İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Derlem sözlüğü · eser sözlüğü

St. Petersburg'taki Uygurca metinler (Shogaito) sözlüğü

2.110 madde başı; sıklıklar ve bağlamlar yalnız bu eserden.

Tanımlar hakkında. Tanımlar başka bir sözlükten alınmamıştır: her madde için derlemdeki bağlamlar okunarak özgün olarak yazılmıştır (yazar: Claude, yapay zekâ; editör denetimi sürüyor). Şimdiye dek 2.552 maddenin tanımı yazıldı. Madde başları çekim eklerinden arındırılmış biçimlerdir; çekimli biçimler madde sayfasında ayrıca listelenir.

2.110 madde

abamuluġ sıfat 3

Sürekli, kalıcı, ebedî: “boşġudsuzlarnıŋ abamuluġ turġuluḳ orunı” öğrenecek bir şeyi kalmamış olanların ebedî kalacağı yer; “apamuluġ nomluġ ḳadaş” ebedî öğreti kardeşl…

4 biçim · 3 eser
abibu özel ad 1

Çince 阿毗浮 yazımının Uygurca okunuşu; sözlük niteliğindeki listede geçen Budist ad ya da terim.

1 biçim · 1 eser
abraḫ özel ad 2

Budist evreninde biçim âleminin tanrı katlarından birinin adı: “abraḫ teŋri yėrinte” Abraḫ tanrılarının yurdunda (doğdu); Çince karşılığı 無煩天.

1 biçim · 1 eser
aç- fiil 3

(Kapı, kapak, yol) açmak: “teŋri yėriŋerü ḳapaġın açdı” tanrılar yurduna kapısını açtı; “açar ḳut ḳapuġ” mutluluk kapısını açar; “yolug aç” yolu aç.

38 biçim · 14 eser
açıġ sıfat 2

Acı (tat); tatlı (süçüg) karşıtı: “süçüg tattıŋ erse açıġḳa…” tatlıyı tattıysan acıya da (hazır ol).

7 biçim · 8 eser
açıl- fiil 12

(Kapı, kapak) açılmak: “asurilar orduları ḳapıġı özin ök açılur” asuraların saray kapısı kendiliğinden açılır; “ḳamuġ eḍgülükke açılsu ḳapuġ” her iyiliğe kapı açılsın.

21 biçim · 10 eser
açın- fiil 1

Acımak, merhamet etmek; çoğunlukla “açın- aġrın-” ikilemesiyle: “tınlıġlarıġ açınsar aġrınsar” canlılara acıyıp üzülürse; “buşı bėreŋ, açınıŋ aġrınıŋ” sadaka verin, acı…

15 biçim · 5 eser
açiti özel ad 1

Maitreya’nın, Şakyamuni öğretisi zamanındaki rahip adı: “şaḳimun burḫan nomınta açiti atlıġ toyın erdiŋiz” Şakyamuni’nin öğretisinde Açiti adlı bir rahip idiniz; “ḳltı …

3 biçim · 2 eser
ad isim 5

Ad, isim; bir şeyin ya da kişinin anıldığı söz: “bu şasdrnıŋ adı boldı abidarmakoş” bu incelemenin adı abidarmakoş oldu; “nedegin adı bolur … tėp” neden … diye adlandır…

18 biçim · 5 eser
ada isim 11

Tehlike, bela, zarar: “bu adatın ozġuluġ yoluŋ közünmez” bu tehlikeden kurtulacak yolun görünmüyor; “bı bıçġu adasıŋa tüşmezünler” kılıç bıçak tehlikesine düşmesinler.

13 biçim · 10 eser

Köşeli ayraçla tamamlanmış, okunuşu kuşkulu tek tanık: “aġuluġ oot üze artoḳraḳ adaq[maqlıġ] emgeklerke tegmeyin”; acı veren, zarar veren (sıkıntılar) anlamı düşünülebi…

1 biçim · 1 eser
adan- fiil 2

Adlandırılmak, … diye anılmak: “nedegin adantı kirsiz tėp” neden kirsiz diye adlandırıldı; “ötgürmek tuş tép aḍanur” (bu) aşma evresi diye adlandırılır; “tėp adanmaḳı e…

7 biçim · 2 eser
adart- fiil 3

Bozmak, zarar vermek, yıkmak: “yadarmış şasdrnıŋ … adartmaḳın” yayılmış öğretiyi bozmayı; “alḳu adardmaḳları yoḳadturzunlar” bütün zararları yok etsinler.

