İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Derlem sözlüğü · eser sözlüğü

Manichaica I-III sözlüğü

717 madde başı; sıklıklar ve bağlamlar yalnız bu eserden.

Tanımlar hakkında. Tanımlar başka bir sözlükten alınmamıştır: her madde için derlemdeki bağlamlar okunarak özgün olarak yazılmıştır (yazar: Claude, yapay zekâ; editör denetimi sürüyor). Şimdiye dek 2.552 maddenin tanımı yazıldı. Madde başları çekim eklerinden arındırılmış biçimlerdir; çekimli biçimler madde sayfasında ayrıca listelenir.

63 madde · “b” harfi (ḳ/q k ile, ġ g ile, ḍ d ile, ė e ile birlikte)

ba- fiil 1

Bağlamak: “kuzgunug ıgaçka bamiş” kuzgunu ağaca bağlamış; “katıgtı ba, edgüti ba” sıkıca bağla, iyice bağla; “atıġ ıḳa bayur ertimiz” atları ağaçlara bağlardık; “baġ üz…

21 biçim · 14 eser
baça isim 1

Kusur, eksiklik (“mün” ile ikileme): “birkiyeig mün baça meniŋ sınımda süŋökümde yme bolmadı erser” bedenimde, kemiğimde tek bir kusur eksik olmadıysa.

1 biçim · 1 eser
baçasız sıfat 1

Kusursuz, eksiksiz (“münsüz” ile): “münsüz baçasız arıg turug etözte turmış kergek” kusursuz, eksiksiz, arı temiz bir bedende durmalı.

1 biçim · 1 eser
baġ isim 2

Bağ, ip; zincir, pranga: “örtlüg temirlig baglar üze yaturur” kızgın demir zincirlerle yatırırlar; “baġda buḳaġuda yatıp” bağda, prangada yatıp; “saḳınç ḳaḍġu baġın yör…

17 biçim · 11 eser
balıg sıfat 1

Yaralı (çoğunlukla “başlıġ” ile: yaralı bereli): “yeklügün söŋüşüp balıġ başlıġ boltı” cinlerle savaşıp yaralı bereli oldu; “balıg başlıg kanlıg yinlig kençkiyesin” yar…

5 biçim · 5 eser
balıḳ isim 2

Kent, şehir: “balıḳ uluşug” kenti ve ülkeyi; “toġu balıḳda süŋüşdümiz” Toğu kentinde savaştık; “şantuŋ balıḳḳa, taloy ügüzke tegmiş yoḳ ermiş” Şantung kentine, denize u…

22 biçim · 17 eser
baltu isim 1

Balta: “ḳayusı çerigde ḳılıç baldu yir” kimi orduda kılıç, balta yer (yaralanır); “ḳılıç baldu birle yaġıġ utġuçı” kılıç ve baltayla düşmanı yenen; “kılıçın süŋü şikti …

5 biçim · 3 eser
bar- fiil 4

Gitmek; bir yere varmak, ulaşmak: “anta kėrü barıp” oradan geri gidip; “yaġru barıp, üküş kişi ölt(ü)g” yaklaşıp çok kişi öldün; “teŋri yėrinte barġu yolug aç” tanrı yu…

87 biçim · 23 eser
bar isim 6

Var, mevcut: “til asġı telim bar, yası ma üküş” dilin yararı çoktur, zararı da çok; “ol ėki kişi bar erser” o iki kişi var oldukça; “birök antaġ edgü öglisi bar erip” e…

14 biçim · 21 eser
barça zamir 7

Hep, hepsi, bütün: “ḳamuġ barça muŋluġ törütülmişi” bütün yaratılmışlar muhtaçtır; “tınlıġlarıġ barça atalarım ol tėp körüp” canlıların hepsini ‘babalarımdır’ diye görü…

7 biçim · 12 eser
barım isim 2

Mal, servet, varlık (çoğunlukla “aġı barım” hazine ve mal): “alku aġı barım iliksiz tutuḳsuz köŋülin buşı bėrdim” bütün malımı mülkümü bağlanmadan, esirgemeden sadaka v…

11 biçim · 11 eser
barımlık isim 1

Hazine, mal deposu: “meŋülüg barımlık agılıkıŋızka” sonsuz hazinenize, mal deponuza.

