Anlamı kesinleşmeyen söz (Kur’an çevirisi, Duhan 57, faḍlan ‘lütuf olarak’ karşılığında): “fa seniŋ iḍiŋdin ol ol ḳurtulmaḳ uluġ” (bu) Rabbinden bir lütuftur, işte büyü…
Kur’an Tercümesi Rylands Nüshası sözlüğü
2.572 madde başı; sıklıklar ve bağlamlar yalnız bu eserden.
21 madde · “f” harfi (ḳ/q k ile, ġ g ile, ḍ d ile, ė e ile birlikte)
Fal, uğur ya da uğursuzluk işareti: “ḳupa körklügüg kör ḳılın özke fal” güzel yüzlüyü kendine uğur say; “ikigün ajunluḳ aya eḍgü fal” ey iki dünyalık iyi uğur; “eger te…
Boş, kaygısız, rahat: “boldı musa anasınıŋ köŋli fariġ” Musa’nın annesinin gönlü (her şeyden) boş kaldı; “tilekçe tiril inç fariġ ḳaḍġusuz” dilediğin gibi huzurlu, raha…
Farz, dinî yükümlülük; “fariza ḳıl-” farz kılmak: “namaz erür müʾminler üze fariza vaḳtlıġ” namaz müminlere vakitleri belli bir farzdır; “yoḳ peyġamber üze emgek … anıŋ…
Fasık, yoldan çıkmış, günahkâr: “aḍırġıl biziŋ ara fasıḳ boḍunlar ara” bizimle yoldan çıkmış topluluk arasını ayır; “bu ögür olar fasıḳlar” bunlar fasıklardır; “taŋrı k…
Mevsim: “YARUḲ YAZ FASLIN … AYUR” aydınlık bahar mevsimini anlatır; “taḳı bir tüş ol kör bu yıl faslıŋa” bir de yılın mevsimine bak.
Lütuf, ihsan, bağış (özellikle Tanrı’nın): “bu barça iḍim fazlı erdi ḳamuġ” bunların hepsi Rabbimin lütfuydu; “bayat fazlı erdi sini bulmışım” seni bulmam Tanrı’nın lüt…
Felek, gök katı; yörünge: “yiti ḳat felekni yatur yamça tut” yedi kat göğü … tut; “tün kündüzni ozruġlı ḳamuġ felek içinde ėwe tezginürler” (güneş ve ay) geceyi gündüzü…
(Kur’an çevirisinde) edep yeri, namus: “ferclerini küḍezgen erenler ferclerini küḍezgen tişiler” namuslarını koruyan erkekler, namuslarını koruyan kadınlar.
Melek: “ferişte bitir ḳul negü ḳılmışın” melek, kulun ne yaptığını yazar; “firişte yüzi teg yarudı ajun” dünya melek yüzü gibi aydınlandı; “bu ġaflet yoḳ erse … firişte…
(Kur’an çevirisinde) buyruk, emir: “boyun suŋlar … ferman iḍisiŋe sizdin” sizden olan emir sahiplerine itaat edin; “bütünlükin ferman anıŋ ḳamuġı taŋrıḳa” emrin hepsi T…
(Kur’an çevirisinde) emretmek, buyurmak: “baḫillık ḳılurlar fermanlayurlar boḍunḳa baḫillıḳın” cimrilik ederler, insanlara cimriliği emrederler; “fermanlayurlar eḍgülük…
(Kur’an çevirisinde) emrolunmak, buyrulmak: “men fermanlandım kim tapunsa men taŋrıḳa” Tanrı’ya ibadet etmekle emrolundum; “fermanlandım boyun susa men ʿalemluġlar iḍis…
Feryat, yardım çağrısı; “feryad tile-” yardım dilemek, “feryad ḳıl-” feryat etmek: “ançada feryad tilediŋiz iḍiŋizdin” o zaman Rabbinizden yardım istediniz; “feryad til…
Fesat, bozgunculuk, kargaşa: “fesad ḳayda bolsa ḳaçar ḳut teze” nerede fesat olursa kut kaçar; “fesad birle devlet turumaz ḳaçar” fesatla devlet duramaz, kaçar; “fesadd…
Fısk, günah, dinden sapma: “fesad fisk iḍisi atandı eren” erler fesat ve fısk sahibi diye anıldı; “fesad fisḳ üni kör uḍıtmaz kiçe” fesat ve fısk sesi gece uyutmaz; “nė…
Firavun: “ıḍtımız … musanı belgülerimiz birle firʿavn tapa” Musa’yı mucizelerimizle Firavun’a gönderdik; “aydı firʿavn: büttüŋüz mü aŋar” Firavun dedi: ona inandınız mı…
Fitne, karışıklık, baştan çıkarma: “ḳorḳsa sizler kim fitne ḳılsa sizke anlar kim tandılar” kâfirlerin size fitne çıkarmasından korkarsanız; “saḳınġıl olardın kim fitne…
(Kur’an çevirisinde) hakkı batıldan ayıran; “fürḳan küni” ayrım günü (Bedir): “ḳulumız üze fürḳan küninde iki cemʿ ḳarışmışı künde” kulumuza ayrım gününde, iki topluluğ…
Alay, eğlence konusu; “füsus tut-” alaya almak: “taŋrınıŋ ayetlerini tanlur aŋa füsus tutlur” Tanrı’nın ayetleri inkâr edilir, alaya alınır; “ḳaçan körseler bir nişan f…
Alay etmek, dudak bükmek: “anlar kim füsuslanurlar boyun suġanlarnı müʾminlerdin” müminlerden gönüllü olarak (sadaka verenleri) alaya alanlar; “kendü taŋlar sen olar fü…