İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı Türkçesi · 7.–14. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Derlem sözlüğü · eser sözlüğü

Abhidharma (Shogaito) sözlüğü

2.120 madde başı; sıklıklar ve bağlamlar yalnız bu eserden.

Tanımlar hakkında. Tanımlar başka bir sözlükten alınmamıştır: her madde için derlemdeki bağlamlar okunarak özgün olarak yazılmıştır (yazar: Claude, yapay zekâ; editör denetimi sürüyor). Şimdiye dek 2.552 maddenin tanımı yazıldı. Madde başları çekim eklerinden arındırılmış biçimlerdir; çekimli biçimler madde sayfasında ayrıca listelenir.

2.120 madde

abamuluġ sıfat 1

Sürekli, kalıcı, ebedî: “boşġudsuzlarnıŋ abamuluġ turġuluḳ orunı” öğrenecek bir şeyi kalmamış olanların ebedî kalacağı yer; “apamuluġ nomluġ ḳadaş” ebedî öğreti kardeşl…

4 biçim · 3 eser
abdudadarma isim 1

Budist kutsal metin türlerinden biri: olağanüstü, şaşılası olayları anlatan öğretiler; metinde “muŋadınçıġ nomlar” (şaşılası öğretiler) diye açıklanır ve Çince 希法 karşı…

1 biçim · 1 eser
abidarim isim 170

Budist öğretisinin kavramları ayırıp çözümleyen felsefî bölümü (abhidharma) ve bu öğreti üzerine yazılmış inceleme: “abidarim şastr” abhidharma incelemesi; “abidarimıġ …

13 biçim · 1 eser
abidarmaḫarday özel ad 2

Bir abhidharma incelemesinin adı: “abidarm-a-ḫarday atlıġ şastr” abidarmaḫarday adlı inceleme; öğretinin özünü toplayan eser olarak anılır.

1 biçim · 1 eser
abidarmakoş özel ad 18

Abhidharma öğretisini derleyip özetleyen Vasubandhu incelemesinin adı; Uygurca çevirisi derlemdeki Abh metnidir: “ne üçün bu şasdrnıŋ adı boldı abidarmakoş tėp” bu ince…

2 biçim · 1 eser
abidarmavat özel ad 1

Abh metninin bitiş satırında (“abidarmavat tükedi” … bitti) geçen eser ya da bölüm adı.

1 biçim · 1 eser
abipiray isim 75

Bir sözün, öğretinin ya da sutranın kastedilen anlamı, amacı: “sudur abipirayı” sutranın maksadı; “bu sudurnuŋ abipirayın sözlelim” bu sutranın ne demek istediğini anla…

10 biçim · 1 eser
abipiraylıġ sıfat 1

Belli bir anlama, yoruma dayanan: “ḳayu abipiraylıġ yörügke tayaḳlıġın uḳıdu” hangi anlama dayanan yoruma yaslanarak açıklıyor.

1 biçim · 1 eser

Okunuşu kuşkulu tek tanık; Abh metnindeki “anın adamış ol” (bu yüzden … diye adlandırılmıştır) kalıbının yerinde durduğundan “adamış” sözünün bozuk yazılışı olsa gerekt…

1 biçim · 1 eser
aç- fiil 7

(Kapı, kapak, yol) açmak: “teŋri yėriŋerü ḳapaġın açdı” tanrılar yurduna kapısını açtı; “açar ḳut ḳapuġ” mutluluk kapısını açar; “yolug aç” yolu aç.

38 biçim · 14 eser
açarı isim 1

Budist öğretmen, üstat; çoğunlukla çevirmen ve yorumcu rahiplerin unvanı olarak “kşi” (öğretmen) ile birlikte kullanılır: “aryaçantri bodisavt kşi açarı enetkek tilinti…

3 biçim · 2 eser
açıl- fiil 8

(Kapı, kapak) açılmak: “asurilar orduları ḳapıġı özin ök açılur” asuraların saray kapısı kendiliğinden açılır; “ḳamuġ eḍgülükke açılsu ḳapuġ” her iyiliğe kapı açılsın.

