İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Sözcük profili

tedbîrler

5
geçiş
1,9
milyonda
37.561.
sıklık sırası
186.866 biçim içinde
1
eserde
5
ekli biçim
biçim ailesi
Eserlere göre sıklık (milyonda) — eserler kronolojik sırada
Veriyi tablo olarak gör
EserGeçişMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi52,0

Metin içindeki dağılım

Her çizgi bir geçiştir; soldan sağa metnin başından sonuna. Juilland D, sözcüğün metnin on parçasına ne kadar eşit yayıldığını ölçer (1 = tam eşit).

EÇS D 0,55

Eşdizimlilik

Sözcüğün ±4 sözcüklük penceresinde en az 3 kez birlikte geçtiği sözcükler. logDice (Rychlý 2008) derlem boyutundan bağımsız ve kararlıdır; MI seyrek ama güçlü bağları, t-puanı sık ve güvenilir bağları öne çıkarır; G² birlikteliğin istatistiksel anlamlılığıdır (≥ 10,83 → p < 0,001). Konum profili sözcüğün solda mı sağda mı durduğunu gösterir.

EşdizimBirlikteToplamKonumlogDiceMItG²
re’y38110,1611,291,7341,3
ü311.2953,124,161,6411,9
ile323.7692,053,091,537,7

Hemen solunda

Dağılımsal komşular deneysel

Yalnız derlemde en az 8 kez geçen biçimler için hesaplanır.

“tedbîrler” ile başlayan ekli biçimler — Eski Türkçenin eklemeli yapısı. Yalnız biçimsel başlangıca bakılır; farklı kökler de girebilir.

Örnek bağlamlar

Tümü (5) →
EÇS VI 173b … aber edeler, yine savma‘aya gireler, deyü gûnâ-gûn re’y [ü] tedbîrler edüp ol ân bir sebük-rûh perkende âdem ile Kütâhiyye'de vâl …
EÇS VIII 270b–271a … ede asâkir-i İslâm berren ve bahren kuşadup niçe bin hüsn-i tedbîrler ile derûn-ı kal‘ada olan cengâver dilâver Urûm [ve] Arnavud …
EÇS X Y44a … mân'ı Kefe'den getürüp iclâs etsek’ deyü gûn-â-gûn re’y [ü] tedbîrler ederlermiş. Hemân sâ‘at Tarabefzûn'dan dervîş Selîmin bir m …
EÇS II 373b–374b … ve nâmdâr pîrleri başına cem‘ edüp müşâvereler ile re’y [ü] tedbîrler ederek Kara Haydaroğlu nâm harâmiyi (---) (---) mahalde hab …
EÇS II 369b–370a … pâdişâh-ı mazlûmu hoş-âmed kelimâtlar ile mağrûr edüp sû’-i tedbîrler ederdi. Zîrâ umûr-ı devletde bir iş görmüş değil idi. Za‘af …