İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Derlem sözlüğü · eser sözlüğü

Sekiz Yükmek sözlüğü

1.038 madde başı; sıklıklar ve bağlamlar yalnız bu eserden.

Tanımlar hakkında. Tanımlar başka bir sözlükten alınmamıştır: her madde için derlemdeki bağlamlar okunarak özgün olarak yazılmıştır (yazar: Claude, yapay zekâ; editör denetimi sürüyor). Şimdiye dek 2.552 maddenin tanımı yazıldı. Madde başları çekim eklerinden arındırılmış biçimlerdir; çekimli biçimler madde sayfasında ayrıca listelenir.

1.038 madde

abila 1

Darani (kutsal söz dizisi) içinde geçen, çevrilmeden okunan Sanskritçe hece dizisi: “oom akani nikani abila …”.

1 biçim · 1 eser
aç sıfat 2

Aç, karnı boş; tok karşıtı: “aç ne yimes, toḳ ne times” aç neyi yemez, tok neyi söylemez; “toḍurmadım açım toḳum” (yakınlarımın) açını tokunu doyurmadım.

4 biçim · 7 eser
aç- fiil 1

(Kapı, kapak, yol) açmak: “teŋri yėriŋerü ḳapaġın açdı” tanrılar yurduna kapısını açtı; “açar ḳut ḳapuġ” mutluluk kapısını açar; “yolug aç” yolu aç.

38 biçim · 14 eser
açıl- fiil 4

(Kapı, kapak) açılmak: “asurilar orduları ḳapıġı özin ök açılur” asuraların saray kapısı kendiliğinden açılır; “ḳamuġ eḍgülükke açılsu ḳapuġ” her iyiliğe kapı açılsın.

21 biçim · 10 eser
açın- fiil 1

Acımak, merhamet etmek; çoğunlukla “açın- aġrın-” ikilemesiyle: “tınlıġlarıġ açınsar aġrınsar” canlılara acıyıp üzülürse; “buşı bėreŋ, açınıŋ aġrınıŋ” sadaka verin, acı…

15 biçim · 5 eser
ada isim 12

Tehlike, bela, zarar: “bu adatın ozġuluġ yoluŋ közünmez” bu tehlikeden kurtulacak yolun görünmüyor; “bı bıçġu adasıŋa tüşmezünler” kılıç bıçak tehlikesine düşmesinler.

13 biçim · 10 eser
adalan- fiil 1

Tehlikeye düşmek, zarar görmek (?): “ḳapaġ tunar antaḳ adalanur, ne tusu boltı” kapı kapanır, öyle zarara uğrar, ne yararı oldu.

1 biçim · 1 eser
adart- fiil 1

Bozmak, zarar vermek, yıkmak: “yadarmış şasdrnıŋ … adartmaḳın” yayılmış öğretiyi bozmayı; “alḳu adardmaḳları yoḳadturzunlar” bütün zararları yok etsinler.

6 biçim · 3 eser
adasız sıfat 7

Tehlikesiz, esen, zarar görmeyen; çoğunlukla “adasız tudasız” ikilemesiyle: “et’özi adasız tudasız bolur, özi yaşı uzun bolur” bedeni esen ve engelsiz olur, ömrü uzun o…

3 biçim · 4 eser
adın sıfat 1

Başka, diğer, öteki: “bar adın orunta sözlep” başka yerde söyleyip; “adın kişilertin tıdıġ bar” başka kişilerden engel var; “aḍın yol” başka yol.

29 biçim · 17 eser
adınçıg sıfat 1

Şaşılası, harika, olağanüstü: “adınçıġ muŋadınçıġ soġançıġ tatıġlıġ nom” harika, şaşılası, hoş ve tatlı öğreti; “adınçıġ alp erdem” olağanüstü güçlü erdem; “aşoḳ atlıġ …

4 biçim · 7 eser
adır- fiil 2

Ayırmak, ayırt etmek, seçmek; çoğunlukla “seç-” ile: “aḍırsa öḍürse seçe bilse öz” ayırsa, seçse, ayırt edebilse; “halal hem haram aḍrar erse” helalı haramı ayırırsa; “…

30 biçim · 10 eser
adırt isim 1

Fark, ayrım, ayrılık: “ekintiniŋ adırtı üküş bar” ikisinin arasında çok fark var; “alḳu şiriavaklar birle bolur ḳayu adırtı” şravakalarla ne farkı olur; “ayıġlı sawıŋnı…