21 biçim · 10 eser
ad isim 470

Ad, isim; bir şeyin ya da kişinin anıldığı söz: “bu şasdrnıŋ adı boldı abidarmakoş” bu incelemenin adı abidarmakoş oldu; “nedegin adı bolur … tėp” neden … diye adlandır…

18 biçim · 5 eser
ada- fiil 146

Adlandırmak, ad vermek, … diye anmak; Abh’de terimlerin açıklanmasında kalıplaşmıştır: “anın adamış ol X tėp” bu yüzden X diye adlandırılmıştır; “nedegin adatı kök ḳalı…

8 biçim · 2 eser
ada isim 5

Tehlike, bela, zarar: “bu adatın ozġuluġ yoluŋ közünmez” bu tehlikeden kurtulacak yolun görünmüyor; “bı bıçġu adasıŋa tüşmezünler” kılıç bıçak tehlikesine düşmesinler.

13 biçim · 10 eser
adaġ 1

Tek tanıklı, anlamı kesinleşmeyen söz: “seçe bulmış ol adaġ iş küdük üze iki türlüg yügerü uḳmaḳlıġ…”; bağlamda ‘başka, öteki’ ya da ‘nesne’ anlamı düşünülebilir.

1 biçim · 1 eser
adaḳsız sıfat 1

Ayaksız (canlı); ayağı olmayan yaratık: “üküş adaḳsızlarta, iki adaḳlıġlarta, tört adaḳlıġlarta” çok ayaklılar, ayaksızlar, iki ayaklılar ve dört ayaklılar arasında.

1 biçim · 1 eser
adan- fiil 8

Adlandırılmak, … diye anılmak: “nedegin adantı kirsiz tėp” neden kirsiz diye adlandırıldı; “ötgürmek tuş tép aḍanur” (bu) aşma evresi diye adlandırılır; “tėp adanmaḳı e…

7 biçim · 2 eser
adart- fiil 4

Bozmak, zarar vermek, yıkmak: “yadarmış şasdrnıŋ … adartmaḳın” yayılmış öğretiyi bozmayı; “alḳu adardmaḳları yoḳadturzunlar” bütün zararları yok etsinler.

6 biçim · 3 eser
adın sıfat 283

Başka, diğer, öteki: “bar adın orunta sözlep” başka yerde söyleyip; “adın kişilertin tıdıġ bar” başka kişilerden engel var; “aḍın yol” başka yol.

29 biçim · 17 eser
adınsıġsız sıfat 1

Farksız, birbirinden ayrılmayan, aynı: “alḳu burḫan ançulayu kelmişler adınsıġsız yarlıġlıġ üçün” bütün Budaların öğretisi birbirinden farksız olduğu için.

2 biçim · 2 eser
adır- fiil 39

Ayırmak, ayırt etmek, seçmek; çoğunlukla “seç-” ile: “aḍırsa öḍürse seçe bilse öz” ayırsa, seçse, ayırt edebilse; “halal hem haram aḍrar erse” helalı haramı ayırırsa; “…

30 biçim · 10 eser
adırıl- fiil 27

Ayrılmak, farklı olmak, ayırt edilmek: “şiravaklar birle adırılur” şravakalardan ayrılır, onlardan farkı olur; “burḫanlar birle büdün adırılur” Budalardan tümüyle ayrıl…

9 biçim · 1 eser
adırt- fiil 1

Ayırmak, ayırt etmek: “ḳaralı örüŋli aḍırttı” karayı ve akı ayırdı; “körüp adırtıp” görüp ayırt edip.

7 biçim · 5 eser
adırt isim 31

Fark, ayrım, ayrılık: “ekintiniŋ adırtı üküş bar” ikisinin arasında çok fark var; “alḳu şiriavaklar birle bolur ḳayu adırtı” şravakalarla ne farkı olur; “ayıġlı sawıŋnı…

13 biçim · 6 eser
adırtla- fiil 59

Ayrıntısıyla incelemek, çözümlemek, ayırt ederek anlamak: “şastrlarıġ adırtlayu uḳtaçı” incelemeleri ayrıntısıyla anlayan; “utġuraḳ bilge biligin adırtlayu uḳar” kesin …

24 biçim · 5 eser
adırtlıġ sıfat 26

Açık seçik, belirgin, ayrıntılı: “açuḳluġ aḍırtlıġ sanı belgülüg” açık seçik, sayısı belli; “antaḳı ne barın barça adırtlıġ körür” oradaki her şeyi açık seçik görür.

