İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Derlem sözlüğü · eser sözlüğü

TT I-X sözlüğü

1.142 madde başı; sıklıklar ve bağlamlar yalnız bu eserden.

Tanımlar hakkında. Tanımlar başka bir sözlükten alınmamıştır: her madde için derlemdeki bağlamlar okunarak özgün olarak yazılmıştır (yazar: Claude, yapay zekâ; editör denetimi sürüyor). Şimdiye dek 2.552 maddenin tanımı yazıldı. Madde başları çekim eklerinden arındırılmış biçimlerdir; çekimli biçimler madde sayfasında ayrıca listelenir.

71 madde · “b” harfi (ḳ/q k ile, ġ g ile, ḍ d ile, ė e ile birlikte)

baba isim 1

Baba (ana ile birlikte): “anasın babasın oġlanı” anasını, babasını, oğlunu (?).

1 biçim · 1 eser
bad- fiil 1

Batmak, dalmak: “çomrulup badıp sansarta” sansarada dalıp batıp; “çomrulur badar üçün” dalıp battığı için; “badaçınıŋ” batanın; “ai tŋri badtı ḳutuŋ üze” ay tanrısı tal…

6 biçim · 3 eser
baġ isim 1

Bağ, ip; zincir, pranga: “örtlüg temirlig baglar üze yaturur” kızgın demir zincirlerle yatırırlar; “baġda buḳaġuda yatıp” bağda, prangada yatıp; “saḳınç ḳaḍġu baġın yör…

17 biçim · 11 eser
baġır isim 1

Bağır, göğüs; ciğer: “baġırsaḳnı bulsa baġırḳa urun” şefkatli birini bulursan bağrına bas; “baġırtın tebremiş ig” ciğerden kaynaklanan hastalık; “baġrım başın emledi” b…

7 biçim · 5 eser
baḫşılıġ sıfat 1

Hoca olan, öğretici: “baḫşılıġ burḫan tŋri toġtuŋuz” öğretici Tanrı Buda olarak doğdunuz.

1 biçim · 1 eser
balıḳ isim 3

Kent, şehir: “balıḳ uluşug” kenti ve ülkeyi; “toġu balıḳda süŋüşdümiz” Toğu kentinde savaştık; “şantuŋ balıḳḳa, taloy ügüzke tegmiş yoḳ ermiş” Şantung kentine, denize u…

22 biçim · 17 eser
bar isim 12

Var, mevcut: “til asġı telim bar, yası ma üküş” dilin yararı çoktur, zararı da çok; “ol ėki kişi bar erser” o iki kişi var oldukça; “birök antaġ edgü öglisi bar erip” e…

14 biçim · 21 eser
bar- fiil 8

Gitmek; bir yere varmak, ulaşmak: “anta kėrü barıp” oradan geri gidip; “yaġru barıp, üküş kişi ölt(ü)g” yaklaşıp çok kişi öldün; “teŋri yėrinte barġu yolug aç” tanrı yu…

87 biçim · 23 eser
barça zamir 8

Hep, hepsi, bütün: “ḳamuġ barça muŋluġ törütülmişi” bütün yaratılmışlar muhtaçtır; “tınlıġlarıġ barça atalarım ol tėp körüp” canlıların hepsini ‘babalarımdır’ diye görü…

7 biçim · 12 eser
barḳ isim 1

Ev, yapı; çoğunlukla “ev bark” ev bark, yurt: “evig barkag kodup toyın bolsar” evini barkını bırakıp rahip olursa; “ev barḳdın kesildiler” evlerinden barklarından ayrıl…

23 biçim · 12 eser
bas- fiil 2

Basmak, bastırmak, üstüne çökmek: “üze teŋri basmasar, asra yėr telinmeser” üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe; “bastı ölüm aġtaru” ölüm bastırıp devirdi; “ed…

21 biçim · 13 eser
basa edat 1

(Çoğunlukla “anta/antada basa”) sonra, ardından: “anta basa tört yıŋaḳdaḳı ėligler” ondan sonra dört yandaki hükümdarlar; “antada basa üküş türlüg nom bitig bititdiler”…

6 biçim · 11 eser
basıt- fiil 1

Bastırılmak, baskına uğramak; (kendini) yendirmek: “edgüti urġıl, basıtma” iyi vur, baskına uğrama; “uzatsa basıttıŋ” ağırdan alırsan yenik düşersin; “keçer dünyaḳa öz …

