İç, içeri; karın, gönül: “ay iç taş biligli” ey içi dışı bilen; “taşı teg içi ol içi teg taşı” dışı gibi içi, içi gibi dışıdır; “körü barsa erdi içim taşlarım” içimi dı…
Tanımlanmamış ögdi parçası (AO) sözlüğü
240 madde başı; sıklıklar ve bağlamlar yalnız bu eserden.
9 madde · “i” harfi (ḳ/q k ile, ġ g ile, ḍ d ile, ė e ile birlikte)
İçeri almak; boyun eğdirmek, tâbi kılmak: “içgertim” (halkı) tâbi kıldım; “içgerip yana yorıdım” (onları) boyun eğdirip yine yürüdüm; “ḳız birişip klin içgerip” kız ver…
(Başa) takınmak, takılmak (?): “amita-aba burḳanıġ töpüte ildinür” Amitābha Budayı başının tepesine takınır.
Hükümdar, kral (KB’de hükümdar Küntogdı’nın adı yerine de geçer): “ilig aydı uḳtum men emdi sözüŋ” hükümdar dedi: sözünü şimdi anladım; “ilig köz ḳulaḳ tuttı ilde ḳamuġ…
İlk, birinci, önceki; “aŋ ilki / eŋ ėlki” en önce: “aŋ ilki ḳop ḳamaġ tınlaġlaraġ adırtsız köŋlin edgü ögliçe saḳınur” ilk önce bütün canlıları ayrım gözetmeyen gönülle…
(Çince 音) ses; yalnız Avalokiteśvara’nın Çince adında, “ḳuanşi im (pusar)” (Guanshiyin, ‘dünyanın sesini duyan’): “tavġaçça ḳuanşi im tėtir” Çincede Guanshiyin denir; “…
İndirmek (Kur’an çevirisinde çoğu kez vahiy, kitap indirmek): “bitig indürdümiz anı saŋa” kitabı sana indirdik; “indürdi sizke kökdin suw” size gökten su indirdi; “taŋr…
İş, eylem, uğraş: “bilig bil uḳuş uḳ işiŋ ötrü ḳıl” bilgi edin, akıl edin, işini ondan sonra yap; “vezir işi barça saḳışlar bolur” vezirin işi hep hesaplardır; “işim ti…
(Abhidharma çevirisinde) İśvara, dünyayı yaratan saydığı tanrı: “ezruz tŋri işvarė tŋrite ulatılar” Brahmā, İśvara vb. tanrılar; “barça işvarė tŋriniŋ aŋa bilge bilig b…