3 biçim · 3 eser
adırtsız sıfat 7

Farksız, ayrım gözetmeyen, eşit: “ḳamaġ tınlaġlaraġ adırtsız köŋlin edgü ögliçe saḳınur” bütün canlıları ayrım gözetmeyen bir gönülle iyilikle düşünür; “ḳamaġ yalŋuḳlar…

2 biçim · 3 eser
adḳaġ isim 27

(Abh) bilincin tutunduğu nesne, dayanak nesne: “köz biligi adḳaġında adḳansar” göz bilinci nesnesine tutunursa; “adḳaġ atlıġ basudçı” nesne denen koşul; “adḳaġın tuda” …

9 biçim · 3 eser
adḳaġlıġ sıfat 12

(Abh) nesneli, bir nesneye bağlı; nesnesi olan: “öçmekli yollı adḳaġlıġ nizvanılar” sönüş ve yolu nesne edinen tutkular; “adḳaġlıġ tėp yörüg ol” ‘nesneli’ demek (şu) an…

3 biçim · 2 eser
adḳan- fiil 83

(Bir nesneye) yönelip tutunmak, onu kavramak, algılamak (Abh terimi): “alḳu adḳanġularıġ adḳandaçı bilge bilig” bütün nesneleri kavrayan bilgelik; “kėrtülerig adḳanıp” …

27 biçim · 5 eser
adḳanġu isim 51

Algının, bilincin yöneldiği nesne, bilgi konusu: “bilgülük adḳanġular” bilinecek nesneler; “bėş adḳanġu” beş (duyu) nesnesi; “alḳu bilgülük nomluġ adaḳanġularta tıdıġsı…

17 biçim · 4 eser
adḳanġuluḳ isim 18

(Abh) nesne olma, algı konusu olarak dayanak (Çince 所縁): “adḳanġuluḳ adḳanġu” nesne olarak nesne; “alḳu adḳanġuluḳ savlarta” nesne olan bütün şeylerde; “nom adḳanġuluġ …

3 biçim · 1 eser
adla- fiil 1

Adım atmak, adımlamak (?): “yaġız yirig adlayu yiti maŋ maŋlayu yarlıḳap” yağız yeri adımlayıp yedi adım atıp.

2 biçim · 2 eser
adlıġ sıfat 2

Ünlü, adı saygıyla anılan: “ayaġlıġ adlıġ ḳaŋım mani burḫanım” saygın ve ünlü babam Mani Burḫan’ım.

3 biçim · 4 eser
admaŋgal isim 1

Ün ve uğur, kutlu ad (“ad maŋgal” bitişik yazılmış): “adlıġ küülüg üçün, admaŋgal üçün” ünlü ve şanlı olduğu için, kutlu adı için.

1 biçim · 1 eser
adrıl- fiil 5

Ayrılmak (bir yerden, bir kişiden): “seniŋdin adrılur men bu kün” bugün senden ayrılıyorum; “ögüŋüztin adrılmışta” annenizden ayrıldığınızda.

27 biçim · 12 eser
adruḳ sıfat 42

Başka, farklı; “adruḳ adruḳ” türlü türlü, çeşit çeşit: “adruḳ adruḳ emgek teginürler” türlü türlü acılar çekerler; “adruḳ adruḳ etüz körtgürüp” türlü türlü beden göster…

13 biçim · 8 eser
aḍaḳ isim 10

Ayak: “teŋriniŋ adaġlarınta töpüsi üze yükünüp” tanrının ayaklarına başını koyarak eğilip; “ėlgin adaḳın” eliyle ayağıyla; “töpöden adaḳnaŋ tıraŋaḳ uçıŋa” tepeden ayak …

30 biçim · 15 eser
aḍaḳlıġ sıfat 3

Ayaklı: “iki adaḳlıġlarta, tört adaḳlıġlarta” iki ayaklılar ve dört ayaklılar arasında; “ḳamuġ üç aḍaḳlıġ emitmez bolur” üç ayaklı her şey devrilmez.

3 biçim · 2 eser
agam isim 4

Âgama: Budist kutsal metinlerinin geleneksel derlemesi, aktarılan öğreti: “agam bitig, nirvan bitig belgürer” âgama kitabı, nirvana kitabı belirir; “agam tıldaġında tuġ…

4 biçim · 2 eser
agirındın isim 1

Yüksek yer, uç, yar (?): “taġ agirındın tüşmek, ootḳa tüşmek” dağın yükseğinden düşmek, ateşe düşmek.