5 biçim · 3 eser
başla- fiil 1

Başlamak: “bayat atı birle sözüg başladım” Tanrı’nın adıyla söze başladım; “başladım taŋrı atı birle” Tanrı adıyla başladım; “öziŋe basut ḳılsa iş başlasa” kendine yard…

19 biçim · 11 eser
beḍüt- fiil 1

Büyütmek, yüceltmek, yükseltmek: “törüttüŋ igiḍtiŋ beḍüttüŋ mini” beni yarattın, besledin, büyüttün; “biligi teŋinçe beḍütse ulın” kulunu bilgisine göre yükseltirse; “v…

12 biçim · 3 eser
beg isim 7

Bey, soylu, yönetici: “türük begler bodun, bunı eşidiŋ” Türk beyleri, halkı, bunu işitin; “begli bodunlıġ yoŋaşurtuḳin üçün” beylerle halkı birbirine düşürdüğün için; “…

41 biçim · 20 eser
bek sıfat 3

Sağlam, sıkı, berk: “bek ḳatıġ köŋüllüg” sağlam, katı gönüllü; “kértgünç köŋülümüz bek qatıġ bolzun” inanç gönlümüz sağlam olsun; “kentü köŋülüŋin bek tutġıl” gönlünü s…

9 biçim · 10 eser
bekle- fiil 1

Korumak, gözetmek: “bilig birle bekle bu bulmış öḍüg” bu bulduğun vakti bilgiyle koru; “neŋin tutar bekleyü, özi yimes” malını saklayıp tutar, kendisi yemez; “tilin bek…

12 biçim · 5 eser
belgü isim 2

İşaret, belirti, alamet: “ıḳi kırk kut buyanlıg irü belgüke tükellig” otuz iki kutlu belirtiye sahip; “bosuş ḳadġu belgüsi eŋire turur” kaygı ve tasa belirtisi inler du…

28 biçim · 10 eser
belgülüg sıfat 2

Belli, açık, belirgin: “barıŋ belgülüg sen kün ay teg yaruḳ” varlığın güneş ve ay gibi açıktır; “yıl ay öḍ bitise küni belgülüg” yıl, ay, vakit yazılsa günü bellidir; “…

11 biçim · 10 eser
belgür- fiil 2

Görünmek, belirmek, ortaya çıkmak: “yıpar kizlese sen yıḍı belgürer” miski saklasan kokusu belli olur; “kayu üdün burkan yėrtinçüde belgürser” ne zaman Buda dünyada bel…

26 biçim · 10 eser
berklig sıfat 1

Sıkı, bağlı, sımsıkı tutulmuş: “aġın kendü berklig tili sözlemez” dili sıkı tutulmuş kişi konuşmaz; “biligsiz tili tutçı berklig kerek” bilgisizin dili her zaman sıkı t…

1 biçim · 3 eser
bert- fiil 1

İncitmek, kırmak (çoğunlukla gönül için): “köŋlin bertmeŋler” gönlünü kırmayın; “ulıma, köŋül bertme” inleme, gönlü kırma; “amraḳ ögüküm köŋlin neçük berteyin” sevgili …

9 biçim · 4 eser
berü edat 2

-den beri: “tümen yılda berü tul erdim” on bin yıldan beri dul idim; “yėr teŋri törümişte berü” yer gök yaratıldığından beri; “eŋ ilki sansız tümen ajunta berü” ilk say…

2 biçim · 10 eser

Parçalı bağlamda anlamı kesinleşmeyen biçim: “ḫatıġıı betümiş padd”.

