(Kapı, kapak, yol) açmak: “teŋri yėriŋerü ḳapaġın açdı” tanrılar yurduna kapısını açtı; “açar ḳut ḳapuġ” mutluluk kapısını açar; “yolug aç” yolu aç.
Uigurische Sukhāvatīvyūha-Fragmente (Zieme) sözlüğü
229 madde başı; sıklıklar ve bağlamlar yalnız bu eserden.
21 madde · “a” harfi (ḳ/q k ile, ġ g ile, ḍ d ile, ė e ile birlikte)
Başka, diğer, öteki: “bar adın orunta sözlep” başka yerde söyleyip; “adın kişilertin tıdıġ bar” başka kişilerden engel var; “aḍın yol” başka yol.
Ağı, zehir: “aġu ḳıldı emdi maŋa yir aşım” yediğim yemeği bana zehir etti; “aġu türtüp” zehir sürüp; “aġun yilvin” zehirle, büyüyle.
Doğu yönünün Budası (Akṣobhya): “aksobi burḫan ḳutıŋa yükünürmn” Akşobi Buda’nın yüceliğine yükünürüm; “öŋtün sıŋar … akşobi atlıġ burḫan” doğu yönünde Akşobi adlı Buda.
Sel, akıntı: “aḳtı aḳın möŋreşü” sel böğürerek aktı; “ıḍḍımız olar üze ḳaçu aḳını” üzerlerine bent selini gönderdik; “közde aḳıttı aḳın” gözünden (yaş) seli akıttı.
Almak, ele geçirmek; (bir ülkeyi, halkı) zapt etmek: “süsin sançdı, ėlin altı” ordusunu mızrakladı, ilini aldı; “yılḳısin barımin anta altım” sürüsünü, malını orada ald…
Son, bitim: “öŋ alḳınçusı teŋri yėri” biçim (âleminin) sonundaki tanrı katı (en yüksek gök); “alḳınçuḳa tegi” sonuna dek: “sizik köŋülümüz alḳınçuḳa tegi üzülzün” şüphe…
Bütün, hep, her: “alḳu tınlıġlar” bütün canlılar; “alḳu nizvanılar” bütün tutkular; “alḳu işlerig bütürür” bütün işleri başarır.
Yiğit, kahraman, cesur: “toŋa alp er erdi” Tonga yiğit bir erdi; “edgü alp kişig” iyi, yiğit kişiyi; “ḳaġanı alp ermiş” kağanı yiğitmiş; “alpın erdemin üçün” yiğitliği …
Altı: “altı yıl” altı yıl; “altı yüz” altı yüz; “altı ḳaçıġ” altı duyu organı; “altı paramit” altı mükemmellik; “altı ėrig sançdı” altı eri mızrakladı.
Batı cennetinin Budası (Amitābha): “amita burḫan yaruḳı alḳu … kölitdi” Amita Buda’nın ışığı her yeri gölgede bıraktı; “amita-aba burḫanıġ töpüte ildinür” Amitaaba Buda…
Öyle, aynı biçimde, bunun gibi: “ançulayu yme ḳarımaḳ iglemek” aynı biçimde yaşlanmak, hastalanmak da; “ançulayu erür meniŋ eşidmişim” şöyledir benim işittiğim; “ançula…
Ara; arasında, içinde: “siziŋ ara” aranızda; “kişi ara” insanlar arasında; “ikin ara” ikisi arasında; “ḳuvraġ arasınta” topluluk içinde; “işleriniŋ arasında” işleri ara…
Arhat, ermiş: Budist yolun sonuna varıp tutkulardan kurtulmuş, bir daha doğmayacak olan kişi: “arhant ḳutın bulur” arhatlık mertebesine erer; “şaripudrė arḫant” arhat Ś…
Temiz, arı, saf: “arıġ topraḳ” temiz toprak; “arıġ ton” temiz giysi; “ay teŋriniŋ arıġ yaruḳı” ayın temiz ışığı; “araġ turug köŋül” arı, duru gönül.
Arkasız, destekçisiz, kimsesiz: “yawuz arḳasızḳa sen arḳa yülek” kötü (durumdaki) kimsesize sen destek ol; “kentünüŋ emgeklig arḳasız etözin” kendi acılı, kimsesiz bede…
Daha çok, daha fazla; pek: “artuḳraḳ ögrünçülüg” daha çok sevinçli; “arıtı bulmaz artuḳraḳ meŋig” daha fazla mutluluk hiç bulamaz; “artuġraġ uz arıtdaçı” pek iyi arıtan…
Ad, isim; san, ün: “bayat atı birle sözüg başladım” söze Tanrı’nın adıyla başladım; “eḍgü atın kör alḳış bulur” iyi adıyla hayır dua bulur; “özüŋ meŋü ermez, atıŋ meŋü …
Adlandırmak, ad vermek; unvan vermek: “bu ma‘ni üçün atım ay toldı tip atadı” bu anlam için adımı Aytoldı diye koydu; “yabġu atadı” yabgu unvanı verdi; “mahaḳaşip tėp a…
Adlı, … adında: “ay toldı atlıġ er” Aytoldı adlı bir er; “aşoḳ atlıġ sögüt” Aşoka adlı ağaç; “bėş türlüg anantiras atlıġ aġar tsuy” anantiras denen beş ağır günah; “sum…
Gökteki ay: “yaġız yir yaşıl kök kün ay birle tün” yağız yer, yeşil gök, güneş, ay ve gece; “kün ay teŋri” Güneş ve Ay tanrısı; “kün ai yaruḳın tıda” güneşin ve ayın ış…