6 biçim · 3 eser
adın sıfat 15

Başka, diğer, öteki: “bar adın orunta sözlep” başka yerde söyleyip; “adın kişilertin tıdıġ bar” başka kişilerden engel var; “aḍın yol” başka yol.

29 biçim · 17 eser
adınçıg sıfat 1

Şaşılası, harika, olağanüstü: “adınçıġ muŋadınçıġ soġançıġ tatıġlıġ nom” harika, şaşılası, hoş ve tatlı öğreti; “adınçıġ alp erdem” olağanüstü güçlü erdem; “aşoḳ atlıġ …

4 biçim · 7 eser
adınsıġsız sıfat 1

Farksız, birbirinden ayrılmayan, aynı: “alḳu burḫan ançulayu kelmişler adınsıġsız yarlıġlıġ üçün” bütün Budaların öğretisi birbirinden farksız olduğu için.

2 biçim · 2 eser
adır- fiil 1

Ayırmak, ayırt etmek, seçmek; çoğunlukla “seç-” ile: “aḍırsa öḍürse seçe bilse öz” ayırsa, seçse, ayırt edebilse; “halal hem haram aḍrar erse” helalı haramı ayırırsa; “…

30 biçim · 10 eser
adırt isim 4

Fark, ayrım, ayrılık: “ekintiniŋ adırtı üküş bar” ikisinin arasında çok fark var; “alḳu şiriavaklar birle bolur ḳayu adırtı” şravakalarla ne farkı olur; “ayıġlı sawıŋnı…

13 biçim · 6 eser
adırt- fiil 1

Ayırmak, ayırt etmek: “ḳaralı örüŋli aḍırttı” karayı ve akı ayırdı; “körüp adırtıp” görüp ayırt edip.

7 biçim · 5 eser
adırtla- fiil 11

Ayrıntısıyla incelemek, çözümlemek, ayırt ederek anlamak: “şastrlarıġ adırtlayu uḳtaçı” incelemeleri ayrıntısıyla anlayan; “utġuraḳ bilge biligin adırtlayu uḳar” kesin …

24 biçim · 5 eser
adırtlıġ sıfat 2

Açık seçik, belirgin, ayrıntılı: “açuḳluġ aḍırtlıġ sanı belgülüg” açık seçik, sayısı belli; “antaḳı ne barın barça adırtlıġ körür” oradaki her şeyi açık seçik görür.

3 biçim · 3 eser
adiçit isim 13

Yüce, kararlı gönül (Budist terim; Çince 心 ile birlikte yazılır); “adiçit köŋül örit-” kararlı, yüce bir gönül uyandırmak: “ḳamaġ uluġ ḳuvraġ adiçit köŋülüg öritserler”…

3 biçim · 1 eser
adḳaġ isim 2

(Abh) bilincin tutunduğu nesne, dayanak nesne: “köz biligi adḳaġında adḳansar” göz bilinci nesnesine tutunursa; “adḳaġ atlıġ basudçı” nesne denen koşul; “adḳaġın tuda” …

9 biçim · 3 eser
adḳan- fiil 5

(Bir nesneye) yönelip tutunmak, onu kavramak, algılamak (Abh terimi): “alḳu adḳanġularıġ adḳandaçı bilge bilig” bütün nesneleri kavrayan bilgelik; “kėrtülerig adḳanıp” …

27 biçim · 5 eser
adḳanġu isim 3

Algının, bilincin yöneldiği nesne, bilgi konusu: “bilgülük adḳanġular” bilinecek nesneler; “bėş adḳanġu” beş (duyu) nesnesi; “alḳu bilgülük nomluġ adaḳanġularta tıdıġsı…

17 biçim · 4 eser
adrıl- fiil 2

Ayrılmak (bir yerden, bir kişiden): “seniŋdin adrılur men bu kün” bugün senden ayrılıyorum; “ögüŋüztin adrılmışta” annenizden ayrıldığınızda.