1 biçim · 1 eser
bėr- fiil 5

Vermek: “ıraḳ erser yablaḳ aġı berür, yaġuḳ erser edgü aġı berür” uzakta isen kötü armağan, yakında isen iyi armağan verir; “teŋri ėl berigme teŋri” ülke veren Tanrı; “…

165 biçim · 22 eser
bėş sayı 6

Beş: “bėş pançaḳi toyınlar” (Buda’nın) ilk beş rahibi; “bėş ajun” beş varoluş yolu; “ḫormuzta teŋri bėş teŋri birle” Ormuzd tanrı beş tanrı (ışık öğesi) ile; “bir yılḳa…

8 biçim · 19 eser
bışıġ sıfat 1

Olgun, pişkin; sağlam: “biliglig bilig birdi tilke bışıġ” bilgili, dile bilgi ve olgunluk verdi; “bütün çın bışıġ bolmasa bu kişi” bu kişi dürüst, doğru, olgun olmazsa;…

2 biçim · 3 eser
bışrun- fiil 2

(Budist metinlerde) uygulamak, kendini yetiştirmek, çalışmak (bhāvanā): “bışrunmaḳ yolta uzun ödün bışrunmaḳ ögredinmek üze” uygulama yolunda uzun süre çalışıp alışmakl…

21 biçim · 4 eser
bil- fiil 7

Bilmek, tanımak: “ol emgektin tartdaçı erür tėp bilip” onu acıdan kurtaran diye bilip; “bilmez uḳmaz” bilmez, anlamaz; “taŋrı bilgen köŋüllerdekini” Tanrı gönüllerdekin…

134 biçim · 23 eser
bildür- fiil 1

Bildirmek, öğretmek, göstermek: “uḳuş ötgünür, kör, bilig bildürür” akıl kavratır, bilgi öğretir; “bilig bildürür, bil bilig ḳadrini” bilgi öğretir, bilginin değerini b…

12 biçim · 7 eser
bilge sıfat 2

Bilge, bilgili, akıllı: “biligsiz otın sen ay bilge ḳuta” ey bilge, bilgisizin derdine sen deva ol; “anıŋ ara bir bilge kişi” onların arasında bilge bir kişi; “bilge tu…

20 biçim · 21 eser
bilig isim 8

Bilgi, bilim; akıl: “munu ḳıl taŋuḳı ḳutaḍġu bilig” işte kutlu kılan bilgiyi (kitaba) armağan et; “bilig ma‘dini hėm fazilėt kanı” bilginin madeni, erdemin kaynağı; “bi…

39 biçim · 18 eser
biliglig sıfat 1

Bilgili, bilgin: “biliglig saḳınuḳ, kör, atı beḍük” bilgili, sakıngan, adı yüce; “biligligke ya dost özüŋni ula” ey dost, kendini bilgiliye bağla; “sewünçi bėrür-miz sa…

6 biçim · 10 eser
biligsiz sıfat 2

Bilgisiz, cahil: “biligsiz kişi barça iglig bolur” bilgisiz kişi hep hastadır; “bu cahil biligsiz bahasız” bu cahil, bilgisiz, değersiz; “bilgsiz esürse aḍın ne ḳalur” …

15 biçim · 16 eser
bir sayı 3

Bir: “bir kırk yaşayur erti” otuz bir yaşındaydı; “bir tegzinç” bir bölüm; “bir yılḳa beş yolı” bir yılda beş kez.

23 biçim · 21 eser
birik- fiil 1

Birleşmek, bir araya gelmek: “aya bir, birikmez saŋa bir aḍın” ey tek (Tanrı), sana bir başkası eş olmaz; “iki neŋ birikse bir erde” iki şey bir kişide birleşirse; “ėki…

16 biçim · 5 eser
birim isim 1

Borç; verecek (“alım” alacak karşıtı): “ḳayusı birim teg, ḳayusı alım” kimi borç gibi, kimi alacak; “öteyümedim, barda ḳaldı birim” ödeyemedim, giderken borcum kaldı; “…

4 biçim · 4 eser

Parçalı bağlamda geçen, anlamı kesinleşmeyen söz; borçlu (?): “birimlig ayıġ”.

1 biçim · 1 eser
birle edat 2

İle, birlikte: “bayat atı birle sözüg başladım” söze Tanrı’nın adıyla başladım; “ölüŋler öwkeŋiz birle” öfkenizle ölün; “tirek yidleg birle elgimizni kavşurup” direk ve…

2 biçim · 20 eser
birök bağlaç 14

Eğer, şayet (çoğunlukla “… erser” ile): “birök ḳız tileser yme körkle ḳız keltürür” eğer kız isterse güzel bir kız da getirir; “birök bu tuşuşmaḳ atlġ ırḳ kelser” eğer …

