Veriyi tablo olarak gör
| Eser | Geçiş | Milyonda |
|---|---|---|
| Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi | 12 | 4,9 |
Metin içindeki dağılım
Her çizgi bir geçiştir; soldan sağa metnin başından sonuna. Juilland D, sözcüğün metnin on parçasına ne kadar eşit yayıldığını ölçer (1 = tam eşit).
Yazım değişkeleri
Tarihsel ses ve yazım denklikleri →Aynı sözcüğün çeviriyazı harfleri (ḳ/k, ġ/g, ḍ/d, ė/e, ŋ/n…) bakımından farklı yazılan biçimleri ve hangi eserde kullanıldıkları. Farkların önemli bir bölümü edisyonların çeviriyazı geleneğinden kaynaklanır; bir kısmı ise gerçek ses gelişimini yansıtır. Eş yazımlı farklı sözcükler de listeye girebilir.
Eşdizimlilik
Sözcüğün ±4 sözcüklük penceresinde en az 3 kez birlikte geçtiği sözcükler. logDice (Rychlý 2008) derlem boyutundan bağımsız ve kararlıdır; MI seyrek ama güçlü bağları, t-puanı sık ve güvenilir bağları öne çıkarır; G² birlikteliğin istatistiksel anlamlılığıdır (≥ 10,83 → p < 0,001). Konum profili sözcüğün solda mı sağda mı durduğunu gösterir.
Hemen solunda
Dağılımsal komşular deneysel
Yalnız derlemde en az 8 kez geçen biçimler için hesaplanır.
Biçim ailesi
serîr* ile tüm bağlamlar →“serîr” ile başlayan ekli biçimler — Eski Türkçenin eklemeli yapısı. Yalnız biçimsel başlangıca bakılır; farklı kökler de girebilir.
Örnek bağlamlar
Tümü (12) →| EÇS IV 241b | … le saçları ve sakallarıyla cümle vücûdları ter ü tâze durup | serîr | üzre pâdişâhâne yaturlar. Birisi de türâb içre medfûn değil … |
| EÇS II 298a | … ldığıyçün bu hâk-i anber-pâki cây-ı sürûr edinüp bir kasr-ı | serîr | etdi. Ba‘dehû niçe kerre yüz bin kez velek ve vesak ve tüme … |
| EÇS III 137b | … kedonya olan Filibe şehrinde Aysof nâm bir kızı nâmdâr olup | serîr | [ü] devletine asker cem‘ edüp kavm-i Sırfa elinden şehr-i S … |
| EÇS II 313b | Ziyâret-i Hızır Zinde: Bir ulu kubbe-i âlî içinde bir | serîr | üzre yatar bir cesed-i şerîfdir. Bu dahi ter ü tâzedir. Özd … |
| EÇS II 359b–360a | … de cereyân eden nehir kenarında bir hafta mukaddem soffa ve | serîr | ve mastabalar yapmışlar ve küşâde yerlere hayme ve hargâhla … |
| EÇS II 318a–318b | … Süleymân'dır. Lân, luğat-i Fârisî'de yuva'dır, bir lüğatde | serîr | seyrân idicidir. Ya‘nî "Gezici yuva" şehri demek ola. Anın … |
| EÇS V 12b | … edüp yine hânın yanına geldim. Gördüm ki Hân biheri başında | serîr | üzre câme-hâbında yatmış. Kıssahân Monla Dilâver {kıssa-dır … |
| EÇS V 13a | … stem'e varup anda bakup hânın serîri yanına varup gördü kim | serîr | üzre hân hâb-ı nâzda nâz-ı na‘îm ile gül döşenüp sünbül ört … |
| EÇS III 167b | … süz Sultân, hâlâ cesed-i şerîfi kabr-i münevveri içinde bir | serîr | üzre pembe-misâl ter ü tâze bir na‘ş-ı nazîfdir. Tekye-i rû … |
| EÇS V 13a | … derler" dediğimde güle güle tamâm olup câme-hâbından kalkup | serîr | üzre oturup eyitdi: |