27 biçim · 12 eser
adruḳ sıfat 11

Başka, farklı; “adruḳ adruḳ” türlü türlü, çeşit çeşit: “adruḳ adruḳ emgek teginürler” türlü türlü acılar çekerler; “adruḳ adruḳ etüz körtgürüp” türlü türlü beden göster…

13 biçim · 8 eser
aḍaḳ isim 4

Ayak: “teŋriniŋ adaġlarınta töpüsi üze yükünüp” tanrının ayaklarına başını koyarak eğilip; “ėlgin adaḳın” eliyle ayağıyla; “töpöden adaḳnaŋ tıraŋaḳ uçıŋa” tepeden ayak …

30 biçim · 15 eser
agşidati özel ad 1

Çince 祀得 yazımının Uygurca okunuşu olarak sözlük listesinde geçen ad ya da terim.

1 biçim · 1 eser
aġ- fiil 1

Yükselmek, yukarı çıkmak: “küniŋe beḍüyür, yoḳaru aġar” (ay) günden güne büyür, yukarı yükselir; “tamudan yoḳaru agdukta” cehennemden yukarı çıktığında; “mihrabḳa aġdıl…

20 biçim · 8 eser
aġılıḳ isim 2

Hazine, hazine evi, ambar: “barımlıḳ aġılıḳıŋızḳa” mal dolu hazinenize; “aġılıḳ kömsülük” hazine ve depo; “aġlıḳımtaḳı ed tavarımın” hazinemdeki malımı.

16 biçim · 8 eser
aġınçsız sıfat 1

Dönmez, sarsılmaz (gönül): “aġınçsız evrilinçsiz bek köŋül öriḍip” dönmeyen, değişmeyen sağlam bir gönül uyandırıp; “aġınçsız köŋül” sarsılmaz gönül.

1 biçim · 2 eser
aġır sıfat 13

Ağır, yükü çok: “zerre aġırınça” zerre ağırlığınca; “yėnikin aġırın bilmek” hafifini ağırını bilmek.

7 biçim · 13 eser
aġırla- fiil 3

Saygı göstermek, ağırlamak, hürmet etmek: “ayayu aġırlayu yükünüp” saygıyla eğilerek; “aġırla kişig” insanlara saygı göster; “sini kim aġırlar, aġırla anı” seni kim ağı…

28 biçim · 9 eser
aġırlıḳ isim 1

Saygı, hürmet, itibar: “aŋar birdi teŋri aġırlıḳ üküş” Tanrı ona çok itibar verdi; “ḳoşnı ḳonum … ḳılġıl aŋar aġırlıḳ” komşuna saygı göster; “aġırlıḳ tilese özüŋke” ken…

6 biçim · 5 eser
aġız isim 1

Ağız: “aġızları birle ayurlar” ağızlarıyla söylerler; “aġız aġrıġ igig” ağız ağrısı hastalığı; “ḳızıl aġzı ḳan teg” kırmızı ağzı kan gibi; “aġızlarıntın ört yalın öner”…

20 biçim · 13 eser
aġla- fiil 1

Ağlamak (?): “kördi közüm … yurtı ḳalıp aġlayu” gözüm (onun) yurdunun boş kaldığını ağlayarak gördü.

2 biçim · 2 eser
aġlaḳ sıfat 1

Tenha, ıssız, yalnız: “yaḳa yalıŋuz aġlaḳ sögüt tübinte olurġalı küseyür erdim” kıyıda, yalnız ve tenha bir ağacın dibinde oturmak isterdim; “yiri taḳı aġlaḳ” yeri de ı…

4 biçim · 4 eser
aġrıġ isim 2

Ağrı, sızı; hastalık; çoğunlukla “ig aġrıġ” ikilemesiyle: “ig aġrıġ kėtdi” hastalık ve ağrı gitti; “ig aġrıġ ada tuda kelürür” hastalık, ağrı, tehlike, engel getirir.

12 biçim · 7 eser
aġtın- fiil 4

Yükselmek, yukarı çıkmak; bir makama, bir yere çıkmak: “bu oḳ et’özin teŋri yėriŋe aġtınıp” bu bedenle tanrı katına yükselip; “orunḳa aġtınıp, atḳa atlanıp” tahta çıkıp…

8 biçim · 4 eser
aġu isim 2

Ağı, zehir: “aġu ḳıldı emdi maŋa yir aşım” yediğim yemeği bana zehir etti; “aġu türtüp” zehir sürüp; “aġun yilvin” zehirle, büyüyle.