7 biçim · 10 eser
birt isim 1

(“irt birt” ikilemesiyle) zorla çalıştırma, angarya (?): “erin atın kızın kırkının işke küçke irtke birtke ıdtımız” erkeğini, atını, kızını, cariyesini işe güce, angary…

3 biçim · 2 eser
biz zamir 5

Biz (birinci çoğul kişi zamiri): “biz aş teg ertimiz” biz aç gibiydik; “ne ogrınta biziŋ begimiz” ne yüzden bizim beyimiz; “ökünür biz” pişman oluruz; “biziŋe yaŋıltuḳi…

19 biçim · 19 eser

Anlamı kesinleşmeyen söz: “boġdam atıŋ tegşilip tatıġlıġ boltuŋ” … adın değişip tatlı oldun.

1 biçim · 1 eser
bol- fiil 22

Olmak; var olmak, meydana gelmek: “bir ök bol tidi, boldı ḳolmış ḳamuġ” ‘ol’ dedi, dilediği her şey oldu; “türk bodun yoḳ bolmazun tėyin, bodun bolçun tėyin” Türk halkı…

204 biçim · 26 eser
bosanturġluḳ sıfat 1

Kederlendirici, üzücü: “irintürgülük bosanturġluḳ işler” inleten, kederlendiren işler.

1 biçim · 1 eser
bosuş isim 4

Kaygı, keder (çoğunlukla “ḳadġu” ile): “bosuş ḳadġu belgüsi eŋire turur” kaygı ve tasa belirtisi inler durur; “bosuş köŋül ḳotġıl” kaygılı gönlü bırak; “bosuş ḳadġu emg…

7 biçim · 5 eser
bosuşluġ sıfat 1

Kaygılı, kederli: “ḳaŋım uluġ ėlig bosuşluġ saḳınçlıġ bolmazun” babam büyük hükümdar kaygılı, düşünceli olmasın; “kişiŋ bosuşluġ ḳadġuluġ turur” insanın kaygılı, tasalı…

4 biçim · 6 eser

Anlamı kesinleşmeyen söz; kurtulunacak (?): “ḳadġu bar boşnġuluġ” kurtulunacak bir tasa var (?).

1 biçim · 1 eser

Salıverilme, izin (?): “ėltin ḳantın boşuş bar” ülkeden, handan izin (salıverilme) var.

1 biçim · 1 eser
boz sıfat 1

Boz, kır (renk): “boz atıġ binip tegdi” boz ata binip saldırdı; “özlüki boz at erti” kendi atı boz attı; “boz bulıt yorıdı” boz bulut ilerledi.

2 biçim · 9 eser

Anlamı kesinleşmeyen söz: “könek yasġaç bşḳardı” (?).

1 biçim · 1 eser
bu zamir 20

Bu (işaret zamiri ve sıfatı): “bu kün” bugün; “bu muntag bėş çöbik” bu böyle beş kötülük; “bularda birisi biriŋe yaġı” bunlardan biri öbürüne düşman; “bularıġ yime eḍgü…

29 biçim · 22 eser
budıḳ isim 2

Dal, budak: “altunluġ ıġaçı, kümüşlüg budıḳları” altından gövdesi, gümüşten dalları; “çambu sögüt budıḳın sıp alır” jambu ağacının dalını tutup alır; “tıt sögüt budıḳı …

8 biçim · 5 eser
buḳaġu isim 1

Pranga, zincir (çoğunlukla “baġ” ile): “baġda buḳaġuda yatıp” bağda, prangada yatıp; “baġıntın buqaġusıntın boşulzunlar” bağlarından, prangalarından kurtulsunlar; “baġ …

7 biçim · 7 eser
bul- fiil 11

Bulmak: “yaġlıg kamıç bulupan yalgayu tirilmiş” yağlı kepçe bulup yalayarak yaşamış; “ür oġul köseser bultuŋ” oğul istersen buldun; “yaraġ bulup” fırsat bulup; “ne eḍgü…

115 biçim · 20 eser

(Abhidharma çevirisinde, itirazlar için) bulunmaz, geçerli değildir: “anın bulduḳmaz bu ikigü üzeki mün ḳadaġ” bu yüzden bu ikisi hakkındaki kusur geçerli değildir; “bu…

