(Abhidharma çevirisinde, Sanskritçe jātaka) Buda’nın önceki doğumlarını anlatan öyküler, Budist öğretinin on iki bölümünden biri: “本生 çadaka çadikıġ” (Çince “önceki doğ…
Abhidharma (Shogaito) sözlüğü
2.120 madde başı; sıklıklar ve bağlamlar yalnız bu eserden.
22 madde · “ç” harfi (ḳ/q k ile, ġ g ile, ḍ d ile, ė e ile birlikte)
(Abhidharma çevirisinde, Sanskritçe catuṣkoṭi) dört köşeli önerme, bir konuyu dört olasılıkla ele alan akıl yürütme; hep “tört padak” ile açıklanır: “öçmekig çadişkodi …
(Budist metinlerde, Sanskritçe śikṣāpada/śīla) ahlak kuralı, dinî buyruk; yemin edilerek üstlenilen perhiz; “çaḫşapat tut-” tutmak, “küzet-” korumak, “sı-” bozmak: “upa…
Ahlak kurallarına bağlı, kurallı; kurallardan oluşan: “arıġ çḫşaputlġ tınlġlar” arı kurallara bağlı canlılar; “çhşaputlug et-özler” kuralları tutan bedenler; “çḫşapt-lı…
(Abhidharma çevirisinde, Sanskritçe cakravāḍa) dünyayı çember gibi kuşattığına inanılan dağ sırası: “ḳaltı tört divip-lar çakiravar taġ sim-lıġ … bolmış teg” tıpkı dört…
(Abhidharma çevirisinde, Sanskritçe carita) davranış, huy, tabiat; canlıların eğilimi: “alḳu tınlġ-lar-nıŋ erklig-ler-i-niŋ çarid-lar-ı-nıŋ” bütün canlıların duyularını…
Çiçek: “tü tü çeçek çergeşür” türlü türlü çiçek sıralanır; “teŋridem hua çeçekler yüzken yaġmur osuglug yaġıdtılar” tanrısal çiçekleri yağmur gibi yağdırdılar; “kim çıḳ…
Çiçekli, çiçek açmış; çoğu kez “ḫualıġ çeçeklig”: “ḫu-a-lıġ çeçek-lig tüş-lüg yėmiş-lig sögüd” çiçekli, meyveli ağaç; “linhua çeçeklig otruġların” lotus çiçekli adacıkl…
Gerçek, doğru; gerçek olan: “tüzülse tadu çın tiriglik bolur” (bu dört unsur) düzenlenirse gerçek hayat olur; “eger çın erse sizler” eğer doğru söyleyenlerdenseniz; “il…
Dikkatle, gerçekten, doğru biçimde (düşünmek, bakmak için): “munı çınġaru saḳınmışıŋızlar kergek” bunu dikkatle düşünmeniz gerekir; “könisinçe çınġaru saḳınıp” doğruca,…
(Abhidharma çevirisinde “çın kėrtü” ikilemesinin bitişik yazımı) gerçek, hakiki; mutlak (gerçeklik): “çınkėrtü yörüglerig” gerçek anlamları; “çınkėrtü körümüg” doğru gö…
(Abhidharma çevirisinde) gerçek anlamda, hakiki olarak; “çınlayu abidarim” gerçek Abhidharma (öğretinin asıl kendisi), karşıtı “yılayu abidarim” mecazi, sözde Abhidharm…
Gerçek olmayan, gerçekliği bulunmayan: “egsük nom-nuŋ töz-i çınsız töz-lüg erür” eksik öğretinin özü gerçek olmayan özdür.
Düğümlenmek, bağlanıp kalmak (?): “yorıḳı maŋıġı çigilip boġulup anılayu oḳ boş taş teg” gidişi, yürüyüşü düğümlenip tıkanıp tıpkı boş taş gibi (kalmış).
(Abhidharma çevirisinde, Çince 長阿含 Chang Ahan) Uzun Sözler Derlemi, Dīrghāgama: “saŋgit ḳılmış ço’aġam-taḳı daşa’udar sudur” derlenmiş Dīrghāgama’daki Daśottara sutrası.
(Abhidharma çevirisinde, Sanskritçe codaka) itiraz eden, soru yönelten; “çodakė sözler” itiraz sözleri, karşı sorular: “yöre sözlep çodakė sözler” açıklayarak, itiraz s…
Parıltılı, ihtişamlı; hep “çoġluġ yalınlıġ”: “çoġluġ yalınlıġ ridilar üze körüp küyü küzedü tudzunlar” parıltılı, ihtişamlı doğaüstü güçleriyle gözetip korusunlar; “çoġ…
Batmak, dibe gitmek (suya, çamura, uykuya): “taluy ögüz tegzinçiŋe çomar” okyanusun dibine batar; “basa basa taḳı çomar batarlar” gittikçe daha çok batarlar; “沈没於睡眠 çom…
(Abhidharma çevirisinde) batmak, boğulup gitmek; hep “bad-” ile ikileme: “tınlġlar anda erü erü çomrulur badar” canlılar orada yavaş yavaş batar, boğulur; “et’öz körüm …
(Abhidharma çevirisinde) batılacak, boğulunacak yer; hep “çomrulġuluḳ badġuluḳ” ikilemesiyle, canlıları içine çeken sansara ya da tutkular için: “alḳu tınlġlarnıŋ çomru…
Düğüm, bağ; hep “baġ çuġ” ikilemesiyle (bağlılık, tutkuların bağı): “baġ erser baġ çuġ tėp yörüg’ol” bağ ise bağ-düğüm demektir; “niz-vanılar üklimiş aşılmış üçün anı ü…
(Abhidharma çevirisinde) Çince bir dilbilgisi teriminin çeviriyazısının parçası; sekiz durum ekini (vibhakti) anlatan yerde: “munı yene var çün şė tėgme sekiz türlüg vi…