1 biçim · 1 eser
barḳ isim 1

Ev, yapı; çoğunlukla “ev bark” ev bark, yurt: “evig barkag kodup toyın bolsar” evini barkını bırakıp rahip olursa; “ev barḳdın kesildiler” evlerinden barklarından ayrıl…

23 biçim · 12 eser
baş isim 9

Baş, kafa: “başım kesmesüni keseyin tilim” başımı kesmesin diye dilimi keseyim; “til arslan turur … başıŋnı yiyür” dil aslandır, başını yer; “başları üze” başlarının üs…

43 biçim · 17 eser
bazgan isim 2

Bir demirci aleti; çekiç ya da örs (?) (“ḳısgaç” kıskaç ile): “ḳaltı bazgan ḳısgaç kim kentü ol oḳ temiren etilmiş ol” kendisi demirden yapılmış bazgan ve kıskaç gibi.

1 biçim · 1 eser
beḍük sıfat 1

Büyük, ulu, yüce: “beḍük yılan” büyük yılan; “bay bedük kişiler” zengin, ulu kişiler; “ulug bedük sögüt” büyük ağaç; “ḳırlar ediz bedük” tepeler yüksek, büyük; “biligli…

8 biçim · 10 eser
beg isim 4

Bey, soylu, yönetici: “türük begler bodun, bunı eşidiŋ” Türk beyleri, halkı, bunu işitin; “begli bodunlıġ yoŋaşurtuḳin üçün” beylerle halkı birbirine düşürdüğün için; “…

41 biçim · 20 eser
bek sıfat 1

Sağlam, sıkı, berk: “bek ḳatıġ köŋüllüg” sağlam, katı gönüllü; “kértgünç köŋülümüz bek qatıġ bolzun” inanç gönlümüz sağlam olsun; “kentü köŋülüŋin bek tutġıl” gönlünü s…

9 biçim · 10 eser
belgü isim 1

İşaret, belirti, alamet: “ıḳi kırk kut buyanlıg irü belgüke tükellig” otuz iki kutlu belirtiye sahip; “bosuş ḳadġu belgüsi eŋire turur” kaygı ve tasa belirtisi inler du…

28 biçim · 10 eser
belgülüg sıfat 1

Belli, açık, belirgin: “barıŋ belgülüg sen kün ay teg yaruḳ” varlığın güneş ve ay gibi açıktır; “yıl ay öḍ bitise küni belgülüg” yıl, ay, vakit yazılsa günü bellidir; “…

11 biçim · 10 eser
belgürt- fiil 3

Göstermek, açığa çıkarmak, belirtmek: “kün ay teŋri körkin belgürtüp” güneş ve ay tanrısının görünüşünü gösterip; “çintamani erdini tutar élig belgürttüŋüz” dilek taşın…

17 biçim · 5 eser
beliŋle- fiil 1

Ürkmek, irkilmek, korkuyla sıçramak: “beliŋlep oḍundı kötürdi başın” irkilerek uyandı, başını kaldırdı; “ürkmiş beliŋlemiş osuġluġ” ürkmüş, irkilmiş gibi; “ötrü beliŋle…

4 biçim · 3 eser
bere isim 1

Bir uzunluk ölçüsü, fersah (Sanskritçe yojana karşılığı): “yarım bere kėŋ yarım bere teriŋ” yarım fersah geniş, yarım fersah derin; “yėtmiş bere uluġ tapn atlıg tamu” y…

2 biçim · 3 eser
berü edat 4

-den beri: “tümen yılda berü tul erdim” on bin yıldan beri dul idim; “yėr teŋri törümişte berü” yer gök yaratıldığından beri; “eŋ ilki sansız tümen ajunta berü” ilk say…

