İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Derlem sözlüğü · eser sözlüğü

Huastuanift sözlüğü

374 madde başı; sıklıklar ve bağlamlar yalnız bu eserden.

Tanımlar hakkında. Tanımlar başka bir sözlükten alınmamıştır: her madde için derlemdeki bağlamlar okunarak özgün olarak yazılmıştır (yazar: Claude, yapay zekâ; editör denetimi sürüyor). Şimdiye dek 2.552 maddenin tanımı yazıldı. Madde başları çekim eklerinden arındırılmış biçimlerdir; çekimli biçimler madde sayfasında ayrıca listelenir.

27 madde · “a” harfi (ḳ/q k ile, ġ g ile, ḍ d ile, ė e ile birlikte)

a ünlem 2

Seslenme ya da acı, şaşkınlık bildiren ünlem: a!, ey!, ah! (“yekler uluġı a siziŋ ḳızıŋız…”, “… a ölüp bardı”).

1 biçim · 11 eser
adaş isim 1

Arkadaş, dost, yoldaş: “uḳuş ol saŋa eḍgü andlıġ adaş” anlayış sana ant içmiş iyi dosttur; “adaş ḳudaş” dost ve yakın.

7 biçim · 3 eser
adır- fiil 1

Ayırmak, ayırt etmek, seçmek; çoğunlukla “seç-” ile: “aḍırsa öḍürse seçe bilse öz” ayırsa, seçse, ayırt edebilse; “halal hem haram aḍrar erse” helalı haramı ayırırsa; “…

30 biçim · 10 eser
adnaġu isim 1

Başkası, başka kişi, el; “öz” (kendi) karşıtı: “öz etözüŋüzlerke, adnaġuḳa asaġlıġ işke” kendinize ve başkasına yararlı işe; “kin adnaġuġa yolçı yėrçi bolayın” sonra ba…

12 biçim · 7 eser
adrıl- fiil 2

Ayrılmak (bir yerden, bir kişiden): “seniŋdin adrılur men bu kün” bugün senden ayrılıyorum; “ögüŋüztin adrılmışta” annenizden ayrıldığınızda.

27 biçim · 12 eser
adruḳ sıfat 2

Başka, farklı; “adruḳ adruḳ” türlü türlü, çeşit çeşit: “adruḳ adruḳ emgek teginürler” türlü türlü acılar çekerler; “adruḳ adruḳ etüz körtgürüp” türlü türlü beden göster…

13 biçim · 8 eser
adunçsuz sıfat 1

Utanç verici, utanmazca (?) (günah için): “mundaġ bu adunçsuz yazuḳ yazıntımız erser” böyle utanç verici bir günah işlediysek.

1 biçim · 1 eser
aḍaḳ isim 1

Ayak: “teŋriniŋ adaġlarınta töpüsi üze yükünüp” tanrının ayaklarına başını koyarak eğilip; “ėlgin adaḳın” eliyle ayağıyla; “töpöden adaḳnaŋ tıraŋaḳ uçıŋa” tepeden ayak …

30 biçim · 15 eser
aġıt- fiil 1

(Düşman ordusunu) püskürtmek, dağıtmak; (orduyu) harekete geçirmek: “oza kelmiş süsin kül tėgin aġıtıp” saldırıya geçen ordusunu Kül Tigin püskürtüp; “kelgme süsin aġıt…

4 biçim · 5 eser
aġız isim 1

Ağız: “aġızları birle ayurlar” ağızlarıyla söylerler; “aġız aġrıġ igig” ağız ağrısı hastalığı; “ḳızıl aġzı ḳan teg” kırmızı ağzı kan gibi; “aġızlarıntın ört yalın öner”…

20 biçim · 13 eser
al- fiil 2

Almak, ele geçirmek; (bir ülkeyi, halkı) zapt etmek: “süsin sançdı, ėlin altı” ordusunu mızrakladı, ilini aldı; “yılḳısin barımin anta altım” sürüsünü, malını orada ald…

65 biçim · 21 eser
alḳan- fiil 3

Övgü, dua etmek; kutsamak (kendi adına): “edgüti tüketi alḳanmadımız erser” tam ve eksiksiz övgü, dua etmediysek; “alḳanur erken” dua ederken.

