Et yiyen, kan içen kötü ruhlar dizisinde adı sayılan bir varlık.
Uygurca tövbe duası (Zieme) sözlüğü
165 madde başı; sıklıklar ve bağlamlar yalnız bu eserden.
18 madde · “a” harfi (ḳ/q k ile, ġ g ile, ḍ d ile, ė e ile birlikte)
Başka, diğer, öteki: “bar adın orunta sözlep” başka yerde söyleyip; “adın kişilertin tıdıġ bar” başka kişilerden engel var; “aḍın yol” başka yol.
Ayırmak, ayırt etmek, seçmek; çoğunlukla “seç-” ile: “aḍırsa öḍürse seçe bilse öz” ayırsa, seçse, ayırt edebilse; “halal hem haram aḍrar erse” helalı haramı ayırırsa; “…
Başkası, başka kişi, el; “öz” (kendi) karşıtı: “öz etözüŋüzlerke, adnaġuḳa asaġlıġ işke” kendinize ve başkasına yararlı işe; “kin adnaġuġa yolçı yėrçi bolayın” sonra ba…
Ağırlık, değer; saygınlık: “aġarı teŋinçe uluġluḳ bulur” değeri ölçüsünde büyüklük bulur; “kişi yalŋuḳta aġarı yoḳ” insanlar arasında (ondan) değerlisi yok.
Ağız: “aġızları birle ayurlar” ağızlarıyla söylerler; “aġız aġrıġ igig” ağız ağrısı hastalığı; “ḳızıl aġzı ḳan teg” kırmızı ağzı kan gibi; “aġızlarıntın ört yalın öner”…
Yükselmek, yukarı çıkmak; bir makama, bir yere çıkmak: “bu oḳ et’özin teŋri yėriŋe aġtınıp” bu bedenle tanrı katına yükselip; “orunḳa aġtınıp, atḳa atlanıp” tahta çıkıp…
Yiğit, kahraman, cesur: “toŋa alp er erdi” Tonga yiğit bir erdi; “edgü alp kişig” iyi, yiğit kişiyi; “ḳaġanı alp ermiş” kağanı yiğitmiş; “alpın erdemin üçün” yiğitliği …
Sevgili, sevimli, candan sevilen: “amraḳ oġlum” sevgili oğlum; “amraḳ ėçimiz” sevgili ağabeyimiz; “alḳu kişike amraḳ bolur” herkese sevimli olur; “bir ikintişke ertiŋü …
Şimdi, bu anda; artık: “amtı türk yigit erken” şimdi genç iken; “amtı ökünürbiz” şimdi pişmanlık duyuyoruz; “ol amtı anıġ yoḳ” o şimdi (artık) kötü değil; “amtı şasdr y…
(Budist) ānantarya: öldükten hemen sonra cehenneme götüren beş ağır günah: “bėş türlüg anantaras atlıġ aġar tsuy ayıġ ḳılınç ḳıltımız erser” anantaras denen beş türlü a…
Kadın arhat, ermiş rahibe: “on ptr arġantançlar birle ḳatıldımız erser” … ermiş rahibelerle ilişkiye girdiysek.
Arhat, ermiş: Budist yolun sonuna varıp tutkulardan kurtulmuş, bir daha doğmayacak olan kişi: “arhant ḳutın bulur” arhatlık mertebesine erer; “şaripudrė arḫant” arhat Ś…
Temiz, arı, saf: “arıġ topraḳ” temiz toprak; “arıġ ton” temiz giysi; “ay teŋriniŋ arıġ yaruḳı” ayın temiz ışığı; “araġ turug köŋül” arı, duru gönül.
Daha çok, daha fazla; pek: “artuḳraḳ ögrünçülüg” daha çok sevinçli; “arıtı bulmaz artuḳraḳ meŋig” daha fazla mutluluk hiç bulamaz; “artuġraġ uz arıtdaçı” pek iyi arıtan…
Adlı, … adında: “ay toldı atlıġ er” Aytoldı adlı bir er; “aşoḳ atlıġ sögüt” Aşoka adlı ağaç; “bėş türlüg anantiras atlıġ aġar tsuy” anantiras denen beş ağır günah; “sum…
Kötü, fena: “ayıġ ḳılınç” kötü iş, günah; “ayıġ yavız yol” kötü ve aşağı (yeniden doğuş) yolları; “ayıġ saḳınġuçılar” kötülük düşünenler; “ayıg ıraḳ yolta emgenü kelmiş…
Veya, ya da; “azu … azu” ya … ya: “braman oḳusınta erser azu ... ksatirik oġusınta erser” brahman soyundan olsa ya da kşatriya soyundan olsa; “anıŋ oḳşaġı yoḳ azu meŋze…