İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Derlem sözlüğü · eser sözlüğü

Uigurica I-IV sözlüğü

1.634 madde başı; sıklıklar ve bağlamlar yalnız bu eserden.

Tanımlar hakkında. Tanımlar başka bir sözlükten alınmamıştır: her madde için derlemdeki bağlamlar okunarak özgün olarak yazılmıştır (yazar: Claude, yapay zekâ; editör denetimi sürüyor). Şimdiye dek 2.552 maddenin tanımı yazıldı. Madde başları çekim eklerinden arındırılmış biçimlerdir; çekimli biçimler madde sayfasında ayrıca listelenir.

61 madde · “e” harfi (ḳ/q k ile, ġ g ile, ḍ d ile, ė e ile birlikte)

ed isim 5

Mal, eşya, varlık; hep “ed tavar” ikilemesiyle: “ed tavar kentü artayur buzulur” mal mülk kendiliğinden bozulur, yok olur; “ed tavar tileser bultuŋ” mal istersen buldun…

19 biçim · 11 eser
edgülüg sıfat 2

İyilikli, hayırlı, erdemli; yararlı: “kim muntag edgülüg maytrı bodisavatag körgeli küsemeser” kim böyle iyilik dolu Maitreya bodisatvayı görmek istemezse; “emgekligler…

2 biçim · 8 eser
eḍgü sıfat 28

İyi, güzel, hayırlı; nitelikçe üstün: “edgü bilge kişig edgü alp kişig yorıtmaz ermiş” iyi bilge kişiyi, iyi yiğit kişiyi (iş başına) getirmezmiş; “eḍgü sawıġ tilengil”…

55 biçim · 21 eser
eḍiz sıfat 3

Yüksek, yüce: “ay sırḳa yaḳın ay köŋülke eḍiz” ey sırra yakın, gönülden yüce olan; “édiz taġ édiz sögüt teriŋ yar” yüksek dağ, yüksek ağaç, derin uçurum; “azu ėdiz taġt…

9 biçim · 10 eser
eg- fiil 1

Eğmek, bükmek; çoğu kez “boyun eg-”, “baş eg-” boyun eğmek, itaat etmek: “yaġıları eştip boyun egdiler” düşmanları işitip boyun eğdiler; “maŋa kim boyun egse arzu bulur…

10 biçim · 3 eser
egsüt- fiil 1

Eksiltmek, eksik bırakmak, ihmal etmek: “edgü ḳılınç yaratınmaḳın egsütme” iyi iş yapmayı eksik bırakma; “ölüm künketegi atayu tapayın uduġın egsütmeser” ölüm gününe de…

2 biçim · 3 eser
ek- fiil 1

(Tohum) ekmek: “negü ekse yirke yana ol önür” insan yere ne ekerse o biter; “uruġ eḍgü ekse öner eḍgülük” iyi tohum ekerse iyilik biter; “uruġ isiz ekse isiz ök önür” k…

3 biçim · 2 eser
ekin isim 1

İki, ikisi; hep “ekin ara” ikisi arasında (Orhon yazıtlarında): “kök teŋri asra yaġız yėr ḳılıntuḳda ekin ara kişi oglı ḳılınmış” üstte mavi gök, altta yağız yer yaratı…

4 biçim · 8 eser
elig isim 3

El: “muŋaḍmış yirimde elig tut maŋa” sıkıştığım yerde elimi tut; “ḳalı bolsa elgiŋ boḍunḳa uzun” elin halka uzun (cömert, güçlü) ise; “ḳamuġ eḍgülükke tegürgil elig” he…

47 biçim · 16 eser
emdi zarf 14

Şimdi, artık; (söze başlarken) işte, öyleyse: “anı ög sen emdi sewinçin tile” sen şimdi onu öv, sevinçle dile; “muŋar meŋzetü keldi emdi bu söz” şimdi buna benzer söz g…

3 biçim · 6 eser
emged- fiil 1

Acı çektirmek, sıkıntıya sokmak, eziyet etmek: “küŋ ḳul ḳılıp uçuz yinik tutup emgedip irintürdüm erser” köle cariye edip hor görüp eziyet ederek kederlendirdiysem; “te…

6 biçim · 3 eser
emgek isim 11

Acı, ıstırap, sıkıntı: “sini ḳoldı tün kün bu emgek bile” gece gündüz bu sıkıntıyla seni diledi; “yıl ay tutġunı boldum emgek bile” yıllarca sıkıntıyla tutsak oldum; “b…

34 biçim · 17 eser
emgeklig sıfat 3

Acılı, ıstıraplı, sıkıntı çeken: “emgeklig yüzin iye taya badari braman inçe tėp tėdi” Brahman Bādari acılı yüzünü eğip şöyle dedi; “muntaġ emgeklig yolda tüşmiş tururl…

