Bağlamak: “kuzgunug ıgaçka bamiş” kuzgunu ağaca bağlamış; “katıgtı ba, edgüti ba” sıkıca bağla, iyice bağla; “atıġ ıḳa bayur ertimiz” atları ağaçlara bağlardık; “baġ üz…
Irk Bitig sözlüğü
497 madde başı; sıklıklar ve bağlamlar yalnız bu eserden.
44 madde · “b” harfi (ḳ/q k ile, ġ g ile, ḍ d ile, ė e ile birlikte)
(Irk Bitig’de, bir hayvanın niteliği sayılırken) anlamı kesinleşmeyen söz: “egni neteg? edgü ol. bagışı neteg? bar ol” sırtı nasıl? iyidir. bağı (?) nasıl? vardır.
Var, mevcut: “til asġı telim bar, yası ma üküş” dilin yararı çoktur, zararı da çok; “ol ėki kişi bar erser” o iki kişi var oldukça; “birök antaġ edgü öglisi bar erip” e…
Gitmek; bir yere varmak, ulaşmak: “anta kėrü barıp” oradan geri gidip; “yaġru barıp, üküş kişi ölt(ü)g” yaklaşıp çok kişi öldün; “teŋri yėrinte barġu yolug aç” tanrı yu…
Pars, kaplan: “esnegen bars men, ḳamuş ara başım” esneyen parsım, başım sazlık arasında; “bars irbiz böri ulatı ḳadır yavlaḳ keyikler” kaplan, pars, kurt gibi azgın, kö…
Baş, kafa: “başım kesmesüni keseyin tilim” başımı kesmesin diye dilimi keseyim; “til arslan turur … başıŋnı yiyür” dil aslandır, başını yer; “başları üze” başlarının üs…
Başlı, başı olan: “başlıġıg yüküntürmiş, tizligig sökürmiş” başlıya baş eğdirmiş, dizliye diz çöktürmüş; “altun başlıg yılan men” altın başlı yılanım; “sü başlıġ bolur”…
Zengin, varlıklı: “çıġań bodunug bay ḳıltım” yoksul halkı zengin kıldım; “bay bar ertim, aġılım on” zengin idim, ağılım (hazinem) çoktu; “bay yeme bar, yoḳ çıġay yeme b…
Süslemek, nakışlamak, resmetmek: “ürüŋ topraḳ toḳısar, bedizeser burkan körkin” beyaz toprak döverse, Buda tasvirini nakışlarsa; “bedizettim, bediztim” nakışlattım, süs…
Büyük, ulu, yüce: “beḍük yılan” büyük yılan; “bay bedük kişiler” zengin, ulu kişiler; “ulug bedük sögüt” büyük ağaç; “ḳırlar ediz bedük” tepeler yüksek, büyük; “biligli…
Bey, soylu, yönetici: “türük begler bodun, bunı eşidiŋ” Türk beyleri, halkı, bunu işitin; “begli bodunlıġ yoŋaşurtuḳin üçün” beylerle halkı birbirine düşürdüğün için; “…
(Kadın için) kocalı, evli: “kntü özüŋ beglig er taplaġıl” koca olacak adamı kendin seç; “öz-üm ök beglig taplaġai-mn” kocamı kendim seçeceğim; “ḳaçan beglig bolsalar” e…
Beylik; hükümdarlık, yönetim: “beglik urı oġlıŋ ḳul boltı” beylik (soylu) erkek evladın kul oldu; “bilig bolsa beglik ḳılur” bilgisi olursa beylik eder; “usal beg bütün…
Vermek: “ıraḳ erser yablaḳ aġı berür, yaġuḳ erser edgü aġı berür” uzakta isen kötü armağan, yakında isen iyi armağan verir; “teŋri ėl berigme teŋri” ülke veren Tanrı; “…
Beş: “bėş pançaḳi toyınlar” (Buda’nın) ilk beş rahibi; “bėş ajun” beş varoluş yolu; “ḫormuzta teŋri bėş teŋri birle” Ormuzd tanrı beş tanrı (ışık öğesi) ile; “bir yılḳa…
Pişmek, olgunlaşmak: “ḳop törlüg ı tarıġ yimiş bışarlar” her türlü bitki, ekin, meyve olgunlaşır; “iwe bışmış aşnı yise ig bolur” aceleyle pişmiş yemeği yerse hasta olu…
Kısrak: “ak bisi kulunlamiş” ak kısrağı yavruladı.
Kesmek, biçmek: “hava boynı biçgil, et özke öçün” hevesin boynunu kes, nefsinden öç al; “çiçek yaslıġ erse biçer men ulı” çiçek zararlı olursa kökünü keserim; “tiken eḍ…
Bilmek, tanımak: “ol emgektin tartdaçı erür tėp bilip” onu acıdan kurtaran diye bilip; “bilmez uḳmaz” bilmez, anlamaz; “taŋrı bilgen köŋüllerdekini” Tanrı gönüllerdekin…
Bir: “bir kırk yaşayur erti” otuz bir yaşındaydı; “bir tegzinç” bir bölüm; “bir yılḳa beş yolı” bir yılda beş kez.
