Veriyi tablo olarak gör
| Eser | Geçiş | Milyonda |
|---|---|---|
| Kutadgu Bilig | 8 | 108,7 |
| Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi | 17 | 6,9 |
Metin içindeki dağılım
Her çizgi bir geçiştir; soldan sağa metnin başından sonuna. Juilland D, sözcüğün metnin on parçasına ne kadar eşit yayıldığını ölçer (1 = tam eşit).
Eserlere göre kullanım
Tüm anlam ayrışmaları →Sözcüğün (yazım farkları birleştirilerek: aşçı) her eserde ±3 sözcüklük pencerede birlikte geçtiği sözcükler. Ortadaki sütun iki eserin paylaştığı bağlamlardır; yanlardakiler yalnız o esere özgüdür. Benzerlik iki eserdeki bağlam profillerinin kosinüsüdür: 0'a yakın değer sözcüğün o eserlerde farklı anlam ya da işlevle kullanıldığını düşündürür.
Karşılaştırma için sözcüğün en az iki eserde 5 ya da daha çok geçmesi gerekir; şu an yalnız bir eserde bu sıklığa ulaşıyor.
Eşdizimlilik
Sözcüğün ±4 sözcüklük penceresinde en az 3 kez birlikte geçtiği sözcükler. logDice (Rychlý 2008) derlem boyutundan bağımsız ve kararlıdır; MI seyrek ama güçlü bağları, t-puanı sık ve güvenilir bağları öne çıkarır; G² birlikteliğin istatistiksel anlamlılığıdır (≥ 10,83 → p < 0,001). Konum profili sözcüğün solda mı sağda mı durduğunu gösterir.
Hemen solunda
Hemen sağında
Biçim ailesi
aşçı* ile tüm bağlamlar →“aşçı” ile başlayan ekli biçimler — Eski Türkçenin eklemeli yapısı. Yalnız biçimsel başlangıca bakılır; farklı kökler de girebilir.
Örnek bağlamlar
Tümü (25) →| EÇS VII 39b | "Bire gâzîler şu kâfiri urun" deyince hemân garîb | aşçı | ve sâyis ve at oğlanları odun baltaları ve odun yarmaları v … |
| EÇS VII 165b | … a ve De[r]vîş Ahmed Halhâlî'ye ve Baba Türâbî Selmânî'ye ve | Aşçı | Baba Şücâ‘'a ve De[r]vîş Vahîd'e dahi ellişer altun ve bire … |
| EÇS VII 186a | … cânibindeki mezkûr Noğay kavmi handakları içinde ziyâret-i | Aşçı | Baba ve ana karîb ziyâret-i Başçı Baba ve Yoğurdcu Baba: Bu … |
| EÇS X Y170b | Esnâf-ı südlü | aşçı | ve pâlûdeciyân: Dükkân kırk, nefer yetmiş. |
| KB 2931 | iḍişçi ya | aşçı | yig erse ḳalı / anıŋ yası can kör tiriglik ulı |
| EÇS II 337a–337b | … pâbuçları ve mestleri ve siyâh tomakları verilirdi. Ve her | aşçı | isti‘dâdına göre bir lezîz ve nev-peydâ bir ta‘âm getirse a … |
| EÇS III 30b–31a | … bostâncı şehbâzlarıyla ve on iki bin asker dahi baltacı ve | aşçı | ve helvâcı ve kilârcı ve ekmekçi ve hâs-âhûr-ı vefâ ve şadı … |
| KB 2939 | neçe me bu | aşçı | iḍişçi saŋa / bütün erse artuḳ ay ersig toŋa |
| KB 2890 | boġuzdın bolur barça begke ḫatar / boġuz tatġı | aşçı | iḍişçi tutar |
| EÇS VII 39b | … a dörd bölükden bir bölük asker kaldı, ol dahi piyâde kalan | aşçı | başçı ve karakullukçu ve firâr eden sipâh gulâmlarının at o … |