Hâl, durum: “bu ay toldı halin eşitti ilig” hükümdar Aytoldı’nın hâlini işitti; “negü ḳaḍġu tegdi ne erki ḫalıŋ” ne dert dokundu, hâlin nedir; “negü erki ḫalim ölümde k…
Uigurica I-IV sözlüğü
1.634 madde başı; sıklıklar ve bağlamlar yalnız bu eserden.
19 madde · “h” harfi (ḳ/q k ile, ġ g ile, ḍ d ile, ė e ile birlikte)
Anlamı kesinleşmeyen söz (U II, kötü ruhlar listesi): “ḫalınçu aslıġlar” … yiyenler (artık ?).
Han, hükümdar, kral: “d(a)rmaruçi atlġ ilig ḫan erken” Dharmaruci adlı hükümdar iken; “upaşati ilig ḫannıŋ töpüsinte” Upoṣadha kralın başında; “béş yıŋaqlartaqı luu ḫan…
(U II’de) nerede, hangi yerde (ḳanyu yazımı olmalı): “ḫanyuda törüyür tėp … titrü saġınıp” nerede doğar diye iyice düşünüp.
Hat, yazı, el yazısı: “ḫatı uz belaġat taḳı eḍgürek” yazısı güzel, belagati daha da iyi olmalı; “birisi bitigçi ḫatı belgülüg” biri kâtiptir, yazısı bellidir.
Hata, yanlışlık, suç: “kerekmez müʾminḳa öldürmek müʾminke meger ḫatan” bir müminin bir mümini öldürmesi olmaz, ancak yanlışlıkla (olursa); “kim kim ḳazġansa yazuḳnı ḫa…
Anlamı kesinleşmeyen söz (U II): “turġaru ḫınmaġ ḫatırlanmaġġa tükellig bolup” sürekli … …a erişip.
Hatun, hanım, kraliçe: “taiḫan ḫan kümse ḫatun tŋrim” Taihan Han, Kümse Hatun hazretleri; “tevbe bėrür taŋrı müʾmin erenler üze müʾmin ḫatunlar üze” Tanrı mümin erkekle…
Anlamı kesinleşmeyen söz (U II, ticarette hile sayılırken ölçü araçları arasında): “teŋin tarazukin çıġın tsunin sinŋin ḫavın kürin” terazisini, …, …, …, …ını hilesini.
Bir manastır ya da yer adının parçası (U II): “ḫavḫası vrḫardaġı sınandu salı tegindm” … manastırındaki Sınandu Salı hizmet ettim.
Anlamı kesinleşmeyen söz (U II; ‘kuşatılmak, sarılmak’ anlamı beklenir): “tŋri ḳızlarılıġ tirin ḳuvraġ üze ḫursadılu ḫavsadılu” tanrı kızlarından oluşan topluluğa … kuş…
(U II’de ḳın yazımıyla) kın, kılıf; “ög ḫınta” ana rahminde: “ol oġ anıŋ ög ḫınta toġmaġnıŋ üzlünçüsi erür” bu, onun ana rahminde doğmasının sonudur.
Hürmüz tanrı: Budist metinlerde tanrıların kralı Śakra (Indra), Maniheist metinlerde ilk insan Ohrmazd: “ezrua hormuzta vişnu maheşvari” Brahmā, Śakra, Viṣṇu, Maheśvara…
(Çince 花) çiçek; çoğu kez “hua çeçek”: “teŋridem hua çeçekler yüzken yagmur osuglug yaġıdtılar” tanrısal çiçekleri yağmur gibi yağdırdılar; “ḫua yavışḳu küsi tütsük” çi…
Çiçekli; hep “ḫualıġ çeçeklig”: “ḳaltı ḫualıġ çeçeklig tüşlüg yėmişlig sögüd” tıpkı çiçekli, meyveli ağaç gibi; “ḫualıġ çeçeklig yėrde oinayu ilinçüleyü” çiçekli yerde …
Anlamı kesinleşmeyen fiil biçimi (U II, darani sonunda): “artuġraġ uz arıtdaçı bu darnını ḫudar-mn” (kötü yolları) iyice arıtan bu daraniyi … -rım.
Anlamı kesinleşmeyen fiil biçimi (U II): “et’öz ḫutduġınta yme sukavati atlġ yėrtinçü oġusınta toġmaġı bolur” beden …ında Sukhāvatī adlı dünya soyunda doğar.
Anlamı kesinleşmeyen fiil biçimi (U II, hastalık tasvirinde): “otaçılar üze adırtlanıp tıtmıs ḫutmıs erser yme” hekimlerce ayrılıp bırakılmış, … olsa da.
(U II’de) bir kişi adı (Kutada): “taġı yme ḳutluġ ḳızım ḫutada birle” yine kutlu kızım Kutada ile.