İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Derlem sözlüğü · eser sözlüğü

Kalyanamkara Papamkara sözlüğü

286 madde başı; sıklıklar ve bağlamlar yalnız bu eserden.

Tanımlar hakkında. Tanımlar başka bir sözlükten alınmamıştır: her madde için derlemdeki bağlamlar okunarak özgün olarak yazılmıştır (yazar: Claude, yapay zekâ; editör denetimi sürüyor). Şimdiye dek 2.552 maddenin tanımı yazıldı. Madde başları çekim eklerinden arındırılmış biçimlerdir; çekimli biçimler madde sayfasında ayrıca listelenir.

18 madde · “e” harfi (ḳ/q k ile, ġ g ile, ḍ d ile, ė e ile birlikte)

eḍgü sıfat 4

İyi, güzel, hayırlı; nitelikçe üstün: “edgü bilge kişig edgü alp kişig yorıtmaz ermiş” iyi bilge kişiyi, iyi yiğit kişiyi (iş başına) getirmezmiş; “eḍgü sawıġ tilengil”…

55 biçim · 21 eser
egid- fiil 2

Beslemek, yetiştirmek: “etin ḳanın satar anın öz egidür” etini, kanını satar, bununla kendini besler; “ḳoy yılḳı egidser yılıŋa aşılur bay bolur” koyun, hayvan yetiştir…

2 biçim · 1 eser
egrikşel- fiil 1

Girdap yapmak, burgaçlanmak: “suv egrikşelür ur-suḳuşur” su girdap yapar, çarpışır.

1 biçim · 1 eser
emge- fiil 1

Acı çekmek, sıkıntı çekmek; zahmet çekmek, emek vermek: “tilin emgemiş er negü tir eşit” dili yüzünden acı çekmiş adam ne der dinle; “beg emgep il itse boḍun şük bayur”…

10 biçim · 4 eser
emgek isim 2

Acı, ıstırap, sıkıntı: “sini ḳoldı tün kün bu emgek bile” gece gündüz bu sıkıntıyla seni diledi; “yıl ay tutġunı boldum emgek bile” yıllarca sıkıntıyla tutsak oldum; “b…

34 biçim · 17 eser
emgeklig sıfat 2

Acılı, ıstıraplı, sıkıntı çeken: “emgeklig yüzin iye taya badari braman inçe tėp tėdi” Brahman Bādari acılı yüzünü eğip şöyle dedi; “muntaġ emgeklig yolda tüşmiş tururl…

9 biçim · 9 eser
emgen- fiil 1

Acı çekmek, sıkıntıya katlanmak; çile çekmek: “altı yıl tapavan berkte duşkaraçar emgek emgenmişin” altı yıl çile ormanında ağır çile çekmiş olarak; “ertiŋü emgek emgen…

13 biçim · 8 eser
eŋir- fiil 3

Eğirmek, bükmek; sarmak, dolamak: “yuŋ eŋirer kentir eŋirer” yün eğirir, kenevir eğirir; “içtin sıŋarḳı eŋrüg tınlġlarıġ eŋirdeçi erür” iç bağlarla canlıları saran (bağ…

2 biçim · 2 eser
er isim 1

Er, erkek; adam, kişi: “bilig bilse ötrü yırar erde ig” (insan) bilgi bilirse hastalık ondan uzaklaşır; “ögü bilmez erke ögüt ögretür” akıl bilmeyene öğüt öğretir; “ḳuş…

14 biçim · 21 eser
er- fiil 11

Olmak, var olmak; bulunmak: “ne ersedin ermez seniŋ birlikiŋ” senin birliğin hiçbir şeyden değildir; “öz yaş kentü ürlüksüz meŋüsüz erür” ömür kendiliğinden kalıcı deği…

121 biçim · 26 eser
erdini isim 1

Mücevher, değerli taş: “altun kümüş erdni monçuḳ satıġsız erdniler tilegeli” altın, gümüş, mücevher, inci, paha biçilmez değerli taşlar aramak için; “arıġ süzük yruġ ya…

24 biçim · 11 eser
erinç edat 2

Herhalde, muhakkak, belki (tahmin ve kesinlik bildirir): “bilge ermiş erinç alp ermiş erinç” (kağanlar) bilgeymiş herhalde, yiğitmiş herhalde; “teŋri ança tėmiş erinç” …

2 biçim · 10 eser
ertiŋü zarf 2

Pek, çok, son derece: “ertiŋü üküş edgü ḳılınç ḳazġanç ḳazġanur” pek çok iyi iş, sevap kazanır; “ertiŋü uluġ törün alı bertim” çok büyük törenle alıp verdim; “ed tavar …

5 biçim · 10 eser
eşit- fiil 3

İşitmek, duymak: “ol sabıġ ėşidip tün udısıḳım kelmedi” o sözü işitince gece uykum gelmedi; “anı eşidip virutaḳ ėlig beg … yarlıg yarlıḳadı” bunu işitince kral Virūḍhak…

123 biçim · 21 eser
et isim 1

Et: “kişi ḳılḳı kirtüç etiŋni yigey” insanların huyu gerçekten etini yiyecek (seni çekiştirecek); “teŋizni yėse sizler andın yaş et” denizden taze et yiyesiniz diye; “e…

13 biçim · 8 eser
ėkinti sayı 1

İkinci; ikinci olarak: “ėkinti süŋüş eŋ ilki ay altı yaŋıḳa” ikinci savaş, ilk ayın altısında; “ekinti ḳoşulgaḳda ediz birle süŋüşdümiz” ikinci olarak Koşulgak’ta Edizl…

7 biçim · 10 eser
ėl isim 2

İl, devlet, ülke; siyasi birlik ve halkı: “eçim ḳaġan ėli ḳamşaġ boltuḳınta” amcam kağanın ili sarsıldığında; “teŋride bolmış ėl ėtmiş bilge ḳaġan” gökte doğmuş, ili dü…

51 biçim · 20 eser
ėllig sıfat 3

İli (devleti) olan: “ėllig bodun ertim ėlim amtı ḳanı” ili olan bir halktım, ilim şimdi nerede; “ėlligig ėlsiretdimiz” ili olanları ilsiz bıraktık; “kaşmir ėllig vaybaş…

6 biçim · 4 eser