İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Derlem sözlüğü · eser sözlüğü

TT I-X sözlüğü

1.142 madde başı; sıklıklar ve bağlamlar yalnız bu eserden.

Tanımlar hakkında. Tanımlar başka bir sözlükten alınmamıştır: her madde için derlemdeki bağlamlar okunarak özgün olarak yazılmıştır (yazar: Claude, yapay zekâ; editör denetimi sürüyor). Şimdiye dek 2.552 maddenin tanımı yazıldı. Madde başları çekim eklerinden arındırılmış biçimlerdir; çekimli biçimler madde sayfasında ayrıca listelenir.

1.142 madde

a ünlem 3

Seslenme ya da acı, şaşkınlık bildiren ünlem: a!, ey!, ah! (“yekler uluġı a siziŋ ḳızıŋız…”, “… a ölüp bardı”).

1 biçim · 11 eser
abam bağlaç 1

Olur ya, şayet, bir gün (-sar koşuluyla birlikte): “abam bir adaḳın sısar…” şayet bir ayağını kırarsa…

1 biçim · 1 eser
aç- fiil 1

(Kapı, kapak, yol) açmak: “teŋri yėriŋerü ḳapaġın açdı” tanrılar yurduna kapısını açtı; “açar ḳut ḳapuġ” mutluluk kapısını açar; “yolug aç” yolu aç.

38 biçim · 14 eser
aç sıfat 1

Aç, karnı boş; tok karşıtı: “aç ne yimes, toḳ ne times” aç neyi yemez, tok neyi söylemez; “toḍurmadım açım toḳum” (yakınlarımın) açını tokunu doyurmadım.

4 biçim · 7 eser
açı- fiil 1

Acımak, sızlamak; acılaşmak (?): “igiŋ aġrıġıŋ açıdı” hastalığın, ağrın acıdı (ya da dindi).

2 biçim · 2 eser
açıġ sıfat 2

Acı (tat); tatlı (süçüg) karşıtı: “süçüg tattıŋ erse açıġḳa…” tatlıyı tattıysan acıya da (hazır ol).

7 biçim · 8 eser
açıl- fiil 2

(Kapı, kapak) açılmak: “asurilar orduları ḳapıġı özin ök açılur” asuraların saray kapısı kendiliğinden açılır; “ḳamuġ eḍgülükke açılsu ḳapuġ” her iyiliğe kapı açılsın.

21 biçim · 10 eser
ad isim 2

Ad, isim; bir şeyin ya da kişinin anıldığı söz: “bu şasdrnıŋ adı boldı abidarmakoş” bu incelemenin adı abidarmakoş oldu; “nedegin adı bolur … tėp” neden … diye adlandır…

18 biçim · 5 eser
ada isim 8

Tehlike, bela, zarar: “bu adatın ozġuluġ yoluŋ közünmez” bu tehlikeden kurtulacak yolun görünmüyor; “bı bıçġu adasıŋa tüşmezünler” kılıç bıçak tehlikesine düşmesinler.

13 biçim · 10 eser
adalıġ sıfat 1

Tehlikeli, zararlı: “adalıġ orunlartın ozġuluḳ” tehlikeli yerlerden kurtulmak için; “emgek tözlüg adalıġ turur” (mal mülk) acı özlüdür, tehlikelidir.

2 biçim · 2 eser
adın sıfat 4

Başka, diğer, öteki: “bar adın orunta sözlep” başka yerde söyleyip; “adın kişilertin tıdıġ bar” başka kişilerden engel var; “aḍın yol” başka yol.

29 biçim · 17 eser
adınçıg sıfat 1

Şaşılası, harika, olağanüstü: “adınçıġ muŋadınçıġ soġançıġ tatıġlıġ nom” harika, şaşılası, hoş ve tatlı öğreti; “adınçıġ alp erdem” olağanüstü güçlü erdem; “aşoḳ atlıġ …

4 biçim · 7 eser
adırt- fiil 1

Ayırmak, ayırt etmek: “ḳaralı örüŋli aḍırttı” karayı ve akı ayırdı; “körüp adırtıp” görüp ayırt edip.

