İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Derlem sözlüğü · eser sözlüğü

TT I-X sözlüğü

1.142 madde başı; sıklıklar ve bağlamlar yalnız bu eserden.

Tanımlar hakkında. Tanımlar başka bir sözlükten alınmamıştır: her madde için derlemdeki bağlamlar okunarak özgün olarak yazılmıştır (yazar: Claude, yapay zekâ; editör denetimi sürüyor). Şimdiye dek 2.552 maddenin tanımı yazıldı. Madde başları çekim eklerinden arındırılmış biçimlerdir; çekimli biçimler madde sayfasında ayrıca listelenir.

47 madde · “e” harfi (ḳ/q k ile, ġ g ile, ḍ d ile, ė e ile birlikte)

ed isim 9

Mal, eşya, varlık; hep “ed tavar” ikilemesiyle: “ed tavar kentü artayur buzulur” mal mülk kendiliğinden bozulur, yok olur; “ed tavar tileser bultuŋ” mal istersen buldun…

19 biçim · 11 eser
edgülüg sıfat 1

İyilikli, hayırlı, erdemli; yararlı: “kim muntag edgülüg maytrı bodisavatag körgeli küsemeser” kim böyle iyilik dolu Maitreya bodisatvayı görmek istemezse; “emgekligler…

2 biçim · 8 eser
edik- fiil 3

İyileşmek, düzelmek, işi yolunda gitmek: “isizlik eḍikmez neçe eḍlese” kötülük ne kadar düzeltilse de iyileşmez; “oġramış iş bütmez edikmez” girişilen iş olmaz, düzelme…

4 biçim · 2 eser
edlig sıfat 1

Mallı, varlıklı; hep “edlig tavarlıġ”: “artuḳraḳ barımlıġ edlig tavarlıġ” pek çok mallı, varlıklı; “telim edlig tavarlıġ bay bayaġut bolmaḳ” çok mallı mülklü zengin tüc…

1 biçim · 2 eser
eḍgü sıfat 21

İyi, güzel, hayırlı; nitelikçe üstün: “edgü bilge kişig edgü alp kişig yorıtmaz ermiş” iyi bilge kişiyi, iyi yiğit kişiyi (iş başına) getirmezmiş; “eḍgü sawıġ tilengil”…

55 biçim · 21 eser
eḍiz sıfat 2

Yüksek, yüce: “ay sırḳa yaḳın ay köŋülke eḍiz” ey sırra yakın, gönülden yüce olan; “édiz taġ édiz sögüt teriŋ yar” yüksek dağ, yüksek ağaç, derin uçurum; “azu ėdiz taġt…

9 biçim · 10 eser
egir- fiil 2

(İplik) eğirmek: “buzdı egirmiş yipini küçde kiḍin” eğirdiği ipliği sağlamlaştırdıktan sonra bozdu; “ıduḳ elgin igig tutup yip egire yarlıḳadı” kutsal eliyle iği tutup …

7 biçim · 6 eser
egri sıfat 1

Eğri, çarpık: “üç adaḳlıġ köni tüz turur / ḳalı bolsa tört kör bir egri bolur” üç ayaklı düz durur, dört olursa biri eğri olur; “körmez sen anıŋ içinde egri ap yime ḳol…

4 biçim · 5 eser
egsü- fiil 1

Eksilmek, azalmak: “ev barḳ içinte ada tuda ḳor yas egsümez” ev bark içinde tehlike, zarar eksik olmaz; “burḫanlar uruġı üzülmez ḳılça egsümez” Budaların soyu kesilmez,…

3 biçim · 3 eser
egsüt- fiil 1

Eksiltmek, eksik bırakmak, ihmal etmek: “edgü ḳılınç yaratınmaḳın egsütme” iyi iş yapmayı eksik bırakma; “ölüm künketegi atayu tapayın uduġın egsütmeser” ölüm gününe de…

2 biçim · 3 eser
ek özel ad 1

(Tonyukuk yazıtında) bir dağ adı: “benlig ek taġıġ ertü” Benlig Ek dağını aşarak.

1 biçim · 2 eser
eke isim 1

Abla, büyük kız kardeş: “ögüm ḳatun ulayu öglerim ekelerim ḳunçuylarım” annem hatun başta olmak üzere analarım, ablalarım, prensesler; “inanç ekemiz yıpar” ablamız İnan…

7 biçim · 6 eser
elig isim 5

El: “muŋaḍmış yirimde elig tut maŋa” sıkıştığım yerde elimi tut; “ḳalı bolsa elgiŋ boḍunḳa uzun” elin halka uzun (cömert, güçlü) ise; “ḳamuġ eḍgülükke tegürgil elig” he…

47 biçim · 16 eser
em isim 2

İlaç, deva, tedavi; çoğu kez “ot em”: “bu igke emi yoḳ tileme otı” bu hastalığın ilacı yok, ilacını arama; “ayu birdim emdi igim hem emim” derdimi de ilacımı da söyledi…

