Çadır: “yaġutġan olar üze öz çadırları içre” (örtülerini) çadırları içinde üzerlerine yaklaştırsınlar.
Maitrisimit Nom Bitig (Hami) sözlüğü
3.163 madde başı; sıklıklar ve bağlamlar yalnız bu eserden.
48 madde · “ç” harfi (ḳ/q k ile, ġ g ile, ḍ d ile, ė e ile birlikte)
(Maitrisimit’te) Jahnu, Ganj’ın suyunu içtiği anlatılan bilge: “kaltı çahnu arzı ġaŋ ögüz suvın siŋürürçe alku şastar bilge bilig” tıpkı Jahnu bilgenin Ganj ırmağının s…
(Budist metinlerde, Sanskritçe śikṣāpada/śīla) ahlak kuralı, dinî buyruk; yemin edilerek üstlenilen perhiz; “çaḫşapat tut-” tutmak, “küzet-” korumak, “sı-” bozmak: “upa…
Ahlak kurallarına bağlı, kurallı; kurallardan oluşan: “arıġ çḫşaputlġ tınlġlar” arı kurallara bağlı canlılar; “çhşaputlug et-özler” kuralları tutan bedenler; “çḫşapt-lı…
Tam, tamı tamına (sayılardan önce): “türük ḳaġan çaḳ elig yıl olurmış” Türk kağanı tam elli yıl hüküm sürmüş; “amtı çaḳ sekiz tümen yaşlıġ tınlġlar erürler” şimdi (orad…
Çakmak, vurarak kıvılcım çıkarmak; sürterek ateş yakmak: “çaḳmaḳ çaḳıp iwse ḳalı uḍnur yula” çakmak çakıp acele etse kandil yanar; “ot--luġ ėr ḳuruġ ḳovayu er-niŋ çaġmı…
(Maitrisimit’te, Sanskritçe cakra) çark biçimli fırlatma silahı: “kılıçın süŋü şikti çaḳr baltu çomaḳ ėliglerinte belgülüg bolur” ellerinde kılıç, süngü, mızrak, çark, …
(Budist metinlerde, Sanskritçe cakravartin) dünyayı yöneten ideal hükümdar, ‘tekerlek çeviren’ cihan hükümdarı; çoğu kez “ėlig ḳan” ya da “ḫan” ile: “çaḳravart ėlig kan…
(Maitrisimit’te) bir göl ya da pınar adı: “çaladr yulta erdeçi çalaprbasi atlıġ lular kanı” Çaladr gölünde yaşayan Çalaprabhāsa adlı ejderhalar kralı; “tört erdnin itil…
(Maitrisimit’te) Çalaprabhāsa, bir nāga (ejderha) kralının adı: “çalaprbasi lu kanı teŋri teŋrisi burkanag … aşın içgün” Çalaprabhāsa ejderha kralı, tanrılar tanrısı Bu…
(Maitrisimit’te) Jambu ağacı (Sanskritçe jambū), Çambudvipa kıtasına adını veren kutsal ağaç; hep “çambu sögüt”: “vişvaḳrmi teŋri … çambu sögütüg iter yaratır” Viśvakar…
(Budist kozmolojide, Sanskritçe Jambudvīpa) insanların yaşadığı güney kıtası, bizim dünyamız; çoğu kez “uluş” ya da “yėr suv” ile: “bu çambudvip uluş üç türlüg uluġ çoġ…
Kap, çanak, kâse: “bışrılur yaḳrı ḳıyaḳ / toşġurur yoġrı çanaḳ” … pişer, yoğurt çanağı doldurulur; “tört patar çanaḳların kızartmış kızıl ba(kır)” dört dilenci kâsesini…
(Maitrisimit’te, Sanskritçe caṅkrama) gezinme, düşünceye dalarak ileri geri yürüme; “çankirmit ḳıl-”: “şariputri arhant birle yazı yėrde çankirmit kılu yorıyurlar erti”…
(Hint toplumunda, Sanskritçe caṇḍāla) en aşağı sınıftan kişi; Budist metinlerde cellat, kişi öldüren: “virutaḳ ėlig beg çantallarḳa yarlıġ yarlıḳadı” Virūḍhaka kral cel…