9 biçim · 9 eser
emgen- fiil 1

Acı çekmek, sıkıntıya katlanmak; çile çekmek: “altı yıl tapavan berkte duşkaraçar emgek emgenmişin” altı yıl çile ormanında ağır çile çekmiş olarak; “ertiŋü emgek emgen…

13 biçim · 8 eser
emget- fiil 1

Acı çektirmek, eziyet etmek, sıkıntı vermek: “mini emgetür til iḍi ök telim” dil sahibi beni çok eziyet ettirir; “emgettiler kelmezde aşnu bizke” sen gelmeden önce de b…

19 biçim · 10 eser
emgetgüçi isim 1

Eziyet eden, işkenceci: “tınlġlaraġ ḳınaġuçı emgetgüçi boltum erser” canlılara işkence eden, eziyet eden olduysam; “küçsüz küsünsüz tınlıglar emgetgüçiler” güçsüz canlı…

2 biçim · 2 eser

Anlamı kesinleşmeyen söz; Avalokiteśvara’nın göründüğü biçimler sayılırken yüce varlık adı olarak: “birök uluġ emrençler atlġlar körkin ḳutrulġu tınlġlar erser” eğer ul…

1 biçim · 2 eser

Anlamı kesinleşmeyen söz (U II, kırık bağlam; koruyucu tanrı sıfatları arasında).

1 biçim · 1 eser
eŋim 1

Anlamı kesinleşmeyen terim; hep “üç eŋim sansar” (üç katlı ya da üç âlemli sansara ?): “tutyaġ yme munta üç engim sansardaḳı nızvanılar oġrınta tört türlüg adrılurlar” …

2 biçim · 3 eser
epe 1

Bir kişi adının parçası (U II, bağış duası): “atam bai epe çaŋşi-ḳa” babam Bay Epe Çangşi’ye.

1 biçim · 1 eser
er isim 7

Er, erkek; adam, kişi: “bilig bilse ötrü yırar erde ig” (insan) bilgi bilirse hastalık ondan uzaklaşır; “ögü bilmez erke ögüt ögretür” akıl bilmeyene öğüt öğretir; “ḳuş…

14 biçim · 21 eser
er- fiil 153

Olmak, var olmak; bulunmak: “ne ersedin ermez seniŋ birlikiŋ” senin birliğin hiçbir şeyden değildir; “öz yaş kentü ürlüksüz meŋüsüz erür” ömür kendiliğinden kalıcı deği…

121 biçim · 26 eser
erdem isim 1

Erdem, fazilet; hüner, yetenek, kişisel değer: “aŋar birdi erdem bilig ög uḳuġ” ona erdem, bilgi, akıl, anlayış verdi; “bu erdem bile er tilek arzu yir” insan bu erdeml…

28 biçim · 12 eser
erdemlig sıfat 1

Erdemli, hünerli, yetenekli; güçlü: “ḳamuġḳa tusulur kör erdemlig er” erdemli yiğit herkese yarar; “sarandın ḳaçar barça erdemlig er” erdemli kişi cimriden kaçar; “alp …

4 biçim · 9 eser
erdini isim 8

Mücevher, değerli taş: “altun kümüş erdni monçuḳ satıġsız erdniler tilegeli” altın, gümüş, mücevher, inci, paha biçilmez değerli taşlar aramak için; “arıġ süzük yruġ ya…

24 biçim · 11 eser
erdinilig sıfat 3

Mücevherli, mücevherle süslü: “vayturi erdinilig kent tamınıŋ” lacivert taşından mücevherli şehir surunun; “erdinilig siŋekliki tegre tegzinürler” mücevherli sineklikle…

4 biçim · 5 eser
erig isim 2

Öğüt; hep “öt erig”: “üküş eḍgü yarlıġ tümen öt erig” pek çok iyi buyruk, binlerce öğüt; “teginmek öt erig tıltaġınta” öğütle eğitme sebebiyle.

10 biçim · 9 eser
erinç edat 4

Herhalde, muhakkak, belki (tahmin ve kesinlik bildirir): “bilge ermiş erinç alp ermiş erinç” (kağanlar) bilgeymiş herhalde, yiğitmiş herhalde; “teŋri ança tėmiş erinç” …

2 biçim · 10 eser
erk isim 1

Güç, erk, yetki, iradi egemenlik; çoğu kez “erk türk”: “bar erse yazuḳum ḳına erk saŋa” suçum varsa cezalandırmak sana kalmış; “dyan saḳınçlar üze erk tarta umaz” medit…

10 biçim · 8 eser
erkek isim 1

Erkek: “kim kim ḳılsa eḍgülüklerdin erkekdin ya tişidin” erkek olsun kadın olsun iyi iş yapan; “ayıtmaḳlıḳ erkek turur … cevabı tişi ol” soru erkektir, cevabı dişidir; …