6 biçim · 10 eser
aġuḳ- fiil 1

Zehirlenmek: “aġuḳup ölmegey” zehirlenip ölmez; “aġuḳmış tınlıġlar” zehirlenmiş canlılar.

3 biçim · 4 eser
aġuluġ sıfat 3

Zehirli: “aġuluġ oot” zehirli ateş; “aġuluġ aş” zehirli yemek; “aġuluġ luu” zehirli ejder; “ḳayır yılan böy … ulatı aġuluġ” akrep, yılan, örümcek ve benzeri zehirliler.

2 biçim · 5 eser
ajun isim 19

Dünya, âlem; insanların yaşadığı yer: “ajun itgüke açtı uştmaḫ yolı” dünyayı düzenlemek için cennet yolunu açtı; “isiz ajun ḳaldı mu” kötü dünya (geride) mi kaldı; “aju…

28 biçim · 11 eser
akaniştabavan özel ad 3

Budist evreninde biçim âleminin en yüksek göğü (Akaniṣṭha): “üstün akaniştabawan, altın awiş tamu” yukarıda Akanişta göğü, aşağıda Awiş cehennemi; “akaniştabavan teŋri …

5 biçim · 2 eser
aḳ sıfat 1

Ak, beyaz: “aḳ bisi ḳulunlamış” ak kısrak yavruladı; “kerip tutar aḳ torın” ak ağını gerip tutar (bulut).

7 biçim · 11 eser
aḳ- fiil 4

Akmak: “aḳar suw” akan su; “uştmaḫlar aḳar altınıda arıḳlar” altından ırmaklar akan cennetler; “ḳanı aḳıp” kanı akıp; “sütler aḳzun” sütler aksın; “Etil suwı aḳa turur”…

12 biçim · 8 eser
aḳıġ isim 12

Akıntı; (Abh ve ShoR’da) zihni kirleten, dışa akan tutkular (āsrava): “aḳıġ alḳmaḳta ḳorḳınçsız” akıntıları tüketmekte korkusuz; “aḳıġımın alḳa tükedtim” akıntılarımı t…

12 biçim · 5 eser
aḳıġsız sıfat 1

(Abh) akıntısız, tutkulardan arınmış (Sanskritçe anāsrava; aḳıġlıġ karşıtı): “aḳıġsız nomlar” akıntısız dharmalar; “aḳıġsız bilge bilig” arınmış bilgelik; “aqıġsız arıġ…

8 biçim · 2 eser
aḳıl- fiil 1

Akıp gitmek; (Abh) varoluş içinde akmak, sürüklenmek; çoğunlukla “evril-” ile: “aḳılmaḳı evrilmeki” akıp dönmesi (varoluş döngüsü); “kelmedük ödtin aḳılıp kirdükte” gel…

6 biçim · 2 eser
aḳın isim 3

Sel, akıntı: “aḳtı aḳın möŋreşü” sel böğürerek aktı; “ıḍḍımız olar üze ḳaçu aḳını” üzerlerine bent selini gönderdik; “közde aḳıttı aḳın” gözünden (yaş) seli akıttı.

5 biçim · 6 eser
aḳmaḳsız sıfat 1

Akmayan, kıpırdamayan; sarsılmaz: “aḳmaḳsız tegşilmeksiz bek yarp köŋüllüg” akmayan, değişmeyen, sağlam gönüllü.

1 biçim · 1 eser
al- fiil 9

Almak, ele geçirmek; (bir ülkeyi, halkı) zapt etmek: “süsin sançdı, ėlin altı” ordusunu mızrakladı, ilini aldı; “yılḳısin barımin anta altım” sürüsünü, malını orada ald…

65 biçim · 21 eser
al isim 9

Hile, düzen, kurnazlık: “olarnıŋ alları” onların düzenleri; “taŋrı … kafirlerniŋ alını” Tanrı kâfirlerin düzenini (boşa çıkarır).

