Büyücü, sihirbaz: “keldiler cadular firʿavnḳa” büyücüler Firavun’a geldiler; “bütünlükin bu cadu erür bilgen” gerçekten bu bilgili bir büyücüdür; “kemşildiler cadular s…
Kur’an Tercümesi Rylands Nüshası sözlüğü
2.572 madde başı; sıklıklar ve bağlamlar yalnız bu eserden.
19 madde · “c” harfi (ḳ/q k ile, ġ g ile, ḍ d ile, ė e ile birlikte)
Büyücülük, sihir yapma: “ḳaçan kim kemiştiler erse caduluḳ ḳıldılar boḍun közleriŋe” (değneklerini) attıklarında halkın gözlerine büyü yaptılar; “ol kim ögretti sizke c…
Bilgisiz, cahil: “bu cahil biligsiz bahasız bişi” bu bilgisiz cahil değersiz bir nesnedir; “biliglig tişi er cahil er tişi” bilgili kadın erkektir, bilgisiz erkek kadın…
İslam öncesi bilgisizlik çağı, onun töresi ve hükmü: “Cahiliyyet mü tileyürler kim ol körklügrek taŋrıdın hükm ḳılġandı” cahiliye (hükmünü) mü istiyorlar, oysa hüküm ve…
Can, ruh, hayat: “yuluġ ḳıldı malı teni canını” malını, bedenini, canını feda etti; “aḳı ol yuluġ ḳılsa canın tenin” cömert, canını ve bedenini feda edendir; “siziksiz …
Ebedî, sonsuza dek kalıcı; (Kur’an çevirisinde hep yüklem olarak) orada ebediyen kalan: “aḳar altınıda arıḳlar cavidaneler anıŋ içinde” altından ırmaklar akan (cennetle…
Ebedîlik, ölümsüzlük: “yolçılayın mu sėni cavidanelıḳ yiġaçı üze” seni ölümsüzlük ağacına yönelteyim mi; “olarḳa anıŋ içinde cavidanelıḳ saray” onlar için orada ebedîli…
Cebrail, vahiy meleği; Kur’an çevirisinde “cebreʾil üni” kıyamet günündeki korkunç çığlık, sayha: “ermez meger Cebreʿil üni bir yolı ançada olar öçmiş erdiler” yalnızca…
Anlamı kesinleşmeyen söz; Kur’an çevirisinde (Sâd 44) Eyüp’e verilen buyrukta geçer: “alġıl elgiŋ birle bir baġ cefan urġıl anıŋ birle” eline bir demet … al, onunla vur…
Dünya, âlem; Kur’an çevirisinde “ol cehan” öteki dünya, ahiret: “ḳorḳḳa ol cehandın hem umar iḍisi rahmetini” ahiretten korkar ve Rabbinin rahmetini umar; “bitmezler ol…
Çaba, uğraş; “cehd ḳıl-” çaba göstermek, (Tanrı yolunda) cihat etmek: “cehd ḳılurlar taŋrı yolı içinde ḳorḳmazlar melamet ḳılıġlı” Tanrı yolunda cihat ederler, kınayanı…
Topluluk, bir araya gelmiş kalabalık, ordu: “fürḳan küninde iki cemʿ ḳarışmışı künde” furkan gününde, iki topluluğun karşılaştığı günde.
Cevap, karşılık söz: “söz uḳġan kerek bolsa hazır cevab” söz anlayan, hazırcevap olmalı; “cevab birse sözke yanut ḳılsa söz” söze cevap verse, karşılık söylese; “cevab …
Karşılık, mükâfat ya da ceza; “ceza bėr-” karşılığını vermek, ödüllendirmek: “taŋrı az ʿamelḳa üküş ceza bėrgen” Tanrı az amele çok karşılık verendir; “ceza bėrür üçün …
Güzellik, yüz güzelliği: “ay dünya cemali uluġluḳḳa körk” ey dünyanın güzelliği, büyüklüğe süs olan; “aḳılıḳ şėrėf cah cėmal arturur” cömertlik şerefi, itibarı, güzelli…
Yahudi; “cuhud bol-” Yahudi olmak, Yahudiliği seçmek: “anlardın kim cuhud boldılar aḍnaturlar sözlerni orunlarındın” Yahudi olanlardan kimileri sözleri yerlerinden deği…
Eş, karı ya da koca: “eger uraġut ḳorḳsa cüftindin köŋül aġrıġıŋa” kadın kocasının kırgınlığından korkarsa; “ḳıldı sizlerke cüftleriŋizdin oġlanlar” size eşlerinizden o…
Evlendirmek, eş olarak vermek: “Zeyd andın hacetini … cüftlendürdümiz saŋa anı” Zeyd ondan ilişiğini kesince onu seninle evlendirdik; “mundaġuḳ cüftlendürġay-miz ḳara k…
Cünüp, gusül abdesti gerektiren durumda olan: “eger bolsa sizler cünüb arınıŋlar” cünüpseniz arının; “yoḳ cünübḳa meger yol keçigliler yunġınçaḳa tegi” cünüp olana da, …