1 biçim · 1 eser
aġılıḳ isim 16

Hazine, hazine evi, ambar: “barımlıḳ aġılıḳıŋızḳa” mal dolu hazinenize; “aġılıḳ kömsülük” hazine ve depo; “aġlıḳımtaḳı ed tavarımın” hazinemdeki malımı.

16 biçim · 8 eser
aġır sıfat 37

Ağır, yükü çok: “zerre aġırınça” zerre ağırlığınca; “yėnikin aġırın bilmek” hafifini ağırını bilmek.

7 biçim · 13 eser
aġırla- fiil 17

Saygı göstermek, ağırlamak, hürmet etmek: “ayayu aġırlayu yükünüp” saygıyla eğilerek; “aġırla kişig” insanlara saygı göster; “sini kim aġırlar, aġırla anı” seni kim ağı…

28 biçim · 9 eser
aġırlıḳ isim 1

Saygı, hürmet, itibar: “aŋar birdi teŋri aġırlıḳ üküş” Tanrı ona çok itibar verdi; “ḳoşnı ḳonum … ḳılġıl aŋar aġırlıḳ” komşuna saygı göster; “aġırlıḳ tilese özüŋke” ken…

6 biçim · 5 eser
aġız isim 2

Ağız: “aġızları birle ayurlar” ağızlarıyla söylerler; “aġız aġrıġ igig” ağız ağrısı hastalığı; “ḳızıl aġzı ḳan teg” kırmızı ağzı kan gibi; “aġızlarıntın ört yalın öner”…

20 biçim · 13 eser
aġu isim 2

Ağı, zehir: “aġu ḳıldı emdi maŋa yir aşım” yediğim yemeği bana zehir etti; “aġu türtüp” zehir sürüp; “aġun yilvin” zehirle, büyüyle.

6 biçim · 10 eser
aġuluġ sıfat 1

Zehirli: “aġuluġ oot” zehirli ateş; “aġuluġ aş” zehirli yemek; “aġuluġ luu” zehirli ejder; “ḳayır yılan böy … ulatı aġuluġ” akrep, yılan, örümcek ve benzeri zehirliler.

2 biçim · 5 eser
ajun isim 21

Dünya, âlem; insanların yaşadığı yer: “ajun itgüke açtı uştmaḫ yolı” dünyayı düzenlemek için cennet yolunu açtı; “isiz ajun ḳaldı mu” kötü dünya (geride) mi kaldı; “aju…

28 biçim · 11 eser
aḳıġ isim 18

Akıntı; (Abh ve ShoR’da) zihni kirleten, dışa akan tutkular (āsrava): “aḳıġ alḳmaḳta ḳorḳınçsız” akıntıları tüketmekte korkusuz; “aḳıġımın alḳa tükedtim” akıntılarımı t…

12 biçim · 5 eser
aḳıġlıġ sıfat 186

(Abh) akıntılı, tutkulara bağlı, kirli (Sanskritçe sāsrava; aḳıġsız karşıtı): “aḳıġlıġ aḳıġsız nomlar” akıntılı ve akıntısız dharmalar; “aḳıġlıġ nom yene bolur iki türl…

7 biçim · 1 eser

Tek tanıklı bozuk yazılış (“aḳıġsız” ya da “aḳıġlıġ” yerine): “bu aḳıġsıj bėş yükmek”.

1 biçim · 1 eser
aḳıġsız sıfat 173

(Abh) akıntısız, tutkulardan arınmış (Sanskritçe anāsrava; aḳıġlıġ karşıtı): “aḳıġsız nomlar” akıntısız dharmalar; “aḳıġsız bilge bilig” arınmış bilgelik; “aqıġsız arıġ…

8 biçim · 2 eser
aḳıl- fiil 14

Akıp gitmek; (Abh) varoluş içinde akmak, sürüklenmek; çoğunlukla “evril-” ile: “aḳılmaḳı evrilmeki” akıp dönmesi (varoluş döngüsü); “kelmedük ödtin aḳılıp kirdükte” gel…

6 biçim · 2 eser
al- fiil 8

Almak, ele geçirmek; (bir ülkeyi, halkı) zapt etmek: “süsin sançdı, ėlin altı” ordusunu mızrakladı, ilini aldı; “yılḳısin barımin anta altım” sürüsünü, malını orada ald…

65 biçim · 21 eser
al isim 27

Hile, düzen, kurnazlık: “olarnıŋ alları” onların düzenleri; “taŋrı … kafirlerniŋ alını” Tanrı kâfirlerin düzenini (boşa çıkarır).