7 biçim · 15 eser
alın isim 2

Alın: “yaruḳ tut alın” alnını (yüzünü) aydınlık tut; “ḳadaşıŋa zahid alın tügdi ḳaş” zahit kardeşine alnını, kaşını çattı; “daġ baslur anıŋ birle alınları” onunla alınl…

4 biçim · 9 eser
alın- fiil 2

Kendine almak, edinmek; “köŋülke alın-” gönle almak, dikkate almak: “köŋülke alınġıl, küḍezgil keḍ öz” gönlüne al, kendini iyi koru; “uluġluḳ meniŋ, siz alınmaŋ” büyükl…

17 biçim · 4 eser
alış- fiil 1

Karşılıklı almak; el tutuşmak: “selam ḳıldı, ötrü alıştı elig” selam verdi, sonra el tutuştular; “kirdiler ewke alşıp elig” el ele tutuşup eve girdiler; “elig alşu tutş…

4 biçim · 3 eser
alḳ- fiil 15

Tüketmek, bitirmek, yok etmek: “alḳu nizvanılarag arıtı alkmış” bütün tutkuları tamamen tüketmiş; “usallıḳ mini alḳtı” tembellik beni tüketti; “sürügüg udug koŋug alkur…

19 biçim · 7 eser
alḳançıġ sıfat 1

Tüketici, bitiren (?): “alḳançıġ sansarlıġ uçta tiḍigte çomrulu baḍmış” tüketici döngünün ucunda, engelde batmış.

1 biçim · 1 eser
alḳın- fiil 3

Tükenmek, bitmek, yok olmak: “neçe tirse dünya tüker alḳınur” ne kadar toplanırsa toplansın dünya tükenir, biter; “aġı barım alḳınsar” mal mülk tükenirse; “kişi sözlese…

29 biçim · 15 eser
alḳınçsız sıfat 2

Tükenmez, bitmez: “alḳınçsız kögüzlüg bodisvt” tükenmez gönüllü bodhisattva (Akṣayamati); “alḳınçsız buyanlar” tükenmez sevaplar; “adruḳ adruḳ alḳınçsız körk” türlü tür…

4 biçim · 5 eser
alḳış isim 4

Alkış, övgü, hayır dua; “ḳarġış” (beddua) karşıtı: “kişi eḍgü atın kör alḳış bulur, atıḳmış isiz ölse ḳarġış bulur” insan iyi adıyla hayır dua bulur, kötü adla anılan ö…

10 biçim · 8 eser
alḳu sıfat 83

Bütün, hep, her: “alḳu tınlıġlar” bütün canlılar; “alḳu nizvanılar” bütün tutkular; “alḳu işlerig bütürür” bütün işleri başarır.

13 biçim · 11 eser
alḳuġun zarf 3

Hep birlikte, topluca: “alḳuġun eligin ḳavşurup” hep birlikte ellerini kavuşturup; “ḳamaġ yalŋuḳlar alḳuġun … atın atamış kergek” bütün insanlar hep birlikte (onun) adı…

2 biçim · 4 eser
allıġ sıfat 1

Hileli, kurnaz: “allıġ çewişlig kişiler altayu turur” hileci, düzenbaz kişiler aldatıp durur.

1 biçim · 2 eser
almır isim 3

İstek, arzu, susayış; “az almır” aşırı istek, susayış (on iki halkada duyumdan doğan istek): “teginmek bolmasar az almır bolmaz” duyum olmazsa istek olmaz; “az almır bo…

2 biçim · 4 eser
alŋatdur- fiil 1

Güçsüz düşürmek, yıpratmak, bitkin bırakmak: “ıtġuçı yeklerig alŋatdurġalır üçün” (musibet) gönderen kötü ruhları güçsüz düşürmek için; “ḳıyn ḳırḳın tegürür, alŋadturur…

2 biçim · 2 eser
alp sıfat 16

Yiğit, kahraman, cesur: “toŋa alp er erdi” Tonga yiğit bir erdi; “edgü alp kişig” iyi, yiğit kişiyi; “ḳaġanı alp ermiş” kağanı yiğitmiş; “alpın erdemin üçün” yiğitliği …

10 biçim · 17 eser

Köşeli ayraçla tamamlanmış tek tanık: “[alplanmaq]lıġ edremte” yiğitlik erdeminde (?).

1 biçim · 1 eser
alsız sıfat 1

Çaresiz: “közsüz alsız altaġsızın” gözsüz, çaresiz, düzensiz olarak.

1 biçim · 1 eser
altaġ isim 12

Hile, düzen; beceri; çoğunlukla “al altaġ” ikilemesiyle (çare, düzen; Budist upāya): “ḳop ḳamaġ uzanmaḳ al altaġ bilmiş” bütün ustalık ve çareleri bilmiş; “al altaġ uza…

6 biçim · 4 eser
altaġlıġ sıfat 1

Becerili, çareli; “allıġ altaġlıġ” çare ve beceri sahibi (ShoR).

