İyilikli, hayırlı, erdemli; yararlı: “kim muntag edgülüg maytrı bodisavatag körgeli küsemeser” kim böyle iyilik dolu Maitreya bodisatvayı görmek istemezse; “emgekligler…
Tanımlanmamış ögdi parçası (AO) sözlüğü
240 madde başı; sıklıklar ve bağlamlar yalnız bu eserden.
13 madde · “e” harfi (ḳ/q k ile, ġ g ile, ḍ d ile, ė e ile birlikte)
Acı, ıstırap, sıkıntı: “sini ḳoldı tün kün bu emgek bile” gece gündüz bu sıkıntıyla seni diledi; “yıl ay tutġunı boldum emgek bile” yıllarca sıkıntıyla tutsak oldum; “b…
Olmak, var olmak; bulunmak: “ne ersedin ermez seniŋ birlikiŋ” senin birliğin hiçbir şeyden değildir; “öz yaş kentü ürlüksüz meŋüsüz erür” ömür kendiliğinden kalıcı deği…
Mücevher, değerli taş: “altun kümüş erdni monçuḳ satıġsız erdniler tilegeli” altın, gümüş, mücevher, inci, paha biçilmez değerli taşlar aramak için; “arıġ süzük yruġ ya…
Güçlü, kudretli, egemen; (Tanrı için) Kadir: “ay erklig uġan meŋü muŋsuz bayat” ey güçlü, kadir, ebedî, muhtaç olmayan Tanrı; “nėme körklüg erklig ol” ne güzel koruyucu…
Pek, çok, son derece: “ertiŋü üküş edgü ḳılınç ḳazġanç ḳazġanur” pek çok iyi iş, sevap kazanır; “ertiŋü uluġ törün alı bertim” çok büyük törenle alıp verdim; “ed tavar …
Anlamı kesinleşmeyen söz (Altun Yaruk kolofonu): “eşdep yükünçi birle arıġ uz bitidip” … yükünçle arı, güzel yazdırıp.
İşitmek, duymak: “ol sabıġ ėşidip tün udısıḳım kelmedi” o sözü işitince gece uykum gelmedi; “anı eşidip virutaḳ ėlig beg … yarlıg yarlıḳadı” bunu işitince kral Virūḍhak…
Beden, vücut (et ‘et’ + öz ‘öz, can’): “muna ertimlig et-özümüz ertip barsar” işte geçici bedenimiz geçip gidince; “bolmaz et-özke ölmek meger taŋrı yarlıġı birle” Tanr…
İki: “edgüli ayıġlı ėki türlüg ḳılınç” iyi ve kötü iki türlü eylem; “ėki ėrig udşuru sançdı” iki adamı kovalayarak mızrakladı; “inim kül tėgin birle eki şad birle” küçü…
İkircimsiz, sarsılmaz, şüphesiz (?): “ėkişiksiz mudurluġ ėrinçkençüçi köŋüllüg alḳu işlerig bütürür” sarsılmaz azimli, merhametli gönüllü, bütün işleri başarır.
Acımak, merhamet etmek: “vasubandu baḫşı ėrinçkemiş üçün” öğretmen Vasubandhu acıdığı için; “amrayu ėrinçkeyü yrlıḳap” sevip acıyarak; “êrinçkemek tsuyurḳamaḳ erser” ac…
Alaca, benekli: “ürüŋ ėsri toġan kuş mėn” beyaz alaca doğan kuşuyum; “yipün öŋlüg esri kusrı suvdaḳı kurġaḳdaḳı çeçekler” mor renkli, alaca … suda ve karada (açan) çiçe…