârda gâyet ma‘mûr imiş, ammâ memerr-i nâs olup çöl Urbânı yatağı olmağile amâristânından çârsû-yı bâzârı var. Hân [u] hâmmâmından aslâ bir şey kalmamışdır. Ancak bâğlar içinde Q 355b bir vâsi‘ meydân vardır, gûnâ-gûn dıraht-ı âlîler ile müzeyyen bir fezâdır, ol meydâna haftada bir kerre cevânib-i erba‘a kurâlar (---) âdem cem‘ olup bey‘ [ü] şirâ edüp azîm cem‘iyyet-i kübrâ olur. Ve herkes metâ‘ (---) (---) gider. Ve niçe bin deve yükü hûrmâ fürûht ederler, zîrâ Sâ(---) (---) varırlar P 349b hûrmâsı olur.
EÇS X Y450b
Ve bu bâzâr meydânında bir câmi‘-i kebîr-i fevkânî vardır, Sultân Kayıtbay binâsıdır. Misli meğer Mısır'daki yine Kayıtbay câmi‘i ola. Bir minâre-i âlîsi üç tabakadır. Ammâ cemâ‘atı yok, Urbân içinde kalmış garîb câmi‘dir.
EÇS X Y450b
Ve bu şehrin halkı gâyet ankâlardır. Zîrâ âyende vü revendeye niçe kerre yüz bin deve yükü su satarlar. Zîrâ bu şehirden kasaba-i Ümmü'l-Hasan çölünde altı konak yerde lezîz su yokdur. Sahrâ-yı Tîh'in nihâyeti bir rimâlistân ve çöl çölistân ve berr ü beyâbân bî-emân yerdir. Bu Sâlihiyye'den sular ve kirâ ile develeri yükü ile dutup azm-i râh olunur. Anıniçün bu kavm ankâdır. Ve Ümmü'l-Hasan çölünde bî-tâb u bî-mecâl kalan cemâl u hussânları ve bagal u hımârları cümle bu şehir halkı varup alurlar, besleyüp yine huccâca satarlar. Ve fetâları dâ’imâ rehzenlik edüp âdem katl ederler bir alay kuttâ‘u't-tarîk âsîlerdir. Ammâ Cenâb-ı Bârî dahi her Mûsâ'ya bir Fir‘avn ve her Fir‘avna bir Mûsâ halk etdüği gibi bu kavme dahi Cenâb-ı İzzet çöl Urbânın Mûsâ gibi bu fir‘avnîlere musallat etmiş.
EÇS X Y450b
Hattâ hakîr cümle asker ile bu şehirde bir hafta meks edüp paşa ılgar ile gelür deyü intizârda olup dururken hikmet-i Hudâ bu şehr üzre çöl urbâniyle mahlût Benî Cüzâm kabîlesi ile yek dil [ü] yek cihet olup cümle bin beş yüz küheylân atlı Urbân-ı sâhib-hussân bu şehr halkının üzerlerine musallat olup şehrin cenûb tarafın nehb [ü] gâret etmeğe başlayınca Sâlihiyye kavmi dahi cümle pür-silâh esb-süvâr u piyâde dest ber-cıda iki bin âdem bu Benî Harâm ile cenge âheng etdiler.
EÇS X Y450b
Bunlar hânelerinde olmak ile köpek cengi ederek avret oğlanları dahi imdâd ederek Benî Harâm kabîlesi hiyel-i mekrde zû-fünûn harâmzâdeler hemân mağlûbiyyet semtin gösterüp firâr etdiler.
EÇS X Y450b
Bu Sâlihiyye kavmi bu hâli görüp eğer esb-süvâr ve eğer piyâdeleri at boynuna düşüp Benî Harâm'ın akîbince kova kova bâğlarından ve evlerinden bir sâ‘at yer çöle çıkınca derhâl Benî Harâm fi'l-hâl gerüye avdet eyleyüp ac kurd koyuna girir gibi girüp bu Sâlihiyye kavmin domuz balığı gibi hıştlayup ve eslihalayup sürü sürü kıra kıra tarfetü'l-ayn içre bin sekiz yüz âdemi yalman-ı cıdadan geçirüp cümle küheylân kısrakları ve sâyir mâl-ı ganâyim ile Benî Harâm mesrûr [u] handân oldular. Ammâ münhedim olan Sâlihiyye kavmi cân havli ile at boynuna düşüp bizim asker içine gelürken bizim asker dahi, "Anları urdu urmağa geldiler" zann edüp ileri gelenden elli mikdârı âdem Sâlihiyyeliden hâke düşdü. Âhir bizim askerden,
EÇS X Y450b
"Bire el kaldırman, anlardan bize zarar yokdur, ancak anlar birbirlerin kırarlar, sallata'llâhu'l-kelbe ale'l-hınzîr fehvâsınca. İncitmen, bize gelüp dahil düşeni halâs edin" dediler.
EÇS X Y450b
Ammâ evvel gelen Sâlihiyyeli bizim askerden kılıc yeyince gerüde gelenler hemân evlerine cân atdılar.
EÇS X Y450b
Hemân akîblerince Benî Harâm kabîlesi bî-bâk ü bî-pervâ şehr-i Sâlihiyye içre girüp cemî‘i külbe-i ahzânları ihrâk bi'n-nâr edüp bir hâdise-i azîm ve bir vak‘a-i ekber oldu.