1 biçim · 1 eser
altı sayı 24

Altı: “altı yıl” altı yıl; “altı yüz” altı yüz; “altı ḳaçıġ” altı duyu organı; “altı paramit” altı mükemmellik; “altı ėrig sançdı” altı eri mızrakladı.

1 biçim · 15 eser
altın isim 4

Alt, aşağı; “üstün” karşıtı: “üstün teŋri, altın yalaŋuḳ” üstte tanrılar, altta insanlar; “eḍiz ‘arşta altın seraḳa tegi” yüce Arş’tan aşağıda toprağa dek; “sögüt altın…

11 biçim · 7 eser
altınç sayı 5

Altıncı: “altınç kün” altıncı gün; “altınç boşġutsuz arhant” altıncı (tür) öğrenecek bir şeyi kalmamış ermiş; “altınç köŋül” altıncı (duyu) olan gönül; “[altınçı ülüş]”…

2 biçim · 4 eser
altmış sayı 1

Altmış: “yaşıŋ erse altmış, öḍüŋ erse ḳış” yaşın altmışsa, zamanın kış demektir; “altmış ėki koti” altmış iki koti; “tuġmışta berü altmış yaşḳa tegi” doğduğundan beri a…

2 biçim · 5 eser
altun isim 5

Altın: “altun kümüş” altın gümüş; “sarıġ altunın, ürüŋ kümüşin” sarı altınını, ak gümüşünü; “altun örgin üze olurupan” altın taht üzerine oturup; “altun birle ėtiglerin…

7 biçim · 15 eser
altunluġ sıfat 1

Altınlı, altından yapılmış: “altunluġ ḳoŋraġular” altın çıngıraklar; “altunluġ ḳaŋlı” altın araba; “altunluġ pariçatr sögüt” altın pariçatr ağacı; “yintem altunluġ taġ …

2 biçim · 3 eser
amduq isim 7

(ShoR) bir dhāraṇī ve Avalokiteśvara’yı niteleyen söz; “amduq körgeli erklig” dilediğince (rahatça) görmeye muktedir (Avalokiteśvara’nın sıfatı); “amduq darni nom” amdu…

1 biçim · 1 eser
amırtġur- fiil 9

Yatıştırmak, dindirmek, sakinleştirmek: “emgekniŋ tözin amırtġurġalı” acının kökünü dindirmek için; “alḳu ḳor ayıġ tüdüş keriş ḳarışmaḳıġ amırtḳurdaçı” bütün zararı, ka…

10 biçim · 4 eser
amra- fiil 13

Sevmek, candan sevmek, bağlanmak: “maytrı bodisavtka amramaḳın” Maitreya bodhisattvaya olan sevgiyle; “seve amrayu” sevip bağlanarak; “ançulayu amrar ertii siznii” sizi…

14 biçim · 6 eser
amranmaḳ isim 5

Sevgi, sevme: “ulug amranmaḳın aġır küsüşün bitidim” büyük sevgiyle, derin istekle yazdım; “bir amranmaḳ ezrua teŋri tamġası” birinci, sevgi: Zurvan tanrının mührü; “ög…

12 biçim · 7 eser
amrapalavan özel ad 1

Āmrapālī korusu, Buda’nın konakladığı yer: “bo amrapalavan arıġta turdaçı” bu Amrapala korusunda duran.

1 biçim · 1 eser
amraş- fiil 3

Birbirini sevmek; dünyaya bağlanmak; “isişmek amraşmaḳ” karşılıklı ısınma ve sevme, dünya bağları: “yêrtinçüdeki isişmek amraşmaḳtın birtemleti aġmış” dünyadaki sevgi b…

2 biçim · 1 eser
amrıl- fiil 8

Dinmek, sakinleşmek, yatışmak; çoğunlukla “öç-” ile (on iki halkalı oluş zincirinin sönüşünde): “tutyaḳ öçser amrılsar, ḳılınç öçer amrılur” tutunma söner, dinerse karm…

8 biçim · 6 eser
amtı zarf 24

Şimdi, bu anda; artık: “amtı türk yigit erken” şimdi genç iken; “amtı ökünürbiz” şimdi pişmanlık duyuyoruz; “ol amtı anıġ yoḳ” o şimdi (artık) kötü değil; “amtı şasdr y…

10 biçim · 16 eser
amtıḳı sıfat 1

Şimdiki: “amtıḳı sėzik” şimdiki şüphe; “amtıḳı iki kiçig ḳuttaḳı tözünler” şimdiki iki küçük yoldaki soylular; “amtıḳıya yaḳuru” şimdiye yakın (zamanda).