2 biçim · 10 eser
bėr- fiil 13

Vermek: “ıraḳ erser yablaḳ aġı berür, yaġuḳ erser edgü aġı berür” uzakta isen kötü armağan, yakında isen iyi armağan verir; “teŋri ėl berigme teŋri” ülke veren Tanrı; “…

165 biçim · 22 eser
bėş sayı 11

Beş: “bėş pançaḳi toyınlar” (Buda’nın) ilk beş rahibi; “bėş ajun” beş varoluş yolu; “ḫormuzta teŋri bėş teŋri birle” Ormuzd tanrı beş tanrı (ışık öğesi) ile; “bir yılḳa…

8 biçim · 19 eser
bėşinç sayı 2

Beşinci: “bu bėşinç boşġutsuz arhant” bu beşinci (tür) öğrenimini bitirmiş arhat; “bėşinç ay toḳuz otuzḳa” beşinci ayın yirmi dokuzunda; “bėşinç oŋınta” beşinci sırada;…

5 biçim · 10 eser
bıç- fiil 2

Kesmek, biçmek: “kentü yülügüsi üze boġzın bıçıp” kendi usturasıyla boğazını kesip; “şimnu başın bıçtı” şeytanın başını kesti; “saçın ḳulḳaḳın bıçdı” (yas için) saçını,…

15 biçim · 7 eser
bil- fiil 3

Bilmek, tanımak: “ol emgektin tartdaçı erür tėp bilip” onu acıdan kurtaran diye bilip; “bilmez uḳmaz” bilmez, anlamaz; “taŋrı bilgen köŋüllerdekini” Tanrı gönüllerdekin…

134 biçim · 23 eser
bilge sıfat 7

Bilge, bilgili, akıllı: “biligsiz otın sen ay bilge ḳuta” ey bilge, bilgisizin derdine sen deva ol; “anıŋ ara bir bilge kişi” onların arasında bilge bir kişi; “bilge tu…

20 biçim · 21 eser
bilig isim 8

Bilgi, bilim; akıl: “munu ḳıl taŋuḳı ḳutaḍġu bilig” işte kutlu kılan bilgiyi (kitaba) armağan et; “bilig ma‘dini hėm fazilėt kanı” bilginin madeni, erdemin kaynağı; “bi…

39 biçim · 18 eser
biligsiz sıfat 1

Bilgisiz, cahil: “biligsiz kişi barça iglig bolur” bilgisiz kişi hep hastadır; “bu cahil biligsiz bahasız” bu cahil, bilgisiz, değersiz; “bilgsiz esürse aḍın ne ḳalur” …

15 biçim · 16 eser
bir sayı 13

Bir: “bir kırk yaşayur erti” otuz bir yaşındaydı; “bir tegzinç” bir bölüm; “bir yılḳa beş yolı” bir yılda beş kez.

23 biçim · 21 eser
birkiye sıfat 1

Tek, biricik, tek bir: “yalŋuz birkye özte tuġmış oġul” (anne babanın) kendilerinden doğmuş biricik oğlu; “birkiyeig mün baça” tek bir kusuru, eksiği.

2 biçim · 2 eser
birle edat 5

İle, birlikte: “bayat atı birle sözüg başladım” söze Tanrı’nın adıyla başladım; “ölüŋler öwkeŋiz birle” öfkenizle ölün; “tirek yidleg birle elgimizni kavşurup” direk ve…

2 biçim · 20 eser
birök bağlaç 1

Eğer, şayet (çoğunlukla “… erser” ile): “birök ḳız tileser yme körkle ḳız keltürür” eğer kız isterse güzel bir kız da getirir; “birök bu tuşuşmaḳ atlġ ırḳ kelser” eğer …

7 biçim · 10 eser
biti- fiil 4

Yazmak: “bitig bitidim” yazıt yazdım; “yolluġ tėgin bitidim” (ben) Yolluğ Tegin yazdım; “bitidim kitabnı mėva‘iz mėsėl” kitabı öğütler ve örneklerle yazdım; “bitise ḳal…

30 biçim · 15 eser
bitig isim 2

Yazı, yazılı şey; kitap, mektup: “bitip ḳoḍmış atın tirigke bitig” adını dirilere yazılı olarak bırakmış; “nom bitig” dinî kitap, sutra; “ilig me bitisü öz elgin bitig”…

18 biçim · 14 eser
bitigeçi isim 1

Yazı öğrenen, öğrenci (?): “ḳaltı bitigeçi oglan eŋ ilki üküş emgek körür” yazı öğrenen çocuk gibi, önce çok zahmet görür.