13 biçim · 6 eser
adırtsız sıfat 2

Farksız, ayrım gözetmeyen, eşit: “ḳamaġ tınlaġlaraġ adırtsız köŋlin edgü ögliçe saḳınur” bütün canlıları ayrım gözetmeyen bir gönülle iyilikle düşünür; “ḳamaġ yalŋuḳlar…

2 biçim · 3 eser
adḳan- fiil 1

(Bir nesneye) yönelip tutunmak, onu kavramak, algılamak (Abh terimi): “alḳu adḳanġularıġ adḳandaçı bilge bilig” bütün nesneleri kavrayan bilgelik; “kėrtülerig adḳanıp” …

27 biçim · 5 eser
adḳançsız sıfat 1

Hiçbir şeye tutunmayan, bağlanmasız: “adḳançsız dyan” tutunmasız, bağsız dalış (meditasyon).

1 biçim · 1 eser

Nesnesiz, tutunulacak nesnesi olmayan: “adḳanġuluḳsuz yoḳuġ tuydılar” nesnesiz boşluğu kavradılar.

1 biçim · 1 eser
adnaġu isim 3

Başkası, başka kişi, el; “öz” (kendi) karşıtı: “öz etözüŋüzlerke, adnaġuḳa asaġlıġ işke” kendinize ve başkasına yararlı işe; “kin adnaġuġa yolçı yėrçi bolayın” sonra ba…

12 biçim · 7 eser
adra özel ad 1

Bir tanrı katının ya da yıldız evinin adı (?): “adra atlıġ bilig teŋri yirinten” Adra adlı bilgi tanrı yurdundan.

1 biçim · 1 eser
adrıl- fiil 3

Ayrılmak (bir yerden, bir kişiden): “seniŋdin adrılur men bu kün” bugün senden ayrılıyorum; “ögüŋüztin adrılmışta” annenizden ayrıldığınızda.

27 biçim · 12 eser
adruḳ sıfat 15

Başka, farklı; “adruḳ adruḳ” türlü türlü, çeşit çeşit: “adruḳ adruḳ emgek teginürler” türlü türlü acılar çekerler; “adruḳ adruḳ etüz körtgürüp” türlü türlü beden göster…

13 biçim · 8 eser
adruḳsuz sıfat 1

Farksız, eşit: “bu ėki kişiniŋ edgü ḳılınçı bir teg tüz adruḳsuz tėtir” bu iki kişinin iyi işi bir ve eşit, farksız sayılır.

2 biçim · 3 eser
aḍınsıġ sıfat 1

Başka türlü, farklı; olağandan ayrı, tuhaf: “erende aḍınsıġ, kişide öŋi” erler arasında farklı, insanlar arasında ayrı; “adınsıġ bolur barça ḳılḳıŋ sözüŋ” bütün davranı…

3 biçim · 2 eser
agam isim 1

Âgama: Budist kutsal metinlerinin geleneksel derlemesi, aktarılan öğreti: “agam bitig, nirvan bitig belgürer” âgama kitabı, nirvana kitabı belirir; “agam tıldaġında tuġ…

4 biçim · 2 eser
agırlıg sıfat 1

Ağırlığı olan, ağır: “yazuḳluġ ernüŋ baġı kölöki buḳaġusı aġırlıġ yeniklig bar” günahkâr adamın bağının, zincirinin ağırı da hafifi de var.

3 biçim · 3 eser
aġar isim 4

Ağırlık, değer; saygınlık: “aġarı teŋinçe uluġluḳ bulur” değeri ölçüsünde büyüklük bulur; “kişi yalŋuḳta aġarı yoḳ” insanlar arasında (ondan) değerlisi yok.

2 biçim · 6 eser
aġarla- fiil 2

Saygı göstermek, yüceltmek; çoğunlukla “aya-” ile: “ayayu aġarlayu yükünserler” saygı ve hürmetle eğilseler; “bramanlarıġ ayayur aġarlayurlar” brahmanları sayıp ağırlar…

3 biçim · 2 eser
aġı isim 3

Değerli kumaş, ipek; hazine: “tabġaç bodun sabı süçig, aġısı yımşaḳ” Çin halkının sözü tatlı, ipeği yumuşak; “bir tümen aġı, altun kümüş” on bin (top) ipek, altın gümüş.