7 biçim · 15 eser

Tek tanıklı, anlamı kesinleşmeyen fiilimsi (“… irdürgelir alalantdurġalır üçün sansarıġ yörüp”); döngüden bıktırmak, usandırmak anlamı düşünülebilir.

1 biçim · 1 eser
alaŋ sıfat 1

Gevşek, güçsüz (?): “et’öz til köŋülnüŋ küçi kösüni alaŋuġ küçsüz bolur” beden, dil ve gönlün gücü gevşek, güçsüz olur.

1 biçim · 1 eser
aldaġ isim 33

(Abh) çare, yol, vasıta; çoğunlukla “al aldaġ” ikilemesiyle (Budist upāya): “yėg adruḳ al aldaġ” en üstün çare; “niz-vanı tarġardaçı al aldaġ” tutkuları gideren çare; “…

5 biçim · 1 eser
aldın isim 8

Alt, aşağı; “üsdün … aldın” yukarıdan … aşağıya: “tınlıġlar üsdün bavagirtın aldın aviş tamuḳadegi” canlılar, yukarıda Bhavāgra’dan aşağıda Aviş cehennemine dek; “üsdün…

3 biçim · 1 eser
alıġ isim 3

(Abh) kavrayış, anlayış biçimi; “abipiray alıġı” yorum tarzı, anlamın kavranışı: “baḫşılarnıŋ abipiray alıġı birle bir tek ermez” öğretmenlerin yorum tarzıyla bir değil…

1 biçim · 1 eser
alın isim 6

Alın: “yaruḳ tut alın” alnını (yüzünü) aydınlık tut; “ḳadaşıŋa zahid alın tügdi ḳaş” zahit kardeşine alnını, kaşını çattı; “daġ baslur anıŋ birle alınları” onunla alınl…

4 biçim · 9 eser
alış isim 2

Alma, alış; “alış biriş” alışveriş: “ḳatılġıl ḳarılġıl alış hem biriş” (onlarla) karış, kaynaş, alışveriş et; “bir edig tavarıġ alış bėriş oġrınta” bir malın alışverişi…

2 biçim · 3 eser
alışsız sıfat 3

Alışverişi olmayan, birbiriyle ilgisiz; “alışsız bėrişsiz” birbirinden bağımsız, (birbirine) karışmaz: “bir ikintike alışsız bėrişsiz bolur” birbiriyle hiçbir alışveriş…

1 biçim · 1 eser
alḳ- fiil 4

Tüketmek, bitirmek, yok etmek: “alḳu nizvanılarag arıtı alkmış” bütün tutkuları tamamen tüketmiş; “usallıḳ mini alḳtı” tembellik beni tüketti; “sürügüg udug koŋug alkur…

19 biçim · 7 eser
alḳıġ sıfat 1

Engin, geniş; “kėŋ alḳıġ” geniş, uçsuz bucaksız: “kiŋ alḳıġ ordu” geniş saray; “kėŋ alḳıġ kalplarta” uçsuz bucaksız çağlarda; “kėŋ alkıġ küleyü” genişçe överek; “uluġ b…

3 biçim · 3 eser
alḳın- fiil 11

Tükenmek, bitmek, yok olmak: “neçe tirse dünya tüker alḳınur” ne kadar toplanırsa toplansın dünya tükenir, biter; “aġı barım alḳınsar” mal mülk tükenirse; “kişi sözlese…

29 biçim · 15 eser
alḳu sıfat 393

Bütün, hep, her: “alḳu tınlıġlar” bütün canlılar; “alḳu nizvanılar” bütün tutkular; “alḳu işlerig bütürür” bütün işleri başarır.

13 biçim · 11 eser
alp sıfat 28

Yiğit, kahraman, cesur: “toŋa alp er erdi” Tonga yiğit bir erdi; “edgü alp kişig” iyi, yiğit kişiyi; “ḳaġanı alp ermiş” kağanı yiğitmiş; “alpın erdemin üçün” yiğitliği …

10 biçim · 17 eser
altı sayı 16

Altı: “altı yıl” altı yıl; “altı yüz” altı yüz; “altı ḳaçıġ” altı duyu organı; “altı paramit” altı mükemmellik; “altı ėrig sançdı” altı eri mızrakladı.