7 biçim · 5 eser
adırt isim 2

Fark, ayrım, ayrılık: “ekintiniŋ adırtı üküş bar” ikisinin arasında çok fark var; “alḳu şiriavaklar birle bolur ḳayu adırtı” şravakalarla ne farkı olur; “ayıġlı sawıŋnı…

13 biçim · 6 eser
adırtla- fiil 1

Ayrıntısıyla incelemek, çözümlemek, ayırt ederek anlamak: “şastrlarıġ adırtlayu uḳtaçı” incelemeleri ayrıntısıyla anlayan; “utġuraḳ bilge biligin adırtlayu uḳar” kesin …

24 biçim · 5 eser
adḳaġ isim 1

(Abh) bilincin tutunduğu nesne, dayanak nesne: “köz biligi adḳaġında adḳansar” göz bilinci nesnesine tutunursa; “adḳaġ atlıġ basudçı” nesne denen koşul; “adḳaġın tuda” …

9 biçim · 3 eser
adḳaġlıġ sıfat 1

(Abh) nesneli, bir nesneye bağlı; nesnesi olan: “öçmekli yollı adḳaġlıġ nizvanılar” sönüş ve yolu nesne edinen tutkular; “adḳaġlıġ tėp yörüg ol” ‘nesneli’ demek (şu) an…

3 biçim · 2 eser
adḳan- fiil 1

(Bir nesneye) yönelip tutunmak, onu kavramak, algılamak (Abh terimi): “alḳu adḳanġularıġ adḳandaçı bilge bilig” bütün nesneleri kavrayan bilgelik; “kėrtülerig adḳanıp” …

27 biçim · 5 eser
adlıġ sıfat 1

Ünlü, adı saygıyla anılan: “ayaġlıġ adlıġ ḳaŋım mani burḫanım” saygın ve ünlü babam Mani Burḫan’ım.

3 biçim · 4 eser
aḍaḳ isim 2

Ayak: “teŋriniŋ adaġlarınta töpüsi üze yükünüp” tanrının ayaklarına başını koyarak eğilip; “ėlgin adaḳın” eliyle ayağıyla; “töpöden adaḳnaŋ tıraŋaḳ uçıŋa” tepeden ayak …

30 biçim · 15 eser

Kırık bir satırda geçen, okunuşu ve anlamı belirsiz söz (“köŋüllii afiakir … körmezler”).

1 biçim · 1 eser
aġ- fiil 2

Yükselmek, yukarı çıkmak: “küniŋe beḍüyür, yoḳaru aġar” (ay) günden güne büyür, yukarı yükselir; “tamudan yoḳaru agdukta” cehennemden yukarı çıktığında; “mihrabḳa aġdıl…

20 biçim · 8 eser
aġılıḳ isim 1

Hazine, hazine evi, ambar: “barımlıḳ aġılıḳıŋızḳa” mal dolu hazinenize; “aġılıḳ kömsülük” hazine ve depo; “aġlıḳımtaḳı ed tavarımın” hazinemdeki malımı.

16 biçim · 8 eser
aġınçsız sıfat 1

Dönmez, sarsılmaz (gönül): “aġınçsız evrilinçsiz bek köŋül öriḍip” dönmeyen, değişmeyen sağlam bir gönül uyandırıp; “aġınçsız köŋül” sarsılmaz gönül.

1 biçim · 2 eser
aġır sıfat 1

Ağır, yükü çok: “zerre aġırınça” zerre ağırlığınca; “yėnikin aġırın bilmek” hafifini ağırını bilmek.

7 biçim · 13 eser
aġız isim 3

Ağız: “aġızları birle ayurlar” ağızlarıyla söylerler; “aġız aġrıġ igig” ağız ağrısı hastalığı; “ḳızıl aġzı ḳan teg” kırmızı ağzı kan gibi; “aġızlarıntın ört yalın öner”…

20 biçim · 13 eser
aġrıġ isim 6

Ağrı, sızı; hastalık; çoğunlukla “ig aġrıġ” ikilemesiyle: “ig aġrıġ kėtdi” hastalık ve ağrı gitti; “ig aġrıġ ada tuda kelürür” hastalık, ağrı, tehlike, engel getirir.