11 biçim · 12 eser
aġılıḳ isim 6

Hazine, hazine evi, ambar: “barımlıḳ aġılıḳıŋızḳa” mal dolu hazinenize; “aġılıḳ kömsülük” hazine ve depo; “aġlıḳımtaḳı ed tavarımın” hazinemdeki malımı.

16 biçim · 8 eser
aġır sıfat 6

Ağır, yükü çok: “zerre aġırınça” zerre ağırlığınca; “yėnikin aġırın bilmek” hafifini ağırını bilmek.

7 biçim · 13 eser
aġırla- fiil 5

Saygı göstermek, ağırlamak, hürmet etmek: “ayayu aġırlayu yükünüp” saygıyla eğilerek; “aġırla kişig” insanlara saygı göster; “sini kim aġırlar, aġırla anı” seni kim ağı…

28 biçim · 9 eser
aġrıġ isim 2

Ağrı, sızı; hastalık; çoğunlukla “ig aġrıġ” ikilemesiyle: “ig aġrıġ kėtdi” hastalık ve ağrı gitti; “ig aġrıġ ada tuda kelürür” hastalık, ağrı, tehlike, engel getirir.

12 biçim · 7 eser
aġuluġ sıfat 1

Zehirli: “aġuluġ oot” zehirli ateş; “aġuluġ aş” zehirli yemek; “aġuluġ luu” zehirli ejder; “ḳayır yılan böy … ulatı aġuluġ” akrep, yılan, örümcek ve benzeri zehirliler.

2 biçim · 5 eser
ajun isim 9

Dünya, âlem; insanların yaşadığı yer: “ajun itgüke açtı uştmaḫ yolı” dünyayı düzenlemek için cennet yolunu açtı; “isiz ajun ḳaldı mu” kötü dünya (geride) mi kaldı; “aju…

28 biçim · 11 eser
akani 1

Darani (kutsal söz dizisi) içinde geçen, çevrilmeden okunan Sanskritçe söz: “oom akani nikani abila …”.

1 biçim · 1 eser
aḳ sıfat 1

Ak, beyaz: “aḳ bisi ḳulunlamış” ak kısrak yavruladı; “kerip tutar aḳ torın” ak ağını gerip tutar (bulut).

7 biçim · 11 eser
aḳ- fiil 1

Akmak: “aḳar suw” akan su; “uştmaḫlar aḳar altınıda arıḳlar” altından ırmaklar akan cennetler; “ḳanı aḳıp” kanı akıp; “sütler aḳzun” sütler aksın; “Etil suwı aḳa turur”…

12 biçim · 8 eser
aḳı sıfat 1

Cömert, eli açık: “uwutluġ baġırsaḳ aḳı kiŋ elig” hayalı, merhametli, cömert, eli açık; “aḳı bolġıl artuḳ” çok cömert ol; “aḳı tınlıġlar az” cömert canlılar azdır; “aḳı…

5 biçim · 4 eser
aḳıt- fiil 1

Akıtmak: “aḳıtsa suwuġ yirde ni’met önür” suyu yere akıtsa nimet biter; “aŋar baḳır yulını aḳıttımız” ona bakır pınarını akıttık; “közde aḳıttı aḳın” gözünden yaş akıttı.

11 biçim · 7 eser
al isim 2

Hile, düzen, kurnazlık: “olarnıŋ alları” onların düzenleri; “taŋrı … kafirlerniŋ alını” Tanrı kâfirlerin düzenini (boşa çıkarır).

7 biçim · 15 eser
alġ 1

Tek tanıklı, büyük olasılıkla “atlġ” (adlı) yerine yazılmış biçim: “yruḳ yaşuḳ alġ tŋri” Yaruk Yaşuk adlı tanrı.

