Veriyi tablo olarak gör
| Eser | Geçiş | Milyonda |
|---|---|---|
| Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi | 9 | 3,7 |
Metin içindeki dağılım
Her çizgi bir geçiştir; soldan sağa metnin başından sonuna. Juilland D, sözcüğün metnin on parçasına ne kadar eşit yayıldığını ölçer (1 = tam eşit).
Yazım değişkeleri
Tarihsel ses ve yazım denklikleri →Aynı sözcüğün çeviriyazı harfleri (ḳ/k, ġ/g, ḍ/d, ė/e, ŋ/n…) bakımından farklı yazılan biçimleri ve hangi eserde kullanıldıkları. Farkların önemli bir bölümü edisyonların çeviriyazı geleneğinden kaynaklanır; bir kısmı ise gerçek ses gelişimini yansıtır. Eş yazımlı farklı sözcükler de listeye girebilir.
Eşdizimlilik
Sözcüğün ±4 sözcüklük penceresinde en az 3 kez birlikte geçtiği sözcükler. logDice (Rychlý 2008) derlem boyutundan bağımsız ve kararlıdır; MI seyrek ama güçlü bağları, t-puanı sık ve güvenilir bağları öne çıkarır; G² birlikteliğin istatistiksel anlamlılığıdır (≥ 10,83 → p < 0,001). Konum profili sözcüğün solda mı sağda mı durduğunu gösterir.
Dağılımsal komşular deneysel
Yalnız derlemde en az 8 kez geçen biçimler için hesaplanır.
Biçim ailesi
tere* ile tüm bağlamlar →“tere” ile başlayan ekli biçimler — Eski Türkçenin eklemeli yapısı. Yalnız biçimsel başlangıca bakılır; farklı kökler de girebilir.
Örnek bağlamlar
Tümü (9) →| EÇS X Y170b | … e bamya ve bâdyâm ve kurkas ve karnebît ve zâter ve turp ve | tere | ve acûr ve kıssâ ve hıyâr satarlar. Dükkân iki yüz, nefer i … |
| EÇS I 149b | … def‘-i atşân ederler. Ve asker-i Mûsâ'ya âsumândan helvâ ve | tere | ve kezengû helvâsı ve selvâ nâm pişmiş kuşlar nüzûl edüp te … |
| EÇS X Y164a | … da Cenâb-ı Bârî İdrîs'e gökden mâ’ide ya‘nî pişmiş balık ve | tere | gönderüp tenâvül edüp def‘-i cû etdikde kemiklerin Nîl'e at … |
| EÇS IX Y382a | … ] selvâ oldur kim incîr ve üzüm ve hurmâ ve sirke ve tuz ve | tere | nâzil olurdu. P 156b Selvâ odur kim hâlâ Kudüs-i şerîf ku … |
| EÇS VII 112a–112b | … nde giden 112b atların ve benî âdemlerin buhârlarında kan | tere | batup aslâ sovuk te’sîr etmez. |
| EÇS II 288b–289a | … r. Ve dahi yernebas ve ışkın ve südlüce ve cacıh ve kıjı ve | tere | ve râvend ve cedvâr ve yabrûhu's-sanem ve şâhtere ve niçe b … |
| EÇS I 159a | … eşür ile tez[y]în edüp halk üzre tâze hıyâr ve kızılağac ve | tere | ve pırasa ve şargam nisâr ederek ubûr ederler. Bunların pîr … |
| EÇS IX Y244b | … Bu tenâvül etdikleri mâ’ide incîr ve üzüm hurmâ ve sirke ve | tere | idi kim her bâr Cenâb-ı Hak'dan nâzil olurdu ammâ def‘-i at … |
| EÇS II 358b–359a | … ın sandûkası sûfu altından çıkup mest [u] medhûş sır sıklam | tere | gark olmuşum. Meğer türbe-i şerîfe vâfir zâ’irler gelüp "Si … |