12 biçim · 7 eser
aġruş sıfat 1

Ağırbaşlı, vakur (?): “ol aġır aġruş amil yabaş kişiler” o ağır, ağırbaşlı, uysal, yumuşak kişiler.

1 biçim · 1 eser
aġu isim 1

Ağı, zehir: “aġu ḳıldı emdi maŋa yir aşım” yediğim yemeği bana zehir etti; “aġu türtüp” zehir sürüp; “aġun yilvin” zehirle, büyüyle.

6 biçim · 10 eser
aġuḳ- fiil 1

Zehirlenmek: “aġuḳup ölmegey” zehirlenip ölmez; “aġuḳmış tınlıġlar” zehirlenmiş canlılar.

3 biçim · 4 eser
aġuluġ sıfat 1

Zehirli: “aġuluġ oot” zehirli ateş; “aġuluġ aş” zehirli yemek; “aġuluġ luu” zehirli ejder; “ḳayır yılan böy … ulatı aġuluġ” akrep, yılan, örümcek ve benzeri zehirliler.

2 biçim · 5 eser
aġzan- fiil 1

Ağza alınmak, söylenmek (?): “yıd yıpar teg aġzanmış sawıŋ edikdi” misk gibi söylenmiş sözün iyi (karşılandı).

1 biçim · 1 eser
ajun isim 11

Dünya, âlem; insanların yaşadığı yer: “ajun itgüke açtı uştmaḫ yolı” dünyayı düzenlemek için cennet yolunu açtı; “isiz ajun ḳaldı mu” kötü dünya (geride) mi kaldı; “aju…

28 biçim · 11 eser
aḳ sıfat 1

Ak, beyaz: “aḳ bisi ḳulunlamış” ak kısrak yavruladı; “kerip tutar aḳ torın” ak ağını gerip tutar (bulut).

7 biçim · 11 eser
aḳıt- fiil 1

Akıtmak: “aḳıtsa suwuġ yirde ni’met önür” suyu yere akıtsa nimet biter; “aŋar baḳır yulını aḳıttımız” ona bakır pınarını akıttık; “közde aḳıttı aḳın” gözünden yaş akıttı.

11 biçim · 7 eser
aḳtarıl- fiil 1

Devrilmek, alt üst olmak: “kemi aḳtarılur” gemi devrilir; “aġıp kelir soġıġ suw aḳtarılıp yanturu yorıtı” yükselip gelen soğuk su devrilip geri aktı.

2 biçim · 2 eser
al- fiil 2

Almak, ele geçirmek; (bir ülkeyi, halkı) zapt etmek: “süsin sançdı, ėlin altı” ordusunu mızrakladı, ilini aldı; “yılḳısin barımin anta altım” sürüsünü, malını orada ald…

65 biçim · 21 eser
al isim 3

Hile, düzen, kurnazlık: “olarnıŋ alları” onların düzenleri; “taŋrı … kafirlerniŋ alını” Tanrı kâfirlerin düzenini (boşa çıkarır).

7 biçim · 15 eser
alda- fiil 2

Aldatmak, kandırmak: “aldap yana ḳaçtımız” aldatıp yeniden kaçtık; “allıġ çewişlig kişiler altayu turur” hileci kişiler aldatıp durur; “yaġı yawlaḳ altayur” düşman, köt…

4 biçim · 3 eser
alış- fiil 1

Karşılıklı almak; el tutuşmak: “selam ḳıldı, ötrü alıştı elig” selam verdi, sonra el tutuştular; “kirdiler ewke alşıp elig” el ele tutuşup eve girdiler; “elig alşu tutş…

4 biçim · 3 eser
alḳa- fiil 2

Övmek, alkışlamak, kutsamak; çoğunlukla “ög-” ile: “burḫan ögdi alḳadı” Buda övdü, kutsadı; “kişi körse ögse sini alḳayu” insanlar seni görünce övüp alkışlasa; “alkamış…

7 biçim · 4 eser
alḳat- fiil 1

Kutsatmak, övdürmek; “alḳatmış” kutsanmış, kutlu: “alḳatmış aiḳa, kösençig künke” kutlu aya, özlenen güne; “alḳatmış bėş ḳat teŋri yėrinte” kutlu beş katlı tanrı yurdun…