1 biçim · 1 eser
alın isim 1

Alın: “yaruḳ tut alın” alnını (yüzünü) aydınlık tut; “ḳadaşıŋa zahid alın tügdi ḳaş” zahit kardeşine alnını, kaşını çattı; “daġ baslur anıŋ birle alınları” onunla alınl…

4 biçim · 9 eser
alḳa- fiil 3

Övmek, alkışlamak, kutsamak; çoğunlukla “ög-” ile: “burḫan ögdi alḳadı” Buda övdü, kutsadı; “kişi körse ögse sini alḳayu” insanlar seni görünce övüp alkışlasa; “alkamış…

7 biçim · 4 eser
alḳıġ sıfat 4

Engin, geniş; “kėŋ alḳıġ” geniş, uçsuz bucaksız: “kiŋ alḳıġ ordu” geniş saray; “kėŋ alḳıġ kalplarta” uçsuz bucaksız çağlarda; “kėŋ alkıġ küleyü” genişçe överek; “uluġ b…

3 biçim · 3 eser
alḳın- fiil 2

Tükenmek, bitmek, yok olmak: “neçe tirse dünya tüker alḳınur” ne kadar toplanırsa toplansın dünya tükenir, biter; “aġı barım alḳınsar” mal mülk tükenirse; “kişi sözlese…

29 biçim · 15 eser
alḳınçsız sıfat 9

Tükenmez, bitmez: “alḳınçsız kögüzlüg bodisvt” tükenmez gönüllü bodhisattva (Akṣayamati); “alḳınçsız buyanlar” tükenmez sevaplar; “adruḳ adruḳ alḳınçsız körk” türlü tür…

4 biçim · 5 eser
alḳınçu isim 2

Son, bitim: “öŋ alḳınçusı teŋri yėri” biçim (âleminin) sonundaki tanrı katı (en yüksek gök); “alḳınçuḳa tegi” sonuna dek: “sizik köŋülümüz alḳınçuḳa tegi üzülzün” şüphe…

5 biçim · 3 eser
alḳu sıfat 34

Bütün, hep, her: “alḳu tınlıġlar” bütün canlılar; “alḳu nizvanılar” bütün tutkular; “alḳu işlerig bütürür” bütün işleri başarır.

13 biçim · 11 eser
alḳuġun zarf 6

Hep birlikte, topluca: “alḳuġun eligin ḳavşurup” hep birlikte ellerini kavuşturup; “ḳamaġ yalŋuḳlar alḳuġun … atın atamış kergek” bütün insanlar hep birlikte (onun) adı…

2 biçim · 4 eser
almır isim 1

İstek, arzu, susayış; “az almır” aşırı istek, susayış (on iki halkada duyumdan doğan istek): “teginmek bolmasar az almır bolmaz” duyum olmazsa istek olmaz; “az almır bo…

2 biçim · 4 eser
alŋatdur- fiil 1

Güçsüz düşürmek, yıpratmak, bitkin bırakmak: “ıtġuçı yeklerig alŋatdurġalır üçün” (musibet) gönderen kötü ruhları güçsüz düşürmek için; “ḳıyn ḳırḳın tegürür, alŋadturur…

2 biçim · 2 eser
alp sıfat 2

Yiğit, kahraman, cesur: “toŋa alp er erdi” Tonga yiğit bir erdi; “edgü alp kişig” iyi, yiğit kişiyi; “ḳaġanı alp ermiş” kağanı yiğitmiş; “alpın erdemin üçün” yiğitliği …

10 biçim · 17 eser
altı sayı 7

Altı: “altı yıl” altı yıl; “altı yüz” altı yüz; “altı ḳaçıġ” altı duyu organı; “altı paramit” altı mükemmellik; “altı ėrig sançdı” altı eri mızrakladı.

1 biçim · 15 eser
altın isim 3

Alt, aşağı; “üstün” karşıtı: “üstün teŋri, altın yalaŋuḳ” üstte tanrılar, altta insanlar; “eḍiz ‘arşta altın seraḳa tegi” yüce Arş’tan aşağıda toprağa dek; “sögüt altın…

11 biçim · 7 eser
altınç sayı 1

Altıncı: “altınç kün” altıncı gün; “altınç boşġutsuz arhant” altıncı (tür) öğrenecek bir şeyi kalmamış ermiş; “altınç köŋül” altıncı (duyu) olan gönül; “[altınçı ülüş]”…

2 biçim · 4 eser
amraḳ sıfat 1

Sevgili, sevimli, candan sevilen: “amraḳ oġlum” sevgili oğlum; “amraḳ ėçimiz” sevgili ağabeyimiz; “alḳu kişike amraḳ bolur” herkese sevimli olur; “bir ikintişke ertiŋü …

5 biçim · 8 eser
amrıl- fiil 1

Dinmek, sakinleşmek, yatışmak; çoğunlukla “öç-” ile (on iki halkalı oluş zincirinin sönüşünde): “tutyaḳ öçser amrılsar, ḳılınç öçer amrılur” tutunma söner, dinerse karm…