Yazmak: “bitig bitidim” yazıt yazdım; “yolluġ tėgin bitidim” (ben) Yolluğ Tegin yazdım; “bitidim kitabnı mėva‘iz mėsėl” kitabı öğütler ve örneklerle yazdım; “bitise ḳal…
Yazı, yazılı şey; kitap, mektup: “bitip ḳoḍmış atın tirigke bitig” adını dirilere yazılı olarak bırakmış; “nom bitig” dinî kitap, sutra; “ilig me bitisü öz elgin bitig”…
Halk, kavim, ulus: “türük bodun, bunı eşidiŋ” Türk halkı, bunu işitin; “yir basruḳı taġ, boḍun basruḳı beg” yerin ağırlığı dağ, halkın ağırlığı beydir; “begli bodunlıg”…
Olmak; var olmak, meydana gelmek: “bir ök bol tidi, boldı ḳolmış ḳamuġ” ‘ol’ dedi, dilediği her şey oldu; “türk bodun yoḳ bolmazun tėyin, bodun bolçun tėyin” Türk halkı…
Irk Bitig’de geçen, anlamı kesinleşmeyen söz: “ak at karşısın üç bolugta talulapan” ak atın … üç … arasından seçip.
Kaygılı, kederli: “ḳaŋım uluġ ėlig bosuşluġ saḳınçlıġ bolmazun” babam büyük hükümdar kaygılı, düşünceli olmasın; “kişiŋ bosuşluġ ḳadġuluġ turur” insanın kaygılı, tasalı…
Boş, serbest, özgür: “boş azad kişi barça eḍgü ḳulı” özgür, hür kişi iyiliğin kuludur; “üç ḳata oḳısar alḳu boş bolur” üç kez okursa hepsinden kurtulur; “tili boş kişi”…
(Deve) yavrulamak: “ürüŋ iŋeni botulamiş” ak dişi devesi yavruladı.
(Irk Bitig’de) bir kuş niteliği, anlamı kesinleşmeyen söz: “kök boymul toġan kuş men” ben mavi … doğan kuşuyum.
Boz, kır (renk): “boz atıġ binip tegdi” boz ata binip saldırdı; “özlüki boz at erti” kendi atı boz attı; “boz bulıt yorıdı” boz bulut ilerledi.
Kurt: “böri ḳoy bile suwladı ol öḍün” o zaman kurt koyunla birlikte su içti; “ḳaŋım ḳaġan süsi böri teg ermiş” babam kağanın ordusu kurt gibiymiş; “yisün seni âr böri” …
Bu (işaret zamiri ve sıfatı): “bu kün” bugün; “bu muntag bėş çöbik” bu böyle beş kötülük; “bularda birisi biriŋe yaġı” bunlardan biri öbürüne düşman; “bularıġ yime eḍgü…
(Irk Bitig’de) anlamı kesinleşmeyen söz: “altun budlalıg bugralık yaraġay” altın …lı buğralık yarayacak.
Buğra, erkek deve: “tėtir bugra men” (ben) azgın buğrayım; “titir buġrası teg” azgın buğra gibi; “altun budlalıg bugralık yaraġay” altın … buğralığa yarar.
(Irk Bitig’de) anlamı kesinleşmeyen söz; boyunduruk (?): “ėki öküzüg bir bukursıka kölmiş” iki öküzü bir …’ya koşmuş.
Bulmak: “yaġlıg kamıç bulupan yalgayu tirilmiş” yağlı kepçe bulup yalayarak yaşamış; “ür oġul köseser bultuŋ” oğul istersen buldun; “yaraġ bulup” fırsat bulup; “ne eḍgü…
Bulut: “bulıt örüp kök örtüldi” bulut kalkıp gök örtüldü; “ürüŋ bulıtnı indürdimiz” ak bulutu (gölge olarak) indirdik; “bulıt ara kün tugmiş” bulut arasından güneş doğm…
Bulutlu: “teŋri bulıtlıg boltı” gök bulutlu oldu.
Köşe, yön, taraf: “tört buluŋdaḳı bodunug ḳop almış” dört köşedeki halkları hep almış; “öŋdün küntün buluŋda ögrünçlüg yėl yiltirdi” doğu-güney köşesinde sevinçli rüzgâ…
Anlamı kesinleşmeyen söz: “kiçig dintar burua guru” küçük rahip … (?); “edgü tétyük bur an şazınındaqı” iyi denilen … öğretisindeki (?).
Kaygı, keder: “bulıt ara kün tugmiş, busanç ara meŋi kelmiş” bulut arasından güneş doğmuş, keder arasından sevinç gelmiş.
Buzağı: “altun birle … bir buzaġu kewdelig” altından … bir buzağı heykeli; “kuzı buzagu etözi tegşilip” kuzu, buzağı bedeni değişip; “ürüŋ esri erkek buzagu kelürmiş” a…
Buzağılayacak (inek): “ürüŋ esri iŋek buzagulaçı bolmiş” ak alacalı inek buzağılayacak olmuş.
(Irk Bitig’de) anlamı kesinleşmeyen söz: “katıŋa tegi kalmaduk, büükiŋe tegi kodmaduk” katına dek kalmamış, …ne dek bırakmamış.