1 biçim · 2 eser
alḳın- fiil 3

Tükenmek, bitmek, yok olmak: “neçe tirse dünya tüker alḳınur” ne kadar toplanırsa toplansın dünya tükenir, biter; “aġı barım alḳınsar” mal mülk tükenirse; “kişi sözlese…

29 biçim · 15 eser
alḳış isim 1

Alkış, övgü, hayır dua; “ḳarġış” (beddua) karşıtı: “kişi eḍgü atın kör alḳış bulur, atıḳmış isiz ölse ḳarġış bulur” insan iyi adıyla hayır dua bulur, kötü adla anılan ö…

10 biçim · 8 eser
alḳu sıfat 7

Bütün, hep, her: “alḳu tınlıġlar” bütün canlılar; “alḳu nizvanılar” bütün tutkular; “alḳu işlerig bütürür” bütün işleri başarır.

13 biçim · 11 eser
allıġ sıfat 1

Hileli, kurnaz: “allıġ çewişlig kişiler altayu turur” hileci, düzenbaz kişiler aldatıp durur.

1 biçim · 2 eser
alp sıfat 5

Yiğit, kahraman, cesur: “toŋa alp er erdi” Tonga yiğit bir erdi; “edgü alp kişig” iyi, yiğit kişiyi; “ḳaġanı alp ermiş” kağanı yiğitmiş; “alpın erdemin üçün” yiğitliği …

10 biçim · 17 eser
altaġ isim 2

Hile, düzen; beceri; çoğunlukla “al altaġ” ikilemesiyle (çare, düzen; Budist upāya): “ḳop ḳamaġ uzanmaḳ al altaġ bilmiş” bütün ustalık ve çareleri bilmiş; “al altaġ uza…

6 biçim · 4 eser
altı sayı 3

Altı: “altı yıl” altı yıl; “altı yüz” altı yüz; “altı ḳaçıġ” altı duyu organı; “altı paramit” altı mükemmellik; “altı ėrig sançdı” altı eri mızrakladı.

1 biçim · 15 eser
altın isim 2

Alt, aşağı; “üstün” karşıtı: “üstün teŋri, altın yalaŋuḳ” üstte tanrılar, altta insanlar; “eḍiz ‘arşta altın seraḳa tegi” yüce Arş’tan aşağıda toprağa dek; “sögüt altın…

11 biçim · 7 eser
altun isim 3

Altın: “altun kümüş” altın gümüş; “sarıġ altunın, ürüŋ kümüşin” sarı altınını, ak gümüşünü; “altun örgin üze olurupan” altın taht üzerine oturup; “altun birle ėtiglerin…

7 biçim · 15 eser
altunluġ sıfat 1

Altınlı, altından yapılmış: “altunluġ ḳoŋraġular” altın çıngıraklar; “altunluġ ḳaŋlı” altın araba; “altunluġ pariçatr sögüt” altın pariçatr ağacı; “yintem altunluġ taġ …

2 biçim · 3 eser
amarı sıfat 1

Bazı, kimi; çokluk iyelikle “amarıları” bazıları, kimileri: “amarıları inçe tėp tėyürler” kimileri şöyle derler; “amarılar kızartmış temirlig çomaḳların başka toḳışu” k…

20 biçim · 5 eser
amra- fiil 1

Sevmek, candan sevmek, bağlanmak: “maytrı bodisavtka amramaḳın” Maitreya bodhisattvaya olan sevgiyle; “seve amrayu” sevip bağlanarak; “ançulayu amrar ertii siznii” sizi…

14 biçim · 6 eser
amrıḳ- fiil 1

Dinginleşmek, yatışmak (?); “amrıḳmış nirwan” dinginleşmiş nirvana: “amrıḳmış nırwanıġ tapsunlar” dingin nirvanaya ulaşsınlar.