5 biçim · 2 eser
alḳış isim 2

Alkış, övgü, hayır dua; “ḳarġış” (beddua) karşıtı: “kişi eḍgü atın kör alḳış bulur, atıḳmış isiz ölse ḳarġış bulur” insan iyi adıyla hayır dua bulur, kötü adla anılan ö…

10 biçim · 8 eser
amranmaḳ isim 2

Sevgi, sevme: “ulug amranmaḳın aġır küsüşün bitidim” büyük sevgiyle, derin istekle yazdım; “bir amranmaḳ ezrua teŋri tamġası” birinci, sevgi: Zurvan tanrının mührü; “ög…

12 biçim · 7 eser
amtı zarf 9

Şimdi, bu anda; artık: “amtı türk yigit erken” şimdi genç iken; “amtı ökünürbiz” şimdi pişmanlık duyuyoruz; “ol amtı anıġ yoḳ” o şimdi (artık) kötü değil; “amtı şasdr y…

10 biçim · 16 eser
ançula- fiil 2

Sunmak, armağan etmek (büyüğe): “bir erdini monçuq ançuladı” bir mücevher inci sundu; “yaraḳlıġdı, ḳaġanḳa ançuladı” zırhlıyı (yakalayıp) kağana sundu; “nom küsüşlüg üç…

4 biçim · 3 eser
antada zarf 2

Ondan, o zamandan; “antada basa” ondan sonra: “antada basa üküş türlüg nom bititdiler” ondan sonra türlü türlü kitaplar yazdırdılar.

4 biçim · 5 eser
ańıg sıfat 1

Kötü; kötülük: “ol amtı ańıġ yoḳ” (orada) artık kötülük yok; “anta ańıġ kişi ança boşġurur ermiş” orada kötü kişiler şöyle öğütlermiş; “edgüli anıġlı iki törlüg” iyi ve…

3 biçim · 4 eser

Ayraçla tamamlanmış tek tanık; Maniheist evren anlatısında bir varlık ya da yer adı: “[ar]ḫon yėr teŋri …”.

1 biçim · 1 eser
arıġ sıfat 11

Temiz, arı, saf: “arıġ topraḳ” temiz toprak; “arıġ ton” temiz giysi; “ay teŋriniŋ arıġ yaruḳı” ayın temiz ışığı; “araġ turug köŋül” arı, duru gönül.

18 biçim · 16 eser
arın- fiil 2

Arınmak, temizlenmek: “eger bolsa sizler cünüb, arınıŋlar” cünüp iseniz temizlenin; “kirikmekig arınmaḳıġ … bildeçi” kirlenmeyi ve arınmayı bilen; “tört törlüg arınmaḳl…

9 biçim · 5 eser
artat- fiil 1

Bozmak, yıkmak, heba etmek: “nelük köŋlüŋi artatur sen özüŋ” gönlünü neden kendin bozuyorsun; “on edgü ḳılınçlıġ yolug artaturlar” on iyi işin yolunu bozarlar; “buzma, …

12 biçim · 6 eser
artuḳ sıfat 1

Fazla, çok, aşırı: “üküş sözde artuḳ asıġ körmedim” çok sözde fazla yarar görmedim; “artuḳ emgek” fazla sıkıntı; “arduḳraḳ kėŋ” daha geniş.

9 biçim · 14 eser
aşa- fiil 1

Yemek, tüketmek: “siŋirgülük aşaġuluḳ” sindirilecek, yenecek; “aşta bögüş urup … aşayurlar” yemekte ölçüyü gözeterek yerler; “tapıġın aşayu” sunulan yiyeceği yiyerek; “…

11 biçim · 6 eser
ay isim 9

Gökteki ay: “yaġız yir yaşıl kök kün ay birle tün” yağız yer, yeşil gök, güneş, ay ve gece; “kün ay teŋri” Güneş ve Ay tanrısı; “kün ai yaruḳın tıda” güneşin ve ayın ış…

25 biçim · 21 eser
azġur- fiil 1

Yoldan çıkarmak, saptırmak: “anıġ ḳılınçlıġ şmnu ögümüzni saḳınçımıznı azġurduḳın” kötü işli şeytanın aklımızı ve düşüncemizi saptırdığını.

1 biçim · 1 eser
azu bağlaç 7

Veya, ya da; “azu … azu” ya … ya: “braman oḳusınta erser azu ... ksatirik oġusınta erser” brahman soyundan olsa ya da kşatriya soyundan olsa; “anıŋ oḳşaġı yoḳ azu meŋze…

3 biçim · 13 eser