Çadır: “yaġutġan olar üze öz çadırları içre” (örtülerini) çadırları içinde üzerlerine yaklaştırsınlar.
Kur’an Tercümesi Rylands Nüshası sözlüğü
2.572 madde başı; sıklıklar ve bağlamlar yalnız bu eserden.
26 madde · “ç” harfi (ḳ/q k ile, ġ g ile, ḍ d ile, ė e ile birlikte)
(Göz için) mavi-gri, çakır: “ol kün çaḳır közlügler” o gün (günahkârları) gözleri gövermiş olarak (toplarız).
Bağırmak, sesini yükseltmek: “ḳıġırmaŋ çaḳırmaŋ aŋa sözledükde” onunla konuşurken bağırıp çağırmayın.
Yere çalmak, fırlatıp vurmak: “tutup çaldı yirke aġır ig kelip” ağır hastalık gelip onu tutup yere çaldı; “ıtım tutup ḳodı çaldı” … tutup aşağı çaldı; “iḍisin çalar yir…
Çirkin, utanç verici, hayâsızca (iş): “yıġar çalpaḳ işdin yawuz işdin” (Tanrı) çirkin işten ve kötü işten men eder.
Ün, şöhret, nam; çoğu kez “kü çaw” ikilemesiyle: “atı eḍgü bolsa kü çaw bolġu teg” adı iyi olursa ünü, şöhreti olur; “kü çaw at tilese tuz etmek yitür” ün ve ad dilerse…
Çiçek: “tü tü çeçek çergeşür” türlü türlü çiçek sıralanır; “teŋridem hua çeçekler yüzken yaġmur osuglug yaġıdtılar” tanrısal çiçekleri yağmur gibi yağdırdılar; “kim çıḳ…
(Kur’an çevirisinde, Farsça) dört altıda bir, yani üçte iki (miras payı): “eger bolsalar ikegü ol ikike iki iki çehar-daŋ andın kim ḳoḍtı” eğer (kız kardeşler) iki kişi…
Çekirge: “ıḍtımız olar üze aḳar suwnı çekürgeni yaḍaġ çekürge hem baḳalar hem ḳannı” onların üzerine tufanı, çekirgeyi, yaya çekirgeyi (haşereyi), kurbağaları ve kanı g…
Kandil, lamba, ışık kaynağı (Kur’an çevirisinde peygamber ve kitap için): “ündegüçi taŋrıḳa anıŋ yarlıġı birle hem çeraġ yaruḳ yıldraġan” Tanrı’ya, onun izniyle çağıran…
Yoksul, fakir; yoksul kişi: “bilig baylıḳ ol bir çıġay bolġusuz” bilgi, yoksullaşmayan bir zenginliktir; “ḳamuġ eḍgü isiz çıġay baylıḳım” iyi kötü, yoksulluğum zenginli…
Yoksulluk: “ol erke çıġaylıḳ yolını açar” o kişiye yoksulluk yolunu açar; “bor içse açıldı çıġaylıḳ yolı” şarap içerse yoksulluk yolu açılır; “çıġaylıḳ yarınlıḳ azuḳ yo…
Çıkmak, dışarı çıkmak; bir yerden ayrılmak: “kirü hem çıḳa bilse oldruġ turuġ” oturup kalkmayı, girip çıkmayı bilse; “iligke kirli hem çıḳa türçidi” hükümdarın yanına g…
Çıkarmak, dışarı çıkarmak; bir yerden sürmek: “iḍimiz çıḳarġıl bizni bu uluşdın” Rabbimiz, bizi bu ülkeden çıkar; “tileyürler kim çıḳarsalar sizni yeriŋizdin” sizi yurd…
Çıkarılmak, sürülmek; (ölüler) diriltilip çıkarılmak: “anlar kim çıḳarıldılar saraylarındın hem tawarlarındın” yurtlarından ve mallarından çıkarılanlar; “eger çıḳarılsa…
Çığlık, feryat: “utru keldi uraġut çıḳrıḳ birle urdı yüzini” kadın çığlık atarak karşıya geldi, yüzüne vurdu.
Gerçek, doğru; gerçek olan: “tüzülse tadu çın tiriglik bolur” (bu dört unsur) düzenlenirse gerçek hayat olur; “eger çın erse sizler” eğer doğru söyleyenlerdenseniz; “il…
Doğrulamak, gerçekliğini onaylamak; Kur’an çevirisinde “çınġarıġlı” önceki kitabı doğrulayan: “ıḍtımız saŋa bitigni sezasınça çınġarıġlı ol kim anda öŋdin” sana kitabı …
Doğruluk, gerçeklik: “uluġ ḫacib artuḳ bütün çın kerek / bu çınlıḳ bile keḍ bütün din kerek” büyük hacip çok güvenilir, doğru olmalı; bu doğrulukla birlikte dini de sağ…
(Kur’an çevirisinde, Arapça laqad karşılığı) gerçekten, andolsun, şüphesiz: “çın-oḳ keçti sizde öŋdin yollar” sizden önce nice olaylar gelip geçti; “çın-oḳ törüttimiz t…
Çekişmeci, kavgacı, tartışmayı seven: “törütti kişilerni uça suwındın kim ol ol çoġıçı üstelgen belgülüg” insanı bir damla sudan yarattı, o ise apaçık bir çekişmeci, (s…
Pişip kavrulmak, yanıp kızarmak (?) (Kur’an çevirisinde): “kim çovlansa terileri tegşürgey-miz olarḳa teriler anda aḍın” derileri pişip yandıkça onlara başka deriler de…
Diz çökmek: “hazır ḳılur-miz olarnı tamuġ yöresiŋe çöküp” onları cehennemin çevresinde diz çökmüş olarak hazır ederiz; “körgey sen ḳamuġ ümmetni çökügli” her ümmeti diz…
Paçavra, eski bez parçası: “ey ḳaşḳi men ölsem munda burun bolsam hayz çöpreki unutulmış” keşke bundan önce ölseydim de unutulmuş bir aybaşı bezi olsaydım.
Çoban (Kur’an çevirisinde): “içürmez-miz yandurmaġınça çupanlar” çobanlar (hayvanlarını) sudan çekinceye dek biz sulamayız.
Kıl, (özellikle keçi) kılı: “ḳoy yüŋlerindin tewe yüŋlerindin çübürlerindin orun töşekler” koyun yünlerinden, deve yünlerinden ve kıllarından yaygılar, döşekler.