1 biçim · 1 eser
amtı zarf 4

Şimdi, bu anda; artık: “amtı türk yigit erken” şimdi genç iken; “amtı ökünürbiz” şimdi pişmanlık duyuyoruz; “ol amtı anıġ yoḳ” o şimdi (artık) kötü değil; “amtı şasdr y…

10 biçim · 16 eser
amul sıfat 1

Sakin, uysal, yumuşak huylu: “örüg ol amul keḍ serimlig sabur” ağırbaşlı, sakin, çok sabırlı; “inç amul” rahat ve huzurlu; “kelgil amul oynalım” gel, huzur içinde oynay…

4 biçim · 6 eser
amvrdşn isim 4

(Maniheist terim) toplama, derleme (ışık parçacıklarının toplanması); “amvrdşn ḳıl-” toplamak: “amvrdşn ḳılıp yıġınġuġ” toplayıp biriktirmeyi; “amvrdşn ḳıltılar” toplad…

3 biçim · 1 eser
ana isim 1

Ana, anne: “ata ana” ana baba; “atada anada baġırsaḳ bolup” anadan babadan şefkatli olup; “anası ḳarnında” anasının karnında; “ey anam oġlı” ey anamın oğlu (kardeşim); …

27 biçim · 10 eser
ançan zarf 1

“ançan ançan” azar azar, adım adım, sırayla: “ançan ançan kéŋürü” azar azar genişleyerek; “ançan ançan tanuḳlayur” adım adım tanıklık eder (gerçekleştirir); “ḳoḍu birgü…

2 biçim · 4 eser
ançata zarf 1

O zaman, hemen (?): “ançata timin iş …” o zaman hemen (bir) iş …

1 biçim · 1 eser

Kırık satırda geçen, anlamı belirlenemeyen söz.

1 biçim · 1 eser
ançulayu zarf 2

Öyle, aynı biçimde, bunun gibi: “ançulayu yme ḳarımaḳ iglemek” aynı biçimde yaşlanmak, hastalanmak da; “ançulayu erür meniŋ eşidmişim” şöyledir benim işittiğim; “ançula…

4 biçim · 9 eser

Kırık Maniheist metinde geçen, anlamı kesinleşmeyen fiil biçimi (“tolp sansarıġ siziŋe anḳıttırtıŋız”).

1 biçim · 1 eser

Kırık satırda geçen, anlamı kesinleşmeyen söz.

1 biçim · 1 eser
anoşagan özel ad 2

(Maniheist) ölümsüzler yurdu: “anoşagan ortuta toġġu üçün” ölümsüzler yurdunun ortasında doğmak için; “anoşagan ortuta toġtılar” ölümsüzler yurdunun ortasında doğdular.

1 biçim · 1 eser
anun- fiil 3

Hazırlanmak: “ölümke anunġu” ölüme hazırlanmalı; “ölümke anun” ölüme hazırlan; “yerig teŋrig yaratġalı etgeli anuntılar” yeri göğü yaratmaya, düzenlemeye hazırlandılar.

10 biçim · 5 eser
anut- fiil 1

Hazırlamak: “bursoŋ ḳuvraġ üçün anutmış aşıġ içgüg” topluluk için hazırlanmış yemeği içeceği; “cewabın anutġıl özüŋke berat” cevabını hazırla, kendine berat (kurtuluş b…

10 biçim · 5 eser
apa isim 1

Ata, ecdat, büyük ata: “eçüm apam bumın ḳaġan, iştemi ḳaġan” atalarım Bumın Kağan, İstemi Kağan; “eçümüz apamız yamı ḳaġan” atamız Yamı Kağan.

5 biçim · 9 eser
aprap 1

Kırık bağlamda geçen, anlamı kesinleşmeyen biçim.

1 biçim · 1 eser
ara isim 3

Ara; arasında, içinde: “siziŋ ara” aranızda; “kişi ara” insanlar arasında; “ikin ara” ikisi arasında; “ḳuvraġ arasınta” topluluk içinde; “işleriniŋ arasında” işleri ara…

13 biçim · 20 eser
ardat- fiil 1

Bozmak, çürütmek, heba etmek: “işiŋin küçüŋin ardatur” işini, gücünü heba eder; “buzġuluḳ ardatġuluḳ bolmaz sn” (sen) bozulup çürütülecek değilsin.

