İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Derlem sözlüğü · eser sözlüğü

Huastuanift sözlüğü

374 madde başı; sıklıklar ve bağlamlar yalnız bu eserden.

Tanımlar hakkında. Tanımlar başka bir sözlükten alınmamıştır: her madde için derlemdeki bağlamlar okunarak özgün olarak yazılmıştır (yazar: Claude, yapay zekâ; editör denetimi sürüyor). Şimdiye dek 2.552 maddenin tanımı yazıldı. Madde başları çekim eklerinden arındırılmış biçimlerdir; çekimli biçimler madde sayfasında ayrıca listelenir.

35 madde · “b” harfi (ḳ/q k ile, ġ g ile, ḍ d ile, ė e ile birlikte)

ba- fiil 2

Bağlamak: “kuzgunug ıgaçka bamiş” kuzgunu ağaca bağlamış; “katıgtı ba, edgüti ba” sıkıca bağla, iyice bağla; “atıġ ıḳa bayur ertimiz” atları ağaçlara bağlardık; “baġ üz…

21 biçim · 14 eser
baça- fiil 3

Oruç tutmak (“baçaġ baça-”): “arıġ baçaġ baçap teŋrike ançulasıḳ kergek erti” temiz oruç tutup Tanrı’ya sunmak gerekirdi; “baçaġ olurup edgüti nomça törüçe baçamadımız …

2 biçim · 1 eser
baçaġ isim 4

Oruç; (Budist ve Maniheist metinlerde) belli günlerde tutulan perhiz ve yemin günü: “arıġ baçaġ” temiz oruç; “bir kün bir tün tüzedgülüg baçag” bir gün bir gece tutulac…

4 biçim · 5 eser
balıg sıfat 1

Yaralı (çoğunlukla “başlıġ” ile: yaralı bereli): “yeklügün söŋüşüp balıġ başlıġ boltı” cinlerle savaşıp yaralı bereli oldu; “balıg başlıg kanlıg yinlig kençkiyesin” yar…

5 biçim · 5 eser
bar isim 4

Var, mevcut: “til asġı telim bar, yası ma üküş” dilin yararı çoktur, zararı da çok; “ol ėki kişi bar erser” o iki kişi var oldukça; “birök antaġ edgü öglisi bar erip” e…

14 biçim · 21 eser
bar- fiil 12

Gitmek; bir yere varmak, ulaşmak: “anta kėrü barıp” oradan geri gidip; “yaġru barıp, üküş kişi ölt(ü)g” yaklaşıp çok kişi öldün; “teŋri yėrinte barġu yolug aç” tanrı yu…

87 biçim · 23 eser
barım isim 3

Mal, servet, varlık (çoğunlukla “aġı barım” hazine ve mal): “alku aġı barım iliksiz tutuḳsuz köŋülin buşı bėrdim” bütün malımı mülkümü bağlanmadan, esirgemeden sadaka v…

11 biçim · 11 eser
barḳ isim 4

Ev, yapı; çoğunlukla “ev bark” ev bark, yurt: “evig barkag kodup toyın bolsar” evini barkını bırakıp rahip olursa; “ev barḳdın kesildiler” evlerinden barklarından ayrıl…

23 biçim · 12 eser
başlıg sıfat 1

Başlı, başı olan: “başlıġıg yüküntürmiş, tizligig sökürmiş” başlıya baş eğdirmiş, dizliye diz çöktürmüş; “altun başlıg yılan men” altın başlı yılanım; “sü başlıġ bolur”…

8 biçim · 10 eser
beḍük sıfat 1

Büyük, ulu, yüce: “beḍük yılan” büyük yılan; “bay bedük kişiler” zengin, ulu kişiler; “ulug bedük sögüt” büyük ağaç; “ḳırlar ediz bedük” tepeler yüksek, büyük; “biligli…

8 biçim · 10 eser
bėr- fiil 3

Vermek: “ıraḳ erser yablaḳ aġı berür, yaġuḳ erser edgü aġı berür” uzakta isen kötü armağan, yakında isen iyi armağan verir; “teŋri ėl berigme teŋri” ülke veren Tanrı; “…

165 biçim · 22 eser
bėriş- fiil 1

Alışveriş etmek; karşılıklı vermek: “bir edig tavarıg alış bėriş oġrınta” bir malı alıp satarken; “nė ol sizke yari bėrişmezler” neniz var ki birbirinize yardım etmiyor…

5 biçim · 4 eser
bėş sayı 14

Beş: “bėş pançaḳi toyınlar” (Buda’nın) ilk beş rahibi; “bėş ajun” beş varoluş yolu; “ḫormuzta teŋri bėş teŋri birle” Ormuzd tanrı beş tanrı (ışık öğesi) ile; “bir yılḳa…

8 biçim · 19 eser
bırımçı isim 1

Borçlu: “ötegçi bırımçı biz” biz borcunu ödemesi gereken borçlularız; “alımçı arslan, birimçi sıçgan” alacaklı aslan, borçlu sıçan.