1 biçim · 15 eser

Tek tanıklı, anlamı kesinleşmeyen biçim (“biligsiz altıġu uyur adḳanġalı”).

1 biçim · 1 eser
altınç sayı 5

Altıncı: “altınç kün” altıncı gün; “altınç boşġutsuz arhant” altıncı (tür) öğrenecek bir şeyi kalmamış ermiş; “altınç köŋül” altıncı (duyu) olan gönül; “[altınçı ülüş]”…

2 biçim · 4 eser
altun isim 4

Altın: “altun kümüş” altın gümüş; “sarıġ altunın, ürüŋ kümüşin” sarı altınını, ak gümüşünü; “altun örgin üze olurupan” altın taht üzerine oturup; “altun birle ėtiglerin…

7 biçim · 15 eser
amırtġur- fiil 2

Yatıştırmak, dindirmek, sakinleştirmek: “emgekniŋ tözin amırtġurġalı” acının kökünü dindirmek için; “alḳu ḳor ayıġ tüdüş keriş ḳarışmaḳıġ amırtḳurdaçı” bütün zararı, ka…

10 biçim · 4 eser
amra- fiil 7

Sevmek, candan sevmek, bağlanmak: “maytrı bodisavtka amramaḳın” Maitreya bodhisattvaya olan sevgiyle; “seve amrayu” sevip bağlanarak; “ançulayu amrar ertii siznii” sizi…

14 biçim · 6 eser
amranmaḳ isim 8

Sevgi, sevme: “ulug amranmaḳın aġır küsüşün bitidim” büyük sevgiyle, derin istekle yazdım; “bir amranmaḳ ezrua teŋri tamġası” birinci, sevgi: Zurvan tanrının mührü; “ög…

12 biçim · 7 eser
amtı zarf 96

Şimdi, bu anda; artık: “amtı türk yigit erken” şimdi genç iken; “amtı ökünürbiz” şimdi pişmanlık duyuyoruz; “ol amtı anıġ yoḳ” o şimdi (artık) kötü değil; “amtı şasdr y…

10 biçim · 16 eser
amtıḳı sıfat 2

Şimdiki: “amtıḳı sėzik” şimdiki şüphe; “amtıḳı iki kiçig ḳuttaḳı tözünler” şimdiki iki küçük yoldaki soylular; “amtıḳıya yaḳuru” şimdiye yakın (zamanda).

2 biçim · 3 eser
amul sıfat 1

Sakin, uysal, yumuşak huylu: “örüg ol amul keḍ serimlig sabur” ağırbaşlı, sakin, çok sabırlı; “inç amul” rahat ve huzurlu; “kelgil amul oynalım” gel, huzur içinde oynay…

4 biçim · 6 eser
ana isim 8

Ana, anne: “ata ana” ana baba; “atada anada baġırsaḳ bolup” anadan babadan şefkatli olup; “anası ḳarnında” anasının karnında; “ey anam oġlı” ey anamın oğlu (kardeşim); …

27 biçim · 10 eser
anaḳ 1

Tek tanıklı, anlamı kesinleşmeyen söz: “alḳu tal anaḳ nomluġlarnıŋ” bütün … öğreti sahiplerinin.

1 biçim · 1 eser
anant özel ad 7

Buda’nın yakın öğrencisi Ānanda: “ḳaltı tŋri burḫan yarlıḳamış ol anantḳa” Buda’nın Ānanda’ya buyurduğu gibi; “tözün anant” soylu Ānanda; Çince 阿難.

4 biçim · 3 eser
ança zarf 8

Öyle, o kadar, şöyle: “ança biliŋler” öylece bilin; “ança ança ükliser” o kadar o kadar çoğalsa; “ança boşġurur ermiş” şöyle öğütlermiş; “teŋri ança tėmiş” Tanrı şöyle …

5 biçim · 15 eser
ançaḳıya zarf 1

O kadarcık, azıcık: “azḳıya ançaḳıya yėme ajunlarıġ ögmezmen” azıcık, o kadarcık da olsa (döngüsel) varoluşları övmem; “ançaḳya kevgeli” azıcık gevşetmek için.