(Maitrisimit’te, Sanskritçe chandoviciti) şiir ölçüsü bilgisi, aruz; Brahman bilimleri arasında sayılır: “yultuz körüm bilmek ırḳ saçmaḳ wyakirt çantowiçiti ulatı şasat…
(Budist metinde) Çāpāla, Buda’nın ölümlülüğünü bıraktığı yer: “şakimun burḫan çapali atlġ yėmişlikte ölümlüg şmnuġ utup” Şakyamuni Buda Çapala adlı meyve bahçesinde ölü…
Anlamı kesinleşmeyen söz (Maitrisimit, cehennem tasviri): “üküş yıl ay çarihuş--taḳı üzüm osuglug teperler yançarlar” yıllar ayılar boyunca, çarihuştaki üzüm gibi (onla…
Anlamı kesinleşmeyen söz (Maitrisimit): “iki tiz-in sökütėp köküş öŋlüg çar-toḳırın yaratıġlıġ başın bodiswt adaḳıŋa sunup” iki dizini yere koyup gök renkli … ile süslü…
Anlamı kesinleşmeyen bir değerli taş adı; “erdini” ve “ḳaş” ile: “toyın iliglerinte ḫua çeçek … erdini çaş ḳaş tuta” rahipler ellerinde çiçekler, mücevher, … yeşim tuta…
(Budist kozmolojide, Sanskritçe Cāturmahārājika) dört büyük kral tanrılarının göğü: “çaturamaḫaraç tŋri yėrintin öŋ alḳınçusı tŋri yėrintegi” dört büyük kral göğünden e…
Çiçek: “tü tü çeçek çergeşür” türlü türlü çiçek sıralanır; “teŋridem hua çeçekler yüzken yaġmur osuglug yaġıdtılar” tanrısal çiçekleri yağmur gibi yağdırdılar; “kim çıḳ…
Çiçekli, çiçek açmış; çoğu kez “ḫualıġ çeçeklig”: “ḫu-a-lıġ çeçek-lig tüş-lüg yėmiş-lig sögüd” çiçekli, meyveli ağaç; “linhua çeçeklig otruġların” lotus çiçekli adacıkl…
Çiçek bahçesi, çiçeklik: “çiçeklikte sandvaç öter miŋ ünün” çiçek bahçesinde bülbül bin sesle öter; “çiçeklikte sandvaç ünün sumlıdı” çiçeklikte bülbül sesiyle şakıdı; …
(Sanskritçe Jetavana) Buda’nın uzun süre kaldığı koru ve manastır: “於祗比桓林 bo çêtavan saŋram-ta” bu Jetavana manastırında; “şaravast kent uluş .. çitavan saŋramta” Śrāva…
İnce dal, sürgün: “budıḳ çıbıḳ yap yawışġu ḫua çeçeklerin tegriklemiş çambu sögüt” dalı, filizi, yaprağı, çiçekleriyle çevrili jambu ağacı; “wayduri erdinilig yawışġula…
Bir uzunluk ölçüsü, Çin ayağı (Çince 尺 karşılığı); “tsun” (parmak) ile birlikte anılır: “十六 çıġ 五 tsun … édiz” on altı ayak beş parmak yüksekliğinde; “miŋer çıġ bodluġ”…
Yoksul, fakir; yoksul kişi: “bilig baylıḳ ol bir çıġay bolġusuz” bilgi, yoksullaşmayan bir zenginliktir; “ḳamuġ eḍgü isiz çıġay baylıḳım” iyi kötü, yoksulluğum zenginli…
Gerçek, doğru; gerçek olan: “tüzülse tadu çın tiriglik bolur” (bu dört unsur) düzenlenirse gerçek hayat olur; “eger çın erse sizler” eğer doğru söyleyenlerdenseniz; “il…
Sandal ağacı; “çıntan ıġaç”: “çıntan ıġaç kelürüp özyar … bunça bodun saçın ḳulḳaḳın bıçdı” sandal ağacı getirip … bunca halk saçını, kulağını kesti (yas töreni); “çınt…
Çizmek, (kalemle) çizgi çekmek: “birök kalam ḳodı çızmışta mıŋ ujaklar çızıġın çızar” kalemi aşağı çizince bin harfin çizgisini çizer.