7 biçim · 9 eser
emgek isim 7

Acı, ıstırap, sıkıntı: “sini ḳoldı tün kün bu emgek bile” gece gündüz bu sıkıntıyla seni diledi; “yıl ay tutġunı boldum emgek bile” yıllarca sıkıntıyla tutsak oldum; “b…

34 biçim · 17 eser
emgeklig sıfat 3

Acılı, ıstıraplı, sıkıntı çeken: “emgeklig yüzin iye taya badari braman inçe tėp tėdi” Brahman Bādari acılı yüzünü eğip şöyle dedi; “muntaġ emgeklig yolda tüşmiş tururl…

9 biçim · 9 eser
emget- fiil 2

Acı çektirmek, eziyet etmek, sıkıntı vermek: “mini emgetür til iḍi ök telim” dil sahibi beni çok eziyet ettirir; “emgettiler kelmezde aşnu bizke” sen gelmeden önce de b…

19 biçim · 10 eser

Anlamı kesinleşmeyen fiil biçimi (TT, kırık bağlam): “ayaġlarıġ barça siz-iŋe emtertiŋiz” bütün saygıları size …

1 biçim · 1 eser
en zarf 1

En (üstünlük): “bir yılḳa bėş yolı süŋüşdümiz en ilk toġu balıḳda süŋüşdümiz” bir yılda beş kez savaştık, en ilk Toğu Balık’ta savaştık.

1 biçim · 2 eser

Anlamı kesinleşmeyen söz (TT, fal kitabı): “kim bolġai saŋa engirmedeçi” sana kim … edecek (karşı çıkan ?).

1 biçim · 1 eser
eŋek isim 1

Çene: “ernii yirüp eŋekii tmġaḫıi aprap … ölüp bardı” dudakları kanayıp çenesi, damağı çürüyüp öldü.

2 biçim · 2 eser
eŋire 1

Anlamı kesinleşmeyen söz (TT, fal kitabı): “bosuş ḳadġu belgüsi eŋire turur” keder, kaygı belirtisi … durur (çevrede ?).

1 biçim · 1 eser
er isim 2

Er, erkek; adam, kişi: “bilig bilse ötrü yırar erde ig” (insan) bilgi bilirse hastalık ondan uzaklaşır; “ögü bilmez erke ögüt ögretür” akıl bilmeyene öğüt öğretir; “ḳuş…

14 biçim · 21 eser
er- fiil 24

Olmak, var olmak; bulunmak: “ne ersedin ermez seniŋ birlikiŋ” senin birliğin hiçbir şeyden değildir; “öz yaş kentü ürlüksüz meŋüsüz erür” ömür kendiliğinden kalıcı deği…

121 biçim · 26 eser
erdemlig sıfat 1

Erdemli, hünerli, yetenekli; güçlü: “ḳamuġḳa tusulur kör erdemlig er” erdemli yiğit herkese yarar; “sarandın ḳaçar barça erdemlig er” erdemli kişi cimriden kaçar; “alp …

4 biçim · 9 eser
erdini isim 1

Mücevher, değerli taş: “altun kümüş erdni monçuḳ satıġsız erdniler tilegeli” altın, gümüş, mücevher, inci, paha biçilmez değerli taşlar aramak için; “arıġ süzük yruġ ya…

24 biçim · 11 eser
eren isim 1

Erler, adamlar; yiğitler, kahramanlar (er’in topluluk biçimi): “ajunda ne yaŋlıġ eren toġdı kör” dünyada ne türlü yiğitler doğdu, bak; “ulşıp eren börleyü” erler kurt g…

14 biçim · 11 eser
erin isim 1

Dudak: “aġusı küçetip ernii yirüp eŋekii … aprap … ölüp bardı” zehri güçlenip dudakları kanayıp çenesi … çürüyüp öldü.

1 biçim · 1 eser
erk isim 1

Güç, erk, yetki, iradi egemenlik; çoğu kez “erk türk”: “bar erse yazuḳum ḳına erk saŋa” suçum varsa cezalandırmak sana kalmış; “dyan saḳınçlar üze erk tarta umaz” medit…

10 biçim · 8 eser
erki edat 2

Soru ve şüphe edatı: acaba, ki: “negü ḳıldım erki elig men saŋa” sana ne yaptım ki; “ḳayu ta‘at erki uḳumaz munı” hangi ibadet acaba, bunu anlayamaz; “ne ayıg kılınç kü…

2 biçim · 8 eser
erklig sıfat 1

Güçlü, kudretli, egemen; (Tanrı için) Kadir: “ay erklig uġan meŋü muŋsuz bayat” ey güçlü, kadir, ebedî, muhtaç olmayan Tanrı; “nėme körklüg erklig ol” ne güzel koruyucu…

