İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Derlem sözlüğü · eser sözlüğü

Uigurica I-IV sözlüğü

1.634 madde başı; sıklıklar ve bağlamlar yalnız bu eserden.

Tanımlar hakkında. Tanımlar başka bir sözlükten alınmamıştır: her madde için derlemdeki bağlamlar okunarak özgün olarak yazılmıştır (yazar: Claude, yapay zekâ; editör denetimi sürüyor). Şimdiye dek 2.552 maddenin tanımı yazıldı. Madde başları çekim eklerinden arındırılmış biçimlerdir; çekimli biçimler madde sayfasında ayrıca listelenir.

31 madde · “i” harfi (ḳ/q k ile, ġ g ile, ḍ d ile, ė e ile birlikte)

iç isim 10

İç, içeri; karın, gönül: “ay iç taş biligli” ey içi dışı bilen; “taşı teg içi ol içi teg taşı” dışı gibi içi, içi gibi dışıdır; “körü barsa erdi içim taşlarım” içimi dı…

23 biçim · 19 eser
iç- fiil 5

İçmek: “bor içme aya borçı boġzı ḳulı” ey şarapçı, boğazının kulu, şarap içme; “bor içse açıldı çıġaylıḳ yolı” şarap içerse yoksulluk yolu açılır; “yėgil hem içgil yaru…

36 biçim · 11 eser
içgek isim 2

Cin, kötü ruh (Sanskritçe rakṣasa karşılığı); hep “yek içgek”: “tolu yavlaḳ yek içgek ėrser kėlip ol kişig ölürgeli” kötü cinler, periler gelip o kişiyi öldürmek isters…

11 biçim · 8 eser
içgü isim 1

İçecek; hep “aş içgü” yiyecek içecek: “körügli ne barmu yigü içgü aş” gözetecek, yiyecek içecek var mı; “kim yėme aş içgü oġurlap yėgüçiler erdi” yiyecek içecek çalıp y…

7 biçim · 8 eser
idig isim 1

Süs, bezek (?): “töpü tartıġta ulatı idig tümekler üze ıyın ıdarip” başa bağlanan süsler gibi bezeklerle … (U II).

1 biçim · 1 eser
ig isim 26

Hastalık, dert: “bilig bilse ötrü yırar erde ig” bilgi bilirse insandan hastalık uzaklaşır; “ig aġrıġ kėtdi” hastalık, ağrı gitti; “teŋ teŋ ig aġrıġ ada tuda kelürür” t…

21 biçim · 10 eser
igiḍ- fiil 3

Beslemek, büyütmek, yetiştirmek: “törütgen igiḍgen keçürgen iḍim” yaratan, besleyen, bağışlayan Rabbim; “yimi birle igḍür sen sansız özüg” sayısız canı yiyecekle besler…

37 biçim · 13 eser
igil isim 2

Halktan kişi, sıradan (dünyevi) insan; “ḳara igil bodun” avam: “ḳara igil bodunıg yoḳ ḳılmadım” avam halkı yok etmedim; “birök igil nomçı törüçi körkin” eğer halktan, ö…

1 biçim · 4 eser
igle- fiil 3

Hastalanmak: “ölür erdi erse ḳamuġ iglegen” hasta olan herkes ölseydi; “kişi igledimü ölüm ḳoşnısı” insan hastalandı mı ölümün komşusudur; “igledim andın uzaḳ” bundan u…

11 biçim · 7 eser
igsiz sıfat 2

Hastalıksız, sağlıklı: “ig-siz kem-siz bolur” hastalıksız, kusursuz olur; “yüz yılka tegi uzun özin kalın kutın igsiz toġasız” yüz yıla dek uzun ömürlü, kutlu, hastalık…

2 biçim · 5 eser
ilig isim 47

Hükümdar, kral (KB’de hükümdar Küntogdı’nın adı yerine de geçer): “ilig aydı uḳtum men emdi sözüŋ” hükümdar dedi: sözünü şimdi anladım; “ilig köz ḳulaḳ tuttı ilde ḳamuġ…

22 biçim · 15 eser
ilinçüle- fiil 2

Eğlenmek, gezinmek, zevk sürmek: “ḫualıġ çeçeklig yėrde oinayu ilinçüleyü olur” çiçekli yerde oynayıp eğlenerek oturur; “üd boltı katunum ilinçülegü yėmişlıḳke” hatunum…

5 biçim · 2 eser
ilki sıfat 8

İlk, birinci, önceki; “aŋ ilki / eŋ ėlki” en önce: “aŋ ilki ḳop ḳamaġ tınlaġlaraġ adırtsız köŋlin edgü ögliçe saḳınur” ilk önce bütün canlıları ayrım gözetmeyen gönülle…

9 biçim · 11 eser
ilkisiz sıfat 1

Başlangıçsız, ezelî; “ilkisiz dabaru / ilkisiztin berü” başlangıcı olmayan zamandan beri: “ilkisiz dabaru ilki ilki azunlarda” başlangıçsız zamandan beri önceki önceki …