2 biçim · 2 eser
arhant isim 1

Arhat, ermiş: Budist yolun sonuna varıp tutkulardan kurtulmuş, bir daha doğmayacak olan kişi: “arhant ḳutın bulur” arhatlık mertebesine erer; “şaripudrė arḫant” arhat Ś…

22 biçim · 8 eser
arı- fiil 2

Temizlenmek, arınmak: “bu er ölmeginçe arımaz kiri” bu adamın kiri ölünceye dek arınmaz; “arıġsız arır yumaḳın” kirli yıkanmakla temizlenir; “alḳu ayıġ yavız ajunları a…

11 biçim · 9 eser
arıġ sıfat 5

Temiz, arı, saf: “arıġ topraḳ” temiz toprak; “arıġ ton” temiz giysi; “ay teŋriniŋ arıġ yaruḳı” ayın temiz ışığı; “araġ turug köŋül” arı, duru gönül.

18 biçim · 16 eser

Tek tanıklı söz: “erklig ḳannıŋ yarlıġı arḳulayu turur ewiŋde” güçlü hanın buyruğu evinde … durur.

1 biçim · 1 eser
arta- fiil 1

Bozulmak, çürümek, yozlaşmak: “ed tavar kentü artayur buzulur” mal mülk kendi kendine bozulur, çürür; “yaġuşsa artar öz” (arzu) yaklaşınca öz bozulur; “bu ortu buzulġa,…

21 biçim · 12 eser
artuç isim 1

Ardıç: “artuç sögüt budıḳı yüz türlügin ırġalur” ardıç ağacının dalı yüz türlü sallanır; “ay ewi artuç butaḳ” … ardıç dalı.

3 biçim · 3 eser

Maniheist ilahide geçen, anlamı kesinleşmeyen ad (“alḳu bėş ajunlarnıŋ umuġı aryayışa töz nom …”); ‘yüce İsa’ okunuşu düşünülebilir.

1 biçim · 1 eser
asıġ isim 5

Yarar, fayda, kazanç; “asıġ tusu” yarar ve fayda: “nomḳa ulaġ sapaġ asaġ tusu ḳılmış bolalım” öğretiye sürekli yarar sağlamış olalım; “tınlıġlarḳa asıġ tusu ḳılmaḳı” ca…

31 biçim · 13 eser
asıġlıġ sıfat 2

Yararlı, faydalı: “asıġlıġ tusuluġ ḳılġu üçün” yararlı ve faydalı kılmak için; “asıġlıġ ḳul erse oġulda yaḳın” yararlı köle oğuldan yakındır; “ne neŋ bar bilig teg asıġ…

5 biçim · 7 eser
asra isim 4

Alt, aşağı; “üze … asra” üstte … altta: “üze kök teŋri, asra yaġız yėr ḳılıntuḳda” üstte mavi gök, altta yağız yer yaratıldığında; “üze tuman turdı, asra toz turdı” yuk…

7 biçim · 8 eser
aş- fiil 1

Aşmak, geçmek (dağ, geçit, çöl): “ḳayu art aşar” kimi geçit aşar; “ḳara ḳum aşmış” Kara Kum’u aşmış; “altun yışıġ aşa keltimiz” Altın Yış’ı aşıp geldik; “kögmen aşa ḳır…

19 biçim · 9 eser
aş isim 1

Yemek, aş, yiyecek: “aş içgü” yiyecek içecek; “yėgü aş” yiyecek; “biligligke bilgi tükel ton aş ol” bilgili için bilgi hem giysi hem yemektir; “yigüm arpa aş” yemeğim a…

16 biçim · 13 eser
aşıl- fiil 1

Artmak, çoğalmak; çoğunlukla “ükli-” ile: “buyanları ikileyü ükliyür aşılur” sevapları iki kat çoğalır, artar; “teŋridem ḳutı küçi çoġ yalınları aşılmaḳı bolzun” tanrıs…

15 biçim · 6 eser
aşnu- fiil 1

Önce gelmek, öne geçmek: “bir öḍ ap yime aşnurlar” (ecelleri geldiğinde) bir an bile öne geçmezler; “aşnuḳan irgürü etüzüŋin küzed” önceden bedenini koru; “bildimiz aşn…

3 biçim · 2 eser
aşnuḳı sıfat 1

Önceki, eski: “aşnuḳı ajunta ḳılmış öz ḳılınçım” önceki hayatta yaptığım kendi işim; “aşnuḳılarnıŋ bitimiş sörçekleri” öncekilerin yazdığı masallar; “aşnuḳına öŋi bu sa…