8 biçim · 6 eser
amru 1

Tek tanıklı, anlamı kesinleşmeyen söz: “bo muntaġ nizvanilar turḳaru amru” bu tutkular her zaman …

1 biçim · 1 eser
amtı zarf 7

Şimdi, bu anda; artık: “amtı türk yigit erken” şimdi genç iken; “amtı ökünürbiz” şimdi pişmanlık duyuyoruz; “ol amtı anıġ yoḳ” o şimdi (artık) kötü değil; “amtı şasdr y…

10 biçim · 16 eser
ança zarf 4

Öyle, o kadar, şöyle: “ança biliŋler” öylece bilin; “ança ança ükliser” o kadar o kadar çoğalsa; “ança boşġurur ermiş” şöyle öğütlermiş; “teŋri ança tėmiş” Tanrı şöyle …

5 biçim · 15 eser
ançulayu zarf 4

Öyle, aynı biçimde, bunun gibi: “ançulayu yme ḳarımaḳ iglemek” aynı biçimde yaşlanmak, hastalanmak da; “ançulayu erür meniŋ eşidmişim” şöyledir benim işittiğim; “ançula…

4 biçim · 9 eser
antada zarf 2

Ondan, o zamandan; “antada basa” ondan sonra: “antada basa üküş türlüg nom bititdiler” ondan sonra türlü türlü kitaplar yazdırdılar.

4 biçim · 5 eser
antag sıfat 12

Öyle, o türlü (Uygur metinlerinde): “antaġ küçlüg men” öyle güçlüyüm; “bolmaḳ yme antaġ erür” oluş da öyledir; “antaġ nizvanı basınçıŋa ulınıp” öyle tutku baskısına yen…

7 biçim · 10 eser
ańıg sıfat 2

Kötü; kötülük: “ol amtı ańıġ yoḳ” (orada) artık kötülük yok; “anta ańıġ kişi ança boşġurur ermiş” orada kötü kişiler şöyle öğütlermiş; “edgüli anıġlı iki törlüg” iyi ve…

3 biçim · 4 eser
ara isim 2

Ara; arasında, içinde: “siziŋ ara” aranızda; “kişi ara” insanlar arasında; “ikin ara” ikisi arasında; “ḳuvraġ arasınta” topluluk içinde; “işleriniŋ arasında” işleri ara…

13 biçim · 20 eser
arhant isim 1

Arhat, ermiş: Budist yolun sonuna varıp tutkulardan kurtulmuş, bir daha doğmayacak olan kişi: “arhant ḳutın bulur” arhatlık mertebesine erer; “şaripudrė arḫant” arhat Ś…

22 biçim · 8 eser
arı- fiil 1

Temizlenmek, arınmak: “bu er ölmeginçe arımaz kiri” bu adamın kiri ölünceye dek arınmaz; “arıġsız arır yumaḳın” kirli yıkanmakla temizlenir; “alḳu ayıġ yavız ajunları a…

11 biçim · 9 eser
arıġ sıfat 6

Temiz, arı, saf: “arıġ topraḳ” temiz toprak; “arıġ ton” temiz giysi; “ay teŋriniŋ arıġ yaruḳı” ayın temiz ışığı; “araġ turug köŋül” arı, duru gönül.

18 biçim · 16 eser
arıt- fiil 1

Arıtmak, temizlemek: “özüŋdin arıtġıl yazuḳuŋ münüŋ” günahını, kusurunu kendinden arıt; “alḳu ayıġ yavız yollarıġ artuḳraḳ uz arıtdaçı” bütün kötü yolları iyice arıtan;…

22 biçim · 8 eser
arıtı zarf 1

Büsbütün, tamamen; olumsuzla hiç, asla: “arhant kutıntın arıtı taymaz” arhatlıktan asla düşmez; “taymaḳ tüşmekke arıtı korkmaz” düşmekten hiç korkmaz; “buluŋ yıŋaḳ arıt…

1 biçim · 3 eser
arḳa isim 2

Arka, sırt: “uzun saçın kėdin arḳasınta ıtıp” uzun saçını arkasına atıp; “ḳarluḳ … arḳasin sıyu urtı” Karlukların arkasını kırıp vurdu; “kirü arḳalarında attılar” arkal…

18 biçim · 9 eser
arḳun isim 1

Bir at cinsi, melez at: “kewel tazı büktel taġı arḳunı” soylu atlar, tazı atları, büktel ve arḳun atları.