11 biçim · 8 eser
erki edat 5

Soru ve şüphe edatı: acaba, ki: “negü ḳıldım erki elig men saŋa” sana ne yaptım ki; “ḳayu ta‘at erki uḳumaz munı” hangi ibadet acaba, bunu anlayamaz; “ne ayıg kılınç kü…

2 biçim · 8 eser
erklig sıfat 8

Güçlü, kudretli, egemen; (Tanrı için) Kadir: “ay erklig uġan meŋü muŋsuz bayat” ey güçlü, kadir, ebedî, muhtaç olmayan Tanrı; “nėme körklüg erklig ol” ne güzel koruyucu…

20 biçim · 16 eser

(Budist metinlerde “kişili kişi ermezli” ikilemesiyle) insan olmayan varlıklar (Sanskritçe amanuṣya): “kişili kişi ermezli körkin ḳurtulġu” insan ve insan olmayanların …

2 biçim · 3 eser
ert- fiil 4

Geçmek, öteye geçmek; aşmak: “ögüz ertgeli oġratıŋ” ırmağı geçmeye niyetlendin; “anı ertdimiz yėnçü ügüzüg keçe” onu geçtik, İnci ırmağını aşarak; “yıraḳ barmış … ada e…

28 biçim · 12 eser
ertimlig sıfat 1

Gelip geçici, kalıcı olmayan, fani: “yükünç ertimlig turur” (dünya) geçicidir; “muna ertimlig et-özümüz ertip barsar” işte geçici bedenimiz geçip gidince; “bu biziŋ et’…

2 biçim · 3 eser
ertiŋü zarf 7

Pek, çok, son derece: “ertiŋü üküş edgü ḳılınç ḳazġanç ḳazġanur” pek çok iyi iş, sevap kazanır; “ertiŋü uluġ törün alı bertim” çok büyük törenle alıp verdim; “ed tavar …

5 biçim · 10 eser
erüş sıfat 1

Çok, pek çok; hep “erüş üküş” ikilemesiyle: “erüş üküş bursoŋ kuvrag” pek çok rahip topluluğu; “erüş üküş keyiklerig isig özlerinte öŋi kıltımız” pek çok hayvanı canınd…

1 biçim · 5 eser
esen sıfat 2

Esen, sağ, sağlıklı; güvende: “sewerin esen tut yaġısın kötür” seveni esen tut, düşmanını kaldır (yok et); “esenin tirilgil üküş yıl yaşa” sağlıkla yaşa, çok yıl yaşa; …

6 biçim · 8 eser
eşidil- fiil 2

İşitilmek, duyulmak: “on ḳat ḳas oyun yaŋurusı eşidilür” on kat … oyun sesi işitilir; “yėl iyin eşidilür” rüzgârla işitilir; “tünle bir ün esidilti” gece bir ses işitil…

8 biçim · 5 eser
eşit- fiil 13

İşitmek, duymak: “ol sabıġ ėşidip tün udısıḳım kelmedi” o sözü işitince gece uykum gelmedi; “anı eşidip virutaḳ ėlig beg … yarlıg yarlıḳadı” bunu işitince kral Virūḍhak…

123 biçim · 21 eser
eşittür- fiil 2

İşittirmek, duyurmak, haber vermek: “men barıp monı élig begke eşidtüreyin” gidip bunu krala duyurayım; “bu darnınıŋ ünin esidtürser” bu daraninin sesini işittirse; “eg…

11 biçim · 6 eser
et isim 6

Et: “kişi ḳılḳı kirtüç etiŋni yigey” insanların huyu gerçekten etini yiyecek (seni çekiştirecek); “teŋizni yėse sizler andın yaş et” denizden taze et yiyesiniz diye; “e…

13 biçim · 8 eser
et’öz isim 15

Beden, vücut (et ‘et’ + öz ‘öz, can’): “muna ertimlig et-özümüz ertip barsar” işte geçici bedenimiz geçip gidince; “bolmaz et-özke ölmek meger taŋrı yarlıġı birle” Tanr…

72 biçim · 13 eser
ev isim 4

Ev, konut; yurt: “atın mindi keldi eviŋe turup” atına bindi, kalkıp evine geldi; “ewindin turup çıḳtı” evinden kalkıp çıktı; “tört yıŋaḳtın … ėwleriŋizdin” evlerinizden…

68 biçim · 18 eser
evrik sıfat 2

Ters, eğri, çarpık (söz için): “evrik sarsıġ sav sözledim erser” ters, kaba söz söylediysem.

