İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Derlem sözlüğü · eser sözlüğü

Manichaica I-III sözlüğü

717 madde başı; sıklıklar ve bağlamlar yalnız bu eserden.

Tanımlar hakkında. Tanımlar başka bir sözlükten alınmamıştır: her madde için derlemdeki bağlamlar okunarak özgün olarak yazılmıştır (yazar: Claude, yapay zekâ; editör denetimi sürüyor). Şimdiye dek 2.552 maddenin tanımı yazıldı. Madde başları çekim eklerinden arındırılmış biçimlerdir; çekimli biçimler madde sayfasında ayrıca listelenir.

23 madde · “i” harfi (ḳ/q k ile, ġ g ile, ḍ d ile, ė e ile birlikte)

iç isim 4

İç, içeri; karın, gönül: “ay iç taş biligli” ey içi dışı bilen; “taşı teg içi ol içi teg taşı” dışı gibi içi, içi gibi dışıdır; “körü barsa erdi içim taşlarım” içimi dı…

23 biçim · 19 eser
iç- fiil 1

İçmek: “bor içme aya borçı boġzı ḳulı” ey şarapçı, boğazının kulu, şarap içme; “bor içse açıldı çıġaylıḳ yolı” şarap içerse yoksulluk yolu açılır; “yėgil hem içgil yaru…

36 biçim · 11 eser
içgü isim 1

İçecek; hep “aş içgü” yiyecek içecek: “körügli ne barmu yigü içgü aş” gözetecek, yiyecek içecek var mı; “kim yėme aş içgü oġurlap yėgüçiler erdi” yiyecek içecek çalıp y…

7 biçim · 8 eser
içre edat 3

İçinde, içre; içeride: “ol olarḳa ḫorluḳ dünya içre” bu onlar için dünyada zillettir; “bolur ḳarşı içre aġıçı işi” hazinedarın işi saray içindedir; “aġız içre aġu saġdı…

2 biçim · 11 eser
içreki sıfat 1

İçerideki; iç halk, bağlı olanlar: “anta içreki bodun ḳop maŋa körür” oradaki (sınırlar içindeki) halkın hepsi bana bağlıdır; “içreki bedizçig ıttı” iç (saray) nakkaşla…

2 biçim · 4 eser
iḍi isim 1

Sahip, iye: “bu ḳuḍret iḍisi uluġ bir bayat” bu kudret sahibi yüce, tek Tanrı; “semiz at aġzı ḳatıg boltı idisi umaz” semiz atın ağzı sertleşti, sahibi (onu) zapt edeme…

43 biçim · 11 eser
igiḍ- fiil 2

Beslemek, büyütmek, yetiştirmek: “törütgen igiḍgen keçürgen iḍim” yaratan, besleyen, bağışlayan Rabbim; “yimi birle igḍür sen sansız özüg” sayısız canı yiyecekle besler…

37 biçim · 13 eser
igle- fiil 1

Hastalanmak: “ölür erdi erse ḳamuġ iglegen” hasta olan herkes ölseydi; “kişi igledimü ölüm ḳoşnısı” insan hastalandı mı ölümün komşusudur; “igledim andın uzaḳ” bundan u…

11 biçim · 7 eser
igsiz sıfat 2

Hastalıksız, sağlıklı: “ig-siz kem-siz bolur” hastalıksız, kusursuz olur; “yüz yılka tegi uzun özin kalın kutın igsiz toġasız” yüz yıla dek uzun ömürlü, kutlu, hastalık…

2 biçim · 5 eser
ikigü sayı 1

İkisi, her ikisi: “ikigü ajunda itiglig işi” iki dünyada da işi düzenli; “ikigün ajunda yaruyur küni” iki dünyada da günü aydınlık olur; “törütti bayat bu ikigün ajun” …

7 biçim · 3 eser
ilgerü zarf 1

İleri, doğuya doğru (yazıtlarda yön bildirir): “ėlgerü kün tuġsıkka birigerü kün ortusıŋaru” ileride (doğuda) gün doğusuna, güneyde gün ortasına doğru; “eçim ḳaġan birl…

