İyice, güzelce, özenle; tam olarak: “bu sabımin edgüti eşid ḳatıġdı tiŋla” bu sözümü iyice işit, sıkıca dinle; “yelme ḳarġu edgüti urġıl” gözcüleri, karakolları iyice k…
Irk Bitig sözlüğü
497 madde başı; sıklıklar ve bağlamlar yalnız bu eserden.
27 madde · “e” harfi (ḳ/q k ile, ġ g ile, ḍ d ile, ė e ile birlikte)
İyi, güzel, hayırlı; nitelikçe üstün: “edgü bilge kişig edgü alp kişig yorıtmaz ermiş” iyi bilge kişiyi, iyi yiğit kişiyi (iş başına) getirmezmiş; “eḍgü sawıġ tilengil”…
Omuz, sırt: “egin bütgü ton hem ḳarın toḍġu aş” sırtı örten giysi ve karnı doyuran aş; “egin bütti boġzum yime boldı toḳ” sırtım örtüldü, boğazım da doydu; “egin keḍse …
El: “muŋaḍmış yirimde elig tut maŋa” sıkıştığım yerde elimi tut; “ḳalı bolsa elgiŋ boḍunḳa uzun” elin halka uzun (cömert, güçlü) ise; “ḳamuġ eḍgülükke tegürgil elig” he…
Karaca, geyik: “sagır içrė ėlik kėyik kirmiş” … içine karaca girmiş; “elik külmiz oynar çiçekler üze” karaca, … çiçekler üstünde oynar; “ḳaza birle ilnür tuzaḳḳa elik” …
Acı, ıstırap, sıkıntı: “sini ḳoldı tün kün bu emgek bile” gece gündüz bu sıkıntıyla seni diledi; “yıl ay tutġunı boldum emgek bile” yıllarca sıkıntıyla tutsak oldum; “b…
Yanak, yüz; yüzün rengi (KB’de hep “ḳızıl eŋ”, “ḳızġu eŋ”): “örüŋ bolsa ḳırtış ḳızıl ḳızġu eŋ” teni beyaz, yanağı kıpkızıl olsa; “bayutġay sini ol ḳızıl bolġa eŋ” seni …
Er, erkek; adam, kişi: “bilig bilse ötrü yırar erde ig” (insan) bilgi bilirse hastalık ondan uzaklaşır; “ögü bilmez erke ögüt ögretür” akıl bilmeyene öğüt öğretir; “ḳuş…
Olmak, var olmak; bulunmak: “ne ersedin ermez seniŋ birlikiŋ” senin birliğin hiçbir şeyden değildir; “öz yaş kentü ürlüksüz meŋüsüz erür” ömür kendiliğinden kalıcı deği…
Erdemli, hünerli, yetenekli; güçlü: “ḳamuġḳa tusulur kör erdemlig er” erdemli yiğit herkese yarar; “sarandın ḳaçar barça erdemlig er” erdemli kişi cimriden kaçar; “alp …
Erkek: “kim kim ḳılsa eḍgülüklerdin erkekdin ya tişidin” erkek olsun kadın olsun iyi iş yapan; “ayıtmaḳlıḳ erkek turur … cevabı tişi ol” soru erkektir, cevabı dişidir; …
Güçlü, kudretli, egemen; (Tanrı için) Kadir: “ay erklig uġan meŋü muŋsuz bayat” ey güçlü, kadir, ebedî, muhtaç olmayan Tanrı; “nėme körklüg erklig ol” ne güzel koruyucu…
Esen, sağ, sağlıklı; güvende: “sewerin esen tut yaġısın kötür” seveni esen tut, düşmanını kaldır (yok et); “esenin tirilgil üküş yıl yaşa” sağlıkla yaşa, çok yıl yaşa; …
(Rüzgâr) hafif hafif esmek: “keldi esin esneyü” esinti esip geldi; “涼風 esnemekin esneyü” serin yel esintiyle eserek.
Rahvan yürümek, yol almak (?): “ala atlıg yol teŋri mėn yarın kiçė ėşür mėn” alaca atlı yol tanrısıyım, sabah akşam yol alırım (Irk Bitig).
İşitmek, duymak: “ol sabıġ ėşidip tün udısıḳım kelmedi” o sözü işitince gece uykum gelmedi; “anı eşidip virutaḳ ėlig beg … yarlıg yarlıḳadı” bunu işitince kral Virūḍhak…
Ev, konut; yurt: “atın mindi keldi eviŋe turup” atına bindi, kalkıp evine geldi; “ewindin turup çıḳtı” evinden kalkıp çıktı; “tört yıŋaḳtın … ėwleriŋizdin” evlerinizden…
İki: “edgüli ayıġlı ėki türlüg ḳılınç” iyi ve kötü iki türlü eylem; “ėki ėrig udşuru sançdı” iki adamı kovalayarak mızrakladı; “inim kül tėgin birle eki şad birle” küçü…
İkinci; ikinci olarak: “ėkinti süŋüş eŋ ilki ay altı yaŋıḳa” ikinci savaş, ilk ayın altısında; “ekinti ḳoşulgaḳda ediz birle süŋüşdümiz” ikinci olarak Koşulgak’ta Edizl…
İl, devlet, ülke; siyasi birlik ve halkı: “eçim ḳaġan ėli ḳamşaġ boltuḳınta” amcam kağanın ili sarsıldığında; “teŋride bolmış ėl ėtmiş bilge ḳaġan” gökte doğmuş, ili dü…
Götürmek, iletmek; alıp gitmek: “ḳızın ḳoyınta kötürü alıp … sögüt altın ėltü bardı” kızını koynunda kaldırıp … ağacın altına götürdü; “kötürü ėltip ulug tamularda kemi…
Meme: “ıḳi emigi ıḳin ara kuçup” iki memesinin arasında kucaklayıp; “teglük kulun ėrkek yuntta ėmig tileyür” kör tay erkek attan meme ister; “yapıġımız emigimiz örtlüg …
Anlamı kesinleşmeyen fiil (Irk Bitig): “böri aġzı ėmsimiş ėsėn tüükėl bolmiş” kurdun ağzı … (burkulmuş ?); sağ salim olmuş.
(Irk Bitig’de “meŋleyü” ile ikileme) oraya buraya, gelişigüzel (?): “bars kėyik ėŋlėyü mėŋlėyü barmiş” kaplan oraya buraya gitmiş; “ėŋkė mėŋkė barmiş, ėŋin mėŋin bulmiş…
Alaca, benekli: “ürüŋ ėsri toġan kuş mėn” beyaz alaca doğan kuşuyum; “yipün öŋlüg esri kusrı suvdaḳı kurġaḳdaḳı çeçekler” mor renkli, alaca … suda ve karada (açan) çiçe…
Düzenlemek, yapmak, kurmak; (ülkeyi) örgütlemek: “tört buluŋuġ ėtmiş yıġmiş yaymiş basmiş” dört yanı düzenlemiş, toplamış, yaymış, bastırmış; “teŋride bolmış ėl ėtmiş b…
Anlamı kesinleşmeyen söz (Irk Bitig): “çėkik ėtiŋ kutlug bolzun tėr” … düzenin (?) kutlu olsun der.