6 biçim · 4 eser
buldur- fiil 1

Buldurmak, eriştirmek: “yalŋuḳlı tŋrilite ulatı buldurur nirvanıġ” insanları, tanrıları nirvanaya eriştirir; “yėg adruḳ tüşüg buldurġalı” üstün sonuca eriştirmek için; …

6 biçim · 3 eser
bulġa- fiil 1

Karıştırmak, bulandırmak; bozmak: “ėlig törüg bulġadım erser” ülkeyi, töreyi karıştırdıysam; “ögüŋin köŋülüŋin bulġayur” aklını, gönlünü bulandırır; “oplayu tegip bulġa…

8 biçim · 6 eser
bulġanyuḳ sıfat 1

Bulanmış, bozulmuş, kirlenmiş: “bėş çöbik bulġanyuḳ ėrtmiş kısġa özte” beş kötülükle bozulmuş, geçici kısa ömürde; “turḳaru bulġanyuḳ köŋüllüg” her zaman bulanık gönüllü.

2 biçim · 3 eser
bulıt isim 1

Bulut: “bulıt örüp kök örtüldi” bulut kalkıp gök örtüldü; “ürüŋ bulıtnı indürdimiz” ak bulutu (gölge olarak) indirdik; “bulıt ara kün tugmiş” bulut arasından güneş doğm…

7 biçim · 10 eser
buluŋ isim 2

Köşe, yön, taraf: “tört buluŋdaḳı bodunug ḳop almış” dört köşedeki halkları hep almış; “öŋdün küntün buluŋda ögrünçlüg yėl yiltirdi” doğu-güney köşesinde sevinçli rüzgâ…

8 biçim · 10 eser
bur- fiil 1

(Koku) yayılmak, kokmak: “ajun barça bütrü yıpar burdı kin” bütün dünya misk ve amber koktu; “yėti yıparı bura turur” yedi kokusu yayılıp durur.

7 biçim · 6 eser
burḫan isim 9

Buda; aydınlanmış olan: “tŋri tŋrisi burḫan yarlıḳamış” tanrılar tanrısı Buda buyurdu; “burḫanıġ ögüp nomuġ ögüp” Buda’yı, öğretiyi övüp; “burkan kutın bultı” Budalığa …

48 biçim · 16 eser
burḫanlıġ sıfat 1

Buda olan, Buda’ya ait: “burḫanlıġ kün tŋri” Buda güneşi; “burḫanlıġ ḳaŋımın körür men” Buda babamı görürüm; “yanıŋızda burḫanlıġ kün tŋri toġmaḳı bolġay” yanınızda Bud…

1 biçim · 4 eser

Anlamı kesinleşmeyen söz: “butulmaḳlıġ ilkü tüpke sırılmışlar” … başlangıçsız köke bağlananlar (?).

1 biçim · 1 eser
buyan isim 7

(Budist) sevap, erdem (puṇya): “üküş türlüg buyan edgü kılınç kılmış” çeşit çeşit sevap, iyi iş işlemiş; “ḳutı buyanı yoq erip” kutsallığı, sevabı olmayıp; “bo ögmiş bu…

22 biçim · 8 eser
buyanlıġ sıfat 2

Sevaplı, erdemli, kutlu: “buyanlıġ tarıġlaġ” sevap tarlası (puṇyakṣetra); “buyanlıġ sumır taġıġ turḳurtuŋuz” erdem dağını diktiniz; “ıḳi kırk kut buyanlıg irü belgü” ot…

9 biçim · 5 eser
buyruḳ isim 1

(Köktürk yazıtlarında) buyruk: kağana bağlı yüksek görevli, komutan: “buyruk begler” buyruk beyleri; “iç buyruḳ” iç buyruk; “buyruḳı yeme bilge ermiş” komutanları da bi…

9 biçim · 12 eser
büt- fiil 9

Tamamlanmak, bitmek, gerçekleşmek; yetişmek: “kişi yaŋılsar iş bütmez” insan yanılırsa iş gerçekleşmez; “yaş turḳaru ekini bütmez” ekini hiç yetişmez; “büte boldı ilig …

37 biçim · 9 eser
bütün sıfat 1

Bütün, tam, eksiksiz: “ajun barça bütün” bütün dünya; “bütün ilgü beglik” bütün ülkenin beyliği; “barça etözümüz bütünün katagın turzun” bütün bedenimiz eksiksiz, sağla…

4 biçim · 7 eser