2 biçim · 2 eser
bil- fiil 9

Bilmek, tanımak: “ol emgektin tartdaçı erür tėp bilip” onu acıdan kurtaran diye bilip; “bilmez uḳmaz” bilmez, anlamaz; “taŋrı bilgen köŋüllerdekini” Tanrı gönüllerdekin…

134 biçim · 23 eser
bilge sıfat 1

Bilge, bilgili, akıllı: “biligsiz otın sen ay bilge ḳuta” ey bilge, bilgisizin derdine sen deva ol; “anıŋ ara bir bilge kişi” onların arasında bilge bir kişi; “bilge tu…

20 biçim · 21 eser
bilig isim 6

Bilgi, bilim; akıl: “munu ḳıl taŋuḳı ḳutaḍġu bilig” işte kutlu kılan bilgiyi (kitaba) armağan et; “bilig ma‘dini hėm fazilėt kanı” bilginin madeni, erdemin kaynağı; “bi…

39 biçim · 18 eser
biligsiz sıfat 1

Bilgisiz, cahil: “biligsiz kişi barça iglig bolur” bilgisiz kişi hep hastadır; “bu cahil biligsiz bahasız” bu cahil, bilgisiz, değersiz; “bilgsiz esürse aḍın ne ḳalur” …

15 biçim · 16 eser
bilin- fiil 1

(Suçunu) kabul etmek, itiraf etmek (“ökün-” ile): “ökünü bilinü kşanti ḳılu teginür men” pişman olup suçumu kabul ederek bağışlanma dilerim.

8 biçim · 7 eser
bir sayı 11

Bir: “bir kırk yaşayur erti” otuz bir yaşındaydı; “bir tegzinç” bir bölüm; “bir yılḳa beş yolı” bir yılda beş kez.

23 biçim · 21 eser
birle edat 2

İle, birlikte: “bayat atı birle sözüg başladım” söze Tanrı’nın adıyla başladım; “ölüŋler öwkeŋiz birle” öfkenizle ölün; “tirek yidleg birle elgimizni kavşurup” direk ve…

2 biçim · 20 eser
biz zamir 17

Biz (birinci çoğul kişi zamiri): “biz aş teg ertimiz” biz aç gibiydik; “ne ogrınta biziŋ begimiz” ne yüzden bizim beyimiz; “ökünür biz” pişman oluruz; “biziŋe yaŋıltuḳi…

19 biçim · 19 eser
bol- fiil 7

Olmak; var olmak, meydana gelmek: “bir ök bol tidi, boldı ḳolmış ḳamuġ” ‘ol’ dedi, dilediği her şey oldu; “türk bodun yoḳ bolmazun tėyin, bodun bolçun tėyin” Türk halkı…

204 biçim · 26 eser
borluḳ isim 1

Bağ, üzüm bağı (çoğunlukla “baġ” ile): “yėrin suvın baġın borluḳın” yerini suyunu, bahçesini bağını; “tarıglag yėrin kalınlıḳların borluḳların” tarlalarını, … bağlarını…

4 biçim · 3 eser
boş sıfat 11

Boş, serbest, özgür: “boş azad kişi barça eḍgü ḳulı” özgür, hür kişi iyiliğin kuludur; “üç ḳata oḳısar alḳu boş bolur” üç kez okursa hepsinden kurtulur; “tili boş kişi”…

8 biçim · 11 eser
boşu- fiil 5

Çözmek, salıvermek; (suçu) bağışlamak: “yazuġumın boşuyu bėrzün” suçumu bağışlasın; “tsuyumta yazuḳumta boşuyu bėrzün” beni günahımdan, suçumdan kurtarsın; “bėş teŋrig …

8 biçim · 6 eser
boşun- fiil 3

Kurtulmak, bağışlanmak; salıverilmek: “yme yazukda boşunmak bolzun” suçtan da kurtuluş olsun; “baġda buḳaġuda yime ol tınlıġ boşunur” bağda prangada olan canlı da kurtu…

5 biçim · 4 eser

Parçalı bağlamda anlamı kesinleşmeyen söz: “burḫanlarḳa ınantımız tayantımız, niyoşak botlumuz”.

1 biçim · 1 eser
boz sıfat 1

Boz, kır (renk): “boz atıġ binip tegdi” boz ata binip saldırdı; “özlüki boz at erti” kendi atı boz attı; “boz bulıt yorıdı” boz bulut ilerledi.

2 biçim · 9 eser
bozul- fiil 1

Bozulmak, kırılmak: “teŋri tamġası bozultı erser” tanrı mührü bozulduysa; “artamaḳsız bozulmaḳsız ed tavar” bozulmayan, çürümeyen mal.

2 biçim · 2 eser
bölük isim 1

Bölüm, kısım: “ne üçün yindem sözlep uġuşlar bölüki tėp” neden yalnızca ‘âlemler bölümü’ diye söyleyip; “iki ygrmi bölük nom” on iki bölüm öğreti; “bėş yigirminç bölüg”…

16 biçim · 6 eser
bu zamir 2

Bu (işaret zamiri ve sıfatı): “bu kün” bugün; “bu muntag bėş çöbik” bu böyle beş kötülük; “bularda birisi biriŋe yaġı” bunlardan biri öbürüne düşman; “bularıġ yime eḍgü…

29 biçim · 22 eser
bul- fiil 3

Bulmak: “yaġlıg kamıç bulupan yalgayu tirilmiş” yağlı kepçe bulup yalayarak yaşamış; “ür oġul köseser bultuŋ” oğul istersen buldun; “yaraġ bulup” fırsat bulup; “ne eḍgü…

115 biçim · 20 eser
burḫan isim 7

Buda; aydınlanmış olan: “tŋri tŋrisi burḫan yarlıḳamış” tanrılar tanrısı Buda buyurdu; “burḫanıġ ögüp nomuġ ögüp” Buda’yı, öğretiyi övüp; “burkan kutın bultı” Budalığa …

48 biçim · 16 eser
buu 2

Anlamı kesinleşmeyen söz: “buu siksil ḳundaçılar” (?); “yeklerig barslarıg buu altızmış” şeytanları, kaplanları … yola getirmiş (?).

1 biçim · 3 eser