3 biçim · 8 eser
at- fiil 1

Atmak, fırlatmak: “anı kirü arḳalarında attılar” onu arkalarına attılar; “sizlerde almış aġu hormuzta teŋrike atġay men” sizden aldığım zehri Hormuzta tanrıya atacağım;…

18 biçim · 8 eser
at isim 8

Ad, isim; san, ün: “bayat atı birle sözüg başladım” söze Tanrı’nın adıyla başladım; “eḍgü atın kör alḳış bulur” iyi adıyla hayır dua bulur; “özüŋ meŋü ermez, atıŋ meŋü …

42 biçim · 21 eser
ata- fiil 2

Adlandırmak, ad vermek; unvan vermek: “bu ma‘ni üçün atım ay toldı tip atadı” bu anlam için adımı Aytoldı diye koydu; “yabġu atadı” yabgu unvanı verdi; “mahaḳaşip tėp a…

27 biçim · 11 eser
ata isim 1

Ata, baba: “atası anası” anası babası; “ata ana hem yaġuḳlar” ana baba ve yakınlar; “oġul toġsa ḳılḳı ataḳa yanur” oğul doğarsa huyu babasına çeker; “ey atam” ey babam;…

33 biçim · 12 eser
atlıg sıfat 12

Adlı, … adında: “ay toldı atlıġ er” Aytoldı adlı bir er; “aşoḳ atlıġ sögüt” Aşoka adlı ağaç; “bėş türlüg anantiras atlıġ aġar tsuy” anantiras denen beş ağır günah; “sum…

17 biçim · 19 eser
aviş özel ad 1

Avīci: en derin, en korkunç cehennem; “aviş tamu”: “üstün akaniştabawan, altın aviş tamu” yukarıda Akanişta göğü, aşağıda Aviş cehennemi; “avış tamu otı taşġaru ünüp” A…

4 biçim · 6 eser
ay- fiil 5

Söylemek, demek: “ayġıl tidi” söyle dedi; “yanut birdi ögdülmiş aydı” Ögdülmiş cevap verip dedi; “köŋül sırrı berk tut sen ayma tilin” gönül sırrını sıkı tut, dille söy…

69 biçim · 16 eser
ay isim 5

Gökteki ay: “yaġız yir yaşıl kök kün ay birle tün” yağız yer, yeşil gök, güneş, ay ve gece; “kün ay teŋri” Güneş ve Ay tanrısı; “kün ai yaruḳın tıda” güneşin ve ayın ış…

25 biçim · 21 eser
aya- fiil 1

Saymak, saygı göstermek, ağırlamak; çoğunlukla “aġırla-” ile ikileme: “ayayu aġırlayu yükünür men” saygıyla, hürmetle eğilirim; “ayayu aġırlayu tutmış kergek” saygı ve …

15 biçim · 8 eser
ayaġ isim 3

Saygı, hürmet, itibar: “aġar ayaġ ḳılurlar” büyük saygı gösterirler; “ayaġın çiltegin” saygısını hürmetini; “uluġ türlüg aḳır ayaġ üze” türlü türlü büyük saygıyla; “etü…

12 biçim · 9 eser
ayaġlıġ sıfat 1

Saygın, saygıdeğer, itibarlı: “ayaġlıġ addlıġ ḳaŋım mani burḫanım” saygın, adı sanı yüce babam Mani Burhan; “freşti ayaglag tataglag atlag tŋri” saygın, tatlı, ünlü mel…

4 biçim · 3 eser
ayançaŋ isim 2

Saygı, derin hürmet; çoğunlukla “aġır ayançaŋ” büyük saygı: “tınlıġlarnıŋ aġır ayançaŋ köŋüllerin” canlıların büyük saygı dolu gönüllerini; “ayançaŋ köŋülin yüküŋü” say…

2 biçim · 3 eser
ayı zarf 1

Pek, çok; (olumsuz buyrukta) aşırı, fazla: “ayı sewme dünya” dünyayı fazla sevme; “ayı eḍgü ermez bu dünya ḳutı” bu dünya mutluluğu pek iyi değildir; “ayı boḍ uzun bols…

1 biçim · 2 eser