2 biçim · 2 eser
ançaḳyalıġ sıfat 1

Azıcık bir şeyi olan; “ançaḳyalıġsız” hiçbir şeyi olmayan, hiçlik (Çince 無所有): “ança-ḳy-a-lıġ mu tarġarur” azıcık bir şeyle mi giderir; “ançaḳyalıġsız … ḳuruġ üze özke …

2 biçim · 2 eser
ançan zarf 2

“ançan ançan” azar azar, adım adım, sırayla: “ançan ançan kéŋürü” azar azar genişleyerek; “ançan ançan tanuḳlayur” adım adım tanıklık eder (gerçekleştirir); “ḳoḍu birgü…

2 biçim · 4 eser
ançulayu zarf 31

Öyle, aynı biçimde, bunun gibi: “ançulayu yme ḳarımaḳ iglemek” aynı biçimde yaşlanmak, hastalanmak da; “ançulayu erür meniŋ eşidmişim” şöyledir benim işittiğim; “ançula…

4 biçim · 9 eser
and isim 1

Ant, yemin: “iḍiŋ tuta and” Rabbin adına ant olsun; “and key birürler” ant ve söz verirler; “bu and tutġuçı” bu yemini tutan; “andlarıŋız” yeminleriniz, antlaştıklarınız.

13 biçim · 7 eser
andaça zarf 1

Öylece, onun gibi; “andaça … mundaça” şöyle … böyle: “andaça ol mundaça ol tėmeklig adırtlar üze” ‘şöyledir, böyledir’ diyen ayrımlarla.

1 biçim · 1 eser
andaġ sıfat 139

Öyle, o türlü, böyle: “andaġ ermez” öyle değil; “andaġ erser” öyle ise; “sen aymış bu söz barça andaġ turur” söylediğin bu söz tümüyle öyledir; “andaġ süke kim yeter” ö…

5 biçim · 5 eser
andayu 1

Tek tanıklı, anlamı kesinleşmeyen söz: “andayu öd sav tayaḳı tėgüçi iki ujikler üze” … zaman ve söz dayanağı denen iki harfle.

1 biçim · 1 eser
anılayu zarf 18

“anılayu oḳ” hemen, derhal, doğrudan: “az ḳya işig küdüküg anılayu oḳ büdürmezker” küçük bir işi bile hemen bitiremezler; “anılayu oḳ tarġarmaduḳ üçün” derhal gidermedi…

1 biçim · 2 eser
anityadavarg özel ad 2

Udānavarga’nın geçicilik (anitya) bölümü: “yıġmış teg anityadavargta ulatılarıġ udan şlok üze” Anityavarga ve öteki bölümleri udāna dizeleriyle derlemiş gibi.

2 biçim · 1 eser
antada zarf 2

Ondan, o zamandan; “antada basa” ondan sonra: “antada basa üküş türlüg nom bititdiler” ondan sonra türlü türlü kitaplar yazdırdılar.

4 biçim · 5 eser
antır zamir 3

O, orası (Uygur metinlerinde); “antırtın, antırdın” oradan, ondan: “olar antırdın osup ḳutrulup” onlar oradan kurtulup; “tüş antırtın tuġmışḳa atı bolmış ol” ondan doğa…

3 biçim · 3 eser
antrabavıġ isim 2

(Abh) ara varoluş, ölümle yeniden doğuş arasındaki durum (Sanskritçe antarābhava): “abidarimında uḳıdmış ol antrabavıġ” abhidharmasında ara varoluşu açıklamıştır.

1 biçim · 1 eser
anuşayakoş özel ad 5

Abhidharmakośa’nın eğilimler (anuśaya) bölümü: “anuşayakoşta kėn kėŋürü bölgey adırtlaġay biz” eğilimler bölümünde sonra geniş geniş çözümleyeceğiz; “karmakoşta kėn söz…

2 biçim · 1 eser
anut- fiil 2

Hazırlamak: “bursoŋ ḳuvraġ üçün anutmış aşıġ içgüg” topluluk için hazırlanmış yemeği içeceği; “cewabın anutġıl özüŋke berat” cevabını hazırla, kendine berat (kurtuluş b…

10 biçim · 5 eser
aŋ zarf 2

En (üstünlük bildirir): “aŋ kininte” en sonunda; “aŋ başlaġı” en başı; “aŋ bunḳıta” en başta; “(aŋ) kėn” en son.

1 biçim · 4 eser