EÇS X Y450b
Nâgâh bi-emr-i tedbîr-i kadir-tüvân ve hükm-i tebdîr-i kazâ-cereyân ta‘alluku birle bir berk-ı lâmi‘ ve hark-ı şâyi‘ ki berg-i hâtifden puyân ve bâd-ı harîfden şitâbân, fî-akalli'z-zamân ve edne'l-evân, şehr-i Sâlihiyye sâkinân-ı mel‘ûnân sebebiyle harâb u yebâb ve envâ‘-ı et‘ımelerin türâb ve esnâf-ı eşribelerin serâb etdiler. Ve ekseriyyâ ağniyâların emvâlini târâc ve evlâdlarını bir niçe gün ac ve kendülerin bir habbeye muhtâc edüp mihaddelerin hacer ve pisterlerin hâkister eyleyüp bu şehr içre ol ma‘rekede niçe yüz bâkirenin bekâreti izâle olunup niçe fi‘il-i şenî‘ler oldu.
EÇS X Y450b
Benî Harâm bu hâl üzre Sâlihiyye şakîlerinden bu âsîler böyle intikâm alup Sâlihiyye içinde bir vâveylâ vü efgân, bir tarafda sıbyân ve bir köşede nisvân feza‘ u çeza‘ından gûşlarımız {ya‘nî kulak} asam {ya‘nî sağır} oldu.
EÇS X Y450b
Ve üç gün sahrâlardan ve şehir etrâfından develer ile dörd etrâf öyle leşleri taşıdılar. Bir rüsvâylık olmuşdur kim bir diyârda olmamışdır. Zîrâ rüsvâylık oldur kim bu mahalde üç dörd bin müsellah u müretteb Mısır askeri bulunup mâbeynlerin ıslâh etmeğe kâdir olmayup sallata'llâhu'l-kelbe ale'l-hınzîr deyüp herkes haymesinden taşra çıkmadı, garâbet bundadır.
EÇS X Y450b
eş-Şeyh Halîl: Bir küçük kubbede medfûndur. Ve civârında eş-Şeyh Hasan. Ve eş-Şeyh Muhammed-i Dessûkî ve Berrûkî. Bunlar cümle birbirlerine karîb medfûnlardır ve Sâlihiyye'nin hâricinde şimâl tarafındadır.
EÇS X Y450b
Bu şehirde on gün meks edüp niçe bin deve kuyu suları hâzır edüp Gazze câniblerine gitmek sadedinde iken paşa tarafından sinde Kürd İbrâhîm nâm çukadâr ılgar ile gelüp Müsellim Mehemmed Kethudâ'ya, "Ale's-sabâh sâhib-i devlet bundadır, alaya Ağa'ya hâzır olun" deyü müjde edüp Ümmü'l-Hasan çölü derdinden halâs olup cümle asker alaya hâzır ile berâber oldular. Ammâ hakîr müsellim ile nısfu'l-leylde ılgar ile Sâlihiyye['ye] varup andan (---) sâ‘at gidüp (---) (---) cümle askerile müfîd ü muhtasar hayme ve hargâhile meks (---) (---) kethudâ ba‘dehu (---) (---) Süleymân Ağa buluşdular. Hakîr ve (---) pûs etdükde Q 356a bir hayli i‘zâz [u] ikrâm edüp hâl hâtırımız sorup su’âl etdi.
EÇS X Y450b
Andan kalkup ibtidâ alay-ı azîm ile kasaba-i Sâlihiyye'ye P 350a dâhil olunca otağı önünde yüz koyun kurbân olunup du‘â ve senâ ile azîm vezni üzre bir dîvân-ı Âsaf-ı Berhıyâ oldu kim cümle a‘yân-ı Mısır evzâ‘ [u] etvâr-ı paşaya vâkıf oldular. Zîrâ Mısır'ın cemî‘i ârifân-ı nüktedân-ı zamîr-şinâsı bu Sâlihiyye'ye gelüp paşa ne tabî‘atdedir, cerî midir ve ebleh midir veyâ hâki[m] midir? Bu dîvânda haberdâr olup ana göre amel ederler. Ba‘de'd-dîvân summât-ı Halîlü'r-rahmân tenâvül olunup alay ile gelen Mısır askerine hâliyeleri üzre bahşîşleri ihsân olunup herkes haymelerine varup hedâyâların paşaya arz etdiler.
EÇS X Y450b
İki gün bu şehirde tekâ‘üd olunup ertesi gün Nîl kesimi müjdesi geldi. Ammâ hikmet-i Hudâ âdetullâhdan yigirmi gün mukaddem Nîl kesimi oldu.
EÇS X Y450b
"Paşanın kademi mübârekdir, hayır berekât ile geldi" deyü ahâlî-i Mısır şâdumân, ba‘dehu üçüncü gün yine alay-ı azîm ile gelürken önü sıra yeniçeri başçavuşu ihtiyâr olmağile piyâde yürümeğe iktidârı olmaduğı ecilden paşa,
EÇS X Y450b
"Kânûn değildir devletli vezîr, ocağımdan mu‘âteb olurum" dedükde derhâl paşa ocağa hitâben bir beyâz buyuruldu verüp Gemici Başçavuş'u atına bindirmeği kânûn etdi. İlâ'l-ân eyledir.