İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Derlem sözlüğü · eser sözlüğü

Kur’an Tercümesi Rylands Nüshası sözlüğü

2.572 madde başı; sıklıklar ve bağlamlar yalnız bu eserden.

Tanımlar hakkında. Tanımlar başka bir sözlükten alınmamıştır: her madde için derlemdeki bağlamlar okunarak özgün olarak yazılmıştır (yazar: Claude, yapay zekâ; editör denetimi sürüyor). Şimdiye dek 2.552 maddenin tanımı yazıldı. Madde başları çekim eklerinden arındırılmış biçimlerdir; çekimli biçimler madde sayfasında ayrıca listelenir.

19 madde · “c” harfi (ḳ/q k ile, ġ g ile, ḍ d ile, ė e ile birlikte)

cadu isim 14

Büyücü, sihirbaz: “keldiler cadular firʿavnḳa” büyücüler Firavun’a geldiler; “bütünlükin bu cadu erür bilgen” gerçekten bu bilgili bir büyücüdür; “kemşildiler cadular s…

4 biçim · 1 eser
caduluḳ isim 6

Büyücülük, sihir yapma: “ḳaçan kim kemiştiler erse caduluḳ ḳıldılar boḍun közleriŋe” (değneklerini) attıklarında halkın gözlerine büyü yaptılar; “ol kim ögretti sizke c…

2 biçim · 1 eser
cahil sıfat 1

Bilgisiz, cahil: “bu cahil biligsiz bahasız bişi” bu bilgisiz cahil değersiz bir nesnedir; “biliglig tişi er cahil er tişi” bilgili kadın erkektir, bilgisiz erkek kadın…

2 biçim · 2 eser
cahiliyyet isim 1

İslam öncesi bilgisizlik çağı, onun töresi ve hükmü: “Cahiliyyet mü tileyürler kim ol körklügrek taŋrıdın hükm ḳılġandı” cahiliye (hükmünü) mü istiyorlar, oysa hüküm ve…

1 biçim · 1 eser
can isim 7

Can, ruh, hayat: “yuluġ ḳıldı malı teni canını” malını, bedenini, canını feda etti; “aḳı ol yuluġ ḳılsa canın tenin” cömert, canını ve bedenini feda edendir; “siziksiz …

19 biçim · 3 eser
cavidane sıfat 25

Ebedî, sonsuza dek kalıcı; (Kur’an çevirisinde hep yüklem olarak) orada ebediyen kalan: “aḳar altınıda arıḳlar cavidaneler anıŋ içinde” altından ırmaklar akan (cennetle…

2 biçim · 1 eser

Ebedîlik, ölümsüzlük: “yolçılayın mu sėni cavidanelıḳ yiġaçı üze” seni ölümsüzlük ağacına yönelteyim mi; “olarḳa anıŋ içinde cavidanelıḳ saray” onlar için orada ebedîli…

1 biçim · 1 eser
cebre’il özel ad 6

Cebrail, vahiy meleği; Kur’an çevirisinde “cebreʾil üni” kıyamet günündeki korkunç çığlık, sayha: “ermez meger Cebreʿil üni bir yolı ançada olar öçmiş erdiler” yalnızca…

3 biçim · 1 eser
cefan 1

Anlamı kesinleşmeyen söz; Kur’an çevirisinde (Sâd 44) Eyüp’e verilen buyrukta geçer: “alġıl elgiŋ birle bir baġ cefan urġıl anıŋ birle” eline bir demet … al, onunla vur…

1 biçim · 1 eser
cehan isim 3

Dünya, âlem; Kur’an çevirisinde “ol cehan” öteki dünya, ahiret: “ḳorḳḳa ol cehandın hem umar iḍisi rahmetini” ahiretten korkar ve Rabbinin rahmetini umar; “bitmezler ol…

3 biçim · 1 eser
cehd isim 1

Çaba, uğraş; “cehd ḳıl-” çaba göstermek, (Tanrı yolunda) cihat etmek: “cehd ḳılurlar taŋrı yolı içinde ḳorḳmazlar melamet ḳılıġlı” Tanrı yolunda cihat ederler, kınayanı…

1 biçim · 1 eser
cem‘ isim 2

Topluluk, bir araya gelmiş kalabalık, ordu: “fürḳan küninde iki cemʿ ḳarışmışı künde” furkan gününde, iki topluluğun karşılaştığı günde.

1 biçim · 1 eser
cevab isim 1

Cevap, karşılık söz: “söz uḳġan kerek bolsa hazır cevab” söz anlayan, hazırcevap olmalı; “cevab birse sözke yanut ḳılsa söz” söze cevap verse, karşılık söylese; “cevab …

7 biçim · 3 eser
ceza isim 9

Karşılık, mükâfat ya da ceza; “ceza bėr-” karşılığını vermek, ödüllendirmek: “taŋrı az ʿamelḳa üküş ceza bėrgen” Tanrı az amele çok karşılık verendir; “ceza bėrür üçün …

2 biçim · 1 eser
cėmal isim 1

Güzellik, yüz güzelliği: “ay dünya cemali uluġluḳḳa körk” ey dünyanın güzelliği, büyüklüğe süs olan; “aḳılıḳ şėrėf cah cėmal arturur” cömertlik şerefi, itibarı, güzelli…

3 biçim · 3 eser
cuhud isim 9

Yahudi; “cuhud bol-” Yahudi olmak, Yahudiliği seçmek: “anlardın kim cuhud boldılar aḍnaturlar sözlerni orunlarındın” Yahudi olanlardan kimileri sözleri yerlerinden deği…

3 biçim · 1 eser
cüft isim 33

Eş, karı ya da koca: “eger uraġut ḳorḳsa cüftindin köŋül aġrıġıŋa” kadın kocasının kırgınlığından korkarsa; “ḳıldı sizlerke cüftleriŋizdin oġlanlar” size eşlerinizden o…

19 biçim · 1 eser
cüftlendür- fiil 2

Evlendirmek, eş olarak vermek: “Zeyd andın hacetini … cüftlendürdümiz saŋa anı” Zeyd ondan ilişiğini kesince onu seninle evlendirdik; “mundaġuḳ cüftlendürġay-miz ḳara k…

2 biçim · 1 eser
cünüb sıfat 2

Cünüp, gusül abdesti gerektiren durumda olan: “eger bolsa sizler cünüb arınıŋlar” cünüpseniz arının; “yoḳ cünübḳa meger yol keçigliler yunġınçaḳa tegi” cünüp olana da, …

2 biçim · 1 eser