2 biçim · 3 eser
amul sıfat 2

Sakin, uysal, yumuşak huylu: “örüg ol amul keḍ serimlig sabur” ağırbaşlı, sakin, çok sabırlı; “inç amul” rahat ve huzurlu; “kelgil amul oynalım” gel, huzur içinde oynay…

4 biçim · 6 eser
ana isim 6

Ana, anne: “ata ana” ana baba; “atada anada baġırsaḳ bolup” anadan babadan şefkatli olup; “anası ḳarnında” anasının karnında; “ey anam oġlı” ey anamın oğlu (kardeşim); …

27 biçim · 10 eser
anant özel ad 2

Buda’nın yakın öğrencisi Ānanda: “ḳaltı tŋri burḫan yarlıḳamış ol anantḳa” Buda’nın Ānanda’ya buyurduğu gibi; “tözün anant” soylu Ānanda; Çince 阿難.

4 biçim · 3 eser
anazı 1

Tek tanıklı, anlamı kesinleşmeyen söz: “anazı umuġsuz bėş ajun tınlıġlarıġ” … umutsuz beş varoluş alanındaki canlıları.

1 biçim · 1 eser
ança zarf 5

Öyle, o kadar, şöyle: “ança biliŋler” öylece bilin; “ança ança ükliser” o kadar o kadar çoğalsa; “ança boşġurur ermiş” şöyle öğütlermiş; “teŋri ança tėmiş” Tanrı şöyle …

5 biçim · 15 eser
ançaḳyalıġ sıfat 2

Azıcık bir şeyi olan; “ançaḳyalıġsız” hiçbir şeyi olmayan, hiçlik (Çince 無所有): “ança-ḳy-a-lıġ mu tarġarur” azıcık bir şeyle mi giderir; “ançaḳyalıġsız … ḳuruġ üze özke …

2 biçim · 2 eser
ançan zarf 10

“ançan ançan” azar azar, adım adım, sırayla: “ançan ançan kéŋürü” azar azar genişleyerek; “ançan ançan tanuḳlayur” adım adım tanıklık eder (gerçekleştirir); “ḳoḍu birgü…

2 biçim · 4 eser
ançula- fiil 2

Sunmak, armağan etmek (büyüğe): “bir erdini monçuq ançuladı” bir mücevher inci sundu; “yaraḳlıġdı, ḳaġanḳa ançuladı” zırhlıyı (yakalayıp) kağana sundu; “nom küsüşlüg üç…

4 biçim · 3 eser
ançulayu zarf 10

Öyle, aynı biçimde, bunun gibi: “ançulayu yme ḳarımaḳ iglemek” aynı biçimde yaşlanmak, hastalanmak da; “ançulayu erür meniŋ eşidmişim” şöyledir benim işittiğim; “ançula…

4 biçim · 9 eser
andaġ sıfat 1

Öyle, o türlü, böyle: “andaġ ermez” öyle değil; “andaġ erser” öyle ise; “sen aymış bu söz barça andaġ turur” söylediğin bu söz tümüyle öyledir; “andaġ süke kim yeter” ö…

5 biçim · 5 eser
anılayu zarf 1

“anılayu oḳ” hemen, derhal, doğrudan: “az ḳya işig küdüküg anılayu oḳ büdürmezker” küçük bir işi bile hemen bitiremezler; “anılayu oḳ tarġarmaduḳ üçün” derhal gidermedi…

1 biçim · 2 eser
anityat sıfat 3

(Sanskritçe anitya) geçici, kalıcı olmayan: “ḳarı anityat, ḳamaġ iglemek emgek turġaq erür” yaşlılık geçicidir, her hastalık acı ve (hep) süregendir; “anitiyaḍ oḳ köŋül…

2 biçim · 1 eser
anopami sıfat 1

(Sanskritçe anupama) eşsiz, benzersiz; Çince 無喩 karşılığıyla sözlük listesinde.

1 biçim · 1 eser