İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Derlem sözlüğü · eser sözlüğü

Tanımlanmamış ögdi parçası (AO) sözlüğü

240 madde başı; sıklıklar ve bağlamlar yalnız bu eserden.

Tanımlar hakkında. Tanımlar başka bir sözlükten alınmamıştır: her madde için derlemdeki bağlamlar okunarak özgün olarak yazılmıştır (yazar: Claude, yapay zekâ; editör denetimi sürüyor). Şimdiye dek 2.552 maddenin tanımı yazıldı. Madde başları çekim eklerinden arındırılmış biçimlerdir; çekimli biçimler madde sayfasında ayrıca listelenir.

25 madde · “b” harfi (ḳ/q k ile, ġ g ile, ḍ d ile, ė e ile birlikte)

baçaġ isim 1

Oruç; (Budist ve Maniheist metinlerde) belli günlerde tutulan perhiz ve yemin günü: “arıġ baçaġ” temiz oruç; “bir kün bir tün tüzedgülüg baçag” bir gün bir gece tutulac…

4 biçim · 5 eser
baġdaş isim 1

Bağdaş: “baġdaşınu olurur” bağdaş kurup oturur; “yarım baġdaşınmaḳın oluru” yarım bağdaş kurarak oturup; (KB, huzurda oturma adabında) “yana baġdaş ilme, yanın yatmaġıl…

3 biçim · 3 eser
baḫşı isim 2

Öğretmen, hoca, üstat; (Budist metinlerde) öğreti ustası, şastra yazarı: “esdiramati baḫşı yaradmış erür” Sthiramati hocanın yazdığıdır; “şasdirakarė vasubandu baḫşı” ş…

35 biçim · 5 eser
beg isim 1

Bey, soylu, yönetici: “türük begler bodun, bunı eşidiŋ” Türk beyleri, halkı, bunu işitin; “begli bodunlıġ yoŋaşurtuḳin üçün” beylerle halkı birbirine düşürdüğün için; “…

41 biçim · 20 eser
bek sıfat 1

Sağlam, sıkı, berk: “bek ḳatıġ köŋüllüg” sağlam, katı gönüllü; “kértgünç köŋülümüz bek qatıġ bolzun” inanç gönlümüz sağlam olsun; “kentü köŋülüŋin bek tutġıl” gönlünü s…

9 biçim · 10 eser
belgür- fiil 1

Görünmek, belirmek, ortaya çıkmak: “yıpar kizlese sen yıḍı belgürer” miski saklasan kokusu belli olur; “kayu üdün burkan yėrtinçüde belgürser” ne zaman Buda dünyada bel…

26 biçim · 10 eser
bil- fiil 1

Bilmek, tanımak: “ol emgektin tartdaçı erür tėp bilip” onu acıdan kurtaran diye bilip; “bilmez uḳmaz” bilmez, anlamaz; “taŋrı bilgen köŋüllerdekini” Tanrı gönüllerdekin…

134 biçim · 23 eser

Anlamı kesinleşmeyen söz (bir süs, işaret taşıyan?): “esri torḳu bildürüglüg” alacalı ipekli bir işaretli (?).

1 biçim · 1 eser
bir sayı 1

Bir: “bir kırk yaşayur erti” otuz bir yaşındaydı; “bir tegzinç” bir bölüm; “bir yılḳa beş yolı” bir yılda beş kez.

23 biçim · 21 eser
birle edat 3

İle, birlikte: “bayat atı birle sözüg başladım” söze Tanrı’nın adıyla başladım; “ölüŋler öwkeŋiz birle” öfkenizle ölün; “tirek yidleg birle elgimizni kavşurup” direk ve…

2 biçim · 20 eser
birök bağlaç 1

Eğer, şayet (çoğunlukla “… erser” ile): “birök ḳız tileser yme körkle ḳız keltürür” eğer kız isterse güzel bir kız da getirir; “birök bu tuşuşmaḳ atlġ ırḳ kelser” eğer …

7 biçim · 10 eser
bitit- fiil 1

Yazdırmak: “bėŋgü taş toḳıtdım, bititdim” ebedî taş yontturdum, yazdırdım; “türük bilge ḳaġan ėliŋe bititdim” Türk Bilge Kağan’ın ülkesi için yazdırdım; “kayu erser bir…

