İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Derlem sözlüğü · eser sözlüğü

Huastuanift sözlüğü

374 madde başı; sıklıklar ve bağlamlar yalnız bu eserden.

Tanımlar hakkında. Tanımlar başka bir sözlükten alınmamıştır: her madde için derlemdeki bağlamlar okunarak özgün olarak yazılmıştır (yazar: Claude, yapay zekâ; editör denetimi sürüyor). Şimdiye dek 2.552 maddenin tanımı yazıldı. Madde başları çekim eklerinden arındırılmış biçimlerdir; çekimli biçimler madde sayfasında ayrıca listelenir.

20 madde · “e” harfi (ḳ/q k ile, ġ g ile, ḍ d ile, ė e ile birlikte)

eçi isim 1

Ağabey; amca, babanın büyük kardeşi (yazıtlarda Kapgan Kağan için): “eçim ḳaġan ėli ḳamşaġ boltuḳınta” amcam kağanın ili sarsıldığında; “eçim ḳaġan birle ėlgerü yaşıl ü…

12 biçim · 5 eser
edgüti zarf 4

İyice, güzelce, özenle; tam olarak: “bu sabımin edgüti eşid ḳatıġdı tiŋla” bu sözümü iyice işit, sıkıca dinle; “yelme ḳarġu edgüti urġıl” gözcüleri, karakolları iyice k…

3 biçim · 7 eser
eḍgü sıfat 2

İyi, güzel, hayırlı; nitelikçe üstün: “edgü bilge kişig edgü alp kişig yorıtmaz ermiş” iyi bilge kişiyi, iyi yiğit kişiyi (iş başına) getirmezmiş; “eḍgü sawıġ tilengil”…

55 biçim · 21 eser
egsü- fiil 1

Eksilmek, azalmak: “ev barḳ içinte ada tuda ḳor yas egsümez” ev bark içinde tehlike, zarar eksik olmaz; “burḫanlar uruġı üzülmez ḳılça egsümez” Budaların soyu kesilmez,…

3 biçim · 3 eser
egsüklüg sıfat 2

Eksikli, kusurlu (Maniheist tövbe duasında): “teŋrim egsüklüg yazuḳluġ biz” tanrım, kusurlu, günahlıyız.

1 biçim · 1 eser
eksük sıfat 1

Eksik, noksan: “bir kılıçın tümenke bir eksük kişi … ölürdi” bir kılıçla on binden bir eksik insanı öldürdü; “yüz ygrmi yılta eksük yaşasalar” yüz yirmi yıldan az yaşar…

1 biçim · 3 eser
elig isim 3

El: “muŋaḍmış yirimde elig tut maŋa” sıkıştığım yerde elimi tut; “ḳalı bolsa elgiŋ boḍunḳa uzun” elin halka uzun (cömert, güçlü) ise; “ḳamuġ eḍgülükke tegürgil elig” he…

47 biçim · 16 eser
emget- fiil 2

Acı çektirmek, eziyet etmek, sıkıntı vermek: “mini emgetür til iḍi ök telim” dil sahibi beni çok eziyet ettirir; “emgettiler kelmezde aşnu bizke” sen gelmeden önce de b…

19 biçim · 10 eser
er- fiil 59

Olmak, var olmak; bulunmak: “ne ersedin ermez seniŋ birlikiŋ” senin birliğin hiçbir şeyden değildir; “öz yaş kentü ürlüksüz meŋüsüz erür” ömür kendiliğinden kalıcı deği…

121 biçim · 26 eser
erklig sıfat 2

Güçlü, kudretli, egemen; (Tanrı için) Kadir: “ay erklig uġan meŋü muŋsuz bayat” ey güçlü, kadir, ebedî, muhtaç olmayan Tanrı; “nėme körklüg erklig ol” ne güzel koruyucu…

20 biçim · 16 eser
erksiz sıfat 2

Güçsüz, iradesiz, elinde olmayan; çaresiz: “özelü barır men öz erksiz bolup” elimde olmadan çaresiz gidiyorum; “bu ḳul kendü erksiz tapuġçı bolur” bu kul kendi iradesi …

2 biçim · 3 eser
ermegür- fiil 3

Tembellik etmek, gevşek davranmak, ihmal etmek: “ḳorḳmatın ermegürüp edgüti tüketi alḳanmadımız erser” korkmadan, gevşek davranıp iyice tamamen arınmadıysak; “arınıp er…

4 biçim · 3 eser
eşit- fiil 2

İşitmek, duymak: “ol sabıġ ėşidip tün udısıḳım kelmedi” o sözü işitince gece uykum gelmedi; “anı eşidip virutaḳ ėlig beg … yarlıg yarlıḳadı” bunu işitince kral Virūḍhak…

123 biçim · 21 eser
et’öz isim 1

Beden, vücut (et ‘et’ + öz ‘öz, can’): “muna ertimlig et-özümüz ertip barsar” işte geçici bedenimiz geçip gidince; “bolmaz et-özke ölmek meger taŋrı yarlıġı birle” Tanr…

72 biçim · 13 eser
ev isim 5

Ev, konut; yurt: “atın mindi keldi eviŋe turup” atına bindi, kalkıp evine geldi; “ewindin turup çıḳtı” evinden kalkıp çıktı; “tört yıŋaḳtın … ėwleriŋizdin” evlerinizden…

68 biçim · 18 eser

Evli, ev sahibi (kadın) (?): “adınaġu oŋ ḳurıġlıġ evinlig uzun-tonluġḳa yaztım erser” başkasının … evli kadınıyla günah işlediysem.

1 biçim · 1 eser
ezrua özel ad 4

Ezrua, Brahmā (Maniheist metinlerde Zurvan, en yüce tanrı): “ezrua hormuzta vişnu maheşvari tört maharaçlar” Brahmā, Hürmüz (Śakra), Viṣṇu, Maheśvara, dört büyük kral; …

2 biçim · 7 eser
ėki sayı 3

İki: “edgüli ayıġlı ėki türlüg ḳılınç” iyi ve kötü iki türlü eylem; “ėki ėrig udşuru sançdı” iki adamı kovalayarak mızrakladı; “inim kül tėgin birle eki şad birle” küçü…

5 biçim · 17 eser
ėkinti sayı 2

İkinci; ikinci olarak: “ėkinti süŋüş eŋ ilki ay altı yaŋıḳa” ikinci savaş, ilk ayın altısında; “ekinti ḳoşulgaḳda ediz birle süŋüşdümiz” ikinci olarak Koşulgak’ta Edizl…

7 biçim · 10 eser
ėt- fiil 1

Düzenlemek, yapmak, kurmak; (ülkeyi) örgütlemek: “tört buluŋuġ ėtmiş yıġmiş yaymiş basmiş” dört yanı düzenlemiş, toplamış, yaymış, bastırmış; “teŋride bolmış ėl ėtmiş b…

72 biçim · 19 eser