2 biçim · 3 eser
art- fiil 1

Artmak, çoğalmak: “ḳutı künde arttı” kutu günden güne arttı; “iliŋ arta barġay” ilin artıp gidecek; “künde arta turur bu bida‘” bu bidat günden güne artıyor; “artmaz bu…

11 biçim · 6 eser
arta- fiil 1

Bozulmak, çürümek, yozlaşmak: “ed tavar kentü artayur buzulur” mal mülk kendi kendine bozulur, çürür; “yaġuşsa artar öz” (arzu) yaklaşınca öz bozulur; “bu ortu buzulġa,…

21 biçim · 12 eser
artuḳ sıfat 6

Fazla, çok, aşırı: “üküş sözde artuḳ asıġ körmedim” çok sözde fazla yarar görmedim; “artuḳ emgek” fazla sıkıntı; “arduḳraḳ kėŋ” daha geniş.

9 biçim · 14 eser
arvış isim 6

Büyü, efsun; koruyucu kutsal söz (darani): “darni arvış” darani ve efsun; “alḳu türlüg arvısların kesdeçi” her türlü büyülerini kesen; “ḳılmış arvısın kesermn” yaptığı …

9 biçim · 4 eser
asıġ isim 7

Yarar, fayda, kazanç; “asıġ tusu” yarar ve fayda: “nomḳa ulaġ sapaġ asaġ tusu ḳılmış bolalım” öğretiye sürekli yarar sağlamış olalım; “tınlıġlarḳa asıġ tusu ḳılmaḳı” ca…

31 biçim · 13 eser
asıġlıġ sıfat 1

Yararlı, faydalı: “asıġlıġ tusuluġ ḳılġu üçün” yararlı ve faydalı kılmak için; “asıġlıġ ḳul erse oġulda yaḳın” yararlı köle oğuldan yakındır; “ne neŋ bar bilig teg asıġ…

5 biçim · 7 eser
asıl- fiil 7

Artmak, çoğalmak, eklenmek: “ḳazġançı ükliyür asılur” kazancı çoğalır, artar; “ev barḳ asılġay” ev bark (mal) artacak; “ḳutı ḳıwı körki meŋizi asılur ükliyür” kutu, mut…

5 biçim · 4 eser
asuri isim 1

Asura: tanrılarla savaşan güçlü yarı tanrı varlıklar (Sanskritçe asura): “tŋriler yekler lular kntrler asurlar” tanrılar, iblisler, ejderler, gandharvalar, asuralar; “a…

7 biçim · 5 eser
aş isim 3

Yemek, aş, yiyecek: “aş içgü” yiyecek içecek; “yėgü aş” yiyecek; “biligligke bilgi tükel ton aş ol” bilgili için bilgi hem giysi hem yemektir; “yigüm arpa aş” yemeğim a…

16 biçim · 13 eser
aşlıḳ isim 1

Tahıl, erzak: “ḳışlıḳ aşlıḳ ḳaznaḳları” kışlık erzak ambarları; “aşlıḳ tarıġ anın üner” tahıl, ekin onunla biter.

2 biçim · 3 eser
aşnu zarf 2

Önce, ilk önce: “ayıttı ilig aşnu oḍġurmışıġ” hükümdar önce Odgurmış’a sordu; “munda aşnu” bundan önce; “aşnu aġu bolmış üçün” önce zehir olduğu için; “ḳamuġ aşnuda sen…

6 biçim · 6 eser
aşnuḳı sıfat 2

Önceki, eski: “aşnuḳı ajunta ḳılmış öz ḳılınçım” önceki hayatta yaptığım kendi işim; “aşnuḳılarnıŋ bitimiş sörçekleri” öncekilerin yazdığı masallar; “aşnuḳına öŋi bu sa…

3 biçim · 8 eser
at isim 6

Ad, isim; san, ün: “bayat atı birle sözüg başladım” söze Tanrı’nın adıyla başladım; “eḍgü atın kör alḳış bulur” iyi adıyla hayır dua bulur; “özüŋ meŋü ermez, atıŋ meŋü …

42 biçim · 21 eser
atan- fiil 5

Adlandırılmak, … diye anılmak: “bodistv atanur” bodhisattva diye anılır; “ün ėşitgüçi tėp atantı” ‘sesi işiten’ diye adlandırıldı; “fasiḳ atanma” fasık diye anılma; “kö…

9 biçim · 7 eser
atlıg sıfat 27

Adlı, … adında: “ay toldı atlıġ er” Aytoldı adlı bir er; “aşoḳ atlıġ sögüt” Aşoka adlı ağaç; “bėş türlüg anantiras atlıġ aġar tsuy” anantiras denen beş ağır günah; “sum…

17 biçim · 19 eser
atlıḳ sıfat 1

Atlı, at sahibi: “yılḳıḳa atlıḳ kişike” hayvana ve atlı kişiye.