2 biçim · 3 eser
iltin- fiil 1

Anlamı kesinleşmeyen fiil (ilt- ‘götürmek’ fiilinden); Mait’te “et-öz” ile: “et-öz iltinmek kergek ermez erdi” bedenle götürülmek (?) gerekmezdi; “et-öz iltingüçiler” b…

3 biçim · 2 eser
im isim 7

(Çince 音) ses; yalnız Avalokiteśvara’nın Çince adında, “ḳuanşi im (pusar)” (Guanshiyin, ‘dünyanın sesini duyan’): “tavġaçça ḳuanşi im tėtir” Çincede Guanshiyin denir; “…

1 biçim · 5 eser
in isim 3

İn, mağara, barınak: “eger bulsalar sıġınġu yer azu inler azu kirgü yer” sığınacak bir yer ya da mağaralar ya da girecek bir delik bulsalar; “ḳayu iki ewlig ḳayu birke …

5 biçim · 11 eser
inç isim 4

Esenlik, huzur, rahat; (sıfat gibi) esen, rahat; “inçke teg-” huzura kavuşmak: “ajun inçke tegdi tüzüldi törü” dünya huzura kavuştu, töre düzene girdi; “inç tirilgil” e…

3 biçim · 8 eser
inçe zarf 37

Şöyle, böyle; “inçe tėp” şöyle diye; “inçe tėser” şöyle denirse, yani; “inçe ḳaltı” tıpkı şöyle ki: “inçe tėp yarlıġḳadı” şöyle buyurdu; “anı üçün inçe saḳınu etgintimi…

2 biçim · 11 eser
inçip bağlaç 21

Böylece, öylece; öyleyse, o hâlde; (cümle başında) ve, ancak (Budist metinlerde çok sık bağlayıcı): “ḳayu tıldaġın inçip bolur tėp körüp” hangi sebeple böyle olur diye …

1 biçim · 10 eser
inçsiret- fiil 2

Huzursuz etmek, rahatını kaçırmak: “bu munçulayu üküş türlüg tınlıġlaraġ inçsiretmek tsui” bunca türlü canlının huzurunu kaçırma günahı (tövbe metninde).

2 biçim · 1 eser
ini isim 1

Küçük erkek kardeş: “anta kisre inisi ḳaġan bolmış erinç” ondan sonra küçük kardeşi kağan olmuş; “inim küül tėgin birle sözleşdimiz” kardeşim Kül Tigin ile konuştuk; “i…

10 biçim · 12 eser
iricati özel ad 1

(U II) insanı çarpan bir kötü ruhun (graha) adı: “osdaraki tutmaġtın iricati tutmaġtın çamika tutmaġtın” Ostāraka’nın, İricati’nin, Çamika’nın çarpmasından.

1 biçim · 1 eser
irinç sıfat 4

(Budist metinlerde ve KB’de) zavallı, acınacak; (isim) sıkıntı, zahmet: “irinç lġ umuġsz inaġsz bu tınlġlar” zavallı, umutsuz, sığınaksız bu canlılar; “biz-nii teg irin…

11 biçim · 9 eser
irinçke- fiil 2

Acımak, merhamet etmek: “mėni irinçkeyü irinçkeyü yarlıġançuçı köŋülin yazuġumın boşuyu bėrzün” bana acıyarak, merhametli gönlüyle günahımı bağışlasın; “ayıġ ḳılınçlıġl…

2 biçim · 3 eser
irinçü isim 3

Günah, suç; çoğu kez Çince tsuy ile ikileme “tsuy irinçü”: “yavlaḳ yek içgeklerde taḳı artuḳraḳ tsuy irinçü ḳıltımız erser” kötü şeytanlara, cinlere daha çok günah işle…

8 biçim · 5 eser
irintür- fiil 2

Zavallı duruma düşürmek, eziyet etmek: “küŋ ḳul ḳılıp uçuz yinik tutup emgedip irintürdüm erser” (onları) köle edip hor tutup acı çektirip zavallı duruma düşürdümse; “t…

4 biçim · 3 eser
is 1

Anlamı kesinleşmeyen söz; geçtiği yerler kırık ya da belirsiz: “yaġuḳ taḳı is bütüdi edgü” (TT, fal) yakında da iş bitti, iyi (iş okunmalı ?); “adı kötrülmis is oḳusluġ…

4 biçim · 4 eser
isig sıfat 9

Sıcak; (isim) sıcaklık: “isig aşnı örme sen aġzıŋ bile” sıcak yemeği ağzınla üfleme; “çıḳmaŋlar isig içinde” sıcakta (sefere) çıkmayın; “tamuġ otı keḍ isig” cehennem at…

7 biçim · 8 eser
iş isim 2

İş, eylem, uğraş: “bilig bil uḳuş uḳ işiŋ ötrü ḳıl” bilgi edin, akıl edin, işini ondan sonra yap; “vezir işi barça saḳışlar bolur” vezirin işi hep hesaplardır; “işim ti…

54 biçim · 20 eser
işle- fiil 2

İşlemek, yapmak, iş görmek; çoğu kez “iş işle-”: “uḳuş birle işle ḳamuġ iş küḍüg” her işi akılla yap; “iwe işleme iş meger din işi” din işi dışında hiçbir işi aceleyle …

24 biçim · 10 eser