1 biçim · 1 eser
bitil- fiil 3

Yazılmak: “ḳutadmaḳ ögrünçün yme bitilmiş boltı” mutlu sevinçle yazılmış oldu; “alḳu bu ujakın bitilmiş bolur” hepsi bu yazıyla yazılmış olur; “bitilmiş bolur bu ecelke…

4 biçim · 5 eser
biz zamir 4

Biz (birinci çoğul kişi zamiri): “biz aş teg ertimiz” biz aç gibiydik; “ne ogrınta biziŋ begimiz” ne yüzden bizim beyimiz; “ökünür biz” pişman oluruz; “biziŋe yaŋıltuḳi…

19 biçim · 19 eser
boḍun isim 1

Halk, kavim, ulus: “türük bodun, bunı eşidiŋ” Türk halkı, bunu işitin; “yir basruḳı taġ, boḍun basruḳı beg” yerin ağırlığı dağ, halkın ağırlığı beydir; “begli bodunlıg”…

64 biçim · 16 eser
bol- fiil 42

Olmak; var olmak, meydana gelmek: “bir ök bol tidi, boldı ḳolmış ḳamuġ” ‘ol’ dedi, dilediği her şey oldu; “türk bodun yoḳ bolmazun tėyin, bodun bolçun tėyin” Türk halkı…

204 biçim · 26 eser
bolar 1

Anlamı kesinleşmeyen söz: “bitilti şakimun bolarım” yazıldı, Şakimun … (?).

1 biçim · 1 eser
borguçan özel ad 1

(Maniheist metinde) bir kişi adı parçası: “çigil arslan el tirgök alp borguçan alp tarkan beg” Çigil Arslan İl Tirgök Alp Borguçan Alp Tarkan Beg.

1 biçim · 1 eser
boşun- fiil 2

Kurtulmak, bağışlanmak; salıverilmek: “yme yazukda boşunmak bolzun” suçtan da kurtuluş olsun; “baġda buḳaġuda yime ol tınlıġ boşunur” bağda prangada olan canlı da kurtu…

5 biçim · 4 eser
böri isim 2

Kurt: “böri ḳoy bile suwladı ol öḍün” o zaman kurt koyunla birlikte su içti; “ḳaŋım ḳaġan süsi böri teg ermiş” babam kağanın ordusu kurt gibiymiş; “yisün seni âr böri” …

6 biçim · 8 eser
bu zamir 27

Bu (işaret zamiri ve sıfatı): “bu kün” bugün; “bu muntag bėş çöbik” bu böyle beş kötülük; “bularda birisi biriŋe yaġı” bunlardan biri öbürüne düşman; “bularıġ yime eḍgü…

29 biçim · 22 eser
buḳaġu isim 1

Pranga, zincir (çoğunlukla “baġ” ile): “baġda buḳaġuda yatıp” bağda, prangada yatıp; “baġıntın buqaġusıntın boşulzunlar” bağlarından, prangalarından kurtulsunlar; “baġ …

7 biçim · 7 eser
bul- fiil 4

Bulmak: “yaġlıg kamıç bulupan yalgayu tirilmiş” yağlı kepçe bulup yalayarak yaşamış; “ür oġul köseser bultuŋ” oğul istersen buldun; “yaraġ bulup” fırsat bulup; “ne eḍgü…