11 biçim · 8 eser
bodistv isim 6

Bodisatva: aydınlanmayı hak ettiği hâlde canlıları kurtarmak için dünyada kalan, Buda olmaya aday kutsal varlık: “ayaġḳa tegimlig tözün maytrı bodisavat” saygıdeğer soy…

40 biçim · 9 eser
boḍ isim 1

Boy, beden, gövde: “ḳaġıl teg köni boḍ egildi” ok gibi dimdik boy eğildi; “boḍum erdi oḳ teg” boyum ok gibiydi; “ayı boḍ uzun bolsa” boy pek uzun olursa; “ḳız bodı anıŋ…

9 biçim · 8 eser
bol- fiil 6

Olmak; var olmak, meydana gelmek: “bir ök bol tidi, boldı ḳolmış ḳamuġ” ‘ol’ dedi, dilediği her şey oldu; “türk bodun yoḳ bolmazun tėyin, bodun bolçun tėyin” Türk halkı…

204 biçim · 26 eser
bosat isim 1

(Sanskritçe uposatha) Budist oruç ve arınma günü: “aġır uluġ bosat baçaġ kün üze” büyük, saygıdeğer uposatha oruç gününde.

1 biçim · 1 eser
bölük isim 1

Bölüm, kısım: “ne üçün yindem sözlep uġuşlar bölüki tėp” neden yalnızca ‘âlemler bölümü’ diye söyleyip; “iki ygrmi bölük nom” on iki bölüm öğreti; “bėş yigirminç bölüg”…

16 biçim · 6 eser
bu zamir 6

Bu (işaret zamiri ve sıfatı): “bu kün” bugün; “bu muntag bėş çöbik” bu böyle beş kötülük; “bularda birisi biriŋe yaġı” bunlardan biri öbürüne düşman; “bularıġ yime eḍgü…

29 biçim · 22 eser
bud isim 1

(Sanskritçe) Buda: “namo bud, namo darm, namo saŋ” Buda’ya, öğretiye, topluluğa saygı; “buda burḫan tėptėmiş erser” ‘buda’ Burhan demek ise; “bud ködürme tınlıġlar burḳ…

3 biçim · 4 eser
bul- fiil 1

Bulmak: “yaġlıg kamıç bulupan yalgayu tirilmiş” yağlı kepçe bulup yalayarak yaşamış; “ür oġul köseser bultuŋ” oğul istersen buldun; “yaraġ bulup” fırsat bulup; “ne eḍgü…

115 biçim · 20 eser
buldur- fiil 1

Buldurmak, eriştirmek: “yalŋuḳlı tŋrilite ulatı buldurur nirvanıġ” insanları, tanrıları nirvanaya eriştirir; “yėg adruḳ tüşüg buldurġalı” üstün sonuca eriştirmek için; …

6 biçim · 3 eser
burḫan isim 7

Buda; aydınlanmış olan: “tŋri tŋrisi burḫan yarlıḳamış” tanrılar tanrısı Buda buyurdu; “burḫanıġ ögüp nomuġ ögüp” Buda’yı, öğretiyi övüp; “burkan kutın bultı” Budalığa …

48 biçim · 16 eser
bursaŋ isim 1

(Budist) rahipler topluluğu, cemaat (saṃgha; çoğunlukla “bursaŋ ḳuvraġ”): “kamag bursaŋ kuvragdın iki toyın” bütün rahip topluluğundan iki rahip; “burḳan … bursaŋ ḳuvra…

4 biçim · 6 eser
buyan isim 3

(Budist) sevap, erdem (puṇya): “üküş türlüg buyan edgü kılınç kılmış” çeşit çeşit sevap, iyi iş işlemiş; “ḳutı buyanı yoq erip” kutsallığı, sevabı olmayıp; “bo ögmiş bu…

22 biçim · 8 eser
bütür- fiil 2

Tamamlamak, bitirmek, yerine getirmek: “biliglig kerek keḍ bütürse işig” işi iyice tamamlayacaksa bilgili gerek; “orunç yig ḳılur ol bütürmiş işig” (?) tamamlanmış işi …

14 biçim · 4 eser