Veriyi tablo olarak gör
| Eser | Geçiş | Milyonda |
|---|---|---|
| Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi | 5 | 2,0 |
Metin içindeki dağılım
Her çizgi bir geçiştir; soldan sağa metnin başından sonuna. Juilland D, sözcüğün metnin on parçasına ne kadar eşit yayıldığını ölçer (1 = tam eşit).
Yazım değişkeleri
Tarihsel ses ve yazım denklikleri →Aynı sözcüğün çeviriyazı harfleri (ḳ/k, ġ/g, ḍ/d, ė/e, ŋ/n…) bakımından farklı yazılan biçimleri ve hangi eserde kullanıldıkları. Farkların önemli bir bölümü edisyonların çeviriyazı geleneğinden kaynaklanır; bir kısmı ise gerçek ses gelişimini yansıtır. Eş yazımlı farklı sözcükler de listeye girebilir.
Eşdizimlilik
Sözcüğün ±4 sözcüklük penceresinde en az 3 kez birlikte geçtiği sözcükler. logDice (Rychlý 2008) derlem boyutundan bağımsız ve kararlıdır; MI seyrek ama güçlü bağları, t-puanı sık ve güvenilir bağları öne çıkarır; G² birlikteliğin istatistiksel anlamlılığıdır (≥ 10,83 → p < 0,001). Konum profili sözcüğün solda mı sağda mı durduğunu gösterir.
Bu pencerede en az 3 kez birlikte geçen sözcük yok.
Hemen solunda
Dağılımsal komşular deneysel
Yalnız derlemde en az 8 kez geçen biçimler için hesaplanır.
Biçim ailesi
yemin* ile tüm bağlamlar →“yemin” ile başlayan ekli biçimler — Eski Türkçenin eklemeli yapısı. Yalnız biçimsel başlangıca bakılır; farklı kökler de girebilir.
Örnek bağlamlar
Tümü (5) →| EÇS II 333a | … yâ kendüleri ejder-i heft-ser-misâl mehâbet ve salâbet üzre | yemin | ü yesârına selâm vererek güzer etdükçe tarafeynde olan ibâd … |
| EÇS III 177a–177b | … doğru söyle Murâd Paşa ve yeniçeri ocağı beni isterler mi?" | yemin | edüp "Belî cümle pâdişâh kulları ve vüzerâ vü vükelâları su … |
| EÇS III 130a–130b | … s avreti okıyarak afaroz-ı mandolos eyledi" deyü gulâmlarım | yemin | etdiler. Ve Antâbî Mü’ezzin Mehemmed Efendi huddâmları ve m … |
| EÇS II 266a–267a | … bi-himmeti'l-pîr halâs ideyim" dedikde kral cân u gönülden | yemin | billah eyleyüp dürür, hemân Saltık Bây-ı Velî fukarâlarına … |
| EÇS II 273a–273b | … âallah sâlimîn ve gânimîn geldikde sâna ıvazın ederim" deyü | yemin | etdüğü meğer "şehîd ederim" demek imiş. Hakîkatü'l-hâl Hany … |