115 biçim · 20 eser
bulġan- fiil 1

Bulanmak, karışmak; telaşlanmak: “kop kanka bulganmış” tamamen kana bulanmış; “bulġanıp terkişlenip” telaşlanıp acele ederek; “tınlıġlar busanurlar bulġanurlar” canlıla…

6 biçim · 5 eser
bulunç isim 1

Kazanç, elde edilen şey; sonuç (?): “ulug bulunç kılınçka tegdimiz” büyük kazançlı işe eriştik (?); “an(ı)ŋ utlısı etözke ölmek artamak bulunçı ol” onun karşılığı beden…

4 biçim · 3 eser
burḫan isim 9

Buda; aydınlanmış olan: “tŋri tŋrisi burḫan yarlıḳamış” tanrılar tanrısı Buda buyurdu; “burḫanıġ ögüp nomuġ ögüp” Buda’yı, öğretiyi övüp; “burkan kutın bultı” Budalığa …

48 biçim · 16 eser
busuşsuz sıfat 2

Kaygısız, kedersiz: “men busuşsuz ozup ḳutrulup” ben kedersiz, kurtulup; “busuşsuz bolsar ögrünç yme ök bolmasar” kaygısız olursa sevinç de olmazsa; “köŋülümüz turḳaru …

3 biçim · 3 eser
buşı isim 3

(Budist ve Maniheist metinlerde) sadaka, bağış, cömertlik (dāna): “nom buşı bėrür erti” öğreti armağanı veriyordu; “buyanlıg itip buşı bėrser” sevap işleyip sadaka veri…

7 biçim · 7 eser
butarla- fiil 2

Parçalamak, paramparça etmek: “kuzġunlar … buza butarlayu” kuzgunlar kırıp parçalayarak; “karġa kuzġun karaḳuş kelip buza butarlayu etimizni … yėyürler” karga, kuzgun, …

2 biçim · 2 eser
buyan isim 1

(Budist) sevap, erdem (puṇya): “üküş türlüg buyan edgü kılınç kılmış” çeşit çeşit sevap, iyi iş işlemiş; “ḳutı buyanı yoq erip” kutsallığı, sevabı olmayıp; “bo ögmiş bu…

22 biçim · 8 eser
buzagu isim 2

Buzağı: “altun birle … bir buzaġu kewdelig” altından … bir buzağı heykeli; “kuzı buzagu etözi tegşilip” kuzu, buzağı bedeni değişip; “ürüŋ esri erkek buzagu kelürmiş” a…

4 biçim · 4 eser
büdürü zarf 1

(Abhidharma çevirisinde) tümüyle, eksiksiz: “bilge biligig uyur büdürü adḳanġalı” bilgeliği tümüyle kavrayabilir; “umaz büdürü adḳanġalı alḳu türlüglerig” bütün türleri…

2 biçim · 3 eser
bügü sıfat 2

Bilge, bilgin (KB’de çoğunlukla hitap): “ḳılınçıŋ sözüŋ eḍgü tut ay bügü” ey bilge, işini sözünü iyi tut; “yaḳşı aymış bügü bilgi kiŋ” bilgisi geniş bilge güzel söylemi…

7 biçim · 7 eser
bügülen- fiil 2

Doğaüstü güç göstermek, mucize göstermek: “bu üç elig teŋriler … erdemin bügüsin bügülenmekin” bu elli üç tanrının erdemini, bilgeliğini, mucize gösterişini; “bu bitig …

11 biçim · 4 eser
bükün zarf 1

Bugün: “bükün … küsüşüm ḳantı” bugün dileğim yerine geldi; “bökünki künte bo nomluġ oronta” bugünkü günde bu öğreti yerinde; “bükünki bu ḳutluġ künte ökünür men” bugünk…

6 biçim · 6 eser
bütün sıfat 1

Bütün, tam, eksiksiz: “ajun barça bütün” bütün dünya; “bütün ilgü beglik” bütün ülkenin beyliği; “barça etözümüz bütünün katagın turzun” bütün bedenimiz eksiksiz, sağla…

4 biçim · 7 eser