20 biçim · 16 eser
ert- fiil 5

Geçmek, öteye geçmek; aşmak: “ögüz ertgeli oġratıŋ” ırmağı geçmeye niyetlendin; “anı ertdimiz yėnçü ügüzüg keçe” onu geçtik, İnci ırmağını aşarak; “yıraḳ barmış … ada e…

28 biçim · 12 eser
ertimlig sıfat 2

Gelip geçici, kalıcı olmayan, fani: “yükünç ertimlig turur” (dünya) geçicidir; “muna ertimlig et-özümüz ertip barsar” işte geçici bedenimiz geçip gidince; “bu biziŋ et’…

2 biçim · 3 eser
esirgençsiz sıfat 1

Esirgemeyen, cömert; hep “esirgençsiz köŋül” ile: “esirgençsiz köŋülin ed tavar buşı bėrmek” esirgemeyen gönülle mal mülk sadaka vermek; “edgü dintarlarḳa esirgençsiz k…

3 biçim · 2 eser
eski sıfat 1

Eski: “yandı ol egilmiş ḫurma butaḳı teg eski” (ay) eğilmiş eski hurma dalı gibi döndü; “eski atıŋ tegşilip yaŋı boltuŋ” eski adın değişip yeni oldun.

1 biçim · 3 eser
esrük sıfat 1

Sarhoş, esrik; kendinden geçmiş: “ya esrük tütüş ḳılġa aḫsumlaġay” ya sarhoş kavga eder, sızlanır; “tegirmi tam içinte esrük boltıŋ” yuvarlak duvar içinde sarhoş oldun;…

7 biçim · 6 eser
eşidil- fiil 2

İşitilmek, duyulmak: “on ḳat ḳas oyun yaŋurusı eşidilür” on kat … oyun sesi işitilir; “yėl iyin eşidilür” rüzgârla işitilir; “tünle bir ün esidilti” gece bir ses işitil…

8 biçim · 5 eser
eşit- fiil 3

İşitmek, duymak: “ol sabıġ ėşidip tün udısıḳım kelmedi” o sözü işitince gece uykum gelmedi; “anı eşidip virutaḳ ėlig beg … yarlıg yarlıḳadı” bunu işitince kral Virūḍhak…

123 biçim · 21 eser
eşsiz sıfat 2

Eşsiz, benzersiz: “eşsiz könii nomuġ nomlatıŋız” eşsiz doğru öğretiyi vaaz ettirdiniz; “eşsiz ıduḳ tiliŋiz öze” eşsiz kutsal dilinizle.

1 biçim · 1 eser
et’öz isim 12

Beden, vücut (et ‘et’ + öz ‘öz, can’): “muna ertimlig et-özümüz ertip barsar” işte geçici bedenimiz geçip gidince; “bolmaz et-özke ölmek meger taŋrı yarlıġı birle” Tanr…

72 biçim · 13 eser
ev isim 5

Ev, konut; yurt: “atın mindi keldi eviŋe turup” atına bindi, kalkıp evine geldi; “ewindin turup çıḳtı” evinden kalkıp çıktı; “tört yıŋaḳtın … ėwleriŋizdin” evlerinizden…

68 biçim · 18 eser

Anlamı kesinleşmeyen söz (TT; Çince kökenli bir terim olabilir): “evŋliun nom rtnig nomlap ḳottuŋuz” … öğreti hazinesini vaaz edip bıraktınız.

1 biçim · 1 eser
ėki sayı 8

İki: “edgüli ayıġlı ėki türlüg ḳılınç” iyi ve kötü iki türlü eylem; “ėki ėrig udşuru sançdı” iki adamı kovalayarak mızrakladı; “inim kül tėgin birle eki şad birle” küçü…

5 biçim · 17 eser
ėl isim 11

İl, devlet, ülke; siyasi birlik ve halkı: “eçim ḳaġan ėli ḳamşaġ boltuḳınta” amcam kağanın ili sarsıldığında; “teŋride bolmış ėl ėtmiş bilge ḳaġan” gökte doğmuş, ili dü…

51 biçim · 20 eser
ėlt- fiil 1

Götürmek, iletmek; alıp gitmek: “ḳızın ḳoyınta kötürü alıp … sögüt altın ėltü bardı” kızını koynunda kaldırıp … ağacın altına götürdü; “kötürü ėltip ulug tamularda kemi…

31 biçim · 12 eser
ėtil- fiil 1

Yapılmak, düzenlenmek: “ol ok temiren etilmiş ol” o da demirden yapılmıştır; “tört erdnin itilmiş çldar atlıg yul” (Mait) dört mücevherle yapılmış … adlı pınar.

16 biçim · 6 eser
ėyin edat 7

Ardınca, peşi sıra; -e göre, uygun olarak: “teŋriken ėyin anta yorımiş” Tanrı gibi (kağanın) ardınca orada yürümüş; “ḳaltı ėyin yatdaçılar erür” tıpkı ardınca yatanlar …

7 biçim · 8 eser