1 biçim · 1 eser
avant isim 1

Sebep, vesile, koşul; çoğunlukla “avant tıltaġ” ikilemesiyle: “yol yorıġuluḳ avantı tıltaġı” yolda yürümenin sebebi; “bu montaġ avant tıltaġ uġurınta” böyle sebep ve ko…

7 biçim · 3 eser
aviş özel ad 1

Avīci: en derin, en korkunç cehennem; “aviş tamu”: “üstün akaniştabawan, altın aviş tamu” yukarıda Akanişta göğü, aşağıda Aviş cehennemi; “avış tamu otı taşġaru ünüp” A…

4 biçim · 6 eser
ay- fiil 2

Söylemek, demek: “ayġıl tidi” söyle dedi; “yanut birdi ögdülmiş aydı” Ögdülmiş cevap verip dedi; “köŋül sırrı berk tut sen ayma tilin” gönül sırrını sıkı tut, dille söy…

69 biçim · 16 eser
ay isim 13

Gökteki ay: “yaġız yir yaşıl kök kün ay birle tün” yağız yer, yeşil gök, güneş, ay ve gece; “kün ay teŋri” Güneş ve Ay tanrısı; “kün ai yaruḳın tıda” güneşin ve ayın ış…

25 biçim · 21 eser
aya- fiil 4

Saymak, saygı göstermek, ağırlamak; çoğunlukla “aġırla-” ile ikileme: “ayayu aġırlayu yükünür men” saygıyla, hürmetle eğilirim; “ayayu aġırlayu tutmış kergek” saygı ve …

15 biçim · 8 eser
ayıġ sıfat 18

Kötü, fena: “ayıġ ḳılınç” kötü iş, günah; “ayıġ yavız yol” kötü ve aşağı (yeniden doğuş) yolları; “ayıġ saḳınġuçılar” kötülük düşünenler; “ayıg ıraḳ yolta emgenü kelmiş…

13 biçim · 10 eser
ayıġla- fiil 2

Kötülemek, yermek, hor görmek: “eşidip kirtgünmetin ayıġlasar” işitip inanmayarak kötülerse; “kişilerke ayıglayu sözledimiz” insanlara kötüleyerek konuştuk; “ayıġlap yo…

5 biçim · 3 eser
ayıt- fiil 5

Sormak: “ayıttı bu ḫacib sözin yetrürek” hacip sözünü sürdürerek sordu; “bilirke ayıt tüş, ayıtma kiçe” rüyayı bilene sor, gece sorma; “ayıtma maŋa” bana sorma; “ayıtma…

41 biçim · 11 eser
az sıfat 17

Az, küçük miktarda; az sayıda: “üküş sözleme, söz birer sözle az” çok konuşma, sözü birer birer, az söyle; “az bodun yaġı boltı” az halk düşman oldu; “az bodunuġ üküş k…

12 biçim · 17 eser
azu bağlaç 15

Veya, ya da; “azu … azu” ya … ya: “braman oḳusınta erser azu ... ksatirik oġusınta erser” brahman soyundan olsa ya da kşatriya soyundan olsa; “anıŋ oḳşaġı yoḳ azu meŋze…

3 biçim · 13 eser
ba- fiil 3

Bağlamak: “kuzgunug ıgaçka bamiş” kuzgunu ağaca bağlamış; “katıgtı ba, edgüti ba” sıkıca bağla, iyice bağla; “atıġ ıḳa bayur ertimiz” atları ağaçlara bağlardık; “baġ üz…

21 biçim · 14 eser
badira özel ad 1

Bir bodisatva adı: “yükünürbiz badira atlġ nizvanısız bodistvt ḳutıŋa” Badira adlı tutkusuz bodisatvanın kutsallığına eğiliriz.

1 biçim · 1 eser