4 biçim · 6 eser
ilig isim 1

Hükümdar, kral (KB’de hükümdar Küntogdı’nın adı yerine de geçer): “ilig aydı uḳtum men emdi sözüŋ” hükümdar dedi: sözünü şimdi anladım; “ilig köz ḳulaḳ tuttı ilde ḳamuġ…

22 biçim · 15 eser
ilki sıfat 2

İlk, birinci, önceki; “aŋ ilki / eŋ ėlki” en önce: “aŋ ilki ḳop ḳamaġ tınlaġlaraġ adırtsız köŋlin edgü ögliçe saḳınur” ilk önce bütün canlıları ayrım gözetmeyen gönülle…

9 biçim · 11 eser
inçe zarf 34

Şöyle, böyle; “inçe tėp” şöyle diye; “inçe tėser” şöyle denirse, yani; “inçe ḳaltı” tıpkı şöyle ki: “inçe tėp yarlıġḳadı” şöyle buyurdu; “anı üçün inçe saḳınu etgintimi…

2 biçim · 11 eser
inçip bağlaç 2

Böylece, öylece; öyleyse, o hâlde; (cümle başında) ve, ancak (Budist metinlerde çok sık bağlayıcı): “ḳayu tıldaġın inçip bolur tėp körüp” hangi sebeple böyle olur diye …

1 biçim · 10 eser
irinç sıfat 1

(Budist metinlerde ve KB’de) zavallı, acınacak; (isim) sıkıntı, zahmet: “irinç lġ umuġsz inaġsz bu tınlġlar” zavallı, umutsuz, sığınaksız bu canlılar; “biz-nii teg irin…

11 biçim · 9 eser
iriŋ isim 3

İrin; hep “kan iriŋ”: “yarsınçıg etözinteki kan iriŋ arıgsız yablak teşilti tökülti” iğrenç bedenindeki kan, irin, pislik delinip döküldü; “ölüg yatur iriŋ kan tökülür”…

2 biçim · 2 eser
irülüg sıfat 1

Uğurlu, iyi alametli: “edgü üdke koluka yme irülüg edgü künke yme” iyi vakte, ana ve uğurlu iyi güne de.

1 biçim · 1 eser
isig sıfat 1

Sıcak; (isim) sıcaklık: “isig aşnı örme sen aġzıŋ bile” sıcak yemeği ağzınla üfleme; “çıḳmaŋlar isig içinde” sıcakta (sefere) çıkmayın; “tamuġ otı keḍ isig” cehennem at…

7 biçim · 8 eser
iş isim 4

İş, eylem, uğraş: “bilig bil uḳuş uḳ işiŋ ötrü ḳıl” bilgi edin, akıl edin, işini ondan sonra yap; “vezir işi barça saḳışlar bolur” vezirin işi hep hesaplardır; “işim ti…

54 biçim · 20 eser
işle- fiil 2

İşlemek, yapmak, iş görmek; çoğu kez “iş işle-”: “uḳuş birle işle ḳamuġ iş küḍüg” her işi akılla yap; “iwe işleme iş meger din işi” din işi dışında hiçbir işi aceleyle …

24 biçim · 10 eser
işsiz sıfat 1

İşsiz, boş; işlevsiz, işe yaramaz: “kėnki padak ödrü işsiz bolur erti” sonraki tümce ayrıca işlevsiz olurdu (Abh); “ḳadıġlanmaḳ tavranmaḳ işsiz bolġu kergek” katılaşma,…

1 biçim · 2 eser
işuyazd özel ad 1

(Maniheist metinde) Mar Išō-yazd, bir Maniheist din büyüğü (mahistak): “maŋa aġduḳ ḳarı petkaçi mar işuyazd mahistak” bana … yaşlı yazıcı Mar Išō-yazd mahistak.

1 biçim · 1 eser