Çizgi, yazı çizgisi: “mıŋ ujaklar çızıġın çızar” bin harfin çizgisini çizer.
Anlamı kesinleşmeyen söz (Maitrisimit); boy ve yüz ölçüsü bildirir görünür: “ygrmi çikin turḳı yüzlüg” yirmi … boylu yüzlü; “üç … çikin bodlug” üç … boylu; “… çikin et-…
Saygı, hürmet; hep “ayaġ” ile ikileme (“ayaġ çilteg”): “ayag çilteg aşayu” saygı hürmet görerek; “ayaġḳa çilteke tekimlig tınlıġlaraġ ayaġsız tot uçuz ḳıltım erser” say…
Anlamı kesinleşmeyen söz (Maitrisimit); küçük bir canlı adı olmalı: “antag tınlıg kiçigkiye çimeli ölürüp utġuratı tamuda tuġar” öyle bir canlı, küçücük bir … öldürse k…
Çimenlik, çayır: “yumşaḳ erdnilerig töşep urmış teg öleŋ çimgenleri erür” yumuşak mücevherler döşenmiş gibi çayırları, çimenlikleri vardır.
(Maitrisimit’te) bir dağ ya da yer adı: “tagda barıp çinaġantik atlıg …” dağa gidip Çinagantik adlı …
(Sanskritçe cintāmaṇi) dilek taşı, her dileği yerine getiren mücevher; hep “erdini” ile: “üç erdini-ke pek ḳataġ kirtgünçlüg çintamani erdini yürekinde tutmış” üç mücev…
(Maitrisimit’te) tanrısal çalgıcılar (gandharva) arasında sayılan bir ad: “timburi pançaşıḳi çitarisini nata açita ulatı teŋridem oyınçılar birle” Tumburu, Pañcaśikha, …
(Maitrisimit’te) bir tüccarın (bayaġut) adı: “çitrarti bayaġut kunçuyıŋa inçe tėp tėdi” tüccar Çitrarti karısına şöyle dedi; “çirtarti bayaġut ök … saḳınçın” tüccar Çit…
Parıltı, ateş gibi ışıma; (Budist metinlerde hep “çoġ yalın”) ihtişam, görkem: “teŋridem kutı küçi çog yalınları aşılmaḳı bolzun” tanrısal kutu, gücü, parıltısı artsın;…
Topuz, gürz, sopa: “kılıçın süŋü şikti çaḳr baltu çomaḳ” kılıç, süngü, mızrak, çark, balta, gürz; “kızartmış temirlig çomaḳların başka toḳışu” kızdırılmış demir gürzler…
(Eski Türk yazıtlarında) bir unvan; kişi adlarıyla birlikte: “ışbara çıḳan küli çor bolmiş” Işbara Çıkan Küli Çor olmuş; “küli çor ançaḳ bilgesi çabışi erti” Küli Çor o…
(Budist metinlerde, Sanskritçe kaṣāya karşılığı) bozulma, kirlenme; hep “bėş çöbik” beş bozulma çağı: “teŋri baḳşı bu muntag bėş çöbik bulġanyuḳ ėrtmiş kısġa özte yaşta…
Anlamı kesinleşmeyen söz (Maitrisimit, kırık bağlam); giysi adı olabilir: “tonsuz çuba …” giysisiz, …
Küçük bir meyve ya da çekirdek adı; küçüklük ölçüsü olarak anılır (Maitrisimit): “süzük köŋülin çubaḳan evininçe v(i)rhar itser arpa evininçe burkan körkin yaratsar” ar…
Anlamı kesinleşmeyen söz (Maitrisimit): “ulug tikin çuġın balıḳ uluşlug bodun buḳuntın aġır ayag teginü” büyük … ile, şehirli ülkeli halktan büyük saygı görerek.
Bir kişi adının parçası (Maitrisimit kolofonu): “saŋ mn çuu taş ygen tutuḳ maitri burḫanḳa tuş bolayın tėp bitidtim” Sang … Çuu Taş Yegen Tutuk, Maitreya Buda ile karşı…