1 biçim · 1 eser
evril- fiil 2

Dönmek, çevrilmek; dönüp durmak: “yarattı kör ewren tuçı ewrilür” (Tanrı) gökyüzünü yarattı, o daima döner; “bu ay burcı sertan bu ew ewrilür” ayın burcu Yengeç’tir, bu…

34 biçim · 7 eser
ezrua özel ad 3

Ezrua, Brahmā (Maniheist metinlerde Zurvan, en yüce tanrı): “ezrua hormuzta vişnu maheşvari tört maharaçlar” Brahmā, Hürmüz (Śakra), Viṣṇu, Maheśvara, dört büyük kral; …

2 biçim · 7 eser
ezuk isim 1

(U II’de) “ezuk sögüt” aśoka ağacı: “ezuk sögütnüŋ butıḳı tapa titrü çınḳaru körüp” aśoka ağacının dalına dikkatle bakıp.

1 biçim · 1 eser
ezüg sıfat 1

Yalan, gerçek dışı; “ezüg sav” yalan söz: “ezük yalġan savın sėni sökti” yalan, düzmece sözlerle sana sövdü; “ezük yalġan savın tınlıglarıg örletgüçi” yalan sözlerle ca…

3 biçim · 4 eser
ėki sayı 13

İki: “edgüli ayıġlı ėki türlüg ḳılınç” iyi ve kötü iki türlü eylem; “ėki ėrig udşuru sançdı” iki adamı kovalayarak mızrakladı; “inim kül tėgin birle eki şad birle” küçü…

5 biçim · 17 eser
ėkinti sayı 1

İkinci; ikinci olarak: “ėkinti süŋüş eŋ ilki ay altı yaŋıḳa” ikinci savaş, ilk ayın altısında; “ekinti ḳoşulgaḳda ediz birle süŋüşdümiz” ikinci olarak Koşulgak’ta Edizl…

7 biçim · 10 eser
ėl isim 9

İl, devlet, ülke; siyasi birlik ve halkı: “eçim ḳaġan ėli ḳamşaġ boltuḳınta” amcam kağanın ili sarsıldığında; “teŋride bolmış ėl ėtmiş bilge ḳaġan” gökte doğmuş, ili dü…

51 biçim · 20 eser
ėlçi isim 2

Devlet adamı, yönetici; KB’de ilçi yazımıyla devlet işlerini yürüten bilgili kişi, çoğu kez hitap olarak: “biliglig uḳuşluġ bügü ilçi beg / ikigün ajunda bolur ornı yig…

5 biçim · 4 eser
ėliglig sıfat 1

Elli, … eli olan: “miŋ közlüg miŋ éliglig amduq körgeli erklig aryavlokidéşvar bodistv” bin gözlü, bin elli Avalokiteśvara bodisatva; “vçır ėliglig” elinde vajra olan (…

2 biçim · 3 eser
ėlt- fiil 2

Götürmek, iletmek; alıp gitmek: “ḳızın ḳoyınta kötürü alıp … sögüt altın ėltü bardı” kızını koynunda kaldırıp … ağacın altına götürdü; “kötürü ėltip ulug tamularda kemi…

31 biçim · 12 eser
ės isim 1

Leş, kokmuş hayvan cesedi (DLT): “üs es körüp yügsek ḳalıḳ ḳodı çoḳar” akbaba leşi görünce yüksek gökten aşağı dalar; “tawar körüp üsleyü eske çoḳar” malı görünce akbab…

4 biçim · 2 eser
ėsi- fiil 7

Isınmak, ateşlenmek (hastalık için); “ėsimeklig ig” sıtma, nöbetli ateş: “alḳu ėsimek tüzlüg ig aġrıġlarıġ kiderzün” ateş türünden bütün hastalıkları gidersin; “bir kün…

2 biçim · 1 eser
ėsiz sıfat 1

Kötü, fena, uğursuz; değersiz: “eger tegse olarḳa bir yawuzluḳ ėsiz fal toḳır erdiler” onlara bir kötülük dokunsa uğursuzluk sayarlardı; “soŋ ḳaldı anlarda kiḍin ėsız ……

4 biçim · 4 eser
ėt- fiil 1

Düzenlemek, yapmak, kurmak; (ülkeyi) örgütlemek: “tört buluŋuġ ėtmiş yıġmiş yaymiş basmiş” dört yanı düzenlemiş, toplamış, yaymış, bastırmış; “teŋride bolmış ėl ėtmiş b…

72 biçim · 19 eser
ėtig isim 1

Süs, bezek, takı: “tuttı musa ḳavmi … altun birle ėtiglerindin bir buzaġu” Musa’nın kavmi takılarından bir buzağı edindi; “tükel türlüg etigin bitilmiş boltı” her türlü…

15 biçim · 7 eser
ėyin edat 1

Ardınca, peşi sıra; -e göre, uygun olarak: “teŋriken ėyin anta yorımiş” Tanrı gibi (kağanın) ardınca orada yürümüş; “ḳaltı ėyin yatdaçılar erür” tıpkı ardınca yatanlar …

7 biçim · 8 eser