Av; avlanma. “Ab ablasar” av avlasa (KÇ); “er abḳa barmış” adam ava gitmiş, “ḳanlıḳ süsi abḳa ünmiş” hanın ordusu ava çıkmış (IB).
Küli Çor Yazıtı sözlüğü
176 madde başı; sıklıklar ve bağlamlar yalnız bu eserden.
176 madde
Avlamak, av avlamak: “Ab ablasar, ermeli teg erti” ava çıktığında … gibiydi.
(Düşman ordusunu) püskürtmek, dağıtmak; (orduyu) harekete geçirmek: “oza kelmiş süsin kül tėgin aġıtıp” saldırıya geçen ordusunu Kül Tigin püskürtüp; “kelgme süsin aġıt…
Ak, beyaz: “aḳ bisi ḳulunlamış” ak kısrak yavruladı; “kerip tutar aḳ torın” ak ağını gerip tutar (bulut).
Almak, ele geçirmek; (bir ülkeyi, halkı) zapt etmek: “süsin sançdı, ėlin altı” ordusunu mızrakladı, ilini aldı; “yılḳısin barımin anta altım” sürüsünü, malını orada ald…
Yiğit, kahraman, cesur: “toŋa alp er erdi” Tonga yiğit bir erdi; “edgü alp kişig” iyi, yiğit kişiyi; “ḳaġanı alp ermiş” kağanı yiğitmiş; “alpın erdemin üçün” yiğitliği …
Altı: “altı yıl” altı yıl; “altı yüz” altı yüz; “altı ḳaçıġ” altı duyu organı; “altı paramit” altı mükemmellik; “altı ėrig sançdı” altı eri mızrakladı.
Öyle, o kadar, şöyle: “ança biliŋler” öylece bilin; “ança ança ükliser” o kadar o kadar çoğalsa; “ança boşġurur ermiş” şöyle öğütlermiş; “teŋri ança tėmiş” Tanrı şöyle …
Ancak, yalnız; öyle ki (?): “küli çor ançaḳ bilgesi, çabışı erti” Küli Çor yalnızca (onun) bilgesi ve komutanıydı; “ançaḳ bilmese bilmekde kiḍin nerse” öyle ki bildikte…
Ata, ecdat, büyük ata: “eçüm apam bumın ḳaġan, iştemi ḳaġan” atalarım Bumın Kağan, İstemi Kağan; “eçümüz apamız yamı ḳaġan” atamız Yamı Kağan.
Arka, sırt: “uzun saçın kėdin arḳasınta ıtıp” uzun saçını arkasına atıp; “ḳarluḳ … arḳasin sıyu urtı” Karlukların arkasını kırıp vurdu; “kirü arḳalarında attılar” arkal…
Fazla, çok, aşırı: “üküş sözde artuḳ asıġ körmedim” çok sözde fazla yarar görmedim; “artuḳ emgek” fazla sıkıntı; “arduḳraḳ kėŋ” daha geniş.
Ad, isim; san, ün: “bayat atı birle sözüg başladım” söze Tanrı’nın adıyla başladım; “eḍgü atın kör alḳış bulur” iyi adıyla hayır dua bulur; “özüŋ meŋü ermez, atıŋ meŋü …
Ata binmek, atlanmak; sefere çıkmak: “ḳalı atlanur bolsa begler süke” beyler savaşa atlanırsa; “ḳarluḳ atlantı” Karluklar atlandı; “ört--lüg temirlig atlar üze atlanmış…
Söylemek, demek: “ayġıl tidi” söyle dedi; “yanut birdi ögdülmiş aydı” Ögdülmiş cevap verip dedi; “köŋül sırrı berk tut sen ayma tilin” gönül sırrını sıkı tut, dille söy…
Az, küçük miktarda; az sayıda: “üküş sözleme, söz birer sözle az” çok konuşma, sözü birer birer, az söyle; “az bodun yaġı boltı” az halk düşman oldu; “az bodunuġ üküş k…
Azı dişli; yırtıcı, güçlü: “azıġlıġ tıŋraġlıġ tınlġ” azı dişli, pençeli hayvan; “azıġlıġ toġuz” azı dişli yaban domuzu; (KB, yiğit için) “iḍi yaḳşı aymış azıġlıġ kür er…
Az az, azar azar (çoğunlukla ikileme): “azın azın yaġutġay-miz olarnı” onları azar azar yaklaştıracağız; “az-ın az-ın birikmemeki” azar azar birleşmemesi; “togar kiçe a…
Kent, şehir: “balıḳ uluşug” kenti ve ülkeyi; “toġu balıḳda süŋüşdümiz” Toğu kentinde savaştık; “şantuŋ balıḳḳa, taloy ügüzke tegmiş yoḳ ermiş” Şantung kentine, denize u…
Gitmek; bir yere varmak, ulaşmak: “anta kėrü barıp” oradan geri gidip; “yaġru barıp, üküş kişi ölt(ü)g” yaklaşıp çok kişi öldün; “teŋri yėrinte barġu yolug aç” tanrı yu…
Süslemek, nakışlamak, resmetmek: “ürüŋ topraḳ toḳısar, bedizeser burkan körkin” beyaz toprak döverse, Buda tasvirini nakışlarsa; “bedizettim, bediztim” nakışlattım, süs…
Süs, nakış, resim: “için taşın adınçıg bediz urturtum” içine dışına olağanüstü nakışlar yaptırdım; “bark itgüçi bediz yaratıgma bitig taş itgüçi” türbe yapan, nakış işl…
Bey, soylu, yönetici: “türük begler bodun, bunı eşidiŋ” Türk beyleri, halkı, bunu işitin; “begli bodunlıġ yoŋaşurtuḳin üçün” beylerle halkı birbirine düşürdüğün için; “…
Vermek: “ıraḳ erser yablaḳ aġı berür, yaġuḳ erser edgü aġı berür” uzakta isen kötü armağan, yakında isen iyi armağan verir; “teŋri ėl berigme teŋri” ülke veren Tanrı; “…
Beş: “bėş pançaḳi toyınlar” (Buda’nın) ilk beş rahibi; “bėş ajun” beş varoluş yolu; “ḫormuzta teŋri bėş teŋri birle” Ormuzd tanrı beş tanrı (ışık öğesi) ile; “bir yılḳa…
Bilmek, tanımak: “ol emgektin tartdaçı erür tėp bilip” onu acıdan kurtaran diye bilip; “bilmez uḳmaz” bilmez, anlamaz; “taŋrı bilgen köŋüllerdekini” Tanrı gönüllerdekin…
Bilge, bilgili, akıllı: “biligsiz otın sen ay bilge ḳuta” ey bilge, bilgisizin derdine sen deva ol; “anıŋ ara bir bilge kişi” onların arasında bilge bir kişi; “bilge tu…
Bilgi, bilim; akıl: “munu ḳıl taŋuḳı ḳutaḍġu bilig” işte kutlu kılan bilgiyi (kitaba) armağan et; “bilig ma‘dini hėm fazilėt kanı” bilginin madeni, erdemin kaynağı; “bi…
(Ata) binmek: “boz atıġ binip tegdi” boz ata binip saldırdı; “azman aḳıġ binip oplayu tegdi” Azman Ak’a binip hücum etti; “yegren at binip” doru ata binip; (ettirgen) “…
Yazmak: “bitig bitidim” yazıt yazdım; “yolluġ tėgin bitidim” (ben) Yolluğ Tegin yazdım; “bitidim kitabnı mėva‘iz mėsėl” kitabı öğütler ve örneklerle yazdım; “bitise ḳal…
Yazı, yazılı şey; kitap, mektup: “bitip ḳoḍmış atın tirigke bitig” adını dirilere yazılı olarak bırakmış; “nom bitig” dinî kitap, sutra; “ilig me bitisü öz elgin bitig”…
Halk, kavim, ulus: “türük bodun, bunı eşidiŋ” Türk halkı, bunu işitin; “yir basruḳı taġ, boḍun basruḳı beg” yerin ağırlığı dağ, halkın ağırlığı beydir; “begli bodunlıg”…
Olmak; var olmak, meydana gelmek: “bir ök bol tidi, boldı ḳolmış ḳamuġ” ‘ol’ dedi, dilediği her şey oldu; “türk bodun yoḳ bolmazun tėyin, bodun bolçun tėyin” Türk halkı…
Boz, kır (renk): “boz atıġ binip tegdi” boz ata binip saldırdı; “özlüki boz at erti” kendi atı boz attı; “boz bulıt yorıdı” boz bulut ilerledi.
Bulmak: “yaġlıg kamıç bulupan yalgayu tirilmiş” yağlı kepçe bulup yalayarak yaşamış; “ür oġul köseser bultuŋ” oğul istersen buldun; “yaraġ bulup” fırsat bulup; “ne eḍgü…
Karıştırmak, bulandırmak; bozmak: “ėlig törüg bulġadım erser” ülkeyi, töreyi karıştırdıysam; “ögüŋin köŋülüŋin bulġayur” aklını, gönlünü bulandırır; “oplayu tegip bulġa…
Tutsak etmek, ele geçirmek; ganimet almak: “oġlin kisisin bulnadı” oğlunu, karısını tutsak etti; “telim baynı kördüm, boġuz bulnadı” nice zengini gördüm, boğaz (onu) tu…
Bu kadar, bunca: “bunça yėrke tegi yorıtdım” bu kadar yere dek yürüttüm; “bunça törüg ḳazġanıp” bu kadar töreyi kazanıp; “bunça aġır törüg” bu kadar ağır töreyi; “bunça…
(Eski Türk yazıtlarında) kağanın danışmanı, komutan; “bilgesi” ile birlikte anılan bir görev adı: “ḳüli çor ançaḳ bilgesi çabışi erti” Küli Çor onun bilgesi ve komutanı…
Savaş düzeni, saf; ordu; “çerig ėt-” saf bağlamak, orduyu düzene sokmak: “süŋüş bolsar çerig iter erti” savaş olursa orduyu düzene sokardı; “şıp başıŋa tegi çerig ėtdim…
(Eski Türk yazıtlarında) yeğen, kız kardeş oğlu; unvanlarda da geçer: “tabġaç ḳaġan çıḳanı çaŋ seŋün kelti” Çin kağanının yeğeni Çang Sengün geldi; “apa tarḳan çıḳan tu…
(Eski Türk yazıtlarında) bir unvan; kişi adlarıyla birlikte: “ışbara çıḳan küli çor bolmiş” Işbara Çıkan Küli Çor olmuş; “küli çor ançaḳ bilgesi çabışi erti” Küli Çor o…
(Küli Çor yazıtında) “Saġır Çuluġan” bir düşman boyunun ya da kişinin adı: “saġır çuluġan yaġıtoḳda küli çor oplayu tegip sançıp” Sağır Çuluğan düşman olunca Küli Çor s…
Anlamı kesinleşmeyen söz (Küli Çor yazıtı, kırık bağlam): “Işbara bilge Küli Çor kişi … ebmedöki yoḳ erti” Işbara Bilge Küli Çor’un … olmayan (bir yanı) yoktu.
İyi, güzel, hayırlı; nitelikçe üstün: “edgü bilge kişig edgü alp kişig yorıtmaz ermiş” iyi bilge kişiyi, iyi yiğit kişiyi (iş başına) getirmezmiş; “eḍgü sawıġ tilengil”…
Olmak, var olmak; bulunmak: “ne ersedin ermez seniŋ birlikiŋ” senin birliğin hiçbir şeyden değildir; “öz yaş kentü ürlüksüz meŋüsüz erür” ömür kendiliğinden kalıcı deği…
Erdem, fazilet; hüner, yetenek, kişisel değer: “aŋar birdi erdem bilig ög uḳuġ” ona erdem, bilgi, akıl, anlayış verdi; “bu erdem bile er tilek arzu yir” insan bu erdeml…
Öğüt; hep “öt erig”: “üküş eḍgü yarlıġ tümen öt erig” pek çok iyi buyruk, binlerce öğüt; “teginmek öt erig tıltaġınta” öğütle eğitme sebebiyle.
Herhalde, muhakkak, belki (tahmin ve kesinlik bildirir): “bilge ermiş erinç alp ermiş erinç” (kağanlar) bilgeymiş herhalde, yiğitmiş herhalde; “teŋri ança tėmiş erinç” …
Anlamı kesinleşmeyen söz; bir kişi ya da boy adının parçası olabilir (Küli Çor yazıtı): “ḳarluḳ yegren ermelıġ arḳasin sıyu urtı” Karluk(ların) Yegren Ermelig(in) sırtı…
Anlamı kesinleşmeyen söz (Küli Çor yazıtı): “ab ablasar ermeli teg erti” ava çıksa … gibiydi (bir av hayvanı ya da kuşu olmalı).
Ev, konut; yurt: “atın mindi keldi eviŋe turup” atına bindi, kalkıp evine geldi; “ewindin turup çıḳtı” evinden kalkıp çıktı; “tört yıŋaḳtın … ėwleriŋizdin” evlerinizden…
İl, devlet, ülke; siyasi birlik ve halkı: “eçim ḳaġan ėli ḳamşaġ boltuḳınta” amcam kağanın ili sarsıldığında; “teŋride bolmış ėl ėtmiş bilge ḳaġan” gökte doğmuş, ili dü…
Elteber, Türk devletinde bağlı boyların başındaki beylere verilen unvan: “az elteberig tutdı” Az elteberini tuttu; “eki elteberlig bodun” iki elteberli halk; “uyġur elt…
Düzenlemek, yapmak, kurmak; (ülkeyi) örgütlemek: “tört buluŋuġ ėtmiş yıġmiş yaymiş basmiş” dört yanı düzenlemiş, toplamış, yaymış, bastırmış; “teŋride bolmış ėl ėtmiş b…
Tanım henüz yazılmadı.
Tanım henüz yazılmadı.
Tanım henüz yazılmadı.
Tanım henüz yazılmadı.
Anlamı kesinleşmeyen fiil biçimi (Küli Çor yazıtı): “ḳarluḳuġ içgintükin sançdı” Karlukları … (tâbi olduklarında ?) mızrakladı.
(Küli Çor yazıtında) Küli Çor’un atının adı: “küli çor … idil aḳin binip oplayu tegip” Küli Çor İdil (adlı) akına binip saldırıp.
Beslemek, büyütmek, yetiştirmek: “törütgen igiḍgen keçürgen iḍim” yaratan, besleyen, bağışlayan Rabbim; “yimi birle igḍür sen sansız özüg” sayısız canı yiyecekle besler…
Hükümdar, kral (KB’de hükümdar Küntogdı’nın adı yerine de geçer): “ilig aydı uḳtum men emdi sözüŋ” hükümdar dedi: sözünü şimdi anladım; “ilig köz ḳulaḳ tuttı ilde ḳamuġ…
Küçük erkek kardeş: “anta kisre inisi ḳaġan bolmış erinç” ondan sonra küçük kardeşi kağan olmuş; “inim küül tėgin birle sözleşdimiz” kardeşim Kül Tigin ile konuştuk; “i…
Tanım henüz yazılmadı.
Tanım henüz yazılmadı.
Tanım henüz yazılmadı.
Tanım henüz yazılmadı.
Tanım henüz yazılmadı.
Tanım henüz yazılmadı.
Tanım henüz yazılmadı.
Tanım henüz yazılmadı.
Tanım henüz yazılmadı.
Tanım henüz yazılmadı.
Tanım henüz yazılmadı.
Tanım henüz yazılmadı.
Tanım henüz yazılmadı.
Tanım henüz yazılmadı.
Tanım henüz yazılmadı.
Tanım henüz yazılmadı.
Tanım henüz yazılmadı.
Tanım henüz yazılmadı.
Tanım henüz yazılmadı.
Tanım henüz yazılmadı.
Tanım henüz yazılmadı.
Tanım henüz yazılmadı.
Tanım henüz yazılmadı.
Tanım henüz yazılmadı.
Tanım henüz yazılmadı.
Tanım henüz yazılmadı.
Tanım henüz yazılmadı.
Tanım henüz yazılmadı.
Tanım henüz yazılmadı.
Tanım henüz yazılmadı.
Tanım henüz yazılmadı.
Tanım henüz yazılmadı.
Tanım henüz yazılmadı.
Tanım henüz yazılmadı.
Tanım henüz